| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Seküler bilim'e İslami bakış/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 130
| Hiç bir olgu, nesne, fiil ve failden bağımsız sorgulanmaz, yargılanmaz, "yararlı" "zararlı" nitelemeleri ile değerlendirilmez; Tanımlanır ancak. Her nesnenin, olgunun, yüklemleri ile ilişkilendirerek "yararlı" veya "zararlı" olduğunu söylemek mümkündür. Yargılanan, nesne veya olgu değil, fiil ve faildir. İnsanı da sorgularken yargılarken, suçlarken överken, varlık olarak insanı değil, eylemlerini yargılıyoruz aslında. Dolayısı ile sürekli olarak, "bilimi ve teknolojiyi" suçlamıyoruz savunmasına gerek yok! Yaptığımız tahliller doğru, teşhis yanlış olabilir! Her ikisi de yanlış veya doğru da olabilir! Amacımız doğru tahlillerle doğru teşhis koyup, doğru tedavi yöntemlerini bulmaktır. Bunun için tartışıyoruz. Bilimi engellemeye gerek yok! Ancak bilim adına her türlü eylem de bulunacak olan insanların hukuki ve ahlaki sorumsuzluğa (dokunulmazlığa) sahip olduğunu varsayarak, toplumsal denetiminden muaf olduklarını da kabul etmeyiz. Bunları tartışmak için bazı çekincelere sığınarak kendimize engel koymamıza da gerek yok! Ne adına, ne tür faaliyette bulunursa bulunsun! Hiç kimse sınırısz sorumsuz hak ve yetkilere sahip değildir....Bilim insanları da! Sınırları da olmalı sorumlulukları da. Sekülerizm açısından, bilimin tartışılması gereken bir fonksiyonu var. Bizi doğrudan ilgilendirmiyor gibi görünse de, dolaylı olarak ilgilendiren bir başka konumu var bilimin; TAPINAK olması! Sekülerizmin kutsalı TAPINAĞIDIR bilim. Ben, inançsızlığı anlayabilmiş değilim! Doğrusunu isterseniz inançsızlar da kendilerini anlatabilmiş değil! Eğer bir insan inançsız ise, gerçekten samimi olarak ölümden sonra hayat olmadığına, leşini yılanların böceklerin yiiyip tükeneceğine inanıyorsa, bu inancı! (ya da inançsızlığı) davranışlarına yansımaz mı? Üç günlük ömrü olan, ötesine de inanmayan birisi insanlığın geleceğini inşa etmeye, dünyayı kurtarmaya kalkar mı? 300 yıllık 500 yıllık planlar yapar mı? Üç günlük hayatını bu projelere adar mı? Madalya mı takacaklar?! "Normal" olan! "SAĞLIKLI" olan! "Tutarlı" olan! böyle birisinin bencil olması, egoist olmasıdır. Bütün yaşam planlarını kendi etrafında yapmasıdır! Bu konu da akademik ölçekte bir çalışma var mı bilmiyorum! İlginç sonuçları olacağından kuşkum yok. Öyle zannediyorum ki, şu veya bu nedenle reddetseler de, insan bilinç altında yaratılışı gereği, fıtratı gereği, kimyası gereği! istediği kadar inkar etsin (şu veya bu gerekçe ile) YARATAN ile var olan bağını koparıp atamıyor! O nun gücünü kudretini, O nun yerine koyduğu (her ne ise) bir şeye, isnad ederek yüceltiyor! KUTSUYOR! Kendisini de onunla ifade ederek, ona nispet ederek TAPINIYOR! İstediği kadar YARATICIYI (ALLAHI (c.c) inkar edip dursun sürekli "var ediciler !" " yaratıcılar!" üretiyor! En sapkınları da (ya da psikopat mı demeli ?) kendisini yüceltiyor, kutsuyor, ilahlaştırıyor! İstedikleri kadar AHİRETİ inkar etsinler! Zihinlerinde mutlaka bir ÖLÜMSÜZLÜK, bir EBEDİYYET inşa ediyorlar! Dikkat edin! YARATICI GÜCÜ inkar eden yok! VAR OLUŞU inkar eden yok! ALLAH ile irtibatı kopartıyorlar sadece! NEDEN acaba ? Var edensiz bir varlık izahının, masaldan öte anlamı olmayacağını gerçekten bilmiyorlar mı? Bu açıdan, bilimi yüceltmeleri, kutsamaları çok manidardır! İLİM ALLAHIN (c.c) sıfatıdır. İnsanda subut eden sıfatlardandır. İnkarcıların biraz mürekkep yalayanları, dağa taşa, ot'a böceğe değil bilim'e (İlim) tapınıyor.....