| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Kundaklama kâbusu/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 885
| İstanbul’da 16 günde 47 araç kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce yakıldı. Beşiktaş, Şişli, Bağcılar, Ümraniye, Gaziosmanpaşa, Üsküdar ve Beykoz’da meydana gelen kundaklamaların ardından polis özel tim kurdu. “İstanbullu Neron” adı takılan saldırgan ya da saldıranlar yüzünden vatandaşlar uykusuz geceler geçiriyor. Vatandaşlar sokaklarda nöbet tutuyor. MOBESE kameralarının bulunmadığı sokaklardaki araçlar saldırılara maruz kalıyor. Olaylar ilk 9 Aralık’ta başladı. O gece Kağıthane’de bir saat içinde 12 araç yakıldı. Araç kundaklamaları bu olayın ardından 7 ilçede daha görüldü. Saldırganlar son olarak dün gece Şişli ve Beykoz’da 5 aracı yaktı. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ucuncusayfa/7917726.asp?m=1 -- Bu eylemleri kimin hangi sebep icin gerceklestirdigine inaniyorsunuz? Paylaşım Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-12-07 01:55 .Sebep: Duzeltildi |
|
| #2 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 304
| bizim çekmeköy e de gelirler mi acaba ![]() |
|
| #3 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 885
| Sayin basbakan'in evisinin bulundugu sokak ve cevreleri yakacak babayigit yokmu acaba? Bunlardan lazim hehe |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Yozgat
Mesajlar: 707
| Psikolojik savaş böyle yürür, kundaklama, tedhiş, bombalama.. Ancak kim daha iyi yürütüyor bu savaşı sizce.. Eğitimsiz cahil gençler mi, eğitimini Kaliforniya ve Florida da tamamlayan gayri nizami harpçiler mi? ne yazık ki, büyük çoğunluk bunu hiç bilmeden bu ülkede ya darbe olur ya da nefret ve düşmanlık yaratan 'milli' gaz ile insanlar bir sürü halinde böyle yönetilir işte.. Gerekli oldukça tekrar alıntıladığım eski bir yazıdan bir blok takdim edeyim sizlere belki bu defa bazı şeyler biraz daha anlaşılır. Her defasında bu yazıdan belki birşeyler anlaşılır, çağrışımlar oluşur diye, bir umut işte alıntı yapıyorum fakat yaza, yaza, kusuruma bakmayın, neredeyse bıktım.. Yine de o yazının bir parçasını buraya almakta bir sakınca görmüyorum..Kırmızı yazılar bu güne ilişkin küçük eklemelerdir, orjinal yazı mavi renkte, italik... " .........Faşizm asla derli toplu bir öğreti, belirli bir sosyal ve politik felsefe değildir, felsefe eylemin arkasından gelir ve eylemin amacı kendini haklı göstermektir. Faşist hareketi doğuran; ortaklaşa amaçlar değil, ortaklaşa korku ve nefretlerdir. (Bize ne yapmaya çalıştıklarını nereye sürüklediklerini hala anlayamadınız mı?).. Faşist ahlakında bir tür romantizm olan milliyetçilik, şefe bağlılık ve içi boş bir yiğitlik, önemli ögelerdir. Faşist milliyetçiliğin bir diğer görünümü de sıkışınca suçu başkalarına, örneğin Yahudilere, dış düşmanlara, azınlıklara, komünistlere, (arabalarımızı yakan) Kürtlere atmasıdır. Egemen düzende liberal burjuva demokrasisinin yerini alan, totaliter faşist rejim; ekonomik alanda büyük kapitalistin izin verdiği ölçüde devletçidir. Devletin sosyal yanı değil, militarist yanına önem veren faşizm aslında özel mülkiyetçidir. Faşizm; mutluluk yerine görevi, özgürlük yerine otorite ve disiplini, eşitlik yerine hiyerarşiyi koyar. Kişinin görevi kendini 'milli şuur'un yüksekliklerine ulaştırmak ve onun içinde kendi kimliğini bile unutmaktır. Faşizm akla değil duygulara dayanır. Devleti ölümsüz bir gerçek olarak görür ve göstermeye çalışır. Faşizm devlet tapınıcılığıdır, anlayışında devlet kutsaldır, devletin dışında hiçbir şey yoktur. Devleti yaratan ulus değildir, ulusu yaratan devlettir… Faşist için devlet her şeydir, devlet dışında insani ve manevi bir şey yoktur. Faşist rejimlerde; finans kapital gönüllü ve paralı ajanları eliyle yoksullara ve onların haklarını savunanlara karşı amansız bir baskı