Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Ekonomi

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Liberalizm Neden Doğrudur? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Döviz, Faiz, Borsa

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski04-12-07, 12:02  #1
Hasan Rua
 
Hasan Rua'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,957
Liberalizm Neden Doğrudur?



[font=Trebuchet MS][size=2][color=black][size=2][font=Verdana][color=black]Liberalizm, serbest piyasa ve serbest düşünce fikri üzerine kurulu, devletin sadece insanların sosyal ihtiyaç ve kurumlarını yönetmek için sembolik olarak var olduğu düşünce sistemidir.

Liberalizm, sadece kapitalizm demek değildir.

Bu yazıda liberalizmin ekonomik doğruluklarından söz edeceğiz:

Liberalizm, bireyi esas alan bir ekonomiyi ön plana sunar. Liberalizme göre; gelişim ancak bir olaya birden fazla aklın odaklanmasıyla mümkün olabilir. Bir olaya birden fazla aklın odaklanması ise ancak tek bir aklın egemenliğini engellemek ve diğer düşüncelere serbestlik vermek ile mümkün olabilir.

Bu neye yarayacak?

Neye yarayacağı gayet açıktır. Serbest yatırım beraberinde hızlı üretimi ve gelişimi getirecektir. Neden? Çünkü serbest yatırımın amacı, istekleri ve kaybetme riski bulunur. Bir sektör içerisinde birden fazla serbest yatırımın varlığı rekabete yol açar.

Yani serbest yatırımlar var olmak için her zaman daha iyi olmaya mecburdurlar. Bu da sonuç olarak hızlı gelişimi sağlar.

Avrupa'daki tüm gelişimler özel mülkiyet kavramının ortaya çıkmasıyla başladı. Ve bugün Avrupa gelişimin ve medeniytin kalbinin attığı yer.

Liberalizm, devletçiliğe izin vermez. Şu yüzden;

Çoğu devlet kuruluşu zarar eder. Çünkü işin içinde para kaybetme riski, para kazanma hırsı ve rekabet durumu bulunmayan ticari işletmeler gelişmezler. Tekel gibi yaygın bir devlet kurumu bile her yılı yüzde 30'a yakın zararla kapatır. Limanlar ve şeker fabrikaları da böyledir.

İşin içinde para kaybetme riski olmadığı için halka yeterli hizmet veremezler. Sonsuz bir kaynağa sahip oldukları için karşısında rekabet edebilmek imkansızdır. Bu yönüyle sektörün çoğulcu gelişmesinin önüne geçerler. Çoğulcu gelişmenin önüne geçmesiyle de halk hizmet yönünden zarar eder. Kurum devletin olduğu için şikayet etsen bile, kimi kime şikayet ediyorsun gibi bir durum ortaya çıkar.

Halbuki özelleştiğinde durum böyle değildir. Bi defa en başta özelleştirilirken kurum zarar ediyor olsa bile para alınır. Bir süre sonra bu kurumların kar eder hale gelmesi de devletçi mantığın ne kadar zararlı olduğunun göstergesidir. Bununla birlikte artık para kazanma ve kaybetme durumları geçerli olduğu için ve doğacak olan rekabet ortamında bir veya bir kaç kurum daha bu sektöre gireceği için her kurum daha iyi hizmet vermek durumunda kalacaktır. Bundan da en çok halk hizmet yönünden karlı çıkar.

Devlet, vergi alırken karlı çıkar.

Daha çok işletme daha çok işçi demektir. İşçilik azalır.

Daha çok işletme daha çok sanayi ve gelişim demektir. Zaten modern sosyolojinin yapı taşı sanayileşmedir. sanayi varsa; herşey vardır. yoksa hiçbirşey yoktur.

Peki tüm bunlara rağmen atatürk neden devletçiydi?

Bi defa atatürk yaptı diye doğrudur gibi bir durum zaten çağdaş bir insan için geçerli değildir. Ancak atatürk doğru birşey yapmıştır. Neden? nedeni şu, o zamanın türkiyesinde geniş sermaye sahipleri yoktu. Sermaye sadece osmanlı'dan kalan altınlar ve sscb-usa ikilisinden gelen cömert yardımlardan oluşuyordu ve sadece devletin elindeydi. başka kimse de zırnık yoktu. bu yüzden ticaretin gelişmesi için atılımları sadece devlet yapabilecekti, öyle de oldu.

Ki gerçek tarihi incelersiniz atatürkün böyle bir ilkesi olmadığını, yabancı sermayeye ve özelleştirmelere iyi gözle baktığını görebiliriz.

Bugün devletçilik, Türkiye sermayesinin yetmeyeceği teknolojileri türkiye'ye getirirken yine kullanılabilir. ama anlayış aynı olmalıdır; yap işlet devret.

sermayeden korkmak gereksizdir.

Hasan Rua Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-12-07 21:36 .
Hasan Rua is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 12:53  #2
solcu
Kayıtlı Okur
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 13

Alıntı:
Sayın Parşömen şöyle demiş:

Mesajı Göster
Neye yarayacağı gayet açıktır. Serbest yatırım beraberinde hızlı üretimi ve gelişimi getirecektir. Neden? Çünkü serbest yatırımın amacı, istekleri ve kaybetme riski bulunur. Bir sektör içerisinde birden fazla serbest yatırımın varlığı rekabete yol açar.

Yani serbest yatırımlar var olmak için her zaman daha iyi olmaya mecburdurlar. Bu da sonuç olarak hızlı gelişimi sağlar.

Avrupa'daki tüm gelişimler özel mülkiyet kavramının ortaya çıkmasıyla başladı. Ve bugün Avrupa gelişimin ve medeniytin kalbinin attığı yer.
Kusura bakma ama çok yüzeysel olmuş...Hele bu alıntı yaptığım kısmı en evlere şenlik bölüm...Tüm bunlardan bahsederden karteller tröstler yokmuş gibi varsaymak...Olsa olsa kötü niyettir...

Avrupa hırsızdır, zenginliğinin temelindeki koloniciliği görmezden gelmekte anlaşılır gibi bir şey değil benim adıma...

Zaten temel yanlışı başlarken yapmışsın ön kabulün olan liberazlimi kapitalizminden soyutlama çabası üstüne tüm yazı odakladığı için geriside pek anlam ifade etmiyor...

Son olarak ekliyebileceğim...Bir komünist olarak Atatürk beni hiç bağlamaz...Devletçi yada liberal olması benim için hiç birşey ifade etmez...Bilinsin isterim...
solcu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 16:43  #3
Beckho
 
Beckho'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Nov 2006
Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 1,839

Liberalizmde rekabet değil,tekelleşme vardır.Bu en başından beri böyledir.Sanayi devriminden sonra zenginler büyük makineleri satın alarak,el tezgahlarında ekmeğini kazanan işçiyi bir anda baltalamış,kendisine modern kölelik etmesini sağlamıştır.Bu büyük sanayi makinelerini işçi alamayacağına göre rekabet bunun neresinde?



SAYGILAR...
__________________
kağıt bir gemidir devrim
kim bilir kaç yunus görmüş
kaç DENİZ GEZMİŞ...
Beckho is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 17:41  #4
barış
 
Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,509

Alıntı:
Liberalizm, serbest piyasa ve serbest düşünce fikri üzerine kurulu, devletin sadece insanların sosyal ihtiyaç ve kurumlarını yönetmek için sembolik olarak var olduğu düşünce sistemidir.
Evet, serbestlik olduğu doğrudur, ama kime serbest ?
Şimdi siz bir atılım yapsanız para babaları arasında kaybolmayacak mısınız, kaybolmamak için onlara hizmet etmek zorunda değil misiniz ?
Alıntı:
Liberalizm, bireyi esas alan bir ekonomiyi ön plana sunar.
Hayır, bireyi değil onun çıkarlarını esas alır.
Alıntı:
Serbest yatırım beraberinde hızlı üretimi ve gelişimi getirecektir. Neden? Çünkü serbest yatırımın amacı, istekleri ve kaybetme riski bulunur. Bir sektör içerisinde birden fazla serbest yatırımın varlığı rekabete yol açar.
Haklısınız fillerin birbirlerini yediği bu düzende olan zavallı halkıma olacaktır.

Bu rekabetin kurbanları, rekabeti ortaya çıkaranlar değil, eli mahkum olan vatandaş pardon müşteriler olacaktır.