İlginç değil mi? * * * Bilim ve teknoloji insanlığa faydalı mıdır ? sorusunun, teorik olarak cevabını ararsanız farklı sonuçlara ulaşırsınız. Halbuki, "Bilim ve teknolojinin" insanlığı getirdiği noktayı sorgulamak için faraziyelere ihtiyaç yoktur.! İhtimal hesapları yapmaya da hacet yok! Somut göstergeler, istatıstik veriler, bütün çıplaklığı ile cevaplıyor soruyu; Seküler bilim ve ürettiği teknoloji, insanlığın gelişmesine değil! Vahşileşip ilkelleşmesine neden olmuştur! Bilim ve teknoloji hayatın öznesi (faili) değildir. Hayatın unsurlarındandır. Dolayısı ile felsefi olarak, "yararlı bilim" "zararlı bilim" tartışması yapılamaz. Özne (fail) olan insanın, bilimi kullanmakta ki amacı tartışılır. Amaç doğru mudur? yanlış mıdır? * * * Alak suresinin ilk beş ayetinin , Kur'anın nazil olan ilk ayetleri olduğunda ihtilaf yoktur. Hz. Muhammedin (a.s) vahiy ile tanışması gibi husuiyetinden ayrı, Kuranın ilk ayetleri olmaları hasebiyle de incelenmesi gerekir. "O, insanı bir alak'tan yarattı." Ayeti kerime, "eşrefi mahluk" olan insanın, Allahın ikramı, ona bilmediklerini öğretmesi ile bu seviyeye yükseldiğini, insanın, aynı zamanda kendisine bilmediklerini öğreten, kerem sahibi yaratıcısını inkar edecek (öğretilenleri unutacak, nankörlük edecek) beşeri zaaflara sahip, hakir bir varlık olduğuna işaret ediyor. "O, insanı bir alak'tan (Kan pıhtısı, meni, enbiyo) yarattı." Vahyin muhatabı olan insana bu gerçek hatırlatılıyor. OKU emri ile, hatırlaması istenirken, bu okumanın bir şartı da belirtiliyor; "Rabbinin ismiyle oku..Ki O yaratandır" Allahı (c.c) Kainatın yaratıcısı olarak tanımadan ve onun adıyla okunmadan, Allahın kerem sahibi olduğunu ve insana bilmediklerini öğreterek onu mahlukatın en şereflisi yaptığını hatırlamak (kavramak, anlamak) mümkün değildir. Varlığı tanıması, hayatı anlamlandırması, ve kendisini hayatın içinde doğru olarak konumlandırması da mümkün değildir. İNSANOĞLU, kainat (doğa) ilimlerini okumaya, öğrenmeye "Rabbinin adıyla.. "başlamadıysa; Gelişmesi, tekamül etmesi MUHALdir! Bu gerçek aksi iddia edilemiyecek TECRÜBELERLE sabittir! Kulluğu reddeden insanın, gizli ya da açıkça uluhiyet iddia etmesi kaçınılmazdır? BİLGİ güçtür! Bu güç, varlığı var edenle ilişkilendiremeyenlerin eline geçtiğinde, VARLIĞI ele geçirip ona hükmetmek istemesi "tabiidir!" Haddi aşıp sınır tanımayanların bir yerde durmasını bekleyemezsiniz! Öte yandan, hayatın sahibi var! O nun, hayatı yaşanır kılan ilkeleri, prensipleri var! Bu ilkeler çiğnenir, prensipler terkedilirse HAYAT yaşanırlılığını kaybedecektir! Gelinen nokta burasıdır! ( Birileri buna, bilim ve teknolojik GELİŞME diyor.) Dünya ÇÖL oluyor. YAŞAM kaynakları hızla tükeniyor! Açlık, savaşlar, toplu katliamlar, sosyal felaketler karşısında ki insanın durumu nedir?