"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Alevi açılımı mı laiklik açmazı mı?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2007 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 11
| Kasım ayının son haftasından itibaren iktidarda ki AKP’nin Alevi açılımı konusu gündeme düştü. 22 Kasım 2007 tarihinde basında AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu'nun bu konudaki açıklamaları ile başlayan AKP’nin Alevi açılımı uyarınca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ocak ayı içinde hicri takvimle Muharrem oruçlarına başlayacak Alevilerin iftar yemeğine(!) katılması ve yemekte Başbakan partisinin Alevilere yönelik açılımını anlatılması planlanmış. AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu kaynaklı olarak basına yansıyanlara baktığımızda hükümetin Alevi açılımı şu şekilde özetleyebiliriz: Cemevleri ibadethane olarak kabul edilerek Alevi İslamın din hizmetleri kurumlaştırılacak, Alevi din adamları olan 'dede'ler ve 'zâkir'ler devlet kadrosuna alınarak maaş bağlanacak. O tarihten bu zamana kadar geçen süre boyunca yazılı ve görsel basında, başta Alevilik olmak üzere basına yansıyan AKP’nin Alevilik açılımı konularında yazılar, röportajlar, tartışma programları yer aldı. Onca haber ve yazının içinde bence en ilginç olanı 30 Kasım 2007 tarihinde basına yansıyan bir haberdi. Anka ajansının bu haberine göre Dünya Ehlibeyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile yaptığı görüşmede AKP'li Reha Çamuroğlu'nun ortaya attığı "AKP'nin Alevi açılımlarını" değerlendirilmiş ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek bu konu ile ilgili olarak "Bizim böyle bir politikamız yok. Ne Başbakan Erdoğan'ın ne de AKP üst yönetiminin bu konudan haberi var. Çamuroğlu sadece iftar yapma önerisi getirdi. Onun dışında Alevilere yönelik bir çalışmamız yok" demiştir. Bu habere göre ortada Alevi açılımı diye bir çalışma olmadığı gibi Alevilik konusunda hükümetin bir politikası da bulunmamakta. Gündemi büyük ölçekte işgal eden hükümetin Alevilik açılımı konusunda açılıma ve hükümet partisinin zihniyetine bakarak sadece Alevi örgütleri, düşünürlerince değil yazılı basında yer alan bir çok kalemce farklı değerlendirmeler yapıldı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Turgut Öker, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Turan Eser, Cem Vakfı Başkanı Prof.Dr. İzzettin Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Kazım Genç, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel BaşkanıTekin Özdil, Karaca Ahmet Sultan Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Muharrem Ercan, Alevi Bektaşi Eğitim Kültür Vakfı Başkanı Lütfi Kaleligibi Alevi örgütlerinin başkanları başta olmak üzere konu ile alakalı bütün kesimlerce genel olarak hükümetin bu açılımın samimiyetsiz ve farklı amaçlara ulaşmak için gündeme getirilmiş olarak nitelendirildi. Nerede ise bir yıl önce 30 Kasım 2006 tarihinde “Türkiye laik değildir laik kalsın” başlığı ile kaleme aldığımız yazımızda “Günümüz laiklik tanımı ve uygulamaları açısından Türkiye laik bir devlet değildir” tespitinde bulunup “…Türkiye laiktir demek kendimizi kandırmak olacaktır” demiştik. Bizim o yazımızda dile getirdiğimiz unsurların ışığında sorun, Alevilik veya Alevi kesiminin taleplerinden öte laiklik eksenindedir. PSAKD Başkanı Kazım Genç’in CNN Türk kanalında yayınlanan Tarafsız Bölge programında dile getirdiği gibi sorunu, Alevilik merkezli değil laiklik ve laik devlet sistemi merkezli olarak değerlendirilmek gerekir. Makro düzeyde sorunun temelinde yatan hala hazırda Türkiye’de laikliğin gerçek anlamda uygulanmıyor olmasıdır. Her ne kadar dışarıdan görülen