"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Varoş kültüründen kurtulabilecek miyiz?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,089
| Gecekondular ilk önceleri kentlerin iş merkezlerine yakın ve çoğunlukla dere yatağı, dik yamaç gibi coğrafi olarak dezavantajlı arazilerde derme çatma barakalar olarak yapılmışlar, ve zamanla kentlerin çeperlerini saran ve sürekli genişleyen halkalar halindeki düşük yoğunluklu, ve alt yapı ve servisler açısından yetersiz mahallelere dönüşmüşlerdir. “Gecekondulu” bu konut çevresinin insanıdır. Dünyada ve Türkiye'de akademik çevrelerde sosyal bilimciler gecekonduyu geleneksel toplumdan modern topluma geçiş sürecinde ortaya çıkan, ve zaman içerisinde toplumun gelişmesi ve köyden kente göçenin kentlileşmesi sonucunda eriyecek olan geçici bir olgu olarak görmektedir. http://www.ejts.org/document85.html Türkiye bugün baktığımızda 200 yıllık bir çağdaşlaşma macerasının içindedir. Batıda bu uzun soluklu koşulun önemli bir mihenk taşı "kentlileşmek"tir. Türkiye burjuva devrimini yapmakta geç kaldığı gibi kentlileşmeyi de becerememiş bir ara form olarak gözüken varoşluğa mahkum olmuştur. Aslında her batılı şehrin geçmişinde bu tür yerleşim yerleri vardı.Ancak varoş insanı kentliyi kendinden bir açıdan üstün gördüğü için ona öykünür ve kendini kentli olarak değiştirmeye çalışırdı.Sonuçta varoş yok olur ve çağdaş kentle bütünleşirdi.Bu Paris ve Londra gibi şehirlerde yaklaşık 100 yıl sürmüştü. Biz de ise daha garip bir durum var.Biz kent kültürünü kazanacağımız yerde o kültürü varoş kültürüne çevirmeye çalışıyoruz.Bir arabesk anlayışla tüm tüketim ve yaşam alışkanlıklarımız bu varoş kültürüne göre şekilleniyor.Sağolsun siyasetimizdeki popülist(halk dalkavukluğu-aslında zübüklük) anlayış yüzünden varoş kültürü kendini besler hale geldi.Bir tür kısırdöngü oluştu.Bu açıdan Türkiydeki varoşlar kente evrimleşebilicek mi merak ediyorum. M.A.Kılıçbaya göre varoşlar şehre hakim oldu ve biz varoşluktan kurtulamayacağız.Mübeccel Kıray ise gecekonduların üstündeki demir filizlerini kanıt gösterek varoş insanın daha üst bir yaşan alanına geçmek istediğini bu yüzden varoşun bir şekilde yok olacağını düşünüyordu. Bu konuda sizin düşünceniz nedir? saygılar __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,414
| Bugünün sorunları çağdışı kapitalizmin çarpık kentleşme olgusunda yatmaktadır. Üstyapı devrimleri altyapıdaki "iyileştirmelerle" pekiştirilmemiş; ülkenin bir yarısını ağaların, beylerin, şeyhlerin ve dervişlerin ellerinden kurtaramamışız. Köyünü bırakan kente koştu. Kentin etrafında kendine özgü bir dünya, bir yaşam biçimi kurdu. Sosyolojik olarak ne kentli ve ne de köylü olan bu kesim kendi kültürünü de yarattı. Arabesk ya da varoş kültürü dediğimiz bu kültür biçimi "ortadireğin" giderek yoksullaşması sürecinde geniş kitlelere de yayıldı. Zaten burjuva niteliklerini sonradan kazanmış olan ve böyle bir geleneği de bulunmayan bir toplumda, ( bu toprakların yerleşik kültürü olan Rumları, Ermenileri, musevileri de dışladığı için) kent kültürü dediğimiz şey sadece romanlarda kaldı. Hayatın her yanından kebab kokuları ile birlikte acılı soslu bir kültür olmayan kentimizin, olmayan kültürünün yerine geçti. Sanayileşme ile paralel değişebilir tabii. Belki uzun bir süreç ama, kapitalizm'in ülke genelinde yaygınlaşması, hiç kuşkusuz kendi kültürünü de yaygınlaştıracaktır. Böyle bir süreç varoş kültürünü de tasfiye edecektir sonunda. |
|
| #3 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,089
| Ben artık emekçinin sömürülmeye karşı örgütlenmesini filan geçtim.Sanayi tesisi olsun milleti üç kuruşa çalıştırsın iyice sömürsün.Şu an için ona bile razıyım.En azından sanayileştiğimizden proleteryanın genişlediğinden ve kentleşmeye başladığımızdan bahsedebilceğiz.Bu sonuçta bizi eninde sonunda çağdaş kapitalist bir topluma götürür. Oysa Türkiye sürekli büyüyor nidaları altında bambaşka şeyler oluyor.Birincisi adam gibi bir büyük tesis son yıllarda hiç açılmadı.Ya banka satıyoruz ya süpermarket açıyoruz.Sanayileşmeden kastımız hala bisküvi fabrikası açmak seviyesinde.Vergi mükelleflerinin sayısı artacağına azalıyor.Yani kayıt dışı artıyor.Bu da hem emekçilik denen kavramın içini boşaltıyor hem ahlaki yozlaşma yaratıyor.Türkiyede sanayici artacağına rantiye artıyor. Sonuç olarak diyebilirim ki türkiye de "sanayisel sömürünün" önü açılmalı.Bırakalım fabrikatörler işçileri daha beter sömürsün.Yeter ki fabrika açsınlar üretim artsın.Biz zaten işçi haklarını mücadele etmeden elde ettiğimiz için değerini bilmiyoruz.Bırakalım evrim kendi işini kendi yapsın.... __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331
| ''...Kötü iskan koşullarının etkili durumunu izleyen Majesteleri Kraliçe Elizabeth 1580 yılında bir buyruk yayınlamış.Majesteleri divanı toplayarak (Belediye Başkanı,Belediye Meclisi Üyeleri ve Londra çevresinde sözü dinlenir kimseler dahil.)bazı kararlar almış. Bu kararlara göre , Londra'da yaşadığı bilinen kişiler dışında ,kim olursa kentin herhangi bir kapısından 3 mil uzaklığa değin konut ya da mülk olarak kullanılacak yapı yapılamayacaktı.Ancak bir ailenin yaşayabileceği konutta bir başka ailenin daha barınması yasaklanıyordu.Bir konutta tek bir ailenin barınması kuralını çiğneyenler hapsedilerek cezalandırılacaktı.Aynı zamanda yedi yıldır kentin varolan yasa ve törelerine aykırı olarak ,3 millik sınırlar içerisinde bulunan banliyö ve mahallelerde barımakta olan nüfus bundan böyle de artacak olursa ,yeni yerleşenler ya da genellikle dendiği gibi kiracılar cezalandırılacaktı.Bu yeni gelenler Krallığın başka bir bölgesinde , konutları bomboş duran çeşitli eski kentliler de yani banliyölerinde kendilerine yer bulabilirlerdi...'' 1580 buyruğu Londra'nın büyümesini durduramadı.Bilinen gerçek bu. Kaynak:Kentlileşen Köylüler, Önder Şenyapılı Milliyet Yayınları,1977 Karacan Armağanı Sürecek, doğançay __________________
Ezberciliğin raconu Batı'ya öykünmektir! |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hepimiz Ermeni miyiz? Can Dündar... | cnk | Türkiye Siyaseti | 20 | 15-02-07 19:58 |
| Laik devlet adamının teokrasiyle yönetilen devlet adamını kabul etmesi | cizirabutn | Türkiye Siyaseti | 9 | 03-12-06 20:24 |
| Okumak derdinde miyiz | ugurozaltn | Arşiv | 10 | 17-07-06 15:07 |