"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Siz gerçekten de kendiniz misiniz?

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski29-12-07, 12:17  #1
Sürgün
 
Sürgün'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2007
Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377
Siz gerçekten de kendiniz misiniz?



Birey mi toplumu belirler, toplum mu bireyi belirler?

Kendine özgü birey ne demektir? Tanıdığınız kendine özgü, kendine yeten bireyler var mı?

Sahip olduğunuz kişilik ve karakter özelliklerini kendi bünyenize siz mi aldınız, yoksa toplum mu benimsetti siz farkında olmadan?

Dünya denen gezegende ,kendim olmak denen yarışta birilerinin piyonu ve kuklası mıyız,yoksa yaşadıklarımızın faturasını iyisi kötüsü ile yüklenebiliyor muyuz?

İnsanın kendisi olabilmesi için gerekli olanlar neler olabilir?
__________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz.
Sürgün is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-12-07, 13:15  #2
orkhun
 
orkhun'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178

hiç kimse saf, katıksız kendisi olamaz. böyle bir tanım yok maalesef...

insanı insan yapan doğduğu andan itibaren duyduğu her ses, gördüğü her karedir. yani algılayabildiğimiz herşey. doğdumuzda boş bir tual gibiyizdir, zamanla başta ailemiz olmak üzere çevremiz tarafından işlenmeye başlanırız. sonra öğrenmeyi öğreniriz. nesnel gerçeklikler algılanır ve bilgiye dönüştürülerek beyinde depolanır. ondan sonrası da sosyal çevreye adapte olmamız ve algı-bilgi edinme şeklinde devam eder. zamanla düşünmeyi de öğrenebiliriz. bugüne kadar öğrendiklerimizi sorgulamayı da öğrenebiliriz mesela...

bir kitapta okumuştum, diyordu ki: ''her insanın içerisinde bir annesi ve bir babası yaşar, ancak anne ve babanın çocuğa karşı kimi davranışları vardır ki çocuğun zihninde psikolojik olarak çok farklı tepkiler olarak dışarıya dönebilir''

buradan yola çıkarak kendime bakıyorum. kimi davranışlarım var ki aynı babam gibiyim. mesela sigara içişim. bazen öyle cümleler kuruyorum ki aynı annem gibi konuştuğumu hissediyorum. ama ben sadece annem ve babamdan mı ibaretim? elbette hayır. beni ben yapan bugüne kadar algıladığım ve öğrendiğim herşeydir. bugün 22 yaşındayım, hiç mi kendime has özelliklerim yok. tabi ki var: mesela kafama birşey koyduysam ve onu yapmak istiyorsam bana zararı ne olursa olsun tüm uyarılara rağmen o şeyi yapmaya çalışmam... mesela ben zihnimi birçok korkudan ve kuraldan tamamen olmasa da arındırdığımı düşünüyorum. ama ''ailenin gereksizliği'' diye bir makale okuyorum ve yazılanlar ne kadar mantıklı olsa da aklıma kendi ailem geliyor, bu konuyu düşünmek bile onlara karşı olan sevgimden bir parça götürecekmiş gibi geliyor. kısacası mantıklı da olsa kabullenemiyorum. halbuki zihnimde bilgiyi tartmak ve sonra kabullenmek ''kendine özgü'' tanımıyla örtüşüyor. oysa her insanın biliçaltında belli kurallar vardır ve bu düşünceyi sınırlandırır maalesef. bunları tamamen aşabilmek güçtür...

buradan şu sonuç çıkıyor: önce toplum bireyi etkiler, sonra kimi zaman bir birey tüm toplumu etkileyebilir. ortada bu kadar ilişkiler yumağı varken insan toplumu toplum insanı etkiler şeklinde genel çıkarımlar yapmak doğru değil...

