"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Yavaş Yavaş Öleceğim.... / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 176
| ....Yavaş yavaş öleceğim,yeniden doğmak için. Buğu kokan toprağa,kekremiş tadlardan yaşama.Yavaş yavaş öleceğim,dağlara,denizlere,yağmura,fırtınaya;Ağaçt a filizlenmiş yaprağa ....Yavaş yavaş öleceğim;ateşe ve suya yiğitlik yapmamak adına.Bir gafil ve bir nadan olmamak için. ....İnandığım bir davanın en ateşli savunucusu olmak için yavaş yavaş ölecegim.Korkmadan yaşamak için yeniden doğmaya. ....Özümdeki en güçlü haslete - ki sevmek duygusunu yaşamak adına,yaradılmış herşeye bu hasleti beslemek ugruna yavaş yavaş öleceğim yeniden doğmak için. ....Hazanın turuncusunda,sarısında ve kırmızısındaki hüznün hazzını ve gurup renginin serzenişlerini duymak için yavaş yavaş öleceğim. ....En şiddetli yağmurlarda ağıtlarımı yıkayacağım coşkulara dönüştürmek için,sancılar sonrası yaşamın tadına varmak için yavaş yavaş oleceğim. ....Okyanusun en büyük dalgalarına,en güçlü dost yüreklerine,en yuce dağlara,sınırsız çollere düşüncelerimi dokmek için yavaş yavaş öleceğim yeniden doğmak için. ....İnsan bir kez doğar,yavaş yavaş ölür sonsuza tekrar doğmak için.Ey ulu dağlar,gökler ve denizler-ey rengarenk çiçekler her renginde bir umud taşıyan. ....Toprak ruhdostu,mezar ruhtan kalana gecici sıgınak-ve sonsuz ruhun biz fani damlacıkları YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜN YENİDEN DOĞMAK İÇİN. .......... Aynı kategoride ki başlıklarınız birleştirildi... Edit 439.. __________________
B İ Ş N E V ! |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,805
| Sayın Yazgı ! Yeniden doğmak derken öte alemimi kastediyorsun yoksa reankarne olarak bu dünyaya tekrar gelmeyimi ? Hangisi olduğu konusunu tam çıkaramadım.Bana reankarnasyon düşüncesini çağrıştırdı. Saygılarımla. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 176
| Gerçegin öte alem oldugunu bilerek,ben genede reenkarnasyonu kasdettim,evet yanılmadınız........hayaller güzeldir. __________________
B İ Ş N E V ! |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 176
| Bulunduğu caddenin üzerindeki birkaç çiçekci dükkanı onun yürürken adımlarını yavaşlattığı mekanlardı.İster yağmur olsun ister kar ve hatta fırtına.Çiçekçinin kapı önündeki atıkları bile onun ilgi alanıydı.Bir ihtimalde olsa işe yarayacak,canlandıracak bir kırıntı bulabilirdi... Bir sabah ağır adımlarla yürürken gene o dükkanın önünden geçiyorduki durakladı.Ve bir yıgın çiçekçi atığı gördü.Yaklaştı.Çiçekçinin çoplerinde bile göze hitap eden kırıntılar vardı;BAKMASINI BİLENE,BAKIPTA GOREN GÖZLERE.Derken gözüne siyahımsı ve kahve tonlarında bir kutle çarpmıstı.Eğildi yere çevresine aldırmadan aldı onu.Nasıl olsa kimse hırsız diyemezdiki.Zira onlar çoptü ve o almasaydı beş-on dakika sonra belediye arabaları gelip çöpleri alacaktı.MASUMDU. Yürüyüş boyunca elindeki kütleyi ,inceledi ama ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.Fakat buyuk olasılıkla nebatata ait birşey olmalıydı.Eve girdi,ilk işi çöpten aldıgı şeyin ne olduğunu araştırmak oldu.Epeyce bir zaman gecti ve nihayet o siyah-kahve garip görünüşlü şeyin tohum oldugunu öğrendi.Evet bu içerisinde nilüfer tohumlarını muhafaza eden bir koruncaktı.NİLÜFER. Çiçekçilerin çöplerinde kendince hazineler olacagını biliyordu.