hali ile mevcut uygulama ve duruma laik sistem adı veriliyor olsa bile en basitinden ilköğretim ve liselerde okutulan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” derslerinin müfredat ve içeriği bunun böyle olmadığının basit bir örneğidir. Benzer şekilde bir ülke idarecilerinin “vatandaşlarımızın yüzde doksan dokuzu Müslüman” türü sözleri de yönetimsel alanda laikliğin nasıl algılandığının bir başka sözsel örneğidir. Devlet için vatandaşlarının hangi dinden, inançtan, kültürden veya etnik kimlikten olduğu değil vatandaş-devlet ilişkisinin ne şekilde, nasıl yandığı önemli olmalıdır. Ancak örneğini verdiğimiz türden sözler ne yazık ki devleti yaşamsal alanda varlığını temsil eden yönetimin laiklik anlayışında vatandaşa yaklaşımını bize örneklemektedir. Bugün ülkemizin gerçek bir laik sistemde yer almasının başlıca şartları bellidir. Öncelikli olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tek bir din ve mezhebin yeri değil bu topraklarda yaşayan bütün din, mezhep ve inançların yer aldığı Din İşleri Başkanlığı şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. Akabinde ise ilköğretim ve liselerde okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin adına uygun olarak bütün din ve inançların objektif şekilde öğretildiği, tanıtıldığı bir ders olarak düzenlemesi şarttır. Cem Vakfı Başkanı Prof.Dr. İzzettin Doğan’ın CNN Türk kanalında yayınlanan Tarafsız Bölge programında söylediği gibi, cumhuriyetin ilk yıllarında gerici İslamiyet’in önünü kesmek olarak düzenlenen Diyanet İşleri Başkanlığı bugün laikliğin en büyük tehlikesidir. Makro düzeyde sorun laiklik mikro düzeyde ise Alevi toplumun talepleri ve tanınması olarak konuya bakarsak Alevi açılımı bir başlangıç olarak ele alınabilir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması bu başlangıcın birer adımı olarak düşünülse bile açılımın diğer maddeleri laikliğin farklı algılanması ve uygulanmasından başka bir şey olmaz. Hatta denilebilir ki uygulanan yanlış laikliğin daha da yanlışlığa itilmesinden başka bir şey değildir. Açılıma karşı Alevi kesiminde oluşan nedenlerden birisi mevcut laikliğin daha geri götürüle bileceği bir sistemin getirilme ele alınması olduğu kadar iktidar partisinin önde gelenlerinin geçmiş yıllardaki uygulama ve söylemlerinin bugünküne tam zıt oluşu, asıl seçmen kitlesinin amacı gibi nedenlere dalı olan samimiyetsiz bulunmasıdır. Bu tür bir açılım sol parti olarak nitelendirilen CHP veya DSP’nin iktidar ortağı veya iktidar olduğu dönemlerde gündeme gelmiş olsaydı en azından samimiyetsiz veya asimilasyon amaçlı olarak değerlendirilmezdi. Bütün bunlara rağmen Aleviliğin ve Alevi kesimin uğradığı haksızlıkların gündeme gelmesi, dolayısı ile yazılı ve görsel basında ele alınması ve de Alevilik açılımı ile birlikte laik sistemin değerlendirilmesi önemli noktalardır. Her ne kadar açılım konusunda hükümetten yansıyan resmi bir açıklama veya program olmasa bile açılımda yer alan maddelerin Alevi örgütlerce ve düşünürlerce değerlendirilmesi, kimi hakların kazanılması adına Alevi örgütlerce ortak hareket edilmesi uygun ve yerinde olacaktır. Ali Polat 06.12.2007 __________________
Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir, bunu unutma! |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Atatürk istemedi. İnönü katliam emrini verdi... | Roj u hev | Türkiye Siyaseti | 22 | 23-06-08 12:07 |
| Alevi diye ögrencisini dövdü | ABCDE | Türkiye Siyaseti | 59 | 09-12-07 22:33 |
| AKP' nin Alevi Açılımı | Abat | Türkiye Siyaseti | 5 | 24-11-07 20:40 |
| Laiklik | özedönüş | Arşiv | 9 | 20-04-07 11:40 |
| Laiklik mi demokrasi mi ? | portia | Türkiye Siyaseti | 25 | 07-10-06 05:12 |