| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Yazı yazmak.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Yazı yazmak çocukluğumuzda başlar çoğu zaman. Çiziktirmelerle, küçücük küçücük şiirlerle...belki sonradan günlüklerle devam eder. Bazen daha da ileri gideriz. Denemeler, öykülar yazarız kendimizce. Hatta roman yazmaya kalktığımız zamanlar da olur. Peki ama neden yaparız bütün bunları? Neden daha küçücükken böyle bir eylemin içinde buluruz kendimizi. Eminim hepimizin bu tür deneyimleri olmuştur. Bunları konuşmak çok ilginç olabilir diye düşünüyorum. Ben bunların hepsini yapmıştım. Hala yapmaya da devam ediyorum. Zaman zaman denemeler ve öyküler tasarlıyorum kafamda. Başladıklarım, yarım kalanlar...belki hiç bitmeyecek, hiç gün ışığına çıkmayacak, kimseyle paylaşılmayacak olan bir yığın yazı... Çoğunu, unuttuğum da oluyor. Ya bir kitabın arasında sararmış olarak çıkıyor, ya da bilgisayardaki bir dosyanın içinden... Yazdığımız yazılar, tuttuğumuz günlükler, başlayıp bitiremediğimiz denemeler, öyküler belki romanlar? "Onlar sadece bana ait" demeden, bu konuları içtenlikli bir şekilde konuşup paylaşabilmek mümkün mü? Bilmiyorum! Çok zor ama, insanın olduğu bir yerde olanaksızlık da yoktur; olmamalıdır! |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Ben çiziktirmeden, şiir yazmadan, hatta günlük de tutmadan romana(!) başlamıştım. İlk yazdığım roman da "Robinson Kruso"'ydu. Benim romanımda Robinson'u kim oynuyordu şimdi tam çıkartamıyorum ama, yine fırtına çıkıyordu, yine gemi batıyordu, yine azgın dalgalarla boğuşmak ve sonrasında yapayalnız, ıssız bir adaya çıkış ve orada tek başına varoluş yine ana temayı oluşturuyordu...Bu romandan nedense çok etkilenmiştim. Bir insanın yapayalnız kalması sanki hayatıma ilişkin ip uçları veriyordu. Yalnızlık duygusunun fiziksel anlamının ötesinde bir anlam taşıyacağını çok sonraları ayrımsayacaktım ama, o günlerde Robinson'un yaşadıkları yine de karşılaşacağım bir gerçeklikle örtüşecekti. Sanki bunu hissediyordum. Sanki bu duygunun ilerde karşıma çıkacağını sezinliyordum. Belki de ondandı; ilk okuduğum romanlar hep ıssız ada öyküleri ve bu türden yalnızlık temalarıydı.Biraz da farklı bir gerçeklik, vahşi doğa, tek başına savaşım, uygarlıktan uzakta olmak...bir kaçış duygusu mu veriyordu;-şimdi kestiremiyorum ama; sanıyorum böyleydi! İlk yazılar insanın dünyasıyla birebir örtüşür diye düşünüyorum.Bir çocuğun ilk çiziktirmeleri de, içinde bulunduğu karmaşık dünyayı ve duygulanımları anlatır. Ben de böyle bir yolu seçmiştim.İlk yazılarım, ilk okumalarım ve o çocuk dünyamın ilk karmaşası böyleydi.. Sonrası... Sonra çok şey değişti. Hem bireysel yaşantım ve hem de ülkenin sosyo-politik durumu... Okumalarım da değişmişti... Ve artık şir yazıyordum! |
|
| #3 | |
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| bende kucukken hikaye yazmak istemistim...konusunu tam hatırlamıyorum tek hatırladıgım kendı yazdıgım hıkayeme cok fazla duygulandıgımdı..ask falanda vardı icinde..ama cok uzulmustum kahramanımın basına gelenlere.. )hep kafamda siirler yazardim..kafamda dusununce cok hosuma gıderdı ama unuturdum yazıya dokerken..yazdıklarımda hep kotu,sacma gelirdi.. bende bıraktım yazmayı..arasıra gunluk... okumak daha kolay... ![]() __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... |
|
| #4 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Yazarı siz olmanıza karşın, sizi bile etkilediğine göre... (İmzanız için bir şey söylemek istiyorum. Ölümü yaşama yeğleyen bu anlama gelecek sözlerden nedense hep bir tedirginlik duymuşumdur. Bir papazın söylediklerini anımsıyorum: Ölümden önceki doğumdan sonraki hayat ölümden sonraki hayattan çok daha değerlidir. Buna katılıyorum. Bir insan için en değerli olgu onun yaşamı olduğuna inanıyorum. Yüceltmemiz gereken şey yaşamın kendisi olmalıdır diye düşünüyorum.) | |
|
| #5 | ||
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| Alıntı:
imzamda ölum yasama yeglenmiyor..papazın tarif ettigi yani;ölumden onceki doğumdan sonraki hayata anlam katanın ve o hayatı yasarken bizi sonsuz acıdan kurtaranın ölüm oldugunu anlatıyor..ölumü hepimiz yadsımaya calısırız bir şekilde..ama ölum olmasaydı bu hayatın okadarda mutlu olmıyacagını anlatıyor.. ölum belki bu sekilde yuceltilmis olabılır ama zaten yuce bişey nekadar dusunmek istemesekte öyle... __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... | |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Ölümü yadsımak mümkün değil tabii...Başlıbaşına bir gerçeklik. Ama yüceleştirilmesi konusundaki düşünceler, bu tür tanımlamalar, bana çok da insani gelmiyor. Bunun insan düşüncesi ve davranışı üzerine çok olumlu, yararlı bir etkisi olduğunu da düşünmüyorum. Yaşamak güzel şeydir; Ve herşeye rağmen "aslolan hayattır.!" |
|
| #7 | |
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| sevgili melnur; zaten imzamdada yasamayı kotulemiyor..hadi ölelimde denmiyor.. başlı başına gercek olan bişeyi soyluyor sadece.. sizin istediginiz sozler "hayat ne guzel yasamak ne guzel lay lay" eger boyle olsaydi "Ve herşeye rağmen "aslolan hayattır.!""cunlesınde herseye ragmenı kullanmazdınız.. herseye rağmen;savaslara,aclıklara,haksızlıklara,sonsuz ızdırablara.... gercekten hayat guzelmiş...tabi bunu soylıyenın acısından... __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... |
|
| #8 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Biliyorum, bu dünya haksızlıklarla dolu; eşitsizlik, açlık, yoksullukla...Acılarla, çoğu kez üstesinden gelemediğimiz sorunlarla...Böyle bir dünyada dayanamadığımız, "lanet olsun" dediğimiz zamanlar da çok oluyor. Biliyorum; "sürüp giden hayatın" dışına savrulmuş insanlar için, belki de yaşam sözcüğü hiç bir şey ifade etmiyor. Bir insan için sadece acı çekme anlamına gelen bir yaşamın iyi, güzel, yaşanılası bir şey olduğunu söylemek, savunmak da bazen anlamsız kaçabiliyor. Hatta bu durumlarda söylenebilecek "yaşamak güzel şey!" cümlesi bile" lay lay lom" olarak algılanabiliyor. Böylesi durumlarda ölüm, onulmaz acıların bir ilacı gibi gelebilir insana belki...Belki de siz haklısınız! Bu durumlarda kurtuluş reçetesi olarak belki ölüm akla gelebilir. Belki bu bir gerçekliğin tanımıdır. Bilmeyenlerin bir türlü algılayamadığı, algılayamayacağı bir gerçeklik...Bu da bir bakış açısı Sn.charon! Belki de yaşam, sadece "güzeldir" diyenler için güzeldir.O, "güzeldir" diyenler belki de dünyanın bu kadar kötücül olduğunu bilmiyorlardır. Ve belki de hayatları hep, vur patlasın çal oynasın geçmiştir. Dediğiniz gibi, belki de sadece, söyleyenler açısından güzeldir yaşam... Ya da... Belki de "Yaşamak güzel şey be kardeşim!" denirken başka bir şey anlatılmak isteniyordur. Yiyecek bir lokma ekmeği olmayanlara, gelecek korkusunu yüreğinin en ıssız yerinde duyumsayanlara, ölümü koltuğunun altına almış dağlardaki o soğuk ateşin başında oturanlara,evsizlere, işsizlere, umutsuzlara...işkencede kıvrananlara...söylenirken, belki de başka bir şey anlatılmak isteniyordur. "Aslolan hayattır!" denilirken, belki de bu dünyadan başka bir dünya olmadığı anlatılmak isteniyordur. Bu dünyada ne kadar olumsuz koşullar altında bulunursan bulun, hayata bağlanmanın bir yolunu bulmalısın, direnmelisin...denilmek isteniyordur. Belki de, yaşamın yüceltilmesi gerektiği için böyle söyleniyordur. Belki de daha güzel bir dünya için mücadele edilmesi vurgulanmaya çalışılıyordur...Belki de! Bazen insanın içinden çağlayanlar geçiyor. Şöyle ağız dolusu küfürler etmek... Şöyle herkese, her söylenene karşı çıkmak.. Bağırmak, çağırmak.. İsyan etmek... Hele bir de...birileri..."aşk" demiyor mu; "sevgi" demiyor mu; "yaşamak güzel şey" demiyor mu; "aslolan hayattır" demiyor mu!! Sn.charon; Bu dünyada herkes kendi oyununu oynuyor belki de! Belki de yaşam, ne "taraftan" bakılıyorsa öyle görülüyor! | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 386
| Ben önce hikaye yazmayı denemiştim. Stephen King türü ama daha mistik olayları yazıyordum. Din en önemli olguydu yazdığım hikayelerde. 10 tane falan yazmış sayfaları bantlayıp küçük bir kitapçık haline bile getirmiştim ![]() Daha sonra (5-6 yıl önce) bilgisayarda roman yazmaya kalkıştım. Konusu, Kazım isimli bir mahkumun Alcatraz'a gelişi, tanışıklıkları ve kaçış yolları arayışıydı. Yazabildiğim son bölüm kaçış yolunun bulunması ve bir gardiyanın satın alınmasıydı. __________________
Haramilerin saltanatını yıkacağız! |
|
| #10 | ||
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| Alıntı:
(son cumlenızde herseyin daha guzel olabılecegını dusunduren..ama imza konusundan cıkıp buraya gelmemızde ayrı sevındırdi..aslolan hayat ama onu asıl yapan ölum..) __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Düşündüren bir yazı | ibra | Öykü ve Denemeleriniz | 2 | 20-12-06 16:57 |
| Yazı Yazmak! | realsnatch | Öykü ve Denemeleriniz | 21 | 18-06-06 12:19 |
| Başlıksız Yazı | ibra | Konu Dışı | 22 | 10-12-05 12:44 |
| Samimi bir yazı | Antioksidan | Arşiv | 52 | 07-12-05 15:02 |