"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
İslâmda Kadın, Kadına Verilen Değer, Ve Kadın Hakları../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 130
| Kadın hakları savunucusu kadın, panelin yapılacağı salona giriyor! Geç kalışının özrünü beyan ediyor: - Af edersiniz, geciktim. - Hayrola, trafiğe mi takıldınız? - Hayır hayır, bizim kadın gelmedi de bu sabah, evden çıkamadım, o yüzden geciktim. “Bizim kadın” dediği hizmetçisi. Panel başlıyor, söz sırası hanımefendiye geliyor. Öyle bir üslubu var ki zannedersiniz kadın-erkek birbirine düşman iki farklı yaratık! Üç-beş cümle eğitimden söz ediyor. Kadınların eğitimsizliğinin faturasını İSLAMA çıkarırken; evlilik, nikah, boşanma, mirastan aldığı pay ve sosyal hayattan dışlanması gibi konu başlıklarıyla kadınların yaşadığı sıkıntıları anlatıyor uzun uzun. Ve ilginç bir şekilde gelenekleri, adetleri nasıl oluştuğunu araştırmadan dine yamayarak İslam’ı suçluyor. Hele hele kadının ekonomik, sosyal hayattan dışlanmışlığını anlatırken söylediği cümle; “Eve hapsedilip kocasının ve çocuklarının hizmetçisi oldu kadınlar.” Be kadın, kadınlar senin evine gelip pisliklerini temizleyince, pis çamaşırlarını, pis bulaşıklarını yıkayınca ekonomik, sosyal hayata katılmış oluyor da kendi evinde aynı işleri, kendi eşi ve çocukları için yaptığında nasıl sosyal hayattan dışlanmış oluyor? Bize bunu anlatsana hele!.. Buram buram art niyet kokuyor... Sosyal meseleleri matematik formüllerle izah edemezsiniz. Tarihi, kültürü, toplumsal meseleleri, hukuku, adaleti çarpıp bölerek toplayıp çıkararak doğru sonuca ulaşamazsınız. İki kere iki dört etmez sosyal meselelerde. Bir eklediğinizde artmaz, bir çıkardığınızda da eksilmez. Öyle bir mikrop ilave edersiniz ki bir müddet sonra hiçbir şey kalmaz. Ya da öyle bir damar, öyle bir kök katarsınız ki yüz ise bin olur... Değişim başkalaşmak değildir, gelişmedir, tekamüldür. Değişen çevre şartlarıdır. İnsan değişen şartlara, sahip olduğu değerleri katarak uyum sağlar. Aksi halde yabancılaşır, başkalaşır. İnsan fıtratı, binlerce yıl önce neyse yine odur. Beşeri zaafları da insani erdemleri de bin yıl öncesinden farklı değildir. Sevinçler, acılar, heyecanlar, hüzünler, hasretler, coşkular.. yine aynı yoğunlukta yaşanıyor. Şartlar değiştikçe sahip olduğumuz değerlerle hayatı yeniden inşa ederiz. Maymun edebiyatıyla insanın sürekli başkalaşacağını umanlar İslam’ın değişmeyen değerleriyle bir yaşam tasavvur edemezler elbette. Çünkü İslam’da “kurgu yaşam” yoktur. Hayatın gerçekleriyle uyumlu GERÇEK HAYAT vardır. Hayatı anlamlandıramayanların İslam’ı anlamaları mümkün değildir. İslam’ın tasavvur ettiği insanı programlayamazsınız. Duygularından arındırıp robotlaştıramazsınız. Din hayat nizamıdır. Ve dinin önerdiği hayatın merkezinde, zaafları ile, erdemleri ile, kaygıları duyguları ile, aklıyla vicdanıyla yaratılanların en şereflisi olan İNSAN vardır... Aynılık eşitlik değildir. Eşitlik de adalet değildir. Bir yerde çalışan herkese aynı ücreti verirseniz eşitlik yapmış olursunuz; ya adalet! Farklı konumları, farklı işlevleri, yetenekleri olan, ürettikleri katma değerler farklı olan insanlara aynı ücreti vermekle adaleti mi sağlamış oluyorsunuz? Uzun uzun anlatmaya gerek yok, bu çarpık eşitlik ve adalet anlayışının insanlık için nelere mal olduğunu gördük hepimiz. Adaleti eşitlik zanneden bu çarpık bakış kadın-erkek ilişkilerini de aynı anlayışla yorumladığından sürekli çözümsüzlük üretiyor. Kadın meselelerinde sorunun dinin değerlerinden kaynaklandığını iddia edip İslam’a çamur atanlar da bu çarpık anlayış sahipleridir. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan yoksul insanlar var; yaşlıdır, hastadır, özürlüdür ya da becerileri, yetenekleri yoktur. Şimdi bu insanlara kol kanat geren, onları durumlarına uygun şekilde konumlandırıp toplumla kaynaştıran bir anlayış, onları aşağılamış mı olur? Adaleti eşitlik, eşitliği aynılık olarak gören anlayış boyları, kiloları, yetenekleri, güçleri, kuvvetleri, zekaları, olayları kavrayışları birbirinden farklı milyonlarca insanı nasıl aynılaştırıp eşitliği sağlayacak? Bu eşitleri hayatın içinde nasıl konumlandırarak adaleti gerçekleştirecek? Var mı bir önerisi olan? Makyaj masrafları yanında çalıştırdığı hizmetçinin kazancından fazla olan sözümona eşitlikçi, sözümona kadın savunucusu hanımefendi hizmetçisiyle nasıl eşit olacak? Ya da bu dalaveresini nasıl açıklayacak? Bu tavırların, bu davranışların bir adı vardır elbette! Kavramların içini boşaltarak laf kalabalığı ile toplumu ketenpereye getirmek isteyen bu ikiyüzlülerin kurduğu tezgahın önce hanımlar farkına varmalıdır... Asla İslam dininden kaynaklanmayan sebeplerle müslüman topluluklar gelenek-adet dümeniyle kadını sosyal hayatın dışına itmişlerdir, tıpkı diğer toplumlarda olduğu gibi. Kadınlara büyük haksızlıklar yaparak toplumsal hayatın bütününü felç etmişlerdir, doğrudur ama bu durum kurguladıkları hayatın sömürü düzenini meşrulaştırmak için İslam’a çamur atanları haklı yapmaz. Önce kadın ve erkeğin “farklılık”larına vurgu yaparak, sonra “insanlık bütünü”nde eşitleyen İslam’ın önerdiği hayatla Allah’ın hükümranlığını reddederek kendi kurguladıkları hayatı bir kıyaslasınlar bakalım toplumun önünde. Hayatı ölümün ötesine, sonsuzluğa, ebediyete taşıyamayanların doğumla ölüm arasına sıkıştırdıkları 70 yılı “hayat” diye hasıl planladıklarını bir görelim bakalım. Görelim bakalım doğumla ölüm arasına sıkışmış insana ne diyecekler, ne vaad edecekler, ne masallar anlatacaklar?.. Din hayat nizamıdır.Dinin değerleri hayatı yaşanır kılan ilkelerdir, prensiplerdir. Dini reddedebilirsiniz, dinin önerdiği hayatı kabul etmeyebilirsiniz ama dinin bütünü içinden bir meseleyi alıp kendi kurguladığınız hayata yamayıp “Aaa! Bu burada iyi durmuyor!” derseniz, bırakın başka şeyleri ortalama zekanızın olduğundan da şüphe ederiz... Kadın da erkek de önce insandır. Savunulmaları için haklı olmaları yeter. Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, yaşlısıyla dünyanın her yerinde, her şekilde insanların haksızlığa uğradığı günümüzde hak savunuculuğu gibi bir konuda bile ayrımcılığın yapılmasını elbette şüpheyle karşılarız. Hele hele her vesileyle olduğu gibi, bu vesile ile de İslam Dinini suçlamaya kalkışıyorlarsa elbette hoş karşılamayız. Hakkı, hukuku, adaleti umursamıyorsanız kadını da savunamazsınız, çevreye de duyarlı olamazsanız, çocukları ve yaşlıları da koruyamazsınız. Samimiyetsizliğiniz mimiklerinize yansır, kimseyi kandıramazsınız... Biz her meseleye olduğu gibi kadınların problemlerine de duyarlıyız elbette. İfade ettiğimiz gibi asla dinden kaynaklanmayan adet, gelenek, töre adına yapılanlara, dini motiflerle süslenmiş olsa bile kadını sosyal hayatın dışına iten anlayışa karşıyız. Bu anlayışlarla mücadelemizi yapıyoruz, yaparız da. Ancak çağdaşlığın, kutsanıp içinde her türlü haksızlığın, ahlaksızlığın paketlenmesine de karşıyız. Bu paketlerle servis edilen kapitalist ahlaksızlığa ve kurduğu sömürü düzenine de karşıyız. Hem bu düzenden beslenip hem de kadın hakkı, hayvan hakkı maskesi ile dolaşan beslemelere karşı uyarıyoruz toplumu, özellikle anamız, kardeşimiz, kızımız, eşimiz, dostumuz kadınlarımızı. “Hak”sa başımızın üstüne, İslam’ın değerleriyle var olan bir toplumda kadına kötü davranılmaz. Çocuklara ve yaşlılara ilgisiz kalınmaz. Çalışanın emeği sömürülmez. Çevreye ve doğaya duyarsız olunmaz. Hiç kimse haksızlığa uğramaz, düşman olanlar bile. Siz ne zannediyorsunuz? Gerçek sizin zannettikleriniz midir?.. . |
|
| #2 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Arkadaşım verdiğin örnek toplumu yansıtmıyor. Kadın hakkı savunucusu kadınlar anlattığın kadın tipinde değildir. Kendi temizliğini kendi yapar işi gücü ezilenin hakkını savunmaktır. Anlattığın kişi sadece bir akademisyen ve kendisinde muhakkak ki sosyolog ya da psikologdur. Rica edilmiştir. Akademik bilgilerini aktarması istenmiştir. Ben bu kadınları emekçi kadın olarak görmem.Toplumun %80'ini de temsil etmezler. Ne yazık ki biz emekçi kadınlar çoğu zaman bu hatayı yapıp panellerimizde akademisyenleri konuşturuyoruz. Aslında böyle olması da gerekiyor. Ancak bu işin bir ucu asıl noktasını atlayıp tek bir kimlikten yola çıkarak kadın haklarını heba edemezsiniz. Savunduğunuz din ise kadına günümüzde bir hak ve adalet sağlamaz. Ben de bahsettiğiniz kadın gibi atıp tutarım din adına... Ama benim ne bir hizmetçim var ne de ayda milyonlarca liramı makyaj malzemesine veririm. Kadın hakkı temsilcisi olarak kimleri görüyorsunuz bilemem. Ama bizler ortada olan gerçekleri sonuna kadar haykırırız. Bu hak ve eşitlik içinse ölümüne de olsa canımızı ortaya koyarız. Bu ülkede töre cinayetlerine kurban giden yüzlerce kadın mevcut... Bu ülkede eğitim özgürlüğü tanınmamış kızlarımız mevcut... Bu ülkede kadınla erkek arasında ücret eşitsizliği mevcut... Dediğiniz gibi hizmetçisi olanlar bizleri temsil etmez. Ama bu kadınları yanımzda görmekten de gurur duyarız. __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #3 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| sn mnzv sanırım eşitliği herkese aynı üzreti vermek olarak algılıyor. Yazısının aynı kısımlarında eşitliği bu şekilde düşünenlerin cahilliğinden bahsetmiş. Oysa, eşitliğin herkese aynı ücreti vermek zannedenlerin çoğunun dindar olduğunu gözünden kaçırmış. Üstelik kendisi de böyle zannetmekte. Bu yüzden, koca sayfalık yazısındaki bu basit hata tüm yazının güzelliğini alıp götürmüş. sn mnzv umarım eşitliğin herkese aynı olanakları tanımak, herkesten yeteneğine göre yararlanmayı amaçlamak ve herkese emeğine göre ücret vermek anlamına geldiğini anlayabilir gelecekte. Saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #4 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| Bir şeyi daha belirtmeliyim; Müslüman bir ülkede yaşadığımdan