son olarak insanın kendisi olabilmesi için yapması gereken şey, kendisini sosyal çevreden soyutlamayarak kendi içerisine dönmesi, zihnindeki tüm dogmalarla yüzleşmesi, onlardan arınması ve sorgulamaya başlamasıdır. ve en önemlisi düşüncelerini uygulamaya dökebilmesi. eskiden bazı filozofların da yapmaya çalıştıkları şey tam olarak buydu...

saygılar...
__________________
öğrenci görünümlü müzik insanı
orkhun is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-12-07, 13:34  #3
beysim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 809

Alıntı:
hiç kimse saf, katıksız kendisi olamaz. böyle bir tanım yok maalesef...
Evet böyle bir tanım yok maalesef,Çünkü Bireyin kendisi olmayı göze alması;Ölümü göze almasıdır.Buna Doğadaki sürü bilinciyle yaşayan hayvanlardan örnek verecek olursak:''Sürüden ayrılanı kurt kapar''Atasözümüzde bunu desteklemektedir....
beysim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-12-07, 16:29  #4
gizemnur
Bilim - Mitoloji
Dergi Yazı İşleri
 
gizemnur'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144

Bireyi toplumdan soyutlayamayacağım gibi bireysiz bir toplumdan da bahsetmek doğru değildir. Toplumu bireyler oluşturur; topluma yön verer birey değil bireylerin bütününün koyduğu yaşam standartlarıdır. Katı bir tabirle toplumun kuralları vardır. Bireylerin kuralları toplumu yansıtmaz. Bireyler topluma ayak uydurmak zorundadır. Bireye yön veren toplumdur. Toplum içerisinde bulunan her bireyin topluma karşı olan tutum ve davranışları vardır. Buna da başkaldırı diyebiliriz. Başkaldırı isyana ne zaman dönüşür? Birey toplumla ayrım noktasına bireysel kazanımları sonucunda varır. Toplumun doğruları kendi doğrularıyla kutuplaşmaya başlar. Bu noktada isyan oluşur. İsyanın sebebi sosyolojik ve ekonomik kriterlerin bireyin yaşamında hat safhada yükselişe geçmesidir. Doğumdan itibaren birey boş olan resmini yavaş yavaş işlemeye başlar. Önce kalem tutturan ailesidir. Siyah beyaz karelerle doludur önceleri...Okul hayatıyla birlikte eline değişik renklerde boyama kalemleri tutuşturulur. Boyamayı öğrenir birilerine kendini hoş gösterme çabası ve geride ailesine karşı bir isyan küçümseme... Fırtınalar ve kıyametler kopar yüreğinde...İçten içe kızar ailesine...hayatın siyah ve beyaz kare olmadığını haykırır. Sizler yanlışsınız doğrular bunlar der...Sonrasında hayat okuluyla birlikte boyaları işlemeye başlar. Ancak daha farklı bir olgu yaşamına girmiştir. Yeni terimler yeni şekilller... Resim tekniklerinin onlarcasıyla tanışır. Bu defa okul hayatının kayıp yıllar olduğunu düşünmeye başlar. Eğitim sisteminin ve bunun bağlı olduğu kurumun basit kalıpları olduğundan dem vurmak prensibiyle ayaklanır. Her yeni gün yeni akımlara doğru kaydırır. Boşluktan doluluğa doğru giden çizgide her damlada eksik olduğunu düşünür. Kurallara boyun eğmek yerine alır eline boya kalemlerini gelişi güzel karalar. Gözlerini kapatır ki hangi boyayı kullandığını görmek istemez. Gözlerini açtığında karşısındaki tablonun karmaşıklığı karşısında büyülenir. Der ki ben kendi beynimin şeklini işlemişim ilerlediğim hayat yolunda...Çizgiler kimi zaman silik kimi zaman haşin...Son bölümde noktayı koymuş ve kapalı labirent tamamlanmıştır. Dönüp durduğu toplumun içinde birey olarak varlığını kabul edip boyun eğmiştir. Nihayetinde yürüyemez durumda saçlarına aklar düşmüş elleri titremektedir.
Beynimiz hayatın yolları gibi kıvrımlı sinir uçlarıyla doludur. Ben beyni bireye ve beynin bağlantı noktalarını topluma benzetirim ki öyledir. Kapalı bir kutudur beynimiz...Toplumunda kapalı bir kutu olduğu ortada zaman içinde yeni olgular topluma giriyor. yeni çalışma alanları ve statüler var olmaya devam ettikçe toplumun evrimi devam edecek , toplumun evrimi bireyin evriminden bireyin evrimi maddenin değişimindendir.
__________________
tik tak seslerinden ürkmeden.....
gizemnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-12-07, 16:31  #5
Yekgirtú
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 368

