"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kuran hükümlerinin tarihselliği ve evrenselliği

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski07-11-07, 15:23  #1
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,059
Kuran hükümlerinin tarihselliği ve evrenselliği



Kuranın hükümleri konusunda üç görüş var

1.Görüş: Kuranı kerim hem lafzıyla hem de anlamıyla insanlık için her alanda her konuyu açıklığa kavuşturduğundan Hz. Peygamberin ölümüyle her şeyin sınırı çizilmiştir. Her hükmü her zaman geçerlidir. Sünni öğretinin rivayetçi ekolü bu görüştedir. Bunlar mutlak evrenselcidirler. Nesih olayını yani bir ayetin başka bir ayetin hükmünü değiştirmesini peygamberin hayatı ile sınırlı görürler. Bir nevi 632 yılında sosyal değişmenin insanlık hayatında durduğunu düşünen görüştür.

2.Görüş: Kuranı kerimim tarihsel bir kitap olduğunu hükümlerinin bu asırda uygulanamayacağınıve hükümlerin o asırdaki insanları bağladığını savunan görüştür. Mutlak tarihselcidirler. Modernist bazı araştırmacılar bu görüştedirler.

3.Görüş: Kuranın tarihsel okunuşundan evrensel değerlerin çıkarılabileceğine inanan eski mutezile ve asrımızın kelamcıları ile Sünni ekolün ictihad ekolü bu görüştedir. Ben de bu görüşü paylaşıyorum. Çünkü kuranı her yönüyle her çağa uygulatmak sosyal düzenlemeleri dikkate almamak olduğu gibi onu dönemine hasretmek ise dinin tamamlanmadığı anlamına gelir ki bu da son din için kabul edilmeyecek bir durumdur. Ama tarihsel okunuşundan evrensel değerler çıkarıldığında her şey yerine oturur. Bu görüşe göre nesih bir ayetin kıyamete kadar hükmünün kaldırılması değildir. Aksine toplumsal değişmelere göre hükmün değiştiğinin göstergesidir. Tüm peygamberler döneminde ve hz.Muhammedin döneminde sosyal yapı dikkate alınarak hüküm çıkarıldığından nesih ondan sonra da mümkündür. Hz.Ömer bunu rahatlıkla yapmıştır. Hatta m.10.yy’a kadar da maslahat, içtihat, kıyas, istihsan ve örf gibi kavramlarla tolumun sahip oldukları yapılar dikkate alınmıştır. Ancak mezheplerin meydana gelmesi ile yorumlama(içtihadın)yasaklaması ile tüm sorunlar başladı. Herkes eskileri büyütüp yeni yorumdan kaçınınca bırakın kuranı kendi imamının görüşünün bile aşmamıştır. Bu ilmiye sınıfının doğmasına kuran ile insanlar arasına başka kaynakların girmesine sebep olmuş ve kuran hayattan uzaklaştırılarak duvarda sılan ve kutsanan ama işine gelince kirli siyasetinde kullanılan bir araç olmuştur
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 15:25  #2
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,059

Buna rağmen genel bakışlar nasıl

Birincisi; ayetleri tek tek ele alıp incelemeye tabi tutan parçacı anlayış,
Kurana önyargılı bakmak isteyenler için parçacı anlayış iyi kozlar ellerine bırakmaktadır.Nitekim kuran hakkında yapılan tüm olumsuz yorumların parçacı anlayıştan geldiğini görmekteyiz.


İkincisi; ayetleri Kur'an'ın bütünlüğü çerçevesinde ve konularına göre ele alan bütüncül yaklaşım.

Bu yaklaşım biz ilahiyat araştırmacılarının metodudur.Bize verdikleri konuları makale veya tez halinde ele alınca kuranın bütünlüğü hakkında bilgi sahip olabiliyoruz.Kur'an çalışması birinci şıkta bahsettiğimiz parçacı anlayışın taşıdığı olumsuzlukları reddetmektedir. Bu görüşe göre Kur'an'da geçen kavramlar ve konular Kur'an'ın bütün ayetleri göz önünde tutularak değerlendirilmelidir.
Mesela; Kur'an'da vahiy,
Kur'an'da Rasulullah,
Kur'an'da gayb, Kur'an'da şefaat,
Kur'an'da kader meselesi,
Kur'an'da cihad,
Kur'an'da hareket metodu gibi.

