"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Savcının 'vicdan'ı polise yaradı!/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474
| Kapkaççılık yaptığı suçlamasıyla gözaltına alınarak götürüldüğü Diyarbakır Sağlık Polis Merkezi'nde kendisini asarak intihar ettiği iddia edilen 2 çocuk babası Murat Yavuzer'in ölümünün yargıya taşınması bekleniyor. Yavuzer'in otopsi raporunda iç organlarının ezildiğine dair tespitler yapılırken, gözaltına alındığına dair nezarethane kayıt defterinde ise, bilgi bulunamadı. Yavuzer'in ölümünün şüpheli olduğu düşüncesiyle İHD Diyarbakır Şubesi'ne başvurularak, yardım talebinde bulunuldu. Yavuzer'in avukatlığını üstlenen İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, savcının ilk soruşturmasına göre, Yavuzer'in gözaltına alındığına dair nezaret kayıt defterinde kaydının bulunmadığını söyledi. Demirtaş, 'Yavuzer'in kendini astığı yer ile boyu arasında çok ciddi bir fark var. Yavuzer 1.82 santimetre boyunda. Yavuzer'in 1.66 santimetrelik bir yerde intihar ettiğine dair bir şekilde tutanak tutulmuş' diye konuştu. İç organları ezilmiş Yavuzer'in otopsi raporunda iç organlarında ezilme olduğuna dikkat çeken Demirtaş, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın olayın yaşanmasının ardından bir hafta sonra olayın soruşturulması için Diyarbakır Valiliği'ne yazı yazdığını da belirtti. Nezarethanenin 24 saat kamerayla gözetlendiğine dikkat çeken Demirtaş, 'Gözetilen o nezarethane ne yazık ki o olaylar sırasında kamerayla gözetlenmiyormuş ve kameranın kapalı olduğu belirtilmiş tutanakta' dedi. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'nın konuya ilişkin soruşturmasının sürdüğünü belirten Demirtaş, olaydan sorumlu olan kişiler hakkında dava açılmasını beklediklerini söyledi http://www.devrimciler.com/News-file...-sid-2723.html __________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474
| İddianame, polisleri aklayan takipsizlik kararının kopyası Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, aradan geçen 2 yılın ardından hazırlanan iddianame ise 'takipsizlik kararı'nın neredeyse kopyası oldu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Sağlık Polis Merkezi'nde görevli polis memurları N.C., A.S.D., C.D., S.U. hakkında düzenlenen iddianamede, polislerin görevi kötüye kullandığı ifade edildi. İddianamede Yavuzer'in gözaltına alındıktan sonra Sağlık Polis Merkezi'nde görevli ekipten birinin Devlet Hastanesi'nde meydana gelen darp olayı nedeniyle polis merkezinden ayrıldığını, nezarethaneye konan şahısları izlemekle görevli memurun da geçici görevle Personel Şube Müdürlüğü'ne gönderildiği kaydedildi. Nezaretteki şahsı takip etmek mümkün değilmiş! Diğer polislerin tamamının da karakolun önünde toplanan Yavuzer'in yakınlarını sakinleştirmek için dışarı çıktığı belirtilen iddianamede, polisleri aklayan şu cümlelere yer verildi: "İncelenen tüm dosya kapsamında olay tarihinde kapkaç suretiyle, hırsızlık suçundan şüpheli olarak Sağlık Polis Merkez Amirliğine getirilen maktülün işlediği iddia edilen suç nedeniyle gözaltına alındığı, gözaltına alındığı sırada polis merkez amirliğinde görevli 4 polis memurunun bulunduğu, gözaltına alma işlemi sırasında bir çok işin tutanaklarının tutulması ve beyanlarının tespiti işleminin olduğu, aynı zamanda gözaltına alınan şahsın yakınlarının da karakola gelmesi nedeniyle karakoldaki işlem ve evrak trafiğinin yoğunluğundan dolayı nezarete atılan şahsın sürekli gözetlenmesinin mümkün olamamasından ve şüphelilerin olayı farkeder etmez anında olaya müdahele etmesine rağmen şahsın kurtarılamadığı anlaşılmıştır." 'Zoraki' iddianamede savcının 'vicdan'ı polislerden yana Polislerin atılı suçu işlediklerine dair iddianame hazırlanmasına yeterlilikle delil bulamayan Başsavcılık, görevlerini ihmal ettiklerine dair 'vicdani kanı' da oluşmadığını bildirdi. 'Zoraki' hazırlandığı belli olan iddianamede, polis memurları N.C., A.S.D., C.D., S.U.'nın TCK 257/2 maddesi uyarınca 'Görevi kötüye kullanmaktan' 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Yavuzer'in ölümü nedeniyle 'görevi kötüye kullanmakla' suçlanan polis memurları N.C., A.S.D., C.D., S.U.'nın yargılanması Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılacak http://www.kurdshow.com/?sf=haber&haberid=9960&ktg=1570 __________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 4,812
| Acaba emniyetin tarihinde, iddia edildiği gibi "kapkaç suretiyle hırsızlık suçundan şüpheli" olan herhangi birisi emniyette intihar etmiş midir? Belki cinayet, ırza tecavüz v.b. suçlamalarından intihar olayı vardır ama ben hırsızlık suçlamasından intihar edeni bu yaşıma değin duymadım. Masal anlatıldığı buradan da belli zaten. Kaldı ki otopsi raporu ortada. Çok açıkça belli ki, kuşkulandıkları şahsı konuşturmak için, polisin bilinen yöntemlerini uygulamışlar, ancak zanlının bedeni bu yöntemlere dayanamamış ve yaşamını sürdürememiş. İşkence sonucu ölümü böyle örtbas edeceklerini sanıyorlar. Polislerin işkence ile ölüme sebebiyet vermek suçundan yargılanmamaları bir yana, nezaretteki şahsı izlemek ve can güvenliğini sağlamak polisin görevidir. Bunun hukuken tartışılacak hiçbir yanı yoktur ve savcının "vicdani kanaati" burada söz konusu olamaz. Yani en azından görevi ihmalden dava açması gerekirdi. Savcı, polisleri neden mahkemeye sevketmiyor? Nedeni belli. Ceza davası bir kez açılırsa, yön değiştirebilir ve mahkemede suçlama işkenceyle adam öldürme suçuna dönüşebilir. Bu dava Diyarbakır'da beraatle bitse, Ankara'da Yargıtay'da beraatle bitmeyebilir. Beraatle bitse bile bu karara muhalif kalacak hakim çıkar. Yargıtay'da beraatle bitse AİHM var tabii ki. Yine de, savcının hukuka aykırı takipsizlik kararına karşın, mahkemenin itirazı kabul ederek yargılamaya karar vermesi olumlu bir nokta. (Savcının hazırladığı iddianamenin çelişkili olması ise, ağır baskı altında olduğunu gösterir.) yorum2006 Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 30-12-07 04:54 . |
|
| |
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,731
| Alıntı:
Haklisiniz, olay burada dügümlenmekte. Son 30 yilda onlarca katilin, mafyanin ve bazi devlet görevlilerinin dahi yargilanamamasinin gizi bu cümlenin icinde. Bir arastirmaya girecek olursak, an agir suclarda; izine ayrilan, izinden dönmeyen, emeklilik isteyen, kacan, istifa eden, görevi birakan savci hikayeleriyle doludur yargi tarihimiz. saygiyla __________________
Sevda deyince, insanlarin ödlerinin patladigi bir cagda yasiyoruz.... | |
|
| #5 | |
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 149
| Fransa'da veya çeşitli ülkelerde bu tür cinayetlere ölümlere inanılmaz tepkiler gelir.Mesela Fransız banliyöleri bizde neden sadece burada tartışmakla kalınır hiç anlamıyorum. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474
| Alıntı:
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... Meyman Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 30-12-07 14:40 . | |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377
| Böylesi inanılması imkansız açıklamalar varsa; işin içinde ciddi çıkar ilişkileri, ihmaller bizim bilmemiz gerekmeyen çirkin işler muhakkak vardır. İş basit bir insan hakları ihlalinden ibaret değildir. Kirli derin ilişkiler muhakkak mevcuttur. Üstelik olayın geçtiği yer diyarbakır. __________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz. |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474
| Alıntı:
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|