| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Dostoyevski...Dostoyevski.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Dostoyevski'yi konuşalım. O büyük bir yazardır. Tolstoy'un tersine yoksuldur. Sara hastalığı vardır. Kumarbaz olduğu söylenir. Ve kumarbaz adlı romanında kendini anlattığı... Ekonomik olarak zor durumda oluşu sürekli yazma zorunluluğunu dayatmıştır. Ama yazdıkları, psikolojik çözümlemeleri çok gerçekçidir. Düzene muhalif bir grubun toplantısında rastlantı sonucu bulunurken, çarın askerleri tarafından yakalanır ve tutuklanır. Düzen muhalifleri birlikte kurşuna dizilme kararı ile karşı karşıya kalır.Bir şafak vakti, kendilerine çevrilmiş tüfeklerle karşı karşıyadırlar. Atın üzerindeki asker, ateş emrini verecek, ve diğerleri ile birlikte yaşamları son bulacaktır. Ama bu emir gelmez. Ve çar tarafından bağışlandıkları kendilerine bildirilir. Yaşadıkları az şey değildir, Dostoyevski'nin. Ve yaşadığı dönemde Rusya'nın en çalkantılı dönemidir. Tüm romanlarının arka planında bu açık seçik görülür. Dostoyevski'yi konuşalım! Ve söylenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Bir de merak ettigim, -Gogol´u unutmuyorum- Nikolay Cernisevsky´nin Rus edebiyatinda daha önce hic sözü edimeyeni (sosyalizmin ilk isiklarini) Lenin´in 7 kez okudugu; Carlik döneminde hapishaneden kisa notlarla ziyaretci arkadaslarina vererek iki ciltlik -NASIL YAPMALI- romanininda dünyaya yansitmasi ve ardindan Dostoyevsky. Napolion, Jean J. Russeaou olmasaydi Fransiz devrimi olmazdi derken, bir ingiliz düsünür de, düsüncenin yeni kutsal kitabini yazmistir der. Oyasa J.J Russeaou yasami boyu devrimcilerden(!) ve devletten kacarak yasamini sürdürmüstü. Bu zincirin halkalari Gogol´den Cernisevskiy den, o´ndan Dostoyevsky´e uzanan uzun bir kosunun bayragini alacak yni elleri beklemekte. Cesaret, sevgi. esittir; bilgi ve calisma... saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
|
| #3 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Dostoyevski'nin önemi yazınsal bir nitelik taşımaktadır. Bütün kitaplarında eşsiz bir psikolojik çözümleme vardır. Roman kahramanları ete kemiğe bürünmüşlerdir ve canlı bir şekilde karşımızda dururlar. Romanlarında ileri sürdüğü görüşleri de ilginçtir. Mutlu olabilmenin gizemi ona göre "pazarlıksız" olabilmekte yatmaktadır. İnsanların içlerini açmalarını, hiç bir şey gizlemeden karşısındakine gözükmelerini savunur. Bu nedenle roman kahramanları hep konuşur ve hep içlerini dökerler. Bu durum onda çok belirgin bir özellik halindedir. Özellikle "Budala" adlı romanında konuşmaya başlayan roman kahramanları sayfalarca konuşur ve durmadan rahatsızlıklarını dile getirirler. Dostoyevski bir yazarın ötesinde filozoftur. | |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Dostoyevski'nin hayatı açlık,yoksulluk ve hastalık içinde geçmiştir. Hele son on yıl bütünüyle bir "çığlık"dır. "Hiç bir şeyi kalmamıştır artık." İşi bitiktir. İster,durmadan ister. "Öylesine sıkıntıdayım ki, neredeyse kendimi asacağım." diye yazar mektuplarında. "Ne borçlarımı ödeyebiliyor, ne de, yolculuk için param olmadığından, çekip gidebiliyorum. Tam bir umutsuzluk içindeyim." Bir yazar için kötü bir durumdur bu. Ama yine de ısmarlama roman yazma konusunda ısrarlı reddedişleri olacaktır. Düşündüklerini ve duyumsadıklarını aynen romanına yedirecek, "onurunu koruyacaktır." "Yıl sonuna kadar ne olacağım, bilmiyorum. Kafam çatlıyor, borç alacak kimsem de kalmadı artık. Bunun ne demek olduğunu anlıyor musunuz: artık gidecek bir yeri olmamak?" "Neden esirgesinler benden bu parayı? Üstelik zorla istemiyor, alçakgönüllüce rica ediyorum." "Bütün ömrümce para için çalıştım ve bütün ömrümce hep sıkıntı içindeydim; şu anda da her zamankinden daha çok." Borçlar...kumar...hayatını çekilmez yapacaktır. "Ne olursa olsun, yeminettim: yoksulluğun son sınırına da varsam, dayanacağım." Sözünü tutmuştur. Dayanmıştır. Hayata, her şeye rağmen direnmiştir. Yaşadıklarını roman kahramanlarının iç dünyalarına serpiştirmiştir. Ketum bir tavır, onun dünyasında söz konusu değildir. Herşeyin açık seçik konuşulmasından yanadır. Gizli kalmış, içte yaşatılmış her şeyin insanı mutsuz kılacağını anlatmak ister gibidir. Ve sonunda Rasnolnikov her şeyi "itiraf eder." melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-04-06 19:36 . |
|
| #5 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Dostoyevski'nin yaşamı tutarsızlık ve çelişkilerle doludur. Nietzsche bu durum için " ...karşıtlıklar yönünden ele alındığında Dostoyevski eğer bir romancı değil de felsefeci olsaydı, düşüncelerini düzenlemeye çalışacağı için çok şey yitirmiş olacaktık" der. Gerçekten de hem kendi yaşamı ve hem de roman kahramanları bu çelişkiler açısından çok zengin örneklerle doludur. Gerçek sanatçı, ürününü ortaya koyarken kendisi üzerinde yarı yarıya bilinçsiz olmalıdır. Kim olduğunu bilmemek durumundadır.Hem kendisi ve hem de okur, eser ortaya çıktıktan sonra anlamlandırır yazarı. Dostoyevski'de bu özellik vardır. Kendini tam olarak bilmeden yazar. O bütün roman kahramanlarının bir bileşkesidir bu yüzden ve bu yüzden o bir filozoftur. Hem kendini tanımaya çalışmaktadır ve hem de insanı. Bu nedenle içtendir. Bu saf içtenlik bütün kahramanlarına yansımıştır. Ve bütün kahramanları da biraz Dostoyevski'dir. Dostoyevski'nin hayatında olaylar, ne denli trajik olursa olsun yüzeyseldir. Onu allak bullak eden tutkular daha derinlerde oynaşıyormuş gibidir. Bu konuda şunları yazar "Ölü Bir Evden Hatıralar"da: " Hiç bir insan belli bir amacı olmadan ve bu amaç uğrunda çalışmadan yaşayamaz. Bir kere amaç ve umut yok oldu mu, bunlaım bir canavar yapar insanı çoğunlukla." Amaç konusunda yanıldığının ip uçları da vardır yazdıklarında... Bir mektubunda "hepimizin amacı özgürlüğümüze kavuşmak ve hapisten çıkmaktı." Amaç değişiyor muydu? O zaman farklı mı düşünüyordu? Acı çekiyordu. Sadece özgür olmak istiyordu. Dört yıl Sibirya'da hapislik, altı yıl da orduda zorunlu askerlik yaptıktan sonra, gerçek özgürlüğün zindandan kurtulmak olmadığını anlamıştır. Dostoyevski'ye göre hepimizin, bütün insanların yüzeysel bir amacının ötesinde, çok daha derin, çok daha yaşamsal bir amaç olmalıydı. O amaç içtenlikle hayatın kendisine yansıtılmalıydı. Belki de hayatın giz'ini bulmuştu. Belki de! "İnsan ömrünü hiçbir amaç için boşa harcamamalıdır." |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Hepimizde olur: Bir duygu yerini ansızın tam tersi bir duyguya bırakır. Bir yerden bir yere, bir duygudan bir başka duyguya savrulur gideriz. Bu davranış biçimini Dostoyevski'nin yapıtlarında görebilmemiz mümkündür. Bunlardan biri, Karamazof Kardeşler'deki, Alyoşa elini uzattığı zaman nefretle onun parmağını ısıran, oysa işte tam da o anda, farkında bile olmaksızın Alyoşa'yı delice sevmeye başlayan çocuğun durumudur. Çocukta sevginin böylesine bir biçim değiştirişi neden ileri gelmektedir? Dimitri Karamazof'u, yani Alyoşa'nın kardeşini, sarhoş sarhoş traktörden çıkıp babasını döverken ve sakalından tutup yerlerde sürürken görmüştü: "Babacığım, nasıl küçük düşürdü seni!" diye bağıracaktır sonunda. Evet, karşıtlıklar iç içedir Dostoyevski'de... Alçakgönüllülüğün karşısında, deyim yerindeyse onunla aynı ruhsal düzeyde, ama düzeyin öteki ucunda, küçük düşürülüşün kışkırttığı, azdırdığı ve hatta çoğu kez kişiyi tanınmaz bir biçime soktuğu gurur da vardır. |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| Ustaca bir şeyler söylemem ama;o etkileyici bir yazar... |
|
| #8 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Biraz çaba biraz araştırma sonucunda "ustaca bir şeyler" söyleyebileceğinden eminim. Dostoyevski'ye "etkileyici bir yazar" diyebilmek de bu ustaca söylemin temeli olur bakarsın. Evet; Dostoyevski farklı... | |
|
| #9 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Dostoyevski geceleri çalışırdı. Geceyarısına doğru, el ayak çekildiğinde ortalıkta Dostoyevski odasına çekilir, "semaveriyle başbaşa kalırdı. Ve soğuk,pek koyu olmayan bir çayı yudumlayarak, sabahın beşi altısına dek çalışırdı. Öğleden sonra iki ya da üçe doğru yataktan kalkar, günün geri kalan kısmını misafirleri kabul etmeye, gezmeye ya da dost ziyaretine harcardı." Dostoyevski sadece soğuk, koyu bir çayla yetinmedi; ömrünün son yıllarında, içkiye düşkünlük gösterdiği söylenir. Yoksulluk, her türlü yoksunlukla birleştiğinde insan davranışlarını denetleyemez olur. Bir gün, evinde, "...Ecinnileri yazdığı çalışma odasından çıkar.Mme Dostoyevski'nin misafir günüdür o gün.(...) dalgın, bir sürü, bir sürü kadının toplandığı salona pat diye dalar; ve kadınlardan biri, büyük bir gayretkeşlikle, elinde bir tas çayla kendisine doğru seğirtince:'Sizi de, bütün bu bulaşık suyunuzu da şeytanlar alsın!' diye bağırır. |
|
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458
| Dostoyevsky için bir dünya şey yazılabilir yazıldıda hala yazılıyorda. Onun çok büyük bir romancı olduğunu tekrar etmek aslında biraz gereksiz. Hayatına ise şaşırmamak gerek bence bütün büyük yazarların yaşamları çalkantılı ve fırtınalı. kimsenin evde oturup sakin sakin sandivicini yiyip mükemmel bir roman yazdığını sanmıyorum. '' Bir sanatçıdan sıradan insanların ahlakını bekleyemezsiniz'' bu da Woody Allen'ın kısmen konuyla ilintili bir sözü. Dostoyevsky ve onun gibi yazarlar içini görebilen karşısındaki insanların içini algılayabilen ve bunu yazılarına aktarıp yaşayıp aynı zamanda yaşatabilen sanatçılar. Bence başarılarının asıl sebebi bu. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|