Bizlerden önce islam ümmeti çoğu zaman parçacı anlayışı kendi mezhebinin hak olduğunu göstermek için kullanmıştır. Bir mezhep A ayetini kullanırken, diğeri ona tepki olarak B ayetini kullanmıştır. Bütün bu olanların en önemli sebebi ise Kur'an'ın öncellenmesi yerine önceden oluşturulmuş mezhebi anlayışların ve bakış açılarının diğer mezhebi anlayışlara karşı paravan olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Ve maalesef bütün bunların sonucunda Kur'an'ın evrensel mesajı bu tür dar ve sığ tartışmalar tarafından tıkanmıştır.Kur'an'ı bu şekilde algılayıp birbirlerinin boğazına sarılan, birbirlerini tekfirle oyalanan müslümanlar içinde yaşadıkları baskıcı dikta rejimlerinin ekmeğine yağ sürmüşler ve burunlarının ucunu görmekten bile aciz kalmışlardır. Buna bağlı olarak da, kolayca dize getirilebilmiş ve sömürülmüşlerdi.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 15:48  #3
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

3 tane havada duran görüş.. Ben size gerçeği tekrar edeyim:

Kuran, muhammedin hevası için terennüm ettiği lafların toplandığı bir şeydir. Kitap filan diyemiyorum, artık her neyse..

Peki sizin görüşleriniz:

1.Görüş: Muhammedin ölümünde ortada hiç bir şey yoktur. Kuran dahil. Ve ardından zorunluluktan dolayı kuran vs. toplanır, bir süre idare edilir. Yetmeyince hadise vs. başvurulur. Ama şu unutulur, bunların tümü hadistir. Yani sonradan çıkan. Bu cihetle, bu görüşe binaen yapılacak her iş, sakat olacaktır. Çünkü hadislerin (buna kuran da dahildir) bütünlüğü asla ve kata doğrulanabilmiş değildir.

2.Görüş: Kuranı kabul ediyorsanız, onun hükümlerinin ebedi olduğunu da kabul etmeniz şarttır. Bu bağlamda, mesela, karımızı dövmek bize farzdır. Gidip bunu mazide kalmış bir sosyal olgu olarak nitelerseniz, bu durumda tek tanrı, allah vs. olgularını da tarihe atmak zorundasınız. Yani, artık 20.YY oldu, allah yetmiyor 5 tane daha tanrı var olmalı da diyebilirsiniz.

3.Görüş: Kuranın okunuşundan vs. prensip çıkarılamaz. Bir yerden çıkaracağınız prensip diğer yerden çıkacak olanla çelişir. Kuran günübirlik sorunlara, günübirlik ve muhammedin hevasına uyan çözümler gösterir. Aynen, hiç bir şekilde herhangi bir prensip koyamazsınız.. Evet, bu laf biraz aşırı oldu. Bir prensip çıkar sadece ve sadece: Muhammedin hevasına kul köle olunuz, ne diyorsa onu yapınız..
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 15:51  #4
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> İkincisi; ayetleri Kur'an'ın bütünlüğü çerçevesinde ve konularına göre ele alan bütüncül yaklaşım.

>>> Bu yaklaşım biz ilahiyat araştırmacılarının metodudur.Bize verdikleri konuları makale veya tez halinde ele alınca kuranın bütünlüğü hakkında bilgi sahip olabiliyoruz......

Doğrusu şu, bu yaklaışm siz ilahiyatçıların kazı çevirme metodunuzdur. Yaptığınız şey, ilk mevzudan çok farklı değildir. Lütfen adını, tarifini doğru koyun..

Şöyle ki, diyorsunuz ya, ayetleri teker teker ele alan indirgemeci metot.. Siz ise, bunu teker değil, 3'er, beşer filan ele alırsınız. Konuya dair diğer ayetleri sümen altına saklarsınız. Örnek olsun, mesela mevzu kader bahsi ise, Ebabil kuşlarının ne demek olduğunu görmezden geliverirsiniz ve "Kader, allahın olaylara müdahalesi değildir.." der çıkıverirsiniz.
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 16:07  #5
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

Ha birde şöyle bir hususunuz vardır. İki ayet olsun örneğin. Birini alır diğerinin üzerinde tutarsınız.

Mesela, bir ayet der ki: Kafirleri öldürün.

Bir diğer ayet ise, sizin dininiz size, bizimkide bizedir..

Bu durumda, ikinci ayetin birincisini nesh etmesi gerekir aslen. Ama siz bunu yapmaz, ikinci ayeti gözardı eder, hatta bu ikinci ayetin ilk ayeti bağlayıcı olduğunu kabul edersiniz.

