Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Hipnoz ve hipnoterapi

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski23-05-05, 17:50  #1
petricli
 
Mesajlar: n/a
Hipnoz ve hipnoterapi



Hipnoz ve Hipnoterapi

Gerçek Nedir?

“Bir gün uykuya dalsanız ve sizi hiç uyandırmasalar yaşadığınız gördüğünüz her şeyi gerçek sanmaz mısınız? “

“Dün gece rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Bu gün ise kelebek olduğunu düşünen bir insan mı ? Yoksa insan olduğunu düşünen bir kelebek mi olduğumu kestiremiyorum”, der, Çinli bir şair

Öyleyse gerçeklik nedir ? 5 duyumuzla algıladıklarımız değiştirilebilir mi

Evren ve insan yaratılmadan önce Tanrının bir hayali değilmiydi ?

Hayal gücü ile ilgili bu kısa girişden sonra desemki limon dolu bir tepsi,bol sulu limonlar,gözlerinizin önünde elimizle sıkıyoruz! Ne oldu ? Ağzınızdaki tükürük bezleri harekete geçti, ortada gerçek bir limon olmasada !

Yaşam Sn Müezzinoğlu’nun dediği gibi ön kabullenmelerle şekillenir. Yada Pavlovun zil sesine şartlandırılmış, yemek ögesi olmadığı halde zil sesi ile beraber mide salgıları artan köpeklerinde olduğu gibi şartlanmaları izlemek mümkün. O halde diyebiliriz ki canlılık bio- feedbacklerle denetlenen, kabullenmelerle süregiden bir formdur.

Geçmişe şöyle döndüğümüzde Filozof hekim kavramı ile özdeş İbn-i Sina diyor ki;” Ruhsal bir hayal gücü mevcuttur.Bunun emirlerine vücut her zaman uymak zorundadır.Bu güç bir hastayı iyileştirebildiği gibi sağlıklı birini de hasta yapabiliyor.”

İrade ise kendi fizyolojimize programladığımız modeli ortadan kaldıracak güçte değil.

Zihnimizde herhangi bir şeyi imajine ettiğimizde beyin ve sinir ağları üzerinden kimyasal aracılarla uç organa yada hücreye soyut olan düşüncenin somut olarak eyleme dönüşmesini izliyoruz. Düşüncenizin beyninizden ayak ucunuza kadar ulaşması şaşırtan bir hızla saniyenin 1/50 si kadar bire sürede gerçekleşir.

Peki Bilinçaltı Nedir ?

Bilinçaltı bizim deneyimlerimize göre hareket eden dev bir güç merkezi. Doğru yada yanlış ne imajine edersek yerine getirecek bir güç aslında. O an için aldığı karar yerinde ve organizmayı korumaya yönelikdir.

Bilinçaltı bize rüyalar ve sezgiler aracılığı ile ulaşır. Düşünce ve sözlerimize yüklediğimiz anlamlar görsel malzemelere dönüşür. Zihinde yaratılan net bir görüntü aslında gerçeğin ham maddesidir. Bir imajın kırk yıllık gücü var desek sanırım yanılmış olmayız.

Bilinçaltının bir handikapıda hayal ile gerçeği birbirinden ayıramamasıdır. Bu açık kağıdan yararlanarak hipnoza girişi kolaylaştırmak ve ileriki evrelerde terapide kullanmak mümkündür.

Canlı bir bir imajinasyona sahip iki grup var. Sanatçılar ve çocuklar. Mental imgeleme ise resimler halinde düşünen zihindir.

Bilinçaltı ve ön şartlandırma ile ilgili yapılmış birkaç deney anlatmak isterim;

-Farelere poly1-c(bağışık sistemi güçlendirici bir madde) verilirken çevreye kafuru kokusu yayılıyor. Takibinde farelerin bağışık hücre sayılarının arttığı tespit ediliyor. Kimyasal maddenin verilmesi kesilip, ortama tek başına kafuru kokusu yayılıyor. Görülüyor ki bağışık hücre sayısı gene artmış.

-Yine farelere siklofosfamid (bağışık hücre baskılıyıcı ajan) ve sakarinle tatlandırılmış su veriliyor. Takibinde bağışık hücre sayısı azalıyor. Sadece sakarinli su verildiğinde de aynı sonuç alınıyor.

-Adrenalinin vücuttaki özellikleri anlatılan bir sujeye adrenalin yapıyoruz diyerek serum fizyolojik yapılıyor. İlginç olarak adrenalinin etkileri gözleniyor. Aynı durum ile SF yapılarak LSD benzeri etkide elde edilmiştir. Tersi olarak bir tıp doktoruna SF yapıyoruz diyerek adrenalin yapılmış ve hiçbir fizyolojik değişiklik gözlenmemiştir.

Görülüyor ki, hayal gücünün, kabullenmenin, şartlanmanın tetiklediği sistem, kimyasal maddelerin özelliklerine eşdeğer etki gösterirken, aynı zamanda bir kimyasal maddenin etki göstermemesine de neden olmaktadır.

Siz hekim olarak hastanıza ilaç yazdığınızda onun inancını tetikliyemiyorsanız o ilaç ne kadar etkilide olsa o ilacın gücünü istemeyerek azaltmış oluyorsunuz.

Bakın fobilerden örnek vererek bilinçaltının yaramazlıklarına bir göz atalım;

Fobilerde durum kendimizce yaratılır, acıdır ki bu bilinmez; kişinin iradesi kendi fizyolojisine programladığı modeli ortadan kaldıracak güçte değildir.