Insan toplumcul bir varlıktır;

Toplumda mevcudiyetini muhafaza etmesi onu benliğinden etmez ve alıkoymaz, aksine 'kimliğine' kavuşma lutfuna sahip olur.

Bir birey'in yaşam mücadelesi ancak çevresel etkilesimler ve etmenlerle iskeletleşir.

"Bir elin nesi var, iki elin sesi var!"

Kitlelerden gelen yönlendirmelerle birey soyutlaşır ve somutlaşır.

Benlik: saflık-katıksızlık yerine, paylaşımlar ve katkılar'ın ekseninde ve araciliğiyla birey oluşmaktadir. Bir birey mevcudiyetini paylaşımlarıyla var/kanıtlar eder çünkü.

Paylaştikça benliğinize, bir şuura ve bir kimliğe kavuşursunuz.
__________________
Hepimiz henüz algı ve kavram'ın öğrencisiyiz.
Yekgirtú is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-12-07, 20:49  #6
Aydıner
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 122

sorunuzun cevabını samimiyetle cevabını bulan ona göre de yaşar.
Benim verebileceğim cevabım evet.
Aydıner is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski02-01-08, 19:14  #7
gizemnur
Bilim - Mitoloji
Dergi Yazı İşleri
 
gizemnur'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144

İnsan topluma göre hareket eden bir varlık lakin topluma hükmedebileceğinin ve bu anlamda topluma şekil verebileceğinin farkında değil
__________________
tik tak seslerinden ürkmeden.....
gizemnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-01-08, 12:54  #8
Sürgün
 
Sürgün'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2007
Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377

Çocukluğumuzda anlatılan masalların ana teması; ebeveyninin söylediği,bilindik yoldan gitmeyen ,alışılmışın dışında yolu takip edenlerin, annesinin sözünden çıkanların başına olmadık işler gelir. Bak ona göre ,ebeveynlerimizin söylediği yollardan gitmeliyiz ki başımıza kötü işler gelmesin.

Oysa tarihe yol verenler bilindik yolların dışında yolları deneyenlerdir. Oysa ki dünyanın yörüngesini değiştirenler toplumun yüzyıllardır takip ettiği yollar dışındaki yolları deneyenlerdir.
Bana bir destek noktası verin dünyayı yerinden oynatayım demiş bir bilimadamı. Herkes dünya düzdür derken(incil bile) hayır dünya yuvarlaktır demiş bir diğer bilimadamı. Bu uğurda diri diri yanmayı bile göze almış. Ve öyle bilimadamları vardır ki bütün dünyanın dışladığı görüşleri uğruna sürgünleri, dışlanmayı, işkenceleri göze almışlardır.
Öyle aşk adamları vardır ki, dağları delmişlerdir , bir yudum aşk uğruna. Ve öyleleri vadır ki, hayatlarının bütün nimetlerinden vazgeçmişlerdir yine bir yudum aşk uğruna.

Nedir bu tarihin başına bela olan tiplerin dinamik noktası. Israr ettikleri görüşlerinde ,ısrarcı olmalarını sağlayan, sürüden ayrıldıklarında görecekleri işkenceye, yalıtılmış yaşama dayanma gücü veren şey? Basit mahalle baskısından tutun, dünyaya başkaldırının tabanında yatan dinamit, basit bir ben olma duygusu mudur? Sarıldığı idelallerinin gerçekliğine olan sarsılmaz inanç mı?