ve sindirme eylemine kalkışır. En aşırı dozuyla otoriter-totaliter bir polis rejimi kurar. Geniş halk kitlelerini politik hayattan büsbütün dışlarken, akıldışı, militarist-şovenist bir ideolojiyii pompalar. Devleti yüceltirken toplumu ve insanı aşağılar, hiçler. Kapitalist ekonomi düzenini 'kamu düzeni' diye, semayenin güvenliğini 'milli güvenlik' diye, ırkçı-şoven milliyetçiliği, 'milletin bölünmezliği' diye, egemen sınıfın kar çıkarını da 'kamu yararı' diye silah zoruyla korur. Gerici bir rejime karşı hak ve hukuk mücadelesini, devlet güvenliğini tehdit ediyor diye, acımasızca bastırır. Kendinin her türlü hukuksuzluğunu da devletin derin çıkarları, vatanın ve devletin kutsiyeti arkasına gizler… Kısacası sömürücü-kapitalist düzende yaşam bulan faşizm; insanlığın bütün değerlerini finans kapitalin zulüm ve işkence çarmıhına gerer. Faşizm; sokaklardan devletin üst katlarına sıçramadan ya da devlet içindeki örgütlenmesini tabana yaymadan, emekçi halkın savunucularına karşı; nihai, öldürücü darbesini vuramaz. Bu bağlamda ulusun ve devletin yüceltilmesine yönelik milliyetçi bir kudurganlıkla somutlanan faşizm daima bir düşman (ya da öteki) ile savaşmak zorundadır. Mutlaka savaşacağı bir düşmanı olmalıdır. Düşman yoksa bile önder yada yakın çevresi tarafından yaratılır. Düşman yaratmada korku araç olarak kullanılır. Bu nedenle faşizm korkuya dayanır. Düşman yerine göre komünizm olur, yerine göre başka din ya da mezhepten kafirler olur, yerine göre başka ulustan bir azınlık kesimi olur, ya da ne olduğu belirsiz iç ve dış yıkıcı güçler olur. ..... bazen araba yakan, hainler de olur, merak etmeyin, birkaç Kürt gencini nefreti iyice toplumsallaştırdıktan sonra kurban olarak atarlar önünüze.... (Bunu yeni ilave ettim, yeni ihtiyaç durumuna binaen bende) Faşizmin pekiştirildiği ortamlarda eşcinseller, mini etekliler ya da oruç tutmayanlar saldırıya uğrar. Faşist hareket ayrımcı bir ideoloji kullanarak toplumda farklı kimliğe sahip bir azınlığı bütün sorunların nedeni olarak gösterip, o azınlığı 'günah keçisi' yaparak güç toplar. Terör, şiddet kullanarak farklı olan fikirleri sindirip yok ederek emir-komuta zinciri içinde örgütlenir...... (helal olsun özel Harpçilere, bu asker milletin halini iyi biliyor) Siz bu ülkede, gayri nizami harpçiler uyuyor mu sandınız?.. Onlar her daim tetikte.. İç ve de dış mihraklar vatana dikmişlerken gözünü, onlar vatan için hazır herşeye... Siz de hazırmısınız, totaliter bir polis rejimine? Adım, adım, sizin gurur duyduklarınız ile işte bu tesis edilmekte.. Çok şükür hainler ve bölücüler emellerine ulaş(a)madan, bu ülkeyi esenliğe götürecek asıl 'milli' rejime ulaşılacak elbette.. Yanan bir kaç arabanın, ya da kirli bir savaşa kurban edilen birkaç bin şehidin, 60 milyona karşı lafı mı olur? (12 milyonu Kürt ve ne olacakları, o günlerde hiç belli olmadığından 72 milyondan ayrı tuttum onları, yoksa hesap bilmediğimden değil...) Her zaman olduğu gibi, ırkçılık tırmandırılırken, polis devleti için gerekli olan yetki, güvenliğimizden sorumlu olanlara daha fazla verilecek..Hep böyle olmadı mı, cezaevlerindeki tuıtsaklarına karşı hayata dönüş operasyonlarında, diri, diri insan yakanları ya da sokakta şüpheli diye, insanları ölü ele geçirenleri soruşturmayan bir rejimde, polis devletine hala ulaşılamadı anlayın işte.. Artık parklarda tekmeyle ya da ototmobilinde polisten kaçtı diye, öldürülen birkaç kişiden sonra bile, bu kadar araba yakılıyor iken, sıkı bir polis rejiminden kim şikayetçi olur, birkaç hain dışında sizce?.. Bak sonra pişman olmak yok, ha! Polis rejimi iyice kurumsallaşıp, yerleşince, hak hukuk da tatile gittikten sonra, bu araba yakılan günleri bile çok ararsınız siz.. Benden söylemesi, birileri toplumsal psikolojiden çok iyi anlıyor, Aziz Nesin'e inat, daha önce çözmüş bu toplumun (sürüleşmeye yatkın) psikolojisini ...'Naturel' milliyetçiliği, 'nasyonel'likle iyice yoğurup, şekil vermekte.. Ortaya bir sanat eseri çıkmayacak elbette, ama ilerde sosyolojiye ve sürüleşmeye yatkın insan psikolojisine ilişkin yığınla veri çıkacak.. En koyusundan faşistlerin bile, faşizmi kendisine hiç yakıştırmadığı bir ülkede, ben umudumu neredeyse kestim, galiba bu faşizm hiç anlaşılmayacak.. Aslında faşizmin evrimi biraz da bu kavrayamama durumu ile yakından ilgili.. Nasıl sonuç aldıklarını, işte böyle değerlendiriyor birileri.. Bir toplum gazın her dozunu böylesine gönüllü kabul ediyorsa, artık olan olmuş, akıl şirazeden çıkmış, toplumsal delilik baş göstermiştir.. Böylesi bir toplumun üstüne sizce ne bina edilir? despotluğun en azgın biçimi, FAŞİZM!.. Giderek abur, cubur haberleri, insan beynine hakaret ederek sunan, bir yandan da bunun nasıl karşılandığına bakmakta.. İnsan aklına ve vicdanına ilişkin onurlu duruşlar giderek marjinalleştikçe, sürüyü yaratan sürüsü ile, sürüdekiler de yaratıcısı ile gurur duymakta.. Birisi bütün bunları, kafası yerine, midesine indirse, gıda zehirlenmesine uğrar, kusar bence.. Fakat kafalara sokulan bu kadar demagoji ve yalandan sonra artık insanlar bütün abur, cubur şeyleri bilgidir diye kafasına yerleştirmekte.. Egemen ideolojiye itaat ve herşeyi kabullenme böyle başlıyor işte.. Biçarelerin nesi var, bir devletinden başka. Birilerinin soygun aracına, sıkı, sıkı sarılıp, böyle avunuyor gariban millet işte.. Sanıyor ki, devlet el değiştirse, kendi kararlarını artık kendileri verebilse, dünya başına yıkılacak, o alışmış artık bir kere, sürü gibi güdülmeye.. Çobanı bir an bile başında göremeyince, kendisini kurtlar kapacak sanıyor. Oysa bilmiyor ki, çoban onu, kasaplara satıp, sermaye etmek için beslemekte.. TSE belgeli tek tipte, birbirinin kopyası bir klişe fikriyat böyle imal ediliyor işte.. Tepedekiler, kimi yönettiğini ve kimi yönetemediğini hiç bilmezler mi? Hala bazı şeyler kavranmıyorsa eğer, demek ki, yaşanılarak öğrenilecek başa gelecek olanlar.. Benden günah gitti, ben söyledim söyleyeceğimi.. saygıyla ve dostça __________________
Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsam, ben bir safım. Eğer düşünmek istemiyorsam bir korkak.. Ve eğer hiçbir şeyin değişmemesinin benim çıkarıma olacağını düşünüyorsam bir alçak brusk Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-12-07 00:56 . |
|
| #5 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 71
| brusk kardeşim yazdıkların ciddiye alınmış olsaydı sanırım seni okka altına sokarlardı ki, yaşadığına göre pek ciddiye alınmamışsın. Senin bakış açından ifade edecek olursak. Gelelim başlığı açıp soran arkadaşımızın sorusunun cevabını vermeye. Yapanlar belli değil mi canım! |
|
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 71
| |
|
| #7 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 885
| Sayin Haydarali cumledeki ironiyi kacirmissiniz. Boyle kotu bir olay'in elbette kimse'nin basina gelmesini istemeyiz. Yalnizca espiriydi. |
|
| #8 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 71
| Kimin, Ne hassasiyet içinde, ne karar alıp uygulamaya koyduğunu kestirebiliyor ve bu teşhisinizin gerçekleştiğini görebiliyorsanız, ona göre sonuçlarını düşünerek hareket etmenizi bir dost olarak öneride bulunurum. Üstüme vazife değil ama insaniyetlik. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Yozgat
Mesajlar: 707
