| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Cibran'dan Alıntılar/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç senin gerçeğini açığa çıkarabilir. İşte böyle bir anda ya güneş altında çıplak danset, ya da çarmıhını taşı. Şafağa ancak gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir. Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan. Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim. Karşindakinin gerçeği sana açıkladıklarında değil, açıklayamadıklarındadır. Bu yüzden onu anlamak istiyorsan, söylediklerine değil, söylemediklerine kulak ver. Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp, sessiz erdemlerimi eleştirmeye başladığında doğdu. Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum. Yaşam kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, aklını konusacak bir filozof yaratır. Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim, durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil. Hayır, boşuna yaşamadık biz! Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı? Bilmen gerekenlerin sonuna ulaştığında, duyumsaman gerekenlerin başında olacaksın. Halil CİBRAN |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| “Birbirinizin kadehini doldurun ama bir kadehten içmeyin. Birlikte şarkı söyleyin ve dans edin ve mutlu olun; ama her birinizin yalnız olmasına izin verin; aynı müzikle titreşseler de yalnız olan udun telleri gibi.” “Ruhlar sevinçlerinin ışığında yükselirken benim ruhum ihtişamla kederin karanlığında yükselir. Ben senim, Gece! Ve sabahım geldiğinde benim devrim de bitecektir.” “Ben kendime yabancıyım. Dilimin konuştuğunu işitiyorum; ama kulaklarım bu sese yabancı. Gizli benliğimin güldüğünü, ağladığını, küstahça korktuğunu görebilirim ve bu yüzden oluşum oluşuma hayran kalabilir ve bu yüzden ruhum ruhuma yanıtlanmak için yalvarabilir. Ama bilinmez, gizli, sisle örtülü ve sessizlikle maskelenmiş kalır.” |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| sonra, varlikli bir adam konustu: "bize vermekten bahset." ve o cevap verdi: "sahip olduklarinizdan verdiginizde, çok az sey vermis olursunuz; gerçek veris, kendinizden vermektir. çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi? ve yarin, kutsal sehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini, iz birakmayan kumlara gömen fazla uyanik bir köpege ne getirebilir? ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan baska birsey degil midir? kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak, tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi? çok fazla seye sahip olup, çok az verenler, bunu gösteris isteyen gizli arzulari için yaparlar, ki bu da armaganlarini yararsiz kilar. ve bazilari vardir ki, çok az seye sahiptirler ve hepsini verirler. bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir, ve kasalari hiç bos kalmaz. bazilari sevinçle verirler, bu sevinç onlarin ödülüdür. bazilari ise istirap içinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir. ve bazilari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler, ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düsüncesi tasirlar; onlar, su vadideki mersin agacinin kokusunu salisi gibi verirler. böyle kisilerin ellerinde tanri dile gelir ve onlarin gözlerinden tanri, dünyaya gülümser. istendigi zaman vermek güzel bir davranis olabilir; fakat istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek çok daha anlamlidir. ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veris olayindan daha fazla sevinç getirir. vermekten alikoyacaginiz herhangi bir sey olabilir mi? sahip oldugunuz her sey bir gün verilecektir. öyleyse simdi verin ve vermenin hazzini mirasçilariniz degil siz yasayin.. çogunlukla söyle dersiniz: 'verecegim, ama hak edeni bulabilirsem.' ne koruluktaki meyve agaçlari böyle düsünür, ne de çayirdaki sürüler. onlar, saklandiginda çürüyecek olani, yasayabilsin diye verirler. herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden bir kisi, sizden gelebilecek seyleri de hak eder. ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmis bir insan, sizin küçük irmaginizdan da bir bardak su alabilir. faydasindan öte, kabul etmenin gerektirdigi cesaretten ve güvenden daha büyük bir deger var midir? ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin gögüslerini yirtarak gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da onlarin degerlerini örtüsüz ve gururlarini utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz? önce kendinizi vermeye hak kazanmis ve verme olayinda bir araci olarak görün. çünkü gerçekte herseyi veren hayattir ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediginizde, sadece bir tanik oldugunuzu unutuyorsunuz. ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için, hiç bir minnet hissi tasimayin. bunun yerine, armaganlari kanat yaparak, verenle beraber yükselin; çünkü borcunuzu gereginden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babasi evren olan cömertlik olgusundan süphe etmek demektir..." Halil Cibran |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| ÖZGÜRLÜK Ve bir hatip "Bize özgürlükten bahset." dedi. Ve o cevap verdi: "Şehir kapılarında ve sıcak yuvanızda yere kapanıp, özgürlüğünüz için dua ettiğinizi gördüm; Tıpkı, kölelerin kendilerini kılıçtan geçiren bir zorbanın önünde eğilmeleri ve onu övmeleri gibi... Sık sık, tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde, aranızda en özgür geçinenlerin, özgürlüklerini bir boyunduruk ve bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm. Ve kalbim kanadı; çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz derin arzu size gem vurduğunda ve özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş olarak bahsetmeyi terkettiğinizde, gerçekten özgür olabilirsiniz. Siz, günleriniz endişesiz ve geceleriniz bir istek ve üzüntüden uzak olduğunda özgür olacaksınız. Yazık ki, bu tür duygular yaşantınızı kuşak gibi sarmakta... Yine de, örtüsüz ve bağsız, bunları aşabilirsiniz. Ve siz, günlerinizin ve gecelerinizin ötesine, anlayışınızın şafağında öğle aydınlığını çepeçevre bağladığınız zincirleri kırmadan nasıl yükselebilirsiniz? Gerçekte, özgürlük dediğiniz, halkaları güneşte parlayıp gözünüzü kamaştırsa da, bu zincirlerin en kuvvetlisidir. Ve özgür olmanız için terketmeniz gereken, kendi benliğinizin parçalarından başka ne olabilir? Eğer geçersiz kılmak istediğiniz adaletsiz bir kanun varsa, bunu alnınıza kendi ellerinizle, bizzat siz yazdınız. Bu kanunu, hukuk kitaplarınızı yakarak veya denizin bütün suyunu bile kullansanız, yargıçlarınızın alınlarını yıkayarak yok edemezsiniz. Ve devirmek istediğiniz bir despot varsa, önce onun sizin içinizde kurduğu tahtı devirmeye bakın. Bir zorba, özgür ve gururlu olana, eğer özgürlüğünde zulüm ve gururunda utanç taşımasaydı, nasıl hükmedebilirdi? Ve eğer, üzerinizden atmak istediğiniz bir endişeyse, onu kendinizin seçtiğini, kimsenin size yüklemediğini unutmayın. Ve kurtulmak istediğiniz bir korkunuz varsa, o korkunun merkezi sizin kalbinizdir, yoksa korkulanın avuçları içinde değil. Herşey, varlığınızın içinde yarı kucaklanmış olarak dolaşır durur; istenen ve korkulan, nefret edilen ve baş tacı olan, takip ettiğiniz ve kaçmak istediğiniz.. Bunlar içinizde, ışıklar ve gölgeler gibi, birbirine yapışmış çiftler halinde hareket ederler. Ve gölge soluklaşıp kaybolduğunda, can çekişen ışık, bir başka ışığa gölge olur. Ve sizin özgürlüğünüz, prangasından kurtulduğunda, daha büyük bir özgürlüğe pranga olur." Ermiş' den...__________________
Errare Humanum Est. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Taraf gazetesi çıktı-İlk sayıdan alıntılar | V.T.Retci | Türkiye Siyaseti | 26 | 03-04-08 01:46 |
| Yasal sıkıntı yaratacak sitelerden yapılan alıntılar konusu... | melnur | Forum Hakkında | 37 | 08-11-07 10:55 |
| Alıntılar Hakkında | Papyrus | Duyurular | 0 | 24-02-07 14:31 |