Kısaca, işinize gelen ayetleri asil kabul ederken, prensip kabul ederken, işinize gelmeyenleri, bu güya prensip ayetlerle yorumlamaya çıkar ve acayip sonuçlara ulaşırsınız..
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 16:10  #6
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,059

Keşke bu kadar konuşmalarınızda emin olmasaydınız.Sizile tartışmaktan çok daha memnun olurdum.

İlahiyatçıların ne tür kimseler olduğunu öğrenmekistiyorsan kitaplarını oku.Kazin aayağını mı döndürüyorlar,Yoksa gerçeğin peşinde mi koşoyorlar?
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-11-07, 16:26  #7
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> Kazin aayağını mı döndürüyorlar,Yoksa gerçeğin peşinde mi koşoyorlar?

Okuduk hocam, okuduk, bol bol hemde.. Ve inanın aynen kazın ayağıyla iştigal ediyorlar. Gerçeğin peşinde koşan filan yok.. Kuranın ne olduğu meydanda.. buyur al bir şu absürtlüğe bak:

Kuran apaçık bir kitaptır.

Ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri muhkem, ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de müteşabihtir.

Peki hangi ayet müteşabihtir? Tısssss...

Ama bunu öylesine örnek olarak vermiyoruz.. Eğer muhkem ve müteşabih nedir, ne değildir, bu hususa dikkat ederseniz, meselenin özü ortaya çıkar..

Muhkem, yoruma hacet olmayan demektir. Kadınların dövülmesi mesela.. Yorumla filan işi yoktur.. Eğer, bunu yorumlayabiliyorsanız, şunu da yorumlayın bakalım: Allah birdir.. oluverir..

Bütün mesele buradan başlar aslen..

İlahiyatçılar bir gerçek filan aramaz. Kuranın gerçeğini tahrif edip, kendi gerçek tanımlarına göre nasıl uyduracaklarının peşinden giderler.
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-11-07, 09:39  #8
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,059

KURANIN DİLİ VE KURANIN ANLAŞILMASI MESELESİ


Kuran’ın kullandığı dil nasıl bir dildir? Bu soru oldukça önemlidir, çünkü birçok dini anlayış Kuran’ın nasıl bir dil kullandığını tam olarak anlayamadığından vahim yanlışlıklar yapmaktadır ve Kurana inanmayanlar için benzeri bulunmaz kozlar vermektedir. Kutsal metinlerin sonraki muhataplarınca daima anlaşılma problemi olmuştur. Anlamın ortaya çıkarılması öylesine çetin bir iştir ki sosyal bilimlerin tüm kazanımlarını kullansak bile, yapabileceğimiz sadece yorumsamadır. Bu da bizi anlamın nesnelliği hakkında ihtiyatlı olmaya zorlamaktadır.

Kur'ân'ın yazıldığı dönemden uzaklaştıkça, anlamın nesnelliğinden de uzaklaşmaktayız. İlk başta, vahyin indiği ortamdan kopuş söz konusudur. Kendimizin olmadığı ortam hakkında konuşmak ne kadar zor ise, Kur'ân'ın indiği ortam hakkında konuşmak da o kadar zor hale gelmiştir. İkinci olarak, kullanılan dilin başkalaşması sonucunda, kelime ve kavramların anlamlarında değişimler söz konusudur. Siyasal hareketlenmelerin kutsal metni kendi görüşleri doğrultusunda anlama faaliyetleri de kopuşu artıran etkenlerin önemlilerindendir. Bu açıdan kuran yorumlamalarının değişik olmasını Kuranın kendisinde aramamak gerekir.


Şimdi gelelim ikinci konuya..Aramızın açıldığı ve Kuranı anlamakta zorlandığımız kesin.Ama Kur'ân ile aramızda boşluk açılmasının nedeni nedir?

Bence buna "Kur'ân söz müdür, metin midir?" sorusuna vereceğimiz yanıtta gizlidir. Kuran ilk haliyle düşünüldüğünde asla bir metin değildir. Tanrı ile insanların konuşmasıdır. Giriş, gelişme ve sonuç şeklinde tasarlanmış edebi bir metin değildir. Eğer onu bu şekilde okursak içinde çok tekrar barındıran, bir konudan başka bir konuya sıçrayan düzensiz bir metin olarak değerlendirmek zorunda kalırız. O halde sanılanın aksine Kuran sözlü kültür ürünüdür. Tanrı daha sonraki muhatapları düşünerek yazmamıştır, konuşmuştur. Dolayısıyla Kur'ân'ın indiği dönemin bütün çevresel şartları elimizdeki metine yansımamıştır. İşte anlamın nesnelliğini zorlayan nokta burasıdır. Otuz cilt tefsir yazılması da, metne yansımayan tarihsel ortamı keşfetmek için yapılan uğraşların sonucudur. Bugün Kur'ân'ın ne demek istediği üzerinde ortaya çıkan tartışmaların beslendiği kaynak tam da burasıdır.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-11-07, 09:55  #9
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,059

