| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Bireyi suça toplum mu iter?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Bireyi suça toplum mu iter? Bunu anlamak için ilk önce bireyin karakter oluşumunu incelemeliyiz. Bilimsel verilere göre ortalama olarak bir insanın karakterinin %70'ini çevre şartları belirlerken, %30'unu ise kalıtımsal özellikler belirliyor. Yani insanın yetiştiği çevrenin insanın karakterinde, psikolojik yapısında büyük bir ağırlığı var. O zaman hemen bundan yola çıkaracak bir örnekleme yapalım. Ve örnek olarak tek yumurta ikizlerini ele alalım. Bunlarının birinin iyi, olanaklı bir çevrede yetiştiğini diğerinin de yoksulluklar, imkansızlıklar içinde yetiştiğini düşünelim. Biri özel üniversitelerde kendisinin kazanmadığı dolayısıyla hak etmediği imkanlarla okurken biri sokaklarda hayatla yüzleşiyor. Birine hayat devamlı kapılar açmaktayken, birini de hayat bir şeyler yapmaya zorluyor. Karamazovlarda var olan o sonsuz iyi ve ya kötü olabilme yetisi belki de sadece onlara has değildir, ne dersiniz? Sorulması gereken soru şudur.Kapitalist sistemin bir kardeşe sunduğu imkanlar, diğerine verdiği hiçlikleri karşılaştırdığınızda bu iki kardeşin davranışlarını eşit yargılayabilir misiniz? Bireyi toplum belirler! Bu çürümüş düzen içinde burjuvazi kendi ve ahlak değerlerini oluşturur, ki bunlar samimiyetten ve içtenlikten bi haberdir ve daha sonra zincirlerinden başka hiçbir şeyi olmayan bir insandan bu "erdemleri" karşılamasını bekler. Sokakta aç olan kardeşlerden yoksul olanı, ağzı da kokuyor(görüyor musunuz bunun için de onu suçlarsınız), iş bulamıyor, eh okuyamamış zamanında, istemediğinden değil istetilmediğinden..Dünya'ya isyan ediyor nasıl etmesin..Sokaktan geçen bir genci görüyor belli ki babası zengin, sistemin çarkları onun için işliyor, elindeki cep telefonunu görüyor, soruyor kendine benden fazla ne emek verdi de hak etti? Ve koşup alıyor elinden telefonu..Tesadüfe bakın ya ikiz kardeşini kahraman bir edayla onun karşısından onu durdurmak için geliyor. Şimdi sahneyi burda durduralım..Bu iki tek yumurta ikizini karşı karşıya getiren nedir kendileri mi, toplum ve çevre mi? Genleri mi, bu sistem mi?Cevabını eminim ki hepimiz açıkça görüyoruz.Çünkü genleri yani karakterini oluşturan ana tabanlardan biri tamamen aynı.Geriye tek bir şey çevre ve toplum kalıyor. Hoşumuza gitsin gitmesin bilinç tecrübemiz büyük bölümüyle topluma bağlı, en baştan beri yani konuşmaya başlayıp dili çözdüğümüz andan beri..Anti-tezi olamaz neden mi çünkü insan toplum olmasaydı, birey için dil de olmayacaktı ve dil olmasaydı insan düşünemezdi yani sadece bir hayvan olurdu.İnsanın üzerinde toplum bu kadar etkili ve belirleyici iken, yukarda verdiğimiz örnek bu kadar aşikar iken hepsinin ötesinde sokaktaki çocuğun, tinercinin sizden,benden farklı olarak suça yönelmesinin sebebi genetik bir sebepten değil toplumun ona sunmadığı şeyler yüzündendir.Tabi genetik özellikleri külliyen bir ret değil bir insan sosyopat olabilir, sadist ama bu daha istisnai ve ikincildir.Şuan toplumu bir çan eğrisine alırsak orta kısımdaki insanların yani çoğunluğun suça yönelmesindeki temel sebep, tinerci, sokak çocuğu sınıf uçurumunun sebebi toplumsal farklılıklardır,yüzde 70lik yüzdedir. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 99
| merak ettiğim %30 olan karakteristik özellikleri de süregelen zaman da toplum belirlemiyor mu? örnekteki kardeşlerin yetiştirecekleri çocukları düşünürsek bulundukları toplum gereği farklı olacaklardır.. karakteristik özellikler de zaman içinde topluma uyum sağlamak adına olmasa da yaşadığı toplumun etkisiyle ve öğretileriyle değişime uğrayacaktır.. karakteristik özelliklerin belirlenmesinde toplumun katkısı ya da zararı yüzde kaçtır acaba? tinerci çocuklar aklıma geldi örneğinizle. medya sebep herhalde zihnimde bunun oluşmasında. tinerci çocuklarını yakmakla çözüm arayanlar da mevcut ve onlarda toplum içinden ne yazık ki. hepsini toplayıp yakmak gerekliliğinden bahseden bi insanı canlı canlı gördüm ben. yakmak çözüm değil diyebildim sadece o da öfkeyle. toplumdan bir insan kendine ve çoğunluğa zarar gelmesin diye bu cümleyi ciddi ciddi kurabilmesine sinirlenmiştim. ama bunun üzerinde sadece düşünüp çözümsüzlüğe varabilmekten başka bir şey yapamayan benim de ondan farklı bir yanım yoktu. o zaman şöyle de düşünmek gerekmez mi suça itilen insanların işledikleri suçun sorumlusu yaşadığı yetiştiği toplumken suçun suçların tekrar bulmasına destek veren de toplum değil midir? konuya hakim olamama tabir-i cahizse daldan dala atladığım görüşünde de olabilirsiniz ama düşündüm ve de yazdım. |
|
| #3 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Hırsızla hırsızız, Katille katil. Bu toplumda oluşan bütün kötücül durumlarda birey olarak da suçumuz vardır. Toplumsal yapı büyük oranda bireyi ve bireysel davranışları belirlemektedir. Bu bakımdan yazının işaret ettiği tema'ya katılıyorum. Ama insanın çok karmaşık bir canlı olduğunu da unutmamak gerek. Aynı koşullarda aynı etkileşimler içinde bulunan bireylerin de farklı davranışlar sergileyebileceğini unutmamak gerek. Toplumsal koşullar belirleyicidir. Oranı nedir bunun bilmiyorum ama; büyük oranda belirleyicidir. Ama toplumsal koşullar aynı, bireyin içinde bulunduğu çerçeve farklılık göstermese de bu durum, aynı davranışların ortaya çıkacağını da göstermemeli diye düşünüyorum. Çünkü bir de etkiden algılanma biçimi var! Bu, işin biraz kişisel boyutu sanıyorum.Etkiye, kişinin vereceği tepki farklılık gösterebilir. Ama temel düşünceye katılıyorum. Hepimiz biraz suçluyuz bu yüzden! |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Artena ! Yine sol edebiyatı,solun sosyal kurguları,fakirsen zengine düşman olmalısın,fakirsen çalmalısın çünkü seni sömürüyorlar.Sol ve sosyalist olupta toplumu sorgulamayan ve suçlamayan neredeyse bir tek insan bulamazsın.Tek suçlu toplumdur.Bireylerin cehaletini sorgulamak neredeyse hiç akla gelmez.Sanki bütün zenginlerin hepsi babadan kalma varlıklarla zenginleşiyor ve bireysel katkıları yokmuş gibi düşünülüyor. Nedense zengin olupta iflas edenleri ve sürünecek duruma gelenleri,aynı şekilde fakirken zengin olanları dişiyle tırnağıyla çabalayıp bir yerlere gelenleri bu solcular bir türlü göremezler veya görmek istemezler. Bireyin hiçmi suçu yoktur ? Kendini geliştirmekten onları kim tutuyor? Sen sayın Artena güzel bir okulda, Boğaziçi Üniversitesinde okuyorsun,bu okula girebilmek ve yüksek bir puan tutturabilmek o kadar kolay değil.Zeki olmak yetmez,aynı zamanda çalışkan olmakta gerekiyor.Kendi bireysel çabalarını nasıl yok sayıyorsun anlamak mümkün değil.Fakir olduğu halde,toplumu ve başkalarını suçlamadan çalışarak çok yüksek puanlar alıp burslarla okuyan,yurt dışına çıkıp kariyer yapan ve milletimizin iftihar kaynağı olan insanlarımız da var.Seninde onlardan biri olmanı temenni ederim. Ordinaryus proföser Gazi Yaşargil'in hayatını bir okumanı tavsiye ederim.Bunlara verilecek daha pek çok örnek var.Isparta'nın yoksul bir köyünden çıkmış bir Süleyman Demirel Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığına kadar yükseldi.Toplumu suçlasaydı bütün bunları yapabilirmiydi acaba ? Aynı şekilde anadolunun bağrından ve fakir köylerinden yetişip Almanya'da iş sahibi olup alman makamlarınca ödül alan iş adamlarımız var.Lütfen bunlarıda bir görüverin. Saygılarımla. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 99
| etkiye verebilecek farklı tepkilerden dolayı benzer şartlarda yaşayan insanların aralarında tartışmalar ya da renklilikler oluşuyor olsa gerek.. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 23
| Alıntı:
bahsettiğiniz şekilde bir şuç eylemi çoğunlukla sistemin dışına itilmiş bireyler tarafından gerçekleştirilir..ki bunlar da toplumun marjinal kesimini oluşturur.fakat çizdiğiniz tabloyu daha rasyonel olarak değerlendirmek gerekirse şöyle bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim güncel olaylardan örnekleyerek..bugün herkesin bildiği üzere Diyarbakır ve çevresinde kaçırılıp büyük kentlerde suça yönlendirilen hatta zorlanan çocuklar vardır.ve ülkemiz kapkaç terörü gibi bir gündeme sahiptir.bu çocukların ne kadar isyan niyetinde olduğu şüphelidir.çünkü işlenen suç organizedir.dolayısı ile istençli ve bilinçli bir suçtur kamu düzenini tehdit etmektedir.bu anlamda verdiğiniz örnek aslında var olan durumu yada yaşanan olayları haklılaştırmaktadır.yanlıştır.çizdiğiniz tablo yerine baklava çalan çocuklar örneğini verseniz belki daha kabul edilebilir olabilir.çünkü bu insanlar organize bir eylem içinde değildir.evet yaptıkları da formal hukuk sisteminde yada informal sistemde de yanlıştır.ama onlarınki gerçekten bir sistem dışına itilmişliği sergiler.fakat organize ve bilinçli eylemler sistemin dışında kalmaya bir isyan değil tam tersine kendi sistemini yaratmanın küçük çaplı örnekleridir. türkiyede uzun dönem yaşanan ve her alana sirayet eden mafyalaşma da bunun en geniş ölçeğidir.ikinci bir nokta da var kii sadece ihtiyacı olanlar yada haksızlığa uğradığını düşünenler değil çok iyi imkanlara sahip olan burjuva takımı da en az kendi kapasitesi kadar suç işlemektedir yolunu bulmaktadır..bunlara ne demeli.. genlerine mi verelim ?? hortumcular diye bir kavramlaştırma edinmişken..bunun da temelinde yine bir mafyalaşma vardır ve organizedir.. toplumsal yapıya gelince.. kapitalist üretim sistemine dayanan her toplumun çok basit bir yapısı vardır ..orta sınıf toplumun en genişe katmanıdır..ve kapitalist ekonominin tek mantığı toplumu orta sınıflaştırmaktır..bu sınıfa dahil olamayan kısım ise doğal olarak sistemin dışında kalır.örneğin kırsal kesimden kentsel alana gelir ve buraya entegre olmaya çalışır.fakat olamaz ve dolayısı ile marjinal eylemlere yönelir.işportacı olur yada diğerlerinin sahip olduğu ama kendisinin hak etmediği halde hak iddia edebildiği varlıklara sahip olmaya çalışır.bu eklemlenememe entegre olamama ve dolayısı ile buna bir tepki gösterme anlamında yapılan eylemlere çarpıcı bir örnekvermek istiyorum..izmir karşıyakada sahilinde kamu hizmetine sunulmuş ve betona monte edilmiş 250 adet bank bir gecede yerlerinden sökülerek ortadan kaybolmuştur.. belediye uzun uğraşları sonucunda bankları denizin dibinde bulmuştur.bu da bir suçtur.sistem dışında kalmanın getirdiği bir tepkidir..ne kadar haklıdır ne kadar haklılaştırılabilinir ajite edilebilinir varın siz düşünün..saygılar.. __________________
[FONT=Comic Sans MS]Öyle horozlar vardır ki; öttükleri için güneşin doğduğunu sanarlar..[/FONT] | |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Sn.sosyolog; Sonuçta toplum içindeki kötücül durumların nedenleri nedir? Suçların organize olması veya olmaması bir yana (baklava çalan çocuklar da organize suçtan içeri girmişlerdi) toplumdaki suç olgusunu nasıl değerlendirebiliriz. Ben de Sn. artena'ya katılıyorum. hırsızla biraz hırsız, katille biraz katiliz. Siz bireysel suçun oluşum nedenlerini nasıl niteliyorsunuz? |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Melnur ! Sosyolog arkadaşımız cevap verecektir elbet.Ama bu konuda bende bir şeyler söylemek isterim. Tembellik,kıskançlık,düşük benlik ve aşağılık komleksi içinde olmak, bireyi toplumu suçlamaya iter.Bütün bunlar kendi düşük benliğinin öz savunmasıdır. Saygılarımla. |
|
| #9 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Sn.türesin, Söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Ama bu özelliklerin genlerimizde olduğunu söylemek biraz tartışılır gibi geliyor bana. Sanırım sosyolog arkadaşımız konuyu toparlayabilir ama, toplumsal koşulların kötülüğü oranında bireysel davranışlar da" kötüleşir" diye düşünüyorum. İlle de her bireyin aynı tepkiyi vermesi gerekmiyor. Sözünü ettiğininiz özellikler burada belki devreye de giriyordur. Ama konuya bir bütünlük çerçevesinde bakıldığında, tüm olumsuzlukların temelini toplumsal yapı olarak niteleyebiliriz, diye düşünüyorum. |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 23
| Alıntı:
Toplumsal yaşamda birçok dinamik söz konusu.aile, ekonomi,siyaset,din, hukuk vs.. bunların herhangi birinde meydana gelecek aksama yada bozulma diğerlerinde yada daha genel olarak toplumda,toplumsal yaşamda ve ilişkiler ağında sorunlar ortaya çıkaracaktır. evet bu insanların asgari düzeyde de olsa ihtiyaçları karşılanmalıdır sistem dışında kalmamalıdırlar.. bu anlamda eğitim sağlık vs ücretsiz olmalı ve yaygınlaştırılmalıdır..ama sonuç olarak bu hiçbir şekilde suçu haklılaştırmaz..işleyen düzen kapitalizmken ve siz kapitalizmin dayattığı birey formülasyonuna sahip değilken suç işleme potansiyeli taşırsınız..bu nedenle ABD çatlak sesler çıkmaması adına bireyi her şekilde memnun edecek ve dolayısı ile kendi bekasını sağlayacak bir düzen kurmuştur..bireyin mutluluğu ve ona atfedilen değer bundan ibarettir..çalıştığı ve hizmet sunduğu ölçüde birey devletten ve toplumdan hak talep etme iddiasına sahiptir..çünkü o birey kapitalizmin temel dinamiği olan tüketicidir..daha fazla tüketmesi için daha fazla memnun edilmelidir..memnun edilemeyen birey potansiyel tehlikedir.. __________________
[FONT=Comic Sans MS]Öyle horozlar vardır ki; öttükleri için güneşin doğduğunu sanarlar..[/FONT] | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|