Çünki topraktan hasıl olan hersey onun dünyasında hazineydi.Hoş değerli bir maden bulsa bu kadar sevinmezdi heralde.Zaman içerisinde her bitgiyi buyutmayi hedeflemişti.En cazibeli geleni ise Nilüferlerdi.Ev ortamında oldukca zor olacagındanda emindi.Az olsa o tohumların yaprak-çiçek verecegi umudunu tasıyordu ama;küçükte olsa bir FANUSTA. Azda olsa bilgisi vardı ana nasıl başlayacaktı bu tohumları canlandırmaya.Biraz daha araştırdı,lakin araştırdıkca ev ortamında onların buyuyemeyecegini ve hatta tohumlarının dahi suyu kabul etmeden çürüyecegini ögrendi.Ama sadece ögrendi.Gene yüreğinde vardı zerre misalide olsa UMUT. sabahın erken saatinde uyandı,koruncagı eline aldı bir muddet izledi ve her ne olusa olsun denemeye karar verdi.Arabasına bindi ve sehrin dısından kaynak suyu getirdi,sonra aynı cicekciden bir faanus aldı.Kaynak suyunu faanusa koydu.Güneşin bol oldugu bir yer secti evde.BALKON. O suyu bir hafta bekletti,zamanla su sarardı,hafite olsa biraz koku olustu, bir ara ırmaktan yosun aldı ve suyun içerisinne koydu.Ve nilüferin koruncagını zorda olsa eliyle parçaladı.Muhteşemdi,7 tane minik tohum çıkarmıstı.Birinin ueşermesine bile razıydı.Tek bir TOHUM. Günler,haftalar geçti.Bir ay derken ikinci ay bitti.Arada bir kaynak suyu ekledi.Ama suyun bakteriye ihtiyacı vardı.Su süratle azaldıkca o tekrar ekledi ve yosun koydu.Hala umutluydu.Arada bir elini atıyordu suya ve tohumları kontrol ediyordu.Ve yaz mevsiminin sıcak gunleri bitecekti.Dolayısıyla tohumlarda ÖLECEKTİ. Bir sabah güneş dogmadan fanusun basına gecti,tohumları izledi,yaklaştı ve tohumların hepsini avucuna aldı.İzledi............İZLEDİ. Uyandıgına emindi,ruya deildi bu,tohumun birini parmakları arasında hafif ezdi.İşte o muhteşem an.Tohumun içerisinde beyaz kurda benzer bir beyazlık gordü.Derin bir nefes aldı ve içinde bir ses haykırdı.BAŞARDIIIIMMMMMM!O an o sesi duyan birileri varmıydı acaba.Emin oldugu bir şey vardı,başardım diye haykırırken çatıdan gelen sesler. Bütün tohumlar renk deiştirip şişmeye başlamıstı,tam yedi tohum vardı.Onlara zarar vermeyecegini bilse hepsinin içerisindeki beyaz kurtcukları görmek istiyordu Lakin SABIR. Huzurla o gece uyudu,artık bir fanusun içerisinde yetiştirecegi Nilüferleri olacaktı. Ertesi sabah,günes henuz dogmadı,ama kızıllıgını yansıtmak için acele ediyordu.Egildi fanusun yanında yosun parçaları ve su damlalarını gördü.Kotu bir his kapladı yüreğini.Elini bulanık suya soktu.Yumusak tohumları aradı.ARADI.ARADI...........YOKTUKİ tek bir tohum yoktu,bir tek tohum bile yoktu.KARGALAR...................................( yazgı)__________________
B İ Ş N E V ! |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,805
| Sayın Yazgı ! Öncki yazdıklarınızla " körler ülkesi "," geç kalmış bir name VİCDANIM " konusundaki yazdıklarınızla çelişkiye düştünüz.O nedenle okurlara karşı bir özür borçlusunuz.Gerçi dini bütün gibi görünenlerin takiyye yapmasına milletçe alıştık.Garipsemedim.Ama yinede "...hayaller güzeldir " diye yazmanızı,küçük te olsa bir samimiyet olarak kabul etmek zorundayız.Okurlar ne der bilmiyorum. Saygılarımla. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 176
| Gerçi dini bütün gibi görünenlerin takiyye yapmasına milletçe alıştık.Garipsemedim.Ama yinede Degerlendirmelerinizin dar oldugunu dusunerek ,yukarda yazmıs oldugunuz cumleden dolayı asıl sizin benden özür dilemeniz gerekiyor........Ben buradaki, ciddiyetin varlıgına inanarak geldim ve kendi dunyamda olanları bir nebzede olsa paylasmak istedim.NE TAKİYYESİ,NE DİNİ BUTUN GORUNME CABASI ((((((KEŞKE OLABİLSEYDİMDE BU TARZ BİR YAKISTIRMAYI HOSGORU İLE KARSILASAYDIM.__________________
B İ Ş N E V ! |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 9,113
| Yazınsal konularda ortaya çıkan ürünlerin içtenliği sırtlamış olup olmadıkları önemlidir. O içtenliği nasıl yansıtıp yansıtmadığı önemlidir. Eğer bir yazarın çeşitli yazılarında çelişki türünden anlamlar varsa, yazıların bu içtenlik konusunda başarılı olduğu söylenebilir. Çünkü yazı bir yerde yazan kişinin kişisel anlatımıdır ve çoğu kez yaşadıklarıdır. Hangimizin yaşantısında çelişki yok ki; hangimiz zaman zaman da olsa "ruhsal" sıkıntılar içine düşmüyoruz ki; hangimiz aynı duyguları yine zaman zaman da olsa farklı değerlendirmeler içinde algılamıyoruz ki! İnsanı bütün zaaflarıyla görmek, anlamak gereklidir. Hele yazınsal metinlerde bu çok daha fazla önem kazanmaktadır. Konuşulmaya bile çekinilen konuların, yazıya dökülmesi, insanın duygularının çözümlemesini yapmaya çalışması...başlı başına bir yürekliliktir çünkü... Üslup, teknik eleştirilebilir belki, ama duyumsanan şeyler sadece anlaşımalıdır. Çabamız bu yönde olmalıdır, diye düşünüyorum.İnsanca olan herşey,-çelişkilerimiz, ruhsal sıkıntılarımız- sadece anlaşılmayı bekleyen davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum. Ve yazınsal bir konuda çelişkinin ve insanca sıkıntının ortaya çıkması duyarlıkların içtenlikle yansıtıldığının bir göstergesidir. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 8
| SELAM ARKADAŞLAR, Demeliyim çünkü bu siteyi çok yeni farkettim ve çok samımı geldi bana içimden geldiği gibi yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim, paylaşılacak öyle çok şey varki... Sayın Yazgı'nın yazdıkları gerçekten çok güzel ve içten onun belki kendi düşünceleri bile değil belki alıntı, belki kendi düşüncesi hepsi olabilir önemli olan onun beğenip bizlerle paylaşması. Ben kendisine katılıyorum, bazen ölmek istemezmi insan yaşadıkları karşısında keşke artık yaşamasam demez mi ama bilmezmi ki zaten birgün ölecek evet yavaş yavaş ölüyoruz zaten. Önemli olan ölüme giden yolda az acı çekmek ve ölümü hızlandırmamak için elinden geleni yapmak. Ve tabiki en önemlisi; içinden geldiği gibi yaşamak, içinden geldiği gibi konuşmak ve içinden geldiği gibi yazmak. Lütfen burada yazılanları çok kırıcı olmadan eleştirin. TEŞEKKÜRLER... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sevgi ve aşk üzerine beğendiğim şiirler | petricli | Ustalardan Seçkiler | 667 | 12-01-08 14:24 |