Ürettiği teknoloji ile FELAKET senaryoları yazmaktan başka! O kadar ilkel ve vahşi ki insanoğlu! Hala "Rabbinin ismiyle "oku" mayı reddedip ahmakça neden bu hale gelindiğini, insanlığın karşılaştığı felaketlerin sebeplerini tartışıyor...HALA! "Başımıza bu gelenler nedir diye sorup duranlara De ki; Sorup durduğunuz kendi ellerinizle yaptıklarınızdır." Rabbinin adıyla okusa idi, cevabı bilecekti. Benim açımdan "üretilen teknolojinin faziletleri" gibi bir tartışma YOK! Bilimin sekülerleşmesinin tek sebebi, insanoğlunun sınırları da sorumluluklarını da reddedip, haddini aşarak Allahın koyduğu evrensel yasaları tanımamasıdır. Yani Hududullahın ( Allahın koyduğu sınırların ) dışına çıkmasıdır. Enaniyet dizginlenemezse azar; Uluhiyet iddia eder! Varlığı ele geçirip kainata hükmetme arzusu başlar. Bu arzusunun esiri olan insanoğlu yaratıldığı ilk günden itibaren, GÜCÜN bilgide olduğunu keşfetmiştir. Elde ettikçe azmış! Daha çok elde ettikçe daha çok azmıştır! Çağın fravunlarının geçmiştekilerden hiç bir NİTELİK farkı yoktur! Son iki yüzyıldır, "gelişme" olarak nitelendirilen teknoloji, seküler bilimin ürettiği teknolojidir. Burada HİKMET yoktur! Burada AHLAK yoktur!Burada İNSANİ değerler yoktur. Burada MARİFET yoktur. Burada İLMİ HAYSİYETTEN eser yoktur! Sekülerleşme'den, doğayı katletme pahasına teknoloji üretemezsiniz! Allahın koyduğu evrensel yasalar, bilim adına yaşam kaynaklarını yok etmenize izin vermez! Asker - sivil ayrımı yapmadan, bir şehri bir mahalleyi yok edecek teknolojinin üretimine de, kullanılmasına da izin vermez! Allah, ısrafı haram kılmıştır! İnsanları tüketmeye YÖNLENDİREMEZSİNİZ! Allahın koyduğu yasaları tanımayanlarla, onların YÖNTEMLERİ ile (ister bilim adına ister ekonomi adına) yarışmaya kalkarsanız, sizi iki sonuç bekler. Ya haddi aşmaz hududullahı gözetirsiniz; Şartlar eşit olmadığından "geride" kalırsınız! Ya da, farkında bile olmadan onlara dönersiniz! Dolayısı ile böyle bir yarış yok! Söz konusu olan, iki farklı dünya, iki farklı yaşamdır. TERCİH yapmak zorundasınız! Sekülerleşme sadece bilimde mi? Edebiyat sekülerleşmedi mi? San'at sekülerleşmedi mi? Felsefe sekülerleşmedi mi? Düşünce sekülerleşmedi mi? Meseleyi bu yönüyle incelerseniz bir yıl oturup tartışmak zorunda kalırsınız! Konu gider, "aydınlanma" ya dayanır. "Modernizm"e dayanır! Gider Fransız ihtilaline dayanır! Rönesansa dayanır. Gider batılılaşmaya dayanır! kurulan "Barbarlık medeniyeti!" ne dayanır! Çeşitli vesilelerle işaret ettim; Varlığa hükmedip insanlığı tahakküm altına almak isteyenler, öncelikle Allaha kul olmayı reddedip O'nun hükümlerini "mahkum" etmek zorundaydılar! Bunun için dini hayatın dışında tutmak, mümkünse hepten yok etmek, değilse bir yerlere sıkıstırıp kapamak zorundaydılar! Ya da kendilerine engel olmayacak bir "din" peydahlamak zorundaydılar! Ya da, dini ve bağlılarını "ehlileştirip" kendilerine boyun eğmelerini sağlamak zorundaydılar! Bu projelerin hepsi tezgahlandı ve tezgahlanmaya devam ediyor. Aslında son 200 yıl, yüzlerce binlerce yıllık çabalarının nispeten elde edilen sonuçlarıdır. Bu nisbi "başarı", müslümanları yenilmişlik psikolojisine sokmuş olabilir mi? EVET! Mağlubiyet hissi ile dağılmış olabilirler mi? EVET! Ancaak, bu noktada müslümanlar, bir açmazla, bir çıkmazla karşı karşıya değiller mi? Sorusu soruluyorsa; HAYIR! Eğer yarı müslüman yarı müşrik değillerse! Eğer İSLAMIN kendi değerleri ile, insanlığa bir HAYAT önerdiğini bilirlerse! Başkalarının senaryolarında figüranlığa tenezzül etmeyip, kendi ÖYKÜLERİNİ yazacak haysiyete sahiplerse! HAYIR! Müslümanların işleri kolay değil elbette! Hatta işleri ZOR! Ancak, hiç bir açmazla, çıkmazla karşı karşıya değiller! Din hayat nizamıdır. İslam, insanlığa kendi değerleri ile bir yaşam öneriyor. Hayatı ölümün ötesine ebediyyete taşıyarak.. Müslümanların sorunu tam bu noktada! İslamın Hayatı ebediyete taşıyan yaşam önerisini özümseyip sahiplenmek yerine, çağın fravunlarının kurguladığı (doğumla ölüm arasına sıkıştırılmış) hayata yamanma peşindeler. Bu gerçeğin farkına varana kadar herkes kendi masalında "yaşamaya" devam edecek! . |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,433
| Bilim ve bilimin yapısı konusunda çok fazla bilgisi olmayan birinin yazdığı belli olan bir makale eklemişsiniz. Bilimle inancı birbirine karıştırırken, bilim hakkında neredeyse çok az şey anladığı açıkça ortada olan birinin, bilimi ihtilallere aydınlanma ya bağlarken, Avrupa'da aynı dönemde gelişen bilimi inkar etmiş olması, bilim tarihi konusunu hiç incelemediği anlamına geliyor. Bilimin verilerini inkar ederek oluşturulan bir argüman,dini de anlayamaz. Çünkü bilime karşı önyargılı tutumunu, konu inancı olunca birden bire bırakacağını düşünmek saflık olur. Bilimsel verilere önyargılıyım ama, dine öyle değilim diyen anlayışa, söz gelimi alevi inancına olan değerlendirmelerini sormalı. |
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,409
| Alıntı:
Üc günlük Ömrü olan, 11 ,12 defa evlenirmi? Kısacık dünya hayatını bu gecici sehevi duygularla gecirmek istermi? Bütün yasam panlarını kendi etrafında yaparmı? Tanrıyı bu sehevi duyguları tatmin icin kullanırmı? Ne kadar güzel sormussunuz. __________________
Bütün insanlar kardestir. | |
| #4 | ||
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 40
| Alıntı:
mnzv'nin yakıştırmaları biz inanırlar için değil,inanmayanlar içindir.Dikkatinizi çekerim. Bizler zaten yaratılan bir insanın ruhunun ölmediğini,sonsuza kadar yaşayacağını biliyoruz. Ama inanmayanlar öleceklerini ve bir daha dirilmeyeceklerini düşünüyorlar.Ozaman insana sormazlar mı? _Bu dünya hırsı neden?Madalyamı takacaklar sana!Ölüp gideceksin. | |
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,409
| Alıntı:
__________________
Bütün insanlar kardestir. | |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,433
| Aynı soru değiştirilip sorulabilir. Bu dünya hırsı ne, zaten öleceksen ruhun kurtulacaksa, Dünya işlerine neden bu kadar hırsla sarılıyorsun. Bırak bilim ne demiş ne dememiş, inanmayanları böcek yiyecek de, inanaları başka bir şey mi yiyecek herkes aynı çukura girmiyor, aynı şekilde çürümüyor mu? Madem ruhunun kurtuluşu için yaşıyorsun bu dünya hırsı ne? Bu tartışmayı ilerletici bir argüman içermiyor farkındaysanız. |