Tv reklamlarından birinde ;bu benim yolum dediğin bir yol var mı? Diyor. Tuttuğumuz yol, işlediğimiz iş bizi ben mi yapacak? Olacak olan sadece bu mudur? Onca işkenceden, onca külfetli yollardan sonra ola ola bir ben mi olacağız? Yunus un bir ben var bende ,benden içeri dediği şey o kadar önemli midir?

Kızılderililer çocuklarına, çocuk onu tanımlayıcı ayrıcalıklı bir iş yaptığında isim takarlarmış. Mesela oku hızlı atan, oturan boğa gibi. Bizi diğerlerinden farklı kılacak olan yaptığımız ,yapacağımız farklı işler midir? Ve farklı olmak, sürüden ayrık olmak neden bu kadar önemli?
Herkes yazı yazar, şiirler vardır milyonlarca ama önemli olan şairi-yazarı diğerinden önemli kılan kendine özgü tarzı-üslubu olması mıdır? Milyonlarca bilimadamı gördü bu dünya, onlardan bazılarının akılda kalıcı olmasının sırrı; kendilerine özgü bir anlatımlarının, tarzlarının olması mıdır?

Nedir bu kendine özgü olmak, nedir bu kendi olmak sancısı? Nasıl, ne şekilde olunur kendi olmak, toplumda ayrık otu olmaksızın masalların anlattığı uslu çocuk ol fısıltısının dışında ;bize hareket etme gayreti, gücü veren iksirli çağrışım? Bizi kendine çeken, bize kendimiz olma yolunda dayanma gücü veren, harekete geçiren bu çağrışımın gücü nedir?

Herkes dünyaya kendisi olmak için gelir ama pek çoğumuz bunu başaramadan ölür diyor bir söz. Bir diğer bilimadamı sıralıyor kendin olmak ,kendini aşmanın yolları ve gereklerini. Basit bir tapınağın girişinde şöyle basit bir sözcük geçiyor- kendini bil-.

Böylesi basit gibi görünen bir konuyu dünyanın milyonlarca bilgisi ile bütünleştirmek mümkün. Kendini bil, bir ben var bende benden içeri ;aslında o kadar çok anlamları içerir ve kapsar ki. Ve o kadar önemlidir ki kendini bilmek, kendini keşfetmek, ben olmak. Çok uzun yıllar varmış gibi görünür önümüzde kendimiz olma yolculuğu için ,çok fırsatımız ,vaktimiz var zannederiz ama, bir de bakmışız ölüm döşeğinde sıradan bir sürü ferdi olarak gözlerimizi hayata yummaktayızdır.

Çapın ne kadarsa, ondan biraz ötesini görebilirsin benliğinle ilgili. Ve ne kadar objektifsen kendin hakkında sağlıklı özeleştiri ,saptama yapabilirsin. Ne kadar biliyorsan o kadarsın. Hayatın boyunca en çok ne ile meşgul olmuşsan o sundur. Kuvvetli dayanak noktan kendine güvenin dışında ise güvendiğin dağlara her zaman kar yağabilir. Ama kendi olanın kendinden başkasına güvenemeyeceği gibi, oraya kar da yağmaz. Yağsa da her halükarda iki ayağı üstüne yürüyebilir.