| Mevzubahis olan vatan ve devlet ise eğer, bu ülkede en hassas olanlar, taşları bağlayıp, köpekleri sokaklara salanlar olmadımı hep?.. 1955'lerden beri hep böyle işlemedi mi tezgah?.. Alıştık günah çıkaranlara, 20-30 yıl sonra, ömrünün sonbaharında birkaç özel harpçi, mitçi ya da general çıkıp, "biz bu ülkede milli rejimi böyle sürdürdük, devletin derin çıkarları gereği şunu, şunu yaptık..." diye açıklar elbette.. İş işten geçtikten Deniz Gezmişler asılıp, binlerce insan kıyımdan geçirildikten sonra, onları anlamadık, aslında haklılarmış bile diyenler çıkar elbette.. Lakin neye yarar, aydınlanmışı ve başkaldıranı tüketildikten sonra, sürüleşmiş bir toplumdan ne çıkar? Hedef muhalifler, baş kaldıranlar ise, sürüden bile tepki ancak böyle çıkar. Yaksın birileri adamın evinin önündeki arabasını.. Bu ülkede kaç milyon özel otosu olan var, ne kadarı İstanbul'da? Statlarda yapılan toplu şoven ayinlerden, maçlarda açılan 'milli gazlı' pankartlardan ve Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar, Beşiktaşlılardan sonra, (Trabzonluların hassasiyeti her zaman var zaten) en sonunda da artık otomobil sahipleri de şovenizm saflarına çekilmeye çalışılmakta. Asıl kirliliği, kılıfı ile birlikte yaratanlar, her zaman haklı, patronları aynı hortumdan beslenen, gazeteler ve TV'ler herkese işte bunu anlatmakta. Ülke yalanla bilgi sahibi edilen ve yanlış tepkiler veren bir yığına dönüştürülmekte. Bu ülkede, aslında sıradan insanların çoğu, muhafazakar ve de milliyetçi.. Fakat milliyetçilik, eğer ırkçılık sosuyla bulamaç edilmez ise, faşizme doğru nasıl evrimleşecek? Birileri bu işi iyi biliyor, milliyetçiliğin romantizminin üstünde, iğrenç bir ırkçılığı büyütüyor. Kendi zulmüyle yarattığı günah keçilerini, öğüte, öğüte, yağ niyetine soygun çarkının dişlilerine doğru akıtarak, çeteleşerek, yeniye inat çürümekte olan bir rejim kendisini sanki yeniden üretmekte. Birkaç gün, ya da birkaç hafta sonra, artık neredeyse bütün otomobil sahipleri, gece uyutulmadıktan ve tedirginliğe sürüklendikten sonra, günah keçilerinden birkaçı yakalanıp, yemlik niyetine, öfkeli yığınların önüne atılacak. Gazeteler hainler 'kıskıvrak' yakalandı diye sürmanşet atacaklar. TV'ler bu haberleri, manken ve aktüaltidenin önüne flash diye, diye alacaklar.. Herkes bunları asmak gerek, versinler bize gebertelim caddelerde diyecekler.. Toplumsal linç güdüsü, faşizmin yaşam damarıdır.. Birkaç hain, bölücü cahil Kürt genci, perdenin ön tarafına atılacak.. Perde arkasında yine hesabını kitabını buna göre yapanlar ellerini ovuşturup, iyi iş çıkardık diyecek.. Bütün bunları göremeyenler, ne yazık ki, 20-30 yıl daha bekleyecek.. Taki sorumlulardan bazıları, ölüme yakınlaştıkça, perdeyi aralayıp, kirlilikleri ufak ufak anımsatacak bizlere.. Katili kan çeker, suç mahalline sürüklermiş iç güdüleri.. Oysa hedeflenen gerçek olmuş, toplum zıvanadan çıkıp, pusulasını çoktan kaybetmiştir, dümende felaket tellalları bağırmaktadır, gemi su alacak, asılın küreklere.. Giderek forsalara dönüşen gemi tayfalarıasıldıkça küreklere, bataklık ve kan denizinin içinde bu gemi işte böyle yol alacak. Güvenlik kaygısı dehşete dönüştürülenler, ekmeği, aşı, bile unutup, polis rejimine sımsıkı sarılacak.. Celladın aşkı işte böyle, kurban olmak adeta bir zorunluluk bu aşkın içinde. Ne tarafta olduğunun hiçbir önemi yok, cellada en yakın olan aşıklar bile kurbandırlar bu rejimde. Kutsal masalların etkisiyle, zehiri mutluluk içinde içmektedirler, karşıdaki acı çekenlerin aksine. Yine de sizin gibi hala hassasiyeti derin, insan evlatları oldukça umut tükenmez inşallah bu ülkeden.. Ah hassasiyetler kadar olanın bitenin perde arkası da bir görülebilse... En büyüğünden gözlükte takılsa gözlere, heyhat! görülmesi gereken görülmüyor yine de.. __________________
Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsam, ben bir safım. Eğer düşünmek istemiyorsam bir korkak.. Ve eğer hiçbir şeyin değişmemesinin benim çıkarıma olacağını düşünüyorsam bir alçak brusk Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-12-07 01:27 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Son olaylardan sonra ülkedeki yürüyüşler-eylemler-saldırılar | Roj u hev | Türkiye Siyaseti | 29 | 24-10-07 18:35 |
| Filistin Kabusu! | Elenorin | Dünya Siyaseti | 39 | 01-08-07 16:43 |