"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Ayranımız yok ama kuyruğumuz dik/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377
| Maslow,güdüleri mertebeli bir yapı içinde görür ve insanların alt basamaktaki gereksinmeleri giderilir giderilmez üst basamaktakileri doyurmaya yöneleceğini kabul eder.Bu basamaklar şunlardır: 1. Fizyolojik ihtiyaçlar:Yeme,içme,barınma vs. 2. Güvenlik ihtiyaçları: Kendini güven ve emniyet içinde ve tehlikeden uzak hissetmek 3. Ait olma ve sevgi ihtiyaçları: Başkaları ile ilişki kurmak,kabul edilmek ve bir yere ait olmak 4. Değer ihtiyaçları: Prestij,başarı,yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınmak 5. Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları : Kişinin amacını gerçekleştirmesi ve potansiyelini ortaya çıkarması,kişisel tatmin,kişisel başarı,bilimsel buluşlar http://www.psikiyatrivehayat.com/maslow.htm Bütün bu basamakları kendi ülkemize uyarladığımızda halkın genel yaşam standardının en alt basamakta yer aldığını görüyorum. Yeme içme barınma ihtiyaçlarımızı çoğunluk olarak henüz giderememiş diğer basamaklara çıkamamışız. Buna rağmen pek çok da çarpıklıklar yaşamaktayız. Çoğunluğun işsiz ve asgari ücretle yaşamak zorunda olduğu bir ülkede yaşarken, ülkeyi yönetmeye talip olanlar; laiklik, demokrasi, düşünce özgürlüğü, kürtlük-türklük alt kimliği, üst kimliği, müstehcen heykeller, şeriat gelmekte mi, en çok kim atatürkçü, türban, mezhep kavgaları, takım tutmak ve kavgaları, parti tutmak ve kavgaları, kültürel özgürlükler..... devam etmekte. Gündeme damgasını vuran kavgalarımız telaşelerimiz bunlardan ibaret. Peki gerçekten sessiz çoğunluğu bu konular ilgilendiriyor mu? Yani yiyecek ekmeğe muhtaçları acaba laiklik, atatürkçülük kavgaları ne kadar ilgilendiriyor. Ha onlar bilmez biz biliriz bu konular kilit noktalardır diyorsanız önce gözünün önündeki çapağı temizle derler insana. Bilime yakışanı budur. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanlar yukarda saydığımız konularla yatıp, uyanıyorlarsa beceriksizliklerini, yeteneksizliklerini, gizlemek için ve halklarına dolayısı ile kendilerine yabancılaştıkları için bu konular etrafında döneleyip dururlar. Bu konularlauğraşmak bu ülke aydınına, sanatçısına, yönetenine on gömlek büyük gelir. Ayrıca sosyal bilimlere aykırı bir tutumdur. Peki bu büyük adamlar kendilerine yabancılaşmıştır da yönetilenler çok bir hayra alamet midir? Maalesef öyle değil. Adam asgari ücretle hem kira ödemeye çalışmakta hem de çocuğunu lisede okutmaya çalışmakta iken; marlboro sigarasını tellendirmekte, çocuk 600 tl lik cep telefonu kullanmakta, adam sıfır araba taksidi ödemeye çalışmakta, kadın 200 parça çatal bıçak takımı peşinde koşmaktadır. Pişirilecek yemek erzakı yoktur, arabaya konulacak benzin parası yoktur, telefona alınacak kontur parası yoktur ama kimselerden geri kalınmamıştır. Bu gelişim tablosunun birinci basamağında sefilleri oynarken bir anda dördüncü basamağa görsel olarak sıçrama yaşanmakta. Tabi bu görsel bir sıçrama olduğundan kredi kartı borcunu ödeyemediği için intihar eden memurların haberlerini okumaktayız. Toplumsal olarak; aydını, yöneteni, sanatçısı, asgari ücretlisi , işsizi , kürdü, türkü, ile hep beraber ayranı yok içmeye tahterevalli ile gider bir yere bir şey yapmaya durumunu yaşamaktayız. Sizler ne diyorsunuz? __________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz. |
|
| #2 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Zorunlu ihtiyaçlar yeme içme barınma giyinmedir. Ancak yine gelişen zamana göre bazı teknolojik aletler zorunlu ihtiyaçlar alanına girmiştir. Böyle de olmak zorundadır. Televizyon çamaşır makinesi, telefon v.s gibi araçların alınması bir gereksinimdir. Lüks olanlar ise bu aletlerin son teknolojisine sahip olma isteğidir. Yanlış olan budur ve insanlar görünüşü kurtarırken egosunu tatmin ederken hastalığın pençesine düştüğünü göremez... __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #3 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 122
| İşaret etiklerinize uyan ve uymayan örneklerde mevcuttur, Sn. G.E |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 26
| 3. Madde'de 1. maddeye giriyor ve ayri bir madde degildir. Insanlar (istisnalar disinda) sevgisiz ve sosyal iliskileri olmadan yasayamaz, yada yasam sürecleri kisalir. Örnegin eski bilim adamlari yeni dogmus cocuklari alip, sevgi disinda tüm gereksinmelerini vermislerdi zamaninda. cocuklarin ömrü 2hafta sürmemistir. insanlar büyüdükce bu sürelerde degisir tabi, örnegin L tipindeki bir mahkum tek basina yasamaya mecburdur ama aninda ölmez, sosyal iliskileri güclü, saglikli bir insandanda uzun yasayamaz ama. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 3,776
| Açılan konu başlığı;"Ayranımız yok ama kuyruğumuz dik " sn.noperva şöyle bağlamış; "Toplumsal olarak; aydını, yöneteni, sanatçısı, asgari ücretlisi , işsizi , kürdü, türkü, ile hep beraber ayranı yok içmeye tahterevalli ile gider bir yere bir şey yapmaya durumunu yaşamaktayız." Ben de şöyle diyorum; Kuyruğunuz dik se, içmeye ayranınız vardır. Ayranınız yoksa, kuyruğunuz dik olmadığı içindir.. Kuyruğu Dik olanların, her zaman içicek ayranı vardır.. Yani , dik olmak , dik durmak , onurlu olmaktır. Milletler de, Ülkeler de böyledir. Ülkeleri yönetenler de.. Bağımlılık ve çıkar ilişkilerinde, güçlü karşısında, (emperyalist ülkeler) dik değil, yamuk duran, şahsi çıkar peşindeki yöneticilerin, ve yandaşlarının ayranı vardır ama kuyrukları dik değildir. Bu yöneticiler, Yönettikleri Halkı ise hem ayransız bırakırlar, hem de dik durmasını istemezler.. İnsan Toplumsal bir varlıktır. O'nu en temel dürtüleri , fizyolojik ihtiyaçları ile sınırlamak mümkün değildir. Ki, Bugün Türkiye'yi yöneten siyasetçilerin , hükümetlerin Ülkeyi getirdikleri nokta, Halkın en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çektiği yerdir. Halka kömür dağıtmak ile övünenlerin, aynı zamanda halkı kömüre muhtaç edenler olmasındaki çelişkiye de dikkat çekerim.... __________________
Bölücülüğe , Gericiliğe her türlü özgürlük ve demokrasi itinayla bulunur . Ya Ulusalcılığa? Yassak , kardeşim yassak ! Ulusalcılık yassakk !! FatmaSeher Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-12-07 11:17 . |
|
| #6 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Halkı aç bırakmak ve onlara ölmeyecek kadar sadaka dağıtmak siyasetin bir parçası oldu. Bizler bunu görsekte milyonların hayır duası var ortada...Görmüyor halk görmüyor... __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 79
| Görüyor ama görmek işine gelmiyor. Gördüğünü kabul ettiği zaman cevabını da kolay bir şekilde bulacaktır; fakat cevap eylem gerektirecektir. Eylem ise risktir. Risk de bedel ödemeyi gerektirecektir; bedel ödemek istemez kimse. Bunun için görmeyi reddetmek zorunda kalınıyor. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|