Bu konu başlığı ,forumda yer alan pek çok konu başlığı ile de bağlantılandırılabilir. Dünyada ne kadar bilgiye ulaşmışsan kendinle ilgili de ancak o kadar bilgiye ulaşırsın. Kendine dair bir yolculuğa çıktığında dünya ile ne kadar buluşursan ,kendinle o kadar buluşursun. Ben olmak, tarzını yaratmak aslında dünyadan neyi ne kadar bildiğimizle direk bağlantılı.
Ben olmak, kendini bilmek, içimizdeki beni keşfetmek, cümlelerin basitliği kadar basit değil. Ve bu yüzden pek az kişi ben olmayı , kendisi olmayı başararak ölürler. Gerisi ise sıradan bir dünyalı, sürünün küçük, önemsiz bir parçası olarak hayata gözlerini kapar. Kendin olmak sürüye karşı kuvvetli bir direnç gösterebilme gücünü ister. Ve ne kadar güçlü, donanımlı iseniz kendiniz olabilir, kendi yolunuzu çizebilirsiniz.
__________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz.
Sürgün is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-01-08, 23:09  #9
zerdüşt_0
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4

Her insanın zihni j. locke'nin dediği gibi doğuştan boş bir levha gibidir bu islamiyette de böyledir.insan o zaman kendisidir yani arıdır. insan ne zaman toplumsallaşma sürecine girdiği zaman kendisi olmaktan çıkıp toplumun istekleri doğrultusunda hareket eden bir makine olur.şimdi hiç bir insan kendisi değildir.varoluşçuların dediği gibi her insan kendi kaderini oluşturmaz.toplum insanın kaderini yazar
zerdüşt_0 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-01-08, 00:05  #10
umbrasword
 
umbrasword'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 1,600

- Günümüzde çoğumuz ve hatta hepimizde birden çok ben var. Evda ayrı ben, işte ayrı ben, okulda ayrı ben, bakkalda ayrı ben. Veya sevdiği kadının yanında başka ben, diğer heryerde başka ben.

- Çoğumuz çift kişilikliyiz ama büyük olasılıkla bu kişiliklerin hiçbirisi gerçek biz değiliz. Gerçek biz altlarda çekinik kalmış. Arada bir kafasını uzatıp kendini belli ediyor, ayrıntılarda gizleniyor başkaları için.

- Bazılarımız için gerçek biz popüler kültür denilen kültürsüzlüğün baskınlığı altında kendini bulup olgunlaştıramadığı için hiç doğmamış bir bebek gibi anne karnında ölüp gitti.

- Bazılarımız toplum içerisinde kendimizi ifade edip, ihtiyaçlarımızı gidermek ve varlığımızı sürdürmek için naylon karakterler ürettik. O karakterler gerçek biz olmadıkları için gerçek bizin duyguları altında ezildiler bazen. Ama kendimize giydirdiğimiz yapmacık karakter bu tepkiyi vermemeliydi. İşte burada davranış bozuklukları ve zihinsel buhranlar ortaya çıktı. Bunun örneğini zamanında etrafta sık sık gördüğümüz 'deli yürek'lerin gereksiz zamanlarda gösterdiği anlamsız şiddeti verebiliriz, veya karısını polat alemdarın tehditleriyle tehdit eden kocada. Sonuçta br elbise gibi kendimize karakter beğeneceksek bu karakteri hazır üretim alabileceğimiz en ayrıntılı ve uygun kaynak rol modellerdir. Yapılan araştırmalar, insanların neredeyse tamamının kendilerini sevdiğini ve beğendiğini göstermiştir. Kendi dünya görüşü oluşmamış, kendi karakteri olgunlaşamamış insanın da 'ben' dediğinde aklına gelecek bir şekle ihtiyacı var, onu sevmeye ihtiyacı var. Ne yazık ki günümüzde bu çoğunlukla gerçek olmayan bir kandırmaca ile yürüyor.
__________________
Kürt'ün Türk'den Başka Dostu Yoktur...

umbrasword Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-01-08 00:15 .
umbrasword is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Güne Düşen Ve Dünün Artıkları LiberterKedi Öykü ve Denemeleriniz 135 06-07-08 14:10
Köylü gerçekten de milletin efendisi midir? Sürgün İnsan Bilimleri 26 17-05-08 11:27
Bir sivil toplum örgütüne üye misiniz? Antioksidan Arşiv 48 13-10-07 00:35


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 11:40.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz