"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Hz.Muhammed dönemindekiler inanıyorlar ama kabul etmiyorlardı. / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
| Mekkeliler de Medineli Yahudiler de hz.Muhammedin gerçekten bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Yahudiler zaten Allaha inanmaları beklenirdi. Ayrıca Mekkeliler de evreni yaratan bir güçe inanıyorlardı. Bu bakımdan Mekkelilere varlık anlamıyla çok tanrıcı denilemez. Bu iki önemli grup arasında bazı farklar ve bazı benzerlikler vardı. Şöyle ki Yahudiler de Mekkeliler de Hz.Muhammedin gerçek bir peygamber olduğunu biliyorlardı. Ancak bir farkla. Mekkelilerin peygamber beklentisi yoktu. Geldikten sonra sosyal yapıları gereği Mekke’nin reisi durumunda olanların birisinin peygamber olması gerektiğini düşünmüşlerdi. Onlar içinde oldukları hali doğru görüyorlardı. Tek yaratıcının var olduğunu bilmelerine rağmen taş ve helvadan yapılmış şekillere kutsallık vererek ona yaklaşacaklarını düşünüyorlardı. Medineli Yahudiler ise o an itibariyle kendi kitaplarından bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat diğer peygamberler gibi bu son peygamberin de kendilerinden geleceğini sanıyorlardı. Son peygamberin Arap olacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Örnek versek Mekkelilerden hz.Muhammede ve ona inananlara en çok eziyet çekenlerin Ebu Lehep,Ebu Cehil,Velid b.Muğire gelmekteydi. Verilen bilgilere göre Ebu Lehep şöyle demişti: Ben Müslüman olsam bana ne var. Ona ‘’herkese ne varsa sana da o var ‘’diye cevap verilince beni ve bir köleyi bir tutan bir dine girmem. Demek ki Ebu Lehep eğer islamda torpilli bir zümre olsaydı iman edecekti. Yani Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu. Ancak kabeden elde ettikleri tefecilik düzenlerine adeta dinamit yerleştirecek olan yeni eşitlikçi bir din ona göre değildi. Ebu Cehilin de şöyle dediği söylenir’’Biz ve haşimi oğulları her şeyde beraber olduk.Onlar kabenin korumasını aldılar biz de aldık.Onlar yolculara yedirdi biz de yedirdik.Onlar ne yaptıyla berbaerdik.Ama şimdi onlardan bir peygamber çıkmış.Bizim böyle bir imkanımız yok.O halde haşimilerden çıkan peygambere inanmayacağız.Demekki Eğer peygamber mazunoğullarından gelseydi bir ihtimal Ebu Cehil inanacaktı.Yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu Velid b.Muğirenin de şöyle söylediği aktarılır.Muhammed kabeyi ziyaret edenlere kendi peygamberliğini anlatıyor.Biz sihirde desek söyledikleri sihire benzemiyor.Şair desek ben şiirler bilirim.şiir de değil.kahin desem hayır boncukları falan yok.Yani ne desek içi boş. kitap gelmiştir ona..Fakat mekkede bir karışıklık yaratarak herkesi birbirine düşürdüğü yönüyle sihir desek en iyisi olur demişti.Demek ki hz.Muhammed çıkarlarına engel çıkmasaydı ona iman edecekti yoksa Allahın varlığı ve Muhammedin onu peygamberi olması konusunda bir sorunu yoktu. Yahudilerin başı durumunda olan huyey bin ahtap bir gün o kadar hz.Muhammede ağır laflar eder ki oğlu Muhammedi öldürmeye gideceğim der.Hayır bir peygamber katili olma..der.oğlu o halde bu kinin neye der.İşte bizden değil de bu Araplardan ya..der... Örnekler çoğaltılabilir. Hz.muhammed çıktığı toplumda davasını tam anlatmamış diye iman etmeyen yoktur. Tamamen karşı çıkanlarda haksız bir çıkarın gideceği endişesi var. Aradan bunu ona İbrani biri anlatıyor diyen varsa da Arabistan’da genel kanaat bu kitabı onun uydurmadığı şeklindeydi. Belge nettir de ancak bile bile kendilerini inkara sürükleyenler vardır. Çıkaracağımız başka bir sonuç eğer hz.Muhammed çıkarlarına dokunmasaydı Mekkeliler bir aşamadan sonra hem ona iman etmeye hem de onu kendi liderleri veya zenginleri yapmaya hazırdılar. Aynı şekilde Medineli Yahudiler de düşünüyorlardı. Bundan dolayı bir kitap ehli olmalarına rağmen putları kutsayan bir grupla kendileri gibi kitap ehli olan bir gruba hem de hakk olduklarını bile bile karşı koymuşlardır. Hendek savaşı bu yönüyle olmuştur. Tüm anlatılanlardan aslında kafir kelimesinin nasıl kelime anlamı olarak yerine oturduğunu görmek mümkündür. .Kendi kişisel bilgi ve yargılarını tek hakikat olarak sayıp, hiç eleştiri ve araştırma yapmadan, başkasını veya başkalarını suçlayana kafir denir. Kâfir bu bağlamda ya gerçekleri gördüğü halde kabul etmeyendir kelime anlamı olan örtme ile de ilişkili hale gelmektedir. Gerçekleri örten... |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 73
| sevgili özedönüş, yazınız, başlığından itibaren resmi islam tarihi minvalindedir. gerçeklere, yaşananlara dayanmaz. "İnşa edilmiş" bir tarihtir söz konusu olan. Böyle olduğu için de yanlışlı, birbini tutmaz, soru işaretli, acabalı bir çok hususu barındırır. ebu cehil, ebu leheb hakkındaki rivayetlerin uydurma olduğu barizdir. Çünkü Kuran, hiçbir yerinde sosyo-ekonomik alandaki efendi-köle ayrımını ortadan kaldırmaz! yahudilerin peygamber değil, mehdi beklentisi vardı. yahudilerin, muhammed'in musa ve tevrat hakkındaki sözlerini/ayetlerini dinledikten sonra, onu, "gerçekten bir peygamber olarak" bilmeleri mümkün değildir. Tam tersi söz konusudur. Çünkü muhammed'in söyledikleri tevrat'la örtüşmüyor(du)! mekke "müşrikleri" ile olan savaşın (kabile düzeyinde mahalle kavgası) iktidar mücadelesi olduğu açıktır. (Belki muhammed başlangıçta samimiydi, kendisine gerçekten vahiy geldiğine inanıyordu, fakat sonra ne-neler olduğu, ne hale geldiği veya getirildiği kuran ayetlerinde okunabilir.) |
|
| #3 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
| Ebu cehil, ebu leheb hakkındaki rivayetlerin uydurma olduğu barizdir. Çünkü Kuran, hiçbir yerinde sosyo-ekonomik alandaki efendi-köle ayrımını ortadan kaldırmaz Bu paragraf herşeyi açıklamaktadır sayın Mete06.Dönemin sosyo ekonomik hayatını biraz daha araştırın derim.O zaman bu konuda bir iyileştirmenin yapıldığını göreceksniz. İslamın resmi bir tarihi yoktur.Doğrusu resmi ve devletin vesayetine bırakılmış bir din anlayışı olmuştur.Ama ilk dönem tarih kitaplarına geçen olayların sağlamlığından şüphe olmadığı gibi tarafsızlığından da şüphe yoktur. Yazım şuna dayanıyordu.O dönemde tartışma fikri bir tartışma değildir.Sorun, çıkarcılar ve insanlığın vicdanının sesini dinleyenler arasındadır.Eğer resmi bir tarih olsaydı İslam için kendi ideolojinizce bu kadar açık bulamazdınız. |
|
| #4 | |
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 2,447
| Kureyşlilerin Allah inancı vardı fakat tek bir Allah'ın yanında kendi ürettikleri putlara tapıyorlar ve geçmişten gelen gelenek-göreneklerini kutsallaştırarak dinselleştiriyorlardı... Bunun bazı kimselere çıkar sağladığı ve ticaret adına yapıldığı muhakkaktı... İslamiyetin ise bu ticari hayata (put ticareti ve hac ticareti..) balta vurduğu bir gerçekti... Fakat İslamiyet asla Sosyalizm gibi sınıfsız bir topluma yelken açmadı, fakat sosyal demokrat anlayışla bağdaştığını söyleyebiliriz... ''Yeşil Sosyalizm'' olamaz mı ? Bu tartışılmalıdır !!! __________________
"Toplum kurtarıcıları toplumun düzenlenmesi ve denetlenmesi merakındadırlar. Ben bu merakı tehlikeli ve faşistçe buluyorum. Toplum düzenlenemez ve denetlenemez. Toplum suyun akışına bırakılmalı." Sinan Çetin. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 73
| 20 yüzyılın ortalarına kadar Arabistan'da kölelik hukuku sürdüğüne göre, nasıl bir iyileşme ki 14 asır sonra bile kölelik kaldırilamamış! merak ediyorum, islam okumuşları kölelik mevzuunu ne zamandan beri ciddiye almaya başlamışlar; acaba bu 19. yüzyıl sonları olabilir mi?! yazıldığı süreç, kuran'dan yüzyıllarca öncesine dayanan tevrat'ta kölelere iyi ,adil davranılmasını vaz eden ayetler olduğunu öğrenirseniz, şaşırır mısınız? ("resmi" islam tarihi, kölelere adaletli olmayı vs., ilk kez Kuran'la birlikte söz konusu olduğunu söyler!) --- "resmi tarih"le resmi sünni tarihini kast ediyorum elbette (şiilerinkini yazabilecek kadar bilmiyorum). "yoktur" diyorsunuz ama, vardır! Veya "vardır" diyebileceğimiz argümanlar çoktur. Elbette, "resmi tarih" demekle, 19-20-21. yüzyıllarda, ulus devletlerin okullarında okutulan tarih, tarih kitapları gibi bir "resmiyet"ten bahsetmiyorum. Ama kitap(lar) yine vardır: Buhari... müslim... mezhep imamları... islam "alimleri"... Bunlar yüzyıllar boyunca bir geleneğin, kültürün, anlayışın... mihenk taşları olmuşlardır. "Sorun, çıkarcılar ve insanlığın vicdanının sesini dinleyenler arasındadır." diyorsunuz. keşke böyle olsaydı. fakat kuran'da, yapılmış anlaşmayı bozan, savaşmanın yasak edildiği ayda bile savaşan, ganimet (bu arada mal gibi görünün kadınları da) paylaşan, ganimet için peygamberle bile kavga eden... müslümanlar anlatılıyor. siz "insanlığın vicdanı" diyorsunuz! iyi ki kuran var! "Eğer resmi bir tarih olsaydı İslam için kendi ideolojinizce bu kadar açık bulamazdınız." demişsiniz özedönüş. "çok açık bulurdunuz" diye anladım (umarım yanılmıyorum). Dediğim gibi, inşa edilmiş, egemenlerin/savaşı kazananların yazdığı/yazdırdığı her tarihte (ki islamın resmi tarihi modern-ulus devletlerinki gibi bir dönem, bir grubun yazdığı tarihler gibi değildir, yüzyıllara dayanır, yukarıda vurguladığım gibi), mutlaka, ama mutlaka sayısız "pürüz" vardır. ki, islam tarihine ait birkaçını bu yazı içinde belirttim... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Almanya Ermeni soykırımını kabul etti | petricli | Dünya Siyaseti | 56 | 11-01-08 14:14 |
| İlhan Selçuk: "Biz hep yenildik!" | Firnas | Türkiye Siyaseti | 66 | 06-08-07 16:53 |
| CHP'yi yeniden tanıyalım | Kuzum | Türkiye Siyaseti | 10 | 08-06-07 15:04 |
| İki Türk Milletvekili Soykırımı Kabul Etti | noname | Türkiye Siyaseti | 19 | 08-10-06 23:46 |
| Evren hatasını kabul etti | ibra | Türkiye Siyaseti | 25 | 09-11-05 13:57 |