Kuran mesajını varlığın dili ile anlatır


Kuran Arapçadır. Bununla anlatılmak istenen basitçe onun Arapça olması değildir.
Öyleyse Kur'ân Arapçadır demek, Allah VII. yüzyıl Arap kültürünün içinden seslenmektedir anlamına gelmektedir. Kur'ân cümlelerini anlamaya çalışırken o yüzyılda yaşayan bir Arabın nasıl düşünüp yaşadığını göz önünde bulundurmalıyız. O zaman Kuran dilininneden bazı tarihsel gerçekliklerle yetindiğini anlarız.[/font]

Politeist kültürel ve düşünsel atmosferi tek Tanrılı yapıya evirmek kuranın birincil işlevidir. Buna tevhid denir.Pan enteizm bakış açısıyla bakıldığında belki birlikte bir oluş vardır.Ama gaye şirki kaldırmaya yönelik olduğu için bir Arabın günlük yaşamındaki her olgu Allah ile ilişkilendirilmektedir. Anne karnında çocuğu oluşturan, yağmuru yağdıran, yaprağı dalından düşüren ve hatta kalpleri mühürleyen vb. her şeyi yapan Allah'tır. Yapılan her eylem ise, Allah göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Kur'ân insanların kullandığı dilin sınırları içinde konuştuğu için, insanın idrak edemediği olguları [tanrı, melek, cennet, cehennem vb.] sınırlı dilde benzeştirmeler yaparak anlatmaktadır. Görülmeyenleri anlatmak için görünenlerden örnek vermektedir. Sizi alıp 500 yıl öncesine ışınlasalar ve o devirde yaşayanlara, “internetteki bilgilerin nerede nasıl saklandığını, bilgisayar ve televizyon sistemlerinin nasıl çalıştığını anlatmak zorundasın”, deseler; bunu nasıl anlatırsınız o insanlara?
Vereceğiniz misaller ne kadarıyla gerçeği aksettirir? 1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış, sistem ve düzenin tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla farkına varmış; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları da hesaba katarak anlatmak zorunda kalmış olan Hz.Muhammed acaba daha başka ne diyebilirdi.

özedönüş Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-11-07 11:38 .
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-11-07, 13:08  #10
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> Vereceğiniz misaller ne kadarıyla gerçeği aksettirir? 1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış, sistem ve düzenin tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla farkına varmış; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları da hesaba katarak anlatmak zorunda kalmış olan Hz.Muhammed acaba daha başka ne diyebilirdi.

Muhammed elbette bir şeyi diyemezdi.. Ama unutuyorsunuz ki, bunu diyecek olan sözde allah.. Eğer o bunu diyemeyecekse, o zaman siz ona en azından "allahın kudretini kısıtlamak" gibi bir ithamda bulunuyorsunuz. Yani, allah herşeye kadir olamıyor bu halde, ki, siz bu durumda islam akaidi ile zıtlaşıyorsunuz.

Demekki böyle bir bahane ancak kendi ayağınıza sıkılacak bir kurşun olabiliyor..

>>> 1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış, sistem ve düzenin tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla farkına varmış; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları .......

Gene aynı çelişki.. Kim açmış, ne kadarını açmış? Allah ne zaman insanlara bilgi denebilecek bir bilgi "bahşetmiş"?

İnsanların bedelini ödeyerek edindiği bilgilere allahın lütfu demek biraz haksızlık olmuyor mu?
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilim ve Kuran ilişkisi ABCDE Kitaplı Dinler - Tarikatlar 48 14-03-08 15:40
Kuran neden böyle anlatmış özedönüş Arşiv 16 30-05-07 01:37
kuran tilavetleri esselam Arşiv 4 16-05-07 18:34
Kur'an Öğüt müdür, Emir midir ? ugurozaltn Arşiv 105 09-04-07 03:52
Kur'an Bilimsel konulardan bahseder mi? ibra Arşiv 62 28-09-06 21:51


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 18:16.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz