Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.

2. Geleneksel Yaziyaz Amator Şiir Yarışması



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Bilgi kuramı ve inanç oluşumu / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski09-01-08, 16:00  #1
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877
Bilgi kuramı ve inanç oluşumu



Arkadaşlar bilginin ve inancın nasıl oluştuğuna ilişkin bildiklerimizi burada paylaşıma açalım. ve tartışmalarımızda temel bir hareket noktası oluşturalım derim...
Bilgi nedir ? ilk dönemlerdeki bildiklerimiz ile bugünkü bildiklerimiz arasıda nasıl bir değişim var ?
Bilgi bugünkü halini nasıl aldı ?
İnancın temelinde bilgi mi var, yoksa kabul mü ?
İlahi bilgi diye bir şey var mı ?
İlahi bilgi kavramı, nasıl oluştu ?
Din nasıl bir bilgi kuramı önesürüyor ?
İnanç bizatihi kendisi bir bilgi olabilir mi ?
Biilimsel bilgi ile ilahi bilgi arasında nasıl bir fark vardır ? birbirlerini nasıl konumlandırıyorlar ?
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-01-08, 21:05  #2
ilkbahar
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 187

sayın evaporit..
güzel bir başlık açmışsınız ama görüyorum ki kimse görüş bildirmemiş...
çünkü bir eksiği var...polemik yapmaya müsait bir zemin değil....
bilimsel bilgi dediğimiz şey aslında varlık bilgisi varolanın bilgisi değil midir...
mesele bu bilgiye de zemin oluşturan temel bilgilerin kaynağı nedir...
kuranda ademe kelimeleri öğreten allahtır..hem mutlak manada bilginin hem de iahi bilginin kaynağı allahtır...
"" inancın temelinde bilgi var mı"güzel bir soru...inanç elbette bir kabuldür..ama o kabul için dahi bilgiye bilmeye ihtiyaç vardır...
ilkbahar is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-01-08, 22:20  #3
scribo
 
scribo'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 65

Epistemoloji inancın altkümesidir. İnanmak, bir bilgi türü değil bir ''tercih'' daha sonra bir ''duruş'' son aşamada da bir ''sorumluluktur''. İnsanlar bilgileri uğruna değil, inançları uğruna fedakarlık yaparlar, ölürler. Şu halde inançsız bilgi insani anlam taşımaz. Ancak tek başına (bilgi sahibi olmaksızın) inanmak da, pek çoğunun dedği gibi ''afyon'' işlevi görür.
__________________
Bilfiil akıldan bilfiil işgale.
scribo is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-01-08, 23:28  #4
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

Alıntı:
Sayın scribo şöyle demiş:

Mesajı Göster
Epistemoloji inancın altkümesidir. İnanmak, bir bilgi türü değil bir ''tercih'' daha sonra bir ''duruş'' son aşamada da bir ''sorumluluktur''. İnsanlar bilgileri uğruna değil, inançları uğruna fedakarlık yaparlar, ölürler. Şu halde inançsız bilgi insani anlam taşımaz. Ancak tek başına (bilgi sahibi olmaksızın) inanmak da, pek çoğunun dedği gibi ''afyon'' işlevi görür.
''Ademe eşyanın isimlerini öğretti...'' ayeti, bilgiye konulan ilk tuğladır diye düşünüyorum.. İnsanoğlunun eşyanın ismini bilmeden onu tanımlaması mümkün değildir..
Ampirik bilginin elde edilmesi, insan duyularına ve tecrübelerine bağlıdır.. bu bizim bugün bildiklerimizin nasıl oluştuğunu açıklıyor.. Ancak bugün kullandığımız tanrı, melek, şeytan ve ruh gibi ampirik yöntemlerle elde edilmesi mümkün olmayan bilgi türünün ise İlahi kaynaklı olduğunu söylemeliyiz...
İlahi bilgi ise hem bir inanç sistemi oluşturmakta ve hem de geçmişten geleceğe doğru bir yürüyüşün bilgisini vermektedir..
Burada bilgi ve inancın içiçeliği sözkonusudur.. Kuran da zaman kavramı önemini yitirir.. Çünkü o zamanın ötesindendir... Bu yüzden kuran okurken çok kez geleceği geçmişte, geçmişi ya da geleceği bugün yaşayabilirsiniz..
geleceğin bilgisi bugündür.. geçmişin bilgisi, sanki bugün elbise giyinmiştir, canlanmıştır..
Allah eşyanın isimlerini ademe öğretti, cümlesi bilginin oluşumu ve başlangıcı olması nedeniyle önemli bir cümledir..
Bilginin ilahi olandan soyutlanması, seküler bir bilgi yaratma çabası olsa gerek... İnancı bilgiden soyutlamak da dediğiniz gibi Afyon etkisi olarak çok güzel bir tanım...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 00:12  #5
scribo
 
scribo'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 65

[quote=evaporit;333605]
Ancak bugün kullandığımız tanrı, melek, şeytan ve ruh gibi ampirik yöntemlerle elde edilmesi mümkün olmayan bilgi türünün ise İlahi kaynaklı olduğunu söylemeliyiz...
[quote]


Melek kavramı bana kalırsa ampirik bir bilgidir. Melek, -daha öncede belirttiğim gibi- Allah'ın yaptırım gücüdür. Ancak Allah, direk yaptırımdan uzaktır, zira bu zaman ve mekan ile sınırlıdır. Dolayısıyla yaptırımı yaratır. Bu da alaşılabilir bir biçimle sembolize edilir. Biz de ampirik bilgilerimiz ile meleğin nasıl bir kavram olabileceği ile ilgili akl yürütürüz. Şeytan kavramı da, melek kavramını destekler. Şeytan da bir melek olduğu halde bir zıtlığı sembolize eder. Bu da bir sonraki evre için ampirik bir bilgi olacaktır.
Ancak burada deneysel bilgi elbetteki vahyin muhteviyatı değil bizim onu algılayış biçimimizdedir. Vahiy ''okuyup anlamak içindir'' yani insan merkezlidir. Bu yüzden insanın algı sahasının darlığı nedeniyle geçiş aşamasında ampirik bilgiyle bilgi transferi yapılır. Ampirik bilgi burada bir araç konumundadır. Tüm bunlarla birlikte insanın algı sahası görüş alanı ile sınırlıdır. Baktığı derinliğe göre -ki bu bakış asla deneyimlerinden bağımsız olmayacaktır- vahyi anlamlandırır. Bunu yaparken acziyeti nedeniyle ampirik bilgiye bağımlıdır. Vahyin doğası gereği üstlendiği görev bu aciz varlık tarafından anlaşılabilmektir. İşte bu yüzden ampirik bilgiden bağımsız olamaz.
__________________
Bilfiil akıldan bilfiil işgale.

scribo Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-01-08 00:14 .
scribo is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 09:45  #6
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

[quote=scribo;333629][quote=evaporit;333605]
Ancak bugün kullandığımız tanrı, melek, şeytan ve ruh gibi ampirik yöntemlerle elde edilmesi mümkün olmayan bilgi türünün ise İlahi kaynaklı olduğunu söylemeliyiz...
Alıntı:


Melek kavramı bana kalırsa ampirik bir bilgidir. Melek, -daha öncede belirttiğim gibi- Allah'ın yaptırım gücüdür. Ancak Allah, direk yaptırımdan uzaktır, zira bu zaman ve mekan ile sınırlıdır. Dolayısıyla yaptırımı yaratır. Bu da alaşılabilir bir biçimle sembolize edilir. Biz de ampirik bilgilerimiz ile meleğin nasıl bir kavram olabileceği ile ilgili akl yürütürüz. Şeytan kavramı da, melek kavramını destekler. Şeytan da bir melek olduğu halde bir zıtlığı sembolize eder. Bu da bir sonraki evre için ampirik bir bilgi olacaktır.
Ancak burada deneysel bilgi elbetteki vahyin muhteviyatı değil bizim onu algılayış biçimimizdedir. Vahiy ''okuyup anlamak içindir'' yani insan merkezlidir. Bu yüzden insanın algı sahasının darlığı nedeniyle geçiş aşamasında ampirik bilgiyle bilgi transferi yapılır. Ampirik bilgi burada bir araç konumundadır. Tüm bunlarla birlikte insanın algı sahası görüş alanı ile sınırlıdır. Baktığı derinliğe göre -ki bu bakış asla deneyimlerinden bağımsız olmayacaktır- vahyi anlamlandırır. Bunu yaparken acziyeti nedeniyle ampirik bilgiye bağımlıdır. Vahyin doğası gereği üstlendiği görev bu aciz varlık tarafından anlaşılabilmektir. İşte bu yüzden ampirik bilgiden bağımsız olamaz.
Burada bilginin ait olduğu alan itinarı ile ''Müşahade Alemi'' ne yani fizik aleme ait bilgi ile, ''Gayb Alemine'' Metafizik Aleme ait bilgi arasında ortak bir mekan olarak insan zihnini kabul ettiğimiz vakit, ortada ''anlamak'' ile ilgili bir durumun ortaya çıkması muhakkaktır.. Bu da dediğiniz gibi iki farklı bilgi türünden ilahi olandan insani olana doğru bir transfer olacağı gerçeğidir..
Ancak bu bilgi transferi, bilginin varlık durumunu aktarırken, şekli ve niteliği hakkındaki gerçekliği kapsamaz...
Mesala Allah cennet'ten bahseder, biz onu anlamak için kendi bilgi alanımıza transfer ettiğimizde zihnimizde oluşan his, acaba bu cennetin gerçekteki cennet ile birebir örtüşen bir cennet olup olmadığı sorusuna verilen yanıt, bütün zihinlerde farklı hislerin oluştuğu şeklindedir.. Burada kuranda yapılan tanımlamalarda da aynı bilgi transferinin yapıldığı görülmektedir...
Şu halde bilginin transferi, onu ampirik yapmaz.. Bu transfer bizim zihnimizde ki bir olgudur, gerçekte ne melek ve ne de cennet gibi kavramları yeryüzüne indiremez...
burada aslında, İman dediğimiz konu bence daha bir anlam kazanıyor... çünkü, Tanrı müşahade alemini örneklendirmek için (bilgi), Gayb alemini ise tamamen inanç alanı olarak tanımlıyor.. Gayb aleminine ilişkin bilginin insan zihnindeki karşılığı olarak, fizik alemine ait kelime ve kavramlara transferi ile bilginin ampirik olması amaçlanmış olsa idi, putçuluk dediğimiz, bu transferin elle tutulur-gözle görülür hale getirilmiş ''yakin olma'' düşüncesi reddedilmeyecekti...
Allah insanın geldği ve gideceği yol ile ilgili bir hatırlatmada ve öğütte bulunacaktı... bunu bir şekilde bizim algı alanımıza yerleşecek şekilde, mevcut bilgilerimize dayandıracak şekilde yapacaktı... Ama bu bizim zihnimizde oluşan hissin mutlaklığı zannını yerleştirmemeli..çünkü bugün çok Ateist iddiasının temelinde ve ona cevap iddiasındaki çok müslümanın kullandığı cevaplamalarda, aynı mantığı kullandıklarını görüyoruz...
İlahi olanı, insani olanla eşleştirmek, onları birbirinin karşılıları imiş gibi algılamaya götürmekte ve sonuçta mantık çatışmaları ortaya çıkmaktadır...
Allaha mecburiyet yükleme, nedensellikler örgüsüne hapsetme, mekan ve zamanla sınırlama duyguları hep iki bilginin birbirine karşı konumlandırılamayışından kaynaklandığını düşünüyorum..
tanrıyı görünür olmadığı için redddeden insanların, tanrıyı görünür kılma çabasındaki müslimanlarla arasındaki farkın çok ince bir perdeden ibaret olduğunu sanıyorum..
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 11:42  #7
ilkbahar
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 187

nedensellik allahı mecbur etme değil ama yaşamın akışını bir düzene bağlaması yönünde anlaşılmalı değil mi...nedensellikler olmasa allahı bilme de gerçekleşemez...gözünü çevir de bak tekrar çevir de bak onda bir uygunsuzluk görüyormusun derken bizim nedenselliklerden yola çıkarak bilgiye ulaşmamız ve onu tanımamız istenmiyor mu...
ilkbahar is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 13:36  #8
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

Alıntı:
Sayın ilkbahar şöyle demiş:

Mesajı Göster
nedensellik allahı mecbur etme değil ama yaşamın akışını bir düzene bağlaması yönünde anlaşılmalı değil mi...nedensellikler olmasa allahı bilme de gerçekleşemez...gözünü çevir de bak tekrar çevir de bak onda bir uygunsuzluk görüyormusun derken bizim nedenselliklerden yola çıkarak bilgiye ulaşmamız ve onu tanımamız istenmiyor mu...
sevgili ilkbahar,
nedensellikler bizim içindir, tanrıyı eserlerinden tanıyabilme ve takip edebilmemiz içindir diye düşünüyorum... ama Tanrı bir nedene bağlı değildir...
böyle bir nedene ihtiyacı da yoktur..
sizin kasteddiğiniz anlamda düşünen çok kimse, bugün Kurandaki Mucizeleri de değiştirme yoluna gitmişler ve bu yönde tefsirler yapmaktadırlar...
Çünkü mucizeler, bütün bir sistemi alt üst etmekte, işleyen determinitik süreci kesintiye uğratmakta, askıya almaktadır... Mesala İsanın kuşu diriltmesi, Musanın Asası, denizin yarılması, gibi bir çok hadise kurandaki ''Herşeyi bir sebeb ile yaratmışız'' ifadesinden bağımsızdır.. çünkü bizler için olayların sebebini araştırmak ve bilmek varken, Allah için böyle bir kayıt yoktur... Ateşin o gün İbrahimi yakmaması, bugün nedeni araştırılabilecek bir gerçek olsa da, önemli olan o günün yalın ve çıplak gerçeği olması idi..
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 16:55  #9
ilkbahar
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 187

sayın evaporit ...tanrıyı bir nedene bağlamaya kadar giden bir nedenselliği kastediyorsanız ..evet aynı fikiirdeyiz....
mucizelerin determinist bir bakışla nedenselliklere bağlanması olayı zaten mucize olmaktan çıkarıyor...ya da şöyle denebilir mi...o gün için mucize olanı bugünkü imkanlarla mucize olmaktan çıkarabilir miyiz...yoksa mucizeler yenilemez ve yenilenemez olarak kalacak mıdır....
sayın scribo.. bilme ile bilgiyi birbirinden ayırabilir miyiz iman mevzusunda...imanın bilmeye dayanıp dayanamayacağı konusunda söylediklerinizi tama anlayamadım sanırım...
selamlar...
ilkbahar is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-08, 18:51  #10
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252

Bilgi ve inanç konusunda yazmış olduğunuza ilkönce uzak kalmaya çalıştım.Çünkü gündelik bilgilerin dini açılımı ile ilgili bu forumda uzun tartışmalar yaşanmıştı.Fakat bu kavramları islamileştirince karşıma şu çıktı.İlim ve iman ilişkisi

İlim iman ilişkisinin de ilmel yakin,aynel yakin ve hakkel yakin kavramının açıklanması ile açıklanabileceğini düşünüyorum.

Buna göre yakin yani gerçek,deney ve belgelerle meydana gelecekse bu ilmel yakin olmakta, ilham ve sezgi