| #7 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> Evet, bilimi sadece evrim teorisi sınırları içerisinde bırakan bir görüşe; çok fazlayı bırakın hiç ilgim yok ki bilgim de olsun. Sayın mnzv, farkında mısınız, bilimi sadece evrim teorisi içinde bırakan sizsiniz. Evrim teorisi bilimin ortaya çıkardığı bir olgudan ibarettir. Ama daha başka pek çok olguda vardır. Hemen hepsinin ortak özelliği, dinlere muhalif olmasıdır. Ama onlarla başedemezsiniz, çünkü anlamak için çok şey bilmek gerekmez. Ama evrimi anlamak için gerçekten çok şey bilmek gerekir vs siz, bu bilgiye sahip olmayanları kandırırsınız kolayca. Ama mesel şurada takılıp kalıyor. Ölüm ötesi hayat diye bir yalana inanıp, olan tek hayatını beyhude geçirmek. Sizin yaptığınız bu. Ve insanlar ölümsüz değilse, kendilerini gelecek nesillere taşımak için sizden daha fazlasını yaparlar, merak etmeyin. |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,433
| Konunun evrim teorisine indirgendiği bir mesaj yok okuduklarım arasında, Sizin biliminiz, bizim ilmimiz gibi bir ayrım, bilim bakıından geçerli bir sav olamaz. Bilimsel bir kuram, kanıt, önerme, insanların sosyal statüleri, fikirleri, inançlarından bağımsızdır. bir fiziksel, kimsayal (bilimsel)kanıt ,dünyanın heryerinde ve herkes için aynıdır. "İnanıyor" olmak bilgisayar teknolojisinin başka türlü çalışmasına neden olmaz. Bir kuramın, bilimsel sayılmasının kıstasları bellidir. Bunlara uyan önermeler kabul edilir. Bilim tarihi insan hatalarından, yanlış algılamalardan kaynaklanan hatalarla dolu olduğu için, modern bilim, konuyu sıkı tutma eğilimindedir. Bilim kendisi dair her konuya eleştirel yaklaşmak zorundadır. Bu bakımdan "inanç"dan, dinden ayrılır. Bu da yapısı gereğidir. |
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,409
| Alıntı:
Bilim, adalettir daha önce erkek cocuk getirmedigi icin azarlanan hor görülen kadın bilim sayesinde aklandı. Nedeni daha önce gecerli olan inanctı. İnancın yerini bilim aldıgında adalet yerine geldi. Libya'da bir hastanede calısan yabancı hemsire ve dr ler hastalara aids virüsü bulastırdılar diye uzun zaman tutuklu kaldılar. Bilim onları kurtardı. Evrim sayesinde. __________________
Bütün insanlar kardestir. | |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,433
| Benden alıntıyla, yazınız arasındaki bağlantıyı kuramadım. |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türban sorununa ideolojiler dışında bakış | vatanım | Siyasi İdeolojiler | 27 | 13-09-07 15:38 |
| Humeyni nin torununda ABD ye çağrı ! İran ı islami diktatörlükten kurtar ! | M.GANDHİ | Dünya Siyaseti | 12 | 18-08-07 23:01 |
| Başka bir açıdan Kürt meselesi ve Dini bakış açısıyla Kimlik kavramı | özedönüş | Türkiye Siyaseti | 60 | 12-04-07 21:32 |
| Türkiye'de İslami İdeolojiler | adil | Siyasi İdeolojiler | 35 | 21-09-06 02:59 |
| Peygamber karikatürü krizi | petricli | Arşiv | 261 | 30-08-06 19:11 |