| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 242
| Laik denilen türkiye cumhuriyetinde Diyanet işleri başkanlığına 5 bakanlığın bütçesine eşdeğer bütçe veriliyor. Cami imamlarına maaş, camilere yardım bu bütçeden yapılıyor. Laik devlette din işlerine bütçe ayrılırmı. Hadi ayrıldı. Bu ülkede yaşayan alevi cemaatine cem evleri için neden destek verilmez. Diyanet işleri bünyesinde diğer din gruplarının da temsil edilmesi gerekmezmi. Aleviler bu konuya isyan etmekte haksızlarmı. Onlarda çalışıp vergi veriyorlar. Onlarda TC vatandaşı. Bu yasa düzeltilmedikçe Türkiye laik olamaz. Ya Diyanet işlerini kapatacaksınız. Veya diğer dinlere ve etnik mezheplere destek vereceksiniz. |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
| sayin goosfather, devletin bir dini yoktur. " Türkiye cumhuruyetinin resmi dini islamdir " ibaresi, 1924 anayasasina konurkenm diyanet isleri baskanligi kurulur. Ama, Resmi dinin islam oldugu ibaresi ise, 1928 de anayasadan kaldirilir. Laiklik ilkesi de 1937 de anayasaya konur. Bu arada Devlet nasil diyanet baskanligi kurarmis, iste efendim din devletten bagimsiz olmali, herkes kendi isini yapmaliymis. Sematik olarak hepsi dogru yakinmalardir bunlarin. Diyanet islerinin o dönem kurulma nedeni,olarak ülkeyi irticanin tasallutundan korumak ve kurtarmak, tekkeleri, imamlari, haciyi hocayi denetlemek amacini gütmüstür. aksi halde, sünnileri ve alevileri güclendirmek, birilerini koruyup birilerini yok etmek gibi bir kurulus amacinin olmadigini bilmeliyiz. Yani diyanet baskanliginin asil amaci islami ya da sünnileri kollamak ve korumak degil, tam tersine, dini denetlemek, hilafeti tekrar canlandirmamak, halki tekke ve haci hocadan korumak ve tasallutun yayilmasini önlemektir. Gercekten de diyanet baskanliginin o zamanki biricik görevi, il ve ilcelerde müf tülüklerle sinirli olan imam ve cami sayilari, halktan zorla toplanan bagislarla yapilan basibos cami yapimlari, imamlarin hutbeleri, dini günler, oruc namaz kurban gibi ibadetlerin usüle göre denetlenmesi, toplanan, verilen fitre ve zekat gibi, nereye gittigi belli olmayan paralarin tekrar tekkelere akmasini önlemeyi amaclayan görevlerdi. Hilafetin tozuyla kurulan bir cumhuriyette bundan dogal bir sey olamazdi. Ne yazik ki demokrasinin sürekli kesintiye ugratildigi ülkemizde diyanet sonucta, sag partiler tarafindan sünnileri koruyan bir kurum haline getirilmistir, bunu itiraf etmek gerekir. Öte yandan: 1924 te diyanet isleri baskanliginin kurulmasi elestirilirken, ülke icin asil tehlike, 1950 de Menderes`in diyanet bakanligini kurarak imamlara devlet memuru statüsü vermesiyle basgöstermistir. Cumhuriyeti öylesine ulu orta elestiren bazi demokratlarimizin da bilmedikleri bir durumdur bu:-) Iste asil üzerinde durmamizgereken konu budur. sonuc: Devlet, görünüste demokratik; ama örgütlenmesi acisindan teokratiktir. Baskanlik ile bakanlik arasinda islerlik acisindan pek fark yok gibi görünse de, imamlarin devlet memuru sifatiyla devlet örgütü icinne girmeleri demokratik devlet anlayisini ciddi bicimde sarsmistir. Bu nedenle oturduk yerde mangal karistirir gibi eline bir cubuk alip ta:-)Kemalist yapilanmayi yermek bir yana, 1950 den 1960 a, 1971 den 1980 ´e ve günümüze kadar gelisen olaylardan kemalizmi sorumlu tutmak, M.Kemali elestirip durmak agzimizi yormaktan baska ise yaramaz. Bosuna demiyorum, 83 yildir kim bir tugla daha koydu bu cumhuriyetin üzerine de elestiriyoruz. saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canugur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-04-06 16:41 . |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|