olsa gerek, kadın haklarını ve kadının toplumda erkekle eşit duruma gelmesini engelleyen büyük faktörlerden birinin ben insanların dini inançları olduğuna inanıyorum. Dini inançlar nedeniyle aile içerisinde kız çocukları hanımhanımcık yapılmaya çalışılmış, evlilikte ve ilişkilerde sorunları erkeğe göre daha alttan almak zorunda bırakılmıştır. Dini inançlar nedeniyle kız çocuklarına geç kaldıklarında babaları ısrarla nerde olduklarını sormaktadır. Dini inançlar nedeniyle insanların zihinlerinde "erkekler şeyi yapabilir ama kız kardeşim yapamaz, yaparsa gözünü oyarım" düşüncesi yerleşmiştir. Siz dinin kadın haklarını savunan hangi yönünden bahsediyorsunuz sn mnzv, belirtin de anlayalım lütfen. Saygıyla. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #5 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| ben bir de islami kadın hakları savunucularının kadının durumunu iyileştirmek için nasıl bir yola başvurduklarını belirteyim isterseniz; kadınlar açık giyiniklerinden dolayı toplumda piskolojik baskıya maruz kaldıklarında onlara baskı yapan erkeklerin düşüncelerinin yanlış olduğunu belirtip bu düşünce yapısını değiştirmeye çalışacağına çözümü kadınların daha kapalı giyinmesinde bulmuştur. Yani soruna neden olan erkeklerin üzerine gideceklerine sorunun mağdurları olan kadınları değiştirmek yoluna gitmekteler. Gerçekten çok mantıklıca bir savunma yolu değil mi ![]() __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #6 | |||
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 130
| Alıntı:
![]() Şimdi bir de siz deneyin. Yazımın ilgili paragrafını aşağıya alıntıladım. Bir daha okuyun. bakalım bu defa ne anlıyacaksınız! Alıntı:
![]() | ||
|
| #7 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| Bu ifadenizden eşitlik kavramını aynı ücreti vermek olarak tanımladığınız anlamı çıkıyor sn mnzv. Galiba siz bunun farkına varmadınız hala. halbuki eşitlik olmadan adaletin olması mümkün değildir. Siz böyle bir şeyin gerçekleşeceğini savunmuşsunuz da bu yüzden dikkatimi çekti yazınız. Neyse, çok da önemli değil. Biz esas konuyu tartışsak daha iyi olabilir. Saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,391
| Alıntı:
Siz bu sözün gelişi kadın derneklerinde görev alan orta sınıf kadını gördünüz mü? Veya kaç tanesi gerçekten topluma yönelik işlerle uğraşıyor. İki tane zengin feminist çıkar, şovunu yapar. Bu kadınların kadın hakları savunuculuğu kendilerinedir. Zaten kapitalizmin neferi olmuş bu kadınların diğer kadınları savunması beklenemez. İş görür dernekler elbette vardır ancak onlar da pek gün yüzüne çıkamıyor. __________________
ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan sesler, ayak sesleri | |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,391
| Alıntı:
Sn mnzv'nin bu cümlesinden anlaşılan sizin iddia ettiğinizin tam tersi bence. __________________
ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan sesler, ayak sesleri | |
|
| #10 | ||
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| Alıntı:
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hayat kadını milletvekili adayı! | Serda | Türkiye Siyaseti | 108 | 14-02-08 13:23 |
| 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü.... | stran | Türkiye Siyaseti | 4 | 07-12-06 18:22 |