Örn. uçaktasınız, gong sesinden sonra kaptan pilot acilen en yakın havaalanına inmek zorunda olduğunu söyldei ve ardından birkaç sarsıntı geçirdiniz, ölümü ensenizde hissettiniz. Sağ salim indiniz. Bir sonraki uçak yolculuğunuzda her gong sesi ile kalbinizde bir çarpıntı, korku, endişe nefes almada zorluk olabilir.

Şimdi gelelim hipnoz tekniklerine;

Dünyadaki hipnotizör sayısı kadar da teknik mevcuttur. Ancak ana kural fizyolojik yanılsamalardan faydalanmaktır.Bunun için 5 duyuda elverişlidir.Danışan hangi duyusunu yoğun kullanıyorsa onu tercih etmek akıllıca olur. Ancak görme duyusu ve imajinasyon işinizi kolaylaştırır. Sujeyi sabit bir noktaya baktırarak göz ve göz kapaklarının yorulması sağlanır ve sabit noktanın hareket ettiği izlenimi doğar.

İmajinasyonla indüksiyonda ise, suje ile ön görüşme sırasında danışanın olmak yada gitmek istediği bir yer sorulur,gözleri kapattırılır ve gevşeme telkinlerini ve nefes egsersizlerinden sonra orada olmayı hayal etmesi istenir. Başarı oranı yüksek bir deneyimdir.

İnsan, mükemmel tam gelişmiş,hoş, aydınlık, bilen, güçlü, irade sahibi, uyanık olarak yaradılmıştır. Her doğan çocuk böylesine saf ve temizdir. Ana babası ve yetiştiği çevre, kabullenmeleri ve şartlanmaları ile ruhsal rahatsızlıklar gündeme gelir. Hipnoz uygulayıcılarının, görevi ise insanların bu yanlış kabullenmeleri ve şartlanmalarından önceki saf doğallıklarını hatırlatmaktır. Bulutların dağılması ile birlikte güneşin görünmesi gibi insanlarda asla kaybetmedikleri özlerini bulurlar.

Peki bilinçaltının bizlerle iletişim kurduğu doğal terapi yöntemi var mıdır? Evet, rüyalar !

Rüyalar doğal onarım mekanizmamızdır. Rüyalarda sembol dili vardır. Bu dil evrenseldir ( C. Jung). Bir kişi üçgün boyunca uykusuz özelliklede rüyasız bırakılırsa Akut Psikotik Atak gelişir. O halde gerçekten rüyalara ihtiyacımız var. Ruhumuzda oluşan duygular bedenimize aynen yansırken bedenimizde ruhumuzun bir semboludur. Derinden ve gerçekten hissedilen bir olay yada düşünce bütün organizmaya yansır. Rüyalar uykunun sürekliliğini sağlar. Susamış biri uyanmadan rüyada kana kana su içer hayali bir tatmin yaratarak uykusunun sürekliliğini sağlar.

Her şey düşünceden doğar. Düşünce söz, imge, tavır ve sembollerdir. Bunlarda Nörotransmitterler aracılığı ile bedeni etkiler.

Kuantum fiziğine göre evrendeki her şey titreşimden ibarettir. Mekaniğin giremediği yerde olayları zihinsel süreçler etkiliyebilir. Düşünce atom altı dünyaya ulaşırsa bedeni bizim düşüncelerimize yanıt veren bir tür matrix düzeneği olarak ele almak mümkündür.

Kuantum, Newtonun fiziğinin aksine maddenin madde olmayana dönüşümüne imkan verecek bir esneklik sağlar.

İnsan çok katlı, çok boyutlu bir varlıkdır. Hipnozda yaşanan farklı bilinç halleride bu katlardır. Biz kendimizin her zaman “kendimiz” olduğundan çok eminizdir. Oysa içimizde birden fazla kişilik programı birbiriyle çatışır durur.

Ve aslında hipnoz bir disosiasyondur. Bu yüzden ikiyi bir yapmadıkca insan gerçekten kendisi olamaz. Yunus Emre’nin mısraları aklıma geliverdi; “bir ben var benden içeri...”

Son olarak hipnoz ve hipnoterapi;

Bize hastalığın sorumluluğunu verdiği gibi, onun potansiyel bir tedavisinin bulunabileceği daha derin bir bilinç düzeyini algılamamızı sağlar...

Kaynak : http://www.benbigun.com/

petricli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-05-05 17:55 .
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-12-05, 00:51  #2
trex
 
Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 14

Dün gece rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Bu gün ise kelebek olduğunu düşünen bir insan mı ? Yoksa insan olduğunu düşünen bir kelebek mi olduğumu kestiremiyorum”, der, Çinli bir şair

bunu her yerde söylerler ama bence çok saçma. "insan olduğunu düşünen kelebek" nasıl olurda bir kelebek insan gibi düşünebilir o küçücük beyniyle gerçi beyni varmı onuda bilmiyorum ya. yani rüyasında matematik problemleri çözebilen, araba kullanabilen, bilgisayar kullanabilen bir kelebek uyanınca aptal aptal uçup gördüğü ilk ışığa yapışıp sıcaktan ölen bir kelebek.
trex is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-12-05, 03:12  #3
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341

Alıntı:
Sayın petricli şöyle demiş:

Hipnoz ve Hipnoterapi

Evren ve insan yaratılmadan önce Tanrının bir hayali değilmiydi ?

!

Kaynak : http://www.benbigun.com/
Öyle olsaydi, insan denen memeli bunca gaddar oabilir miydi diye düsünmeden edemiyor insan.

Konu disi gibi görünse de, bu noktaya aklima ilk gelen buydu sayin Petricli.
simdi devam edebiliriz.
saygilar
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 14:31.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz