| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Sylvia Plath / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 661
| Yazar 1932′de Massachuseets’ta doğmuş ve çocukluuğunun ilk yıllarını Boston yakınlarında bir kıyı kasabası olan Winthrop’ta geçirmiştir. Annesi Avusturyalı bir ailenin kızıdır. Boston üniversitesinde tanınmış bir biyoloji profesörü ve arılar uluslararası bir üne sahip bir otorite olan babası gençliğinde Polonya’dan ABD’ne göçmüştür.Sylvia’nın kendisinden iki buçuk yaş küçük bir erkek kardeşi vardır.Kasım 1962′de Sylvia’yı çok etkileyecek bir olay olur, babası uzun ve zorlu bir hastalık geçirerek ölür. Küçük yaşta şiir yazmaya, çini mürekkeple resim yapmaya başlar;her iki alandada ilk yapıtlarıyla ödüller kazanır.On yedi yaşına geldiğinde yazma hevesini belli bir düzene sokar,ancak yazdıklarının yayınlanması o kadar kolay olmaz.Seventeen dergisinin ağutos 1950 sayısında çıkan ‘ve artık yaz gelmeyecek’ adlı kısa öyküsünden önce dergiye tam kırk beş öykü göndermiştir.İngiliz ozanı Ted Huger ile tanışır ve 16 haziran 1956′da Londrada onunla evlenir.Sırça Fanus’u yazmak için Saxton vakfından burs alır ve roman ocak 1963′te yayınlanır.Daha sonraki dönemde Ariel şiirleri başta olmak üzere bir çok şiir yazar 11 Şubat 1963 günü yaşamına son verir. __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." |
|
| #2 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| Sylvia...Sylvia..Sylvia. Benim tatlı şizofren aşkım(!) Sylvia Plath kitaplığı ÜÇ KADIN Çeviren: Gürkal Aylan, artshop Yayınları, 2006. SUYU GEÇİŞ Çeviren: Gürkal Aylan, artshop Yayınları, 2006. JOHNNY PANİK VE RÜYALARIN KUTSAL KİTABI Çeviren: Olcay Boynudelik, Altıkırkbeş Yayınları, 2000. SYLVIA PLATH'IN GÜNCELERİ Çeviren: Şadan Karadeniz, Oğlak Yayıncılık, 1998. ARIEL Çeviren: Yusuf Eradam, İmge Kitabevi Yayınları, 1996. SIRÇA FANUS Çeviden: Handan Saraç, Can Yayınları, 1987. |
|
| #3 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| Lady Lazarus gene yaptım, gene yaptım işte. on yılda bir kere beceririm bunu ben – bir çeşit ayaklı mucize, tenim bir nazi abajuru kadar parlak, sağ ayağım kağıt üstüne ağırlık, yüzüm hiçbir özelliği olmayan, halis yahudi keteni, en incesinden. kaldır o örtüyü sevgili düşmanım. korkuttum mu yoksa? göz ve burun oyuklarımla, otuz iki dişimle? sasımış soluğum yok olur gider bir günde. pek yakında, evet pek yakında mezar inimin yediği etim gene üstümde olacak eve gittiğimde. bir kadın olacağım yine, yüzümde gülümseme. otuzundayım daha. kedi gibi dokuz canım var hem de. bununla üç etti. ne pis iş bu silip, yok etmek her on yılı böyle. milyonlarca lif, milyonlarca. ağızlarında fındık fıstık çatur çutur, itişip kakışıyor kalabalık, görmek için ellerimin, ayaklarımın açığa çıkarılışını. baylar, bayanlar ! böyle striptiz görmediniz. bunlar ellerim. bunlar da dizlerim. bir deri bir kemiğim belki, ama, aynı kadınım işte, tıpatıp aynı. ilk kez olduğunda on yaşındaydım ben. kazaydı. ikincisinde, işi bitirmeye ve bir daha dönmemeye öyle kararlıydım ki. kapatmıştım kendimi, sallanıyordum deniz kabuğu gibi. seslenmek, durmadan seslenmek, bir de ayıklamak zorunda kaldılar üstüme inciler gibi yapışmış kurtları. ölmek, herşey gibi, bir sanattır, bu konuda yoktur üstüme. öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir. öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir. bir talebim olduğunu bile söyleyebilirsiniz. öyle kolay ki bir hücrede bile yapabilirsiniz. öyle kolay ki yaparsınız ve kımıldamazsınız. benim canıma okuyan aynı yere, aynı surata, aynı şaşkın, hayvansı "bu bir mucize ! mucize!" haykırışlarına güpegündüz görkemli bir dönüş yapmak. bir bedeli var yaralarıma bakmanın, kalp atışlarımı dinlemenin bir bedeli var – tıkır tıkır çalışıyor işte. bedeli var, hem de ne bedeli var, bir sözcüğümün ya da bir dokunuşumun ya da kanımdan bir damlanın ya da saçımın bir telinin ya da bir parçasının elbisemin. ya, işte böyle, herr doktor. işte böyle, herr düşman. beni siz yarattınız. ben sizin kıymetli eşyanız. eriyip bir çığlığa dönüşen som altından bebeğiniz. dönüyor, yanıyorum. yüksek alakalarınızı küçümsüyorum sanmayın. karıştırıp durduğunuz küller, küller – et, kemik, yok orada başka bir şey – bir kalıp sabun, bir alyans, bir de altından diş dolgusu. herr tanrı, herr şeytan aman dikkat aman dikkat ben diriliyorum, kalkıyorum işte küllerin arasından kızıl saçlarımla ve insan yiyorum, hava solurcasına. sylvia plath, 23-29 ekim 1962 çeviren: yusuf eradam |
|
| #4 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| "benim için şimdi sonsuzdur,sonsuz da sürekli olarak değişir,akar,erir. yaşam bu andır.geçip gittiğinde ölüdür artık.ama her yeni anla birlikte yeniden başlayamazsınız,ölü olana göre yargılamak zorundasınız.bataklık kumu gibi tıpkı..daha başından umutsuz.bir öykü bir resim heyecanı biraz yenileyebilr ama yeterince değil.şimdinin dışında hiçbir şey gerçek değildir,daha şimdiden yüzyılların ağırlığının beni boğduğunu duyumsuyorum.birzamanlar yüzyıl önce bir kız yaşamıştı,şimdi benim yaşadığım gibi sonra öldü ben şimdiyim göçüp gideceğimide biliyorum ama doruktaki o an o parıltı gelip geçiyor sürekli bir bataklık kumu ama ben ölmek istemiyorum" |
|
| #5 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| ölümünden bir kaç gün önce ya da başka bir deyişle yaşamının son bir kaç gününde yazdığı edge'in çevirisi şöyledir; kadın mükemmelleştirdi, ölümünü bedeni giyinir zaferin gülümsemesini, bir grek zorunluluğunun yanılsamasını akar harmanisinin kıvrımlarından, çıplaklığı ayakları şöyle der gibiydi; çok uzaklara geldik, her şey bitti. her ölü çocuk kıvrıldı kaldı, beyaz bir yılan, her küçük süt ibriği, şimdi boş. geri boşalttı kadın hepsini bedeninin derinlerine taç yaprakları gibi kendini kapayan bir gülün gece çiçeklerinin tatlı, derin soluğuyla koyulaşırken ve kokularla kanarken bahçe. ay yukarda öyle gamsız ki, kadının kemiklerinin örtüsünden gözünü ayırmayan. o böyle şeylere zaten alışıktı, sadece karanlıkları ayrışır ve sürüklenir. |
|
| #6 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| Mezarında... ""Even amidst fierce flames, the golden lotus can be planted" ...alevlerin ortasinda bile nilufer çiceği yetiştirilebilir... İtirafcı gelenektendir.Bu yüzden ruhundan kan gibi kusar cümlelerini.Ancak aynı derecede çok iyi bir gözlemcidir.Anları,mimikleri, kısacası her şeyi ayrıntılari ile gözlemler.Keza zevk aldigi ufak sapıklıklari da mevcuttur;intihar.Her zaman zevk almiştir intiharlarindan.Tanrı'nın insanlarla arasina koydugu sınırın ne kadar kasvetli bir havasi oldugunu bilir.Ama o, Borderline'da ellerini arkasina dolamiş, seke seke yürüyüp giden küçük bir çocuk gibi saftır ,temizdir.Her intiharında ruhunu temizlemistir.Her intiharında o tertemiz çocuk gibi olmustur. |
|
| #7 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,429
| Babasının ölümünü bir türlü kabullenemiştir.Onu kendi elleriyle oldurmek istemiştir hep.Tüm insalıktan daha kıskanç, sapkın,manik ve depresif bir kişiliktir.Benim yeni ilahemdir.Tc'de üzerine yazılmış tek bir tez çalışması varmış.Yuh yani! |
|
| #8 | |
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 6
| sylvia ile burda karşılaşmak güzel... nilgün marmara nın-bıraktığı ayak izlerine basarak-hayatı sevmenin ondan kolayca vazgeçmek olduğunu gördüğü kadın! sahi öyle demişti; 'senin bütün arka bahçelerini gördüm ben..'' berisi yok zaten... vazgeçiş kadrosuna bir de ölüme yargılı olmayı soluk almaktan önce hatırlayan anais nin eklersek 'gitmek' bir kucak dolusu anlam kazanacaktır... |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 30
| Sylvia Plath'in bir de yaşam öyküsünü anlatan bir film var:"Sylvia",izlemeyenlere tavsiye ederim. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|