"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Sevdiğiniz Şiirleri Yazın/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809
| Sevdiğiniz Şairleri ve onların Şiirlerini yazın. |
|
| #2 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809
| 1-)Kaldırımlar-Necip Fazıl Kısakürek 2-)Anlatamıyorum-Orhan Veli Kanık 3-)Acılar Denizi-Ümit Yaşar Oğuzcan 4-)Sevi Şiiri-Ümit Yaşar Oğuzcan 5-)Ben bu köyün Delisiyim-Ahmet Selçuk İlkan=Sayın Anibal bu şiiri size armağan ediyorum çünkü bana sizi hatırlattı.Yanlış anlamamanızı ümit ederim. 6-)Vasiyet-Nazım Hikmet Ran |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 127
| Her şairden sevdiğim en az bir kaç şiir vardır.Bu yüzden bir kaç isim ile bir kaç şiiri buraya yazmam haksızlık olur diye düşünüyorum ve diyorum ki yüreğini ortaya koyabilen;yazan yazabilen herkesin emeğine yüreğine sağlık.... __________________
Bazılarının ahı;beyaz güvercinlerin özgür kanat çırpışlarında kalır.Ah yerde kalmaz bilmezler mi?! |
|
| #4 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 978
| Meşin Kaplı Kitap Yaldızlı meşin kabı Parçalanmış kitabı Ay altında dün gece Deli bir derviş gibi Mumu sönmüş rahlesi yere devrilmiş gibi Okudum saatlerce Yaldızlı meşin kabın Parçalanmış koynunda uyuklayan kitabın Çevirdikçe küf kokan her sarı yaprağını Sandımki eşiyorum bir mezar toprağını İnce el yazıları canlandı birer birer Masallarda çizilen yüzleri gösterdiler İblis bir yılan oldu Adem Havvaya kandı Kardeşini öldüren lanetli ruhu gördüm Koca yahta bir gemi ummanlarda çalkandı Ufuklardan güvercin bekleyen Nuh'u gördüm İsmaili'in topuğu kumdan çıkardı zemzem Tur-u Sina da Musa kaldırdı kollarını Asasını vurunca yarıdı bahr-i kulzem Buldu ben-i İsrail Kudüs'ün yollarını Zekeriya zikrini Bir sonsuz aha verdi Doğdu İsa bikrini Meryem Allah'a verdi Kureyş-i Muhammed'e kucak açtı Medine Bir ateş mezar oldu kerbela Hüseyin'e Sayıfalar döndükçe bunlar hep birer birer Doğrulup devrildiler Ay battı güneş doğdu Kalbimde ateş doğdu Yaldızlı meşin kabı Parçalanmış kitabı Varsın gömülsün diye bir ebedi uykuya Attım kör bir kuyuya Yazık yazık bizeki asırlarca aldandık Karanlıkta çizilen izleri görmek için Görüp yüz sürmek için Yazık yazık bizeki bir çırağ gibi yandık Ne gökten necat geldi ne bir parça merhamet Çlışan esirlere İsa, Musa, Muhammet Sade bir satır dua bir tütsü buhur verdi Masal cennetlerinin yollarını gösterdi Ne beş vaktin ezanı ne anjelüs çanları Zincirden kurtarmadı yoksul çalışanları Yine biz köleleriz efendilerimiz var Yine her melun taşı yosunlanmış bir duvar Esir efendi diye koymuş da adlarını İki bahta ayırmış arzın evlatlarını Efendi işletiyor esir işliyor gene Yine efendilerin gümüşlü sofrasından Kar gibi ekmeğinden şarap dolu tasından Kırıntı artık bile düşmüyor işleyene Yine biz esir geçen her günün akşamında Eve sade bir lokma ekmek getiriyoruz Gece yağmur inlerken evimizin damında Isınabilmek için güneşi bekler gibi Birbirine sokulan hasta köpekler gibi Yırtık yorganımızın altında titriyoruz Çiftimiz balyozumuz sonsuz çalışmamızla Asırlardır bağrında inleyen kazmamızla Heyecana geldide kara toprağın kalbi Kendini teslim eden taze bir kadın gibi Çiçeklerle donandı dünya isimli ağaç Biz bu ağacımızın dibinde ölürken aç Efendiler gösterip sırıtan dişlerini Birer birer topluyor bütün yemişlerini Efendiler ağalar evliyalar keşişler Ebedi karanlığın boğulsun kollarında Artık temiz ruhların aydınlık yollarında Sade bir din bir hak bir kanun varsa O da işleyen dişliler . Nazım Hikmet Ran __________________
"Bütün ideolojik ayrılıkların temeli ,devrim isteyip istememeye değil, devrim yapmak için yola çıkmaya, savaşmaya cesaret edip edememeye dayanır. işte bu yüzden, devrim için savaşmayana sosyalist denmez." -MAHİR ÇAYAN- Keje Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-12-07 14:43 .Sebep: Yazım Kuralı İhlali.. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,391
| Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri! Sadece beyni zonk zonk sızlayanlardan biri! Bakmayın tozduğuma meşhur Babialide! Bulmuşum rahatımı ben de bir tesellide. Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası! Bir vicdanın, bilemem, kaçtır hava parası? Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık; Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık. Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem; Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem. Üstün çile, dev gibi geldi çattı birden! Tos!! Sen cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos! Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle; Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen güruhiyle… Çok var ki, bu hınç bende fikirdir, fikirse hınç! Genç adam, al silahı; iman tılsımlı kılınç! İşte bütün meselem, her meselenın başı, Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı! Tırnağı en yırtıcı hayvanın pencesinden, Daha keskin eliyle, başını ensesinden, Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına; Yerleştirse başını, iki diz kapağına; Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi? Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi! Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen, İçimde homurtular, inanma diye gülen… İnanmıyorum, bana öğretilen tarihe! Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe? Üç katlı ahşap evin her katı ayrı alem! Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem, Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve aşıkları, Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları; Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim; Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim! Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş! Koku iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş… Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım! Mukaddes emanetin dönmez davacısıyım! Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana. Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde? Bazı geriden gelen, yüzbin devir ilerde! Yeter senden çektiğim, ey tersi dönmüş ahmak! Bir saman kağıdından, bütün iş kopya almak; Ve sonra kelimeler; kutlu, mutlu, ulusal. Mavalları bastırdı devrim isimli masal. Yeni çirkine mahkum, eskisi güzellerin; Allah kuluna hakim, kulları heykellerin! Buluştururlar bizi, elbet bir gün hesapta; Lafını çok dinledik, şimdi iş inkilapta! Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni! Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez Yeni! Karayel, bir kıvılcım; simsiyah oldu ocak! Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak? Necip Fazıl Kısakürek __________________
ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan sesler, ayak sesleri Dağlı Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-12-07 09:30 . |
|
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809
| Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar : beni duvarların içinde, seni duvarların dışında. Ufak iş bizimkisi. Asıl en kötüsü : bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması... İnsanların birçoğu bu hale düşürülmüş, namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık... Nazım Hikmet Ran |
|
| #7 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809
| VASİYET Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü, ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni. Hasan beyin vurdurduğu ırgat Osman yatsın yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda. Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, tarlalar orta malı, kanallarda su, ne kuraklık, ne candarma korkusu. Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz, toprağın altında yatar upuzun, çürür kara dallar gibi ölüler, toprağın altında sağır, kör, dilsiz. Ama bu türküleri söylemişim ben daha onlar düzülmeden, duymuşum yanık benzin kokusunu traktörlerin resmi bile çizilmeden. Benim sessiz komşularıma gelince, şehit Ayşe'yle ırgat Osman çektiler büyük hasreti sağlıklarında belki de farkında bile olmadan. Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, -öyle gibi de görünüyor- Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani... Nazım Hikmet Ran |
|
| #8 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809
| Beni bilen böyle bilsin Ben dostluğun delisiyim Akıl irfan sizde kalsın Ben bu köyün delisiyim Bu acılar bitene dek Ağlayanlar gülene dek Bu can bende ölene dek Ben bu köyün delisiyim Sesi çıkmaz kırık sazın Tadı olmaz susuz yazın Mezarıma öyle yazın Ben bu köyün delisiyim Ne köleyim ne de bir kul Vicdan bir borç hayat okul Alın sizin olsun akıl Ben bu köyün delisiyim Benim yolum aşkın yolu Benim yolum hakkın yolu Bir tek derdim Anadolu Ben bu köyün delisiyim Sizde para sizde banka Sizde silah sizde bomba Bende dostluk bende sevda Ben bu köyün delisiyim Haydi koşun savaşmaya Bu dünyayı paylaşmaya Ben bakarım çocuklara Ben bu köyün delisiyin Aşk okurum aşk yazarım Aşktır benim tek pınarım Size değmesin nazarım Ben bu köyün delisiyim Yaşayın siz aklı selim Boşverin siz benim halim Siz bir dahi siz bir alim Ben bu köyün delisiyim Benim yolum gönül yolu Benim yolum sevda yolu Bir tek derdim Anadolu Ben bu köyün delisiyim Ben bu yurdun delisiyim... Ahmet Selçuk İlkan |
|
| #9 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,020
| ÇOCUKSUN SEN ![]() Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil Ahmet Telli.. __________________
‘Nereye baksam herkes birbirine aşık oluyor ya da ondan bahsediyorlar, ima ediyorlar ..Tüketiyorlar.’ |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| En Sevdiğiniz Alkollü İçecekler | Cielo | Konu Dışı | 65 | 21-03-08 18:57 |
| En sevdiğiniz köşe yazarları kimler? | fenerbahçeli | Arşiv | 19 | 24-11-07 14:40 |
| Hangi yazın türü ve neden? | Sederim | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 34 | 27-12-06 15:39 |