Liberal sistemde vergisini verip, hiçbir karşılık bulamayan, mecbur bırakıldığı için bu düzende tüm gelirini harcayan ve bu rekabet ortamında ihtiyacı olanı değil, en iyi reklamı yapılanı alacak olan müşteri hiçbir zaman vatandaş olacamayacaktır.

Alıntı:
Yani serbest yatırımlar var olmak için her zaman daha iyi olmaya mecburdurlar. Bu da sonuç olarak hızlı gelişimi sağlar.
Bu da doğru ama bu gelişim vatandaşlar için bir gelişim mi yoksa sermaya sahipleri için sonu gelmez bir gelişim mi ?

Alıntı:
Avrupa'daki tüm gelişimler özel mülkiyet kavramının ortaya çıkmasıyla başladı. Ve bugün Avrupa gelişimin ve medeniytin kalbinin attığı yer.
Bunun tek nedeni sonu gelmeyen sömürüdür.

Alıntı:
Çoğu Devlet Kuruluşu Zarar Eder. Çünkü İşin İçinde Para Kaybetme Riski, Para Kazanma Hırsı Ve Rekabet Durumu Bulunmayan Ticari İşletmeler Gelişmezler. Tekel Gibi Yaygın Bir Devlet Kurumu Bile Her Yılı Yüzde 30'a Yakın Zararla Kapatır. Limanlar Ve Şeker Fabrikaları Da Böyledir.
Zararın nedeni bu saydıklarınız mıdır; yoksa devleti ayakta tutup devletçiliği pasifleştirme mantığı mıdır ?
Türkiye'den dışarı çıktığımızda Venezüella'da neden zarar yapmıyor, sorarım size ?

Alıntı:
İşin İçinde Para Kaybetme Riski Olmadığı İçin Halka Yeterli Hizmet Veremezler.
Bu sistem asla halka hizmet vermez, parası olmayan halk onlar için önemli değildir.
Paranız varsa, size bir şeyler satanlar da olacaktır; siz buna hizmet diyebilirsiniz ama hizmetin tanımı-amacı bu değildir.

Alıntı:
Bi Defa Atatürk Yaptı Diye Doğrudur Gibi Bir Durum Zaten Çağdaş Bir İnsan İçin Geçerli Değildir. Ancak Atatürk Doğru Birşey Yapmıştır. Neden? Nedeni Şu, O Zamanın Türkiyesinde Geniş Sermaye Sahipleri Yoktu. Sermaye Sadece Osmanlı'dan Kalan Altınlar Ve Sscb-usa İkilisinden Gelen Cömert Yardımlardan Oluşuyordu Ve Sadece Devletin Elindeydi. Başka Kimse De Zırnık Yoktu. Bu Yüzden Ticaretin Gelişmesi İçin Atılımları Sadece Devlet Yapabilecekti, Öyle De Oldu.
Dünya Savaşları'ndan çıkmış, akıl almaz bir borcu sahiplenmiş Atatürk döneminde bile devletçilik işlemişken şu dönemimizde de devletçilik çok da iyi uygulanabilir.

Alıntı:
Ki Gerçek Tarihi İncelersiniz Atatürkün Böyle Bir İlkesi Olmadığını, Yabancı Sermayeye Ve Özelleştirmelere İyi Gözle Baktığını Görebiliriz.
Sizin gerçek tarihiniz devletçilik ilkesi yerine kapitalist ilkenin mi var olduğunu söylüyor.
Bırakın tarihle oynamayı, herkes gerçeklerin farkında, tarihin de.

Alıntı:
Sermayeden Korkmak Gereksizdir.
24.00'dan sonra sokağa çıkın bakalım, bu sistemin yok saydığı insanları görün de ondan sonra karar verin.
__________________
Ocağımıza incirlik diktiler.
Can Yücel

barış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-12-07 17:58 .
barış is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 21:05  #5
Kuzum
Siyaset
 
Kuzum'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: İzmir/Kıbrıs
Mesajlar: 1,075

Alıntı:
Sayın Parşömen şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sermayeden Korkmak Gereksizdir.
Kaloriferli evinizde sıcak çayınızı yudumlarken korkmayın mesajları dağıtmak kolay olmalı. Sermaye en son 57 kişiye mezar oldu Isparta'da. Ne kadar da gereksiz bir korku..

Bu memleketin gerçeklerinden konuşmadığınız, sermayenin kirli ilişkilerini eleştirme cesareti göstermediğiniz sürece inandırıcı olamazsınız.

Liberalizm madem bu kadar doğru, neden zırt pırt ekonomik krize giriyor? Ha Türkiye'de halk "kitap fırlatıldı kitap. ondan gayrı" diye manipüle edilebilir, ama bilmenizi isterim ki bu tür cevaplar biz marksistlere doyurucu gelmiyor. Kelli felli liberaloglar bile ekonomik krizin yaşanıp yaşanmayacağını değil ekonomik krizin ne zaman yaşanacağını tartışır. Krizin ne zaman yaşanacağını doğru tahmin etmeye çalışır ki ekonomi uçurumdan yuvarlanmadan, herkesten önce malvarlığı, sermayeyi yurt dışına kaçırsın. Erken ayıkamayanlar uçurumdan aşağı yuvarlanır. Liberalizm budur, daha fazlası değil.

Uygun bir zamanda açmak üzere.

Saygılar.
__________________
yeşil bir tepe var mı kuzum orada
ve yaşanacak bir ev o yeşil tepenin ardında
Kuzum is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 21:41  #6
Hasan Rua
 
Hasan Rua'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,957

Liberalizm ile feodal kapitalizmi birbirine karıştırıyorsunuz. Feodal kapitalizm, sadece zenginleri daha zenginleştirip geri kalanlarını onlara daha iyi köle yapmak isteminden doğmuş bir yapıdır. Sosyalizm de buna tepki olarak doğmuştur. Ancak Liberalizm serbest piyasa ve fikri esas alan, bireylerin toplum içerisinde sosyal adaletini sağlamak ile yükümlü bir ideaolojidir.

İnsan haklarını, işçi haklarını kayda değer bulması onu feodal kapitalizmden ayırır.


Isparta'da olanlar, işçilere yapılan haksızlıklar ve buna benzer diğer durumlar, sermayeyi denetleyemeyen ve işçisini ezdiren aciz devlet ile alakalı bir durumdur. Amerika'ya, Avrupa'ya bakın.. Acaba Isparta'da olanlar orada olabilir mi, işçi hakları orada es geçilebilir mi?

Her bireyi değerli saydığı için sosyal güvenliğin ve evsizlerin en iyi savunucusu da sosyal liberal devlet olacaktır.
Hasan Rua is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 22:25  #7
solcu
Kayıtlı Okur
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 13

Alıntı:
Sayın Parşömen şöyle demiş:

Mesajı Göster
Isparta'da olanlar, işçilere yapılan haksızlıklar ve buna benzer diğer durumlar, sermayeyi denetleyemeyen ve işçisini ezdiren aciz devlet ile alakalı bir durumdur. Amerika'ya, Avrupa'ya bakın.. Acaba Isparta'da olanlar orada olabilir mi, işçi hakları orada es geçilebilir mi?
Olur...Hemde alası olur...Tarih yığınla örnekle doludur...En basiti dünya kadınlar gününün çıkış sebebini duydun mu hiç ?
solcu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-12-07, 23:31  #8
Kuzum
Siyaset
 
Kuzum'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: İzmir/Kıbrıs
Mesajlar: 1,075

(Kim? Ben mi karıştırıyorum?)

İşçinin hakkını işçi savunur, patronun hakkını patron savunur. İşçinin hakkını patronun savunduğu nerede görülmüş allah aşkına? Hayatın gerçeklerine inmeniz konusunda ısrar ediyorum.

Sayın Parşömen,

Liberalizm tartışmasına girmeden önce, öncelikle yöntem konusunda netleşmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsak, tartışmanın da gereğini yerine getirememiş ve forumarların değerli vaktini yanlış tartışmalar ile harcamış oluruz.

1. Avrupa Birliği'ni ve ABD'yi Türkiye ile kıyaslayarak liberalizmi düze çıkaramazsınız. Hatta Avrupa Birliği içinde bile bir iç ayrışmaya gitmeli, Almanya-Fransa-İngiltere çerçevesi çizmelisiniz. Kuzey Avrupa ülkeleri, diğer Hollanda, ispanya, İtalya gibi diğer AB ülkeleri, halka ülkeler şeklinde farklı çerçeveler çizmeniz gerekir. Ne AB, ne de ABD homojen bir yapıdadır. Liberal olabilirsiniz ama kapitalizmin eşitsiz geliştiği gerçeğine sırt çeviremezsiniz.

2. AB ve ABD'yi kendi iç gelişiminde ele almanız gerekir. AB Türkiye'den daha gelişkin bir medeniyet olabilir ama bir bakın bakalım AB kendi içinde ilerleyen bir medeniyet midir, gerileyen bir medeniyet midir? Tarih bilinci almış insanlar medeniyetlerin nereden gelip nereye gittiğini dert edinir.

3. AB ve ABD gibi merkez kapitalist devletlerin olgunlaşma dönemlerini hangi ekonomik dinamikler altında gerçekleştirdiğini unutmamak gerekir. Zira bu ülkeler görece gelişme dönemi diyebileceğimiz dönemde katı devlet müdahaleli yönelimler benimsedi. Kendi ekonomik örgütlenmelerini güçlendirdikten ve kendilerini garantiye aldıktan sonra dış pazara serbestlik tanıdılar. Koruyucu ekonomi politikalarını kaldırdılar. İşte bu dışa açılma döneminde gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere liberal ekonomi politikalarını dayattılar. Bu çok önemlidir. Liberalizm özgürlüktür vs.. ile bu argümanı savlayamazsınız.

4. Bu merkez kapitalist devletler sosyal devlet olgusunu hangi siyasi dinamikler altında gerçekleştirdi? Dünya savaşının yıkıcı etkilerinin sarılması, SSCB'nin dolaylı yoldan etkilediği sınıf hareketleri, sosyalizmin faşizm karşısında kazandığı prestij sonrasında AB'de yükselişe geçen halk hareketleri vs.. Hak verilmiş mi alınmış mı, haklar şu an ne alemde yoksa geriliyor mu, bunları hesaba katmak lazım.

5. AB ve ABD gibi devletler işçi sınıfını ve toplumsal katmanları nasıl besliyor? Tamamen kendi iç kaynakları ile mi yoksa sömürge ülkelerden aşırdığı sermaye hareketleriyle de mi?

Şimdilik ön hazırlık yapmak istediğim konular bunlar. İlerleyen mesajlarda karşılık açma ve fikir alış verişi yapmak üzere..

Sayın solcu'nun aksine, ben başlığı açış mesajını olumlu buldum. Yüzeysel olduğu düşünülebilir, ben aynı fikirde değilim. Kurcalayıcı, kışkırtıcı, sade ve "taraf" bir yazı olmuş. Kişisel muhabbete girmese mesleğinizi sormak isterdim.

Katkınız için teşekkür ederim.
__________________
yeşil bir tepe var mı kuzum orada
ve yaşanacak bir ev o yeşil tepenin ardında
Kuzum is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-12-07, 09:25  #9
Hasan Rua
 
Hasan Rua'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,957

Alıntı:
İşçinin hakkını işçi savunur, patronun hakkını patron savunur. İşçinin hakkını patronun savunduğu nerede görülmüş allah aşkına? Hayatın gerçeklerine inmeniz konusunda ısrar ediyorum.
Sayın Bolşevik;

İşçinin olması patronun olması, patronun iş yapabilmesi işçiye bağlıdır. İşçinin de patronun da haklarını devlet korumaya almalıdır. Ve sınıf farklılıklarından oluşan tüm ayrımcı durumların etkilerini devlet 'dayanılabilecek' konuma indirgemelidir. Örneğin herkes eğitim, sağlık, adalet gibi konularda eşit olmalıdır. Bu insanlık ile alakalı bir durumdur. Son derece saçma bir rejimde bile sağlanabilir.



Alıntı:
1. Avrupa Birliği'ni ve ABD'yi Türkiye ile kıyaslayarak liberalizmi düze çıkaramazsınız. Hatta Avrupa Birliği içinde bile bir iç ayrışmaya gitmeli, Almanya-Fransa-İngiltere çerçevesi çizmelisiniz. Kuzey Avrupa ülkeleri, diğer Hollanda, ispanya, İtalya gibi diğer AB ülkeleri, halka ülkeler şeklinde farklı çerçeveler çizmeniz gerekir. Ne AB, ne de ABD homojen bir yapıdadır. Liberal olabilirsiniz ama kapitalizmin eşitsiz geliştiği gerçeğine sırt çeviremezsiniz.
Özgür olan hiçbir mefhum herhangi bir şeye göre gelişemez. Eşitsizlik doğal bir durumdur. Kimse eşit değildir. Kimi daha akıllı, kimi daha tembeldir. Kimi daha güzel, kimi daha çirkindir. Kimi daha zeki, kimi tamamen aptaldır. Bu eşitsizlik yaşamın sürmesi için gereklidir. Burada iş devlete düşüyor; devlet güçsüzü güçlüden koruyacak ve sosyal güvenliği sağlayacaktır. Tabii bu feodal kapitalistlerin umrunda olacak bir durum değildir. Ya da feodal kapitalistlerin yapmasını ummakla kalabileceğimiz bir durum değildir.
Alıntı:
2. AB ve ABD'yi kendi iç gelişiminde ele almanız gerekir. AB Türkiye'den daha gelişkin bir medeniyet olabilir ama bir bakın bakalım AB kendi içinde ilerleyen bir medeniyet midir, gerileyen bir medeniyet midir? Tarih bilinci almış insanlar medeniyetlerin nereden gelip nereye gittiğini dert edinir.
Batı, Doğu'dan önde gözüküyor. Öyledir de. Gerilemesi konusunu anlayamadım. Açabilir misiniz?
Alıntı:
3. AB ve ABD gibi merkez kapitalist devletlerin olgunlaşma dönemlerini hangi ekonomik dinamikler altında gerçekleştirdiğini unutmamak gerekir. Zira bu ülkeler görece gelişme dönemi diyebileceğimiz dönemde katı devlet müdahaleli yönelimler benimsedi. Kendi ekonomik örgütlenmelerini güçlendirdikten ve kendilerini garantiye aldıktan sonra dış pazara serbestlik tanıdılar. Koruyucu ekonomi politikalarını kaldırdılar. İşte bu dışa açılma döneminde gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere liberal ekonomi politikalarını dayattılar. Bu çok önemlidir. Liberalizm özgürlüktür vs.. ile bu argümanı savlayamazsınız.
Türkiye'de de böyle başladı, ama kötü olan böyle devam etti. Devletçilik, sermayenin cılız olduğu bölgelerde vazgeçilemez bir olgudur. Sermayenin gücü sınırlıdır, devlet sermayeye göre daha fazla güce sahiptir. Bu yüzden sermaye en başta devletin müdahaleleri ile oluşur. Sonra özgürleşir.

Avrupa ve ABD ile Türkiye'yi kıyaslamak liberalizm açısından doğru değildir. Türkiye özel mülkiyet kavramına geçeli henüz 200 yıl bile olmadı. Ve Türkiye kurulduğunda ülkemizde sadece üç adet fabrika bulunuyordu. Tabii ki bazı şeyler eşit olmayacak. Ve Batı'nın medeni gelişimini de unutmamak gerekir. Bu batı hayranlığı demek değildir.

Alıntı:
4. Bu merkez kapitalist devletler sosyal devlet olgusunu hangi siyasi dinamikler altında gerçekleştirdi? Dünya savaşının yıkıcı etkilerinin sarılması, SSCB'nin dolaylı yoldan etkilediği sınıf hareketleri, sosyalizmin faşizm karşısında kazandığı prestij sonrasında AB'de yükselişe geçen halk hareketleri vs.. Hak verilmiş mi alınmış mı, haklar şu an ne alemde yoksa geriliyor mu, bunları hesaba katmak lazım.
Sultan Galiyev'in bir sözü var.. Daha doğrusu ileriye yönelik bir tahmini. Şöyle demişti 'Avrupalı sosyalistler kendi burjuvalarıyla elele verip buna yönelik bir birlik kuracak' diye.. Gerçekten de bir süre sonra, Avrupalı sosyalistler güle oynaya kendi burjuvasıyla Avrupa birliğini kurdu.

Sosyalizmin işçi haklarına katkısını elbetteki atlamamak gerekir. Ama bu sonuç olarak neyi değiştirir? Kimin içine kimin ne kattığı bugün uygulama yaparken neyi değiştirir?
Alıntı:
5. AB ve ABD gibi devletler işçi sınıfını ve toplumsal katmanları nasıl besliyor? Tamamen kendi iç kaynakları ile mi yoksa sömürge ülkelerden aşırdığı sermaye hareketleriyle de mi?
ABD ve AB'yi iç ve dış olarak ikiye ayırmak gerekir. Kendi içinde işçisi için sermayeyi bile kısıtlayabilecek uygulamalara gidebilirler. Çünkü halk devletidirler. Ancak dışarıda tasvip edilmeyecek şeyler yaparlar. Bunun kaynağı liberalizm değildir. Belki ilerletici gücü olabilir. Ancak bunun altında, dünyadaki tüm milletlerde olan egemenlik kurma, önünde diz çöktürme hissiyatı yatar. Siyasi idealojilerin hepsinde bu bulunabilir. Çünkü teori ile değil insan pratiği ile alakalı bir durumdur.


Alıntı:
Sayın solcu'nun aksine, ben başlığı açış mesajını olumlu buldum. Yüzeysel olduğu düşünülebilir, ben aynı fikirde değilim. Kurcalayıcı, kışkırtıcı, sade ve "taraf" bir yazı olmuş. Kişisel muhabbete girmese mesleğinizi sormak isterdim.

Katkınız için teşekkür ederim.
Lise öğrencisiyim.
Hasan Rua is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-12-07, 14:55  #10
Kuzum
Siyaset
 
Kuzum'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: İzmir/Kıbrıs
Mesajlar: 1,075

Alıntı:
Sayın Bolşevik şöyle demiş:

Mesajı Göster
1. Avrupa Birliği'ni ve ABD'yi Türkiye ile kıyaslayarak liberalizmi düze çıkaramazsınız. Hatta Avrupa Birliği içinde bile bir iç ayrışmaya gitmeli, Almanya-Fransa-İngiltere çerçevesi çizmelisiniz. Kuzey Avrupa ülkeleri, diğer Hollanda, ispanya, İtalya gibi diğer AB ülkeleri, halka ülkeler şeklinde farklı çerçeveler çizmeniz gerekir. Ne AB, ne de ABD homojen bir yapıdadır. Liberal olabilirsiniz ama kapitalizmin eşitsiz geliştiği gerçeğine sırt çeviremezsiniz.
Alıntı:
Sayın Parşömen şöyle demiş:

Mesajı Göster
Özgür olan hiçbir mefhum herhangi bir şeye göre gelişemez. Eşitsizlik doğal bir durumdur. Kimse eşit değildir. Kimi daha akıllı, kimi daha tembeldir. Kimi daha güzel, kimi daha çirkindir. Kimi daha zeki, kimi tamamen aptaldır. Bu eşitsizlik yaşamın sürmesi için gereklidir. Burada iş devlete düşüyor; devlet güçsüzü güçlüden koruyacak ve sosyal güvenliği sağlayacaktır. Tabii bu feodal kapitalistlerin umrunda olacak bir durum değildir. Ya da feodal kapitalistlerin yapmasını ummakla kalabileceğimiz bir durum değildir.

mefhum = kavram
ör: "Hâlbuki hiçbir mefhumun dar çerçevesine sığmayan hayat okumaya layıktı."- Ö. Seyfettin.
TDK

Sayın Parşömen,

Dikkat ettiyseniz önceki mesajımda, yazınızı tane tane almak yerine liberalizmi eleştirmek için bir yöntem belirlemesi yapmaya çalıştım. Bir defaya mahsus olmak üzere ben de, bu sefer, aynı tarzı deneyeceğim. Fakat bu şekilde konuyu bir bütün olarak alamadığımızı da eklemek isterim.

İngiltere, Yunanistan'dan daha gelişkin bir devlet olduğuna göre, bu Yunan halkı daha tembel, daha çirkin, daha tamamen aptal olduğu için; ama buna karşılık İngiliz halkı daha yakışıklı, daha akıllı, daha zeki olduğu için midir?
__________________
yeşil bir tepe var mı kuzum orada
ve yaşanacak bir ev o yeşil tepenin ardında
Kuzum is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Sol neden varoşa inemiyor? Antioksidan Türkiye Siyaseti 202 22-07-08 11:28
Liberalizm Masalları Gılgamış Türkiye Siyaseti 45 09-07-08 13:14
Ülkemizde diyanet kurumu Antioksidan Türkiye Siyaseti 15 18-10-06 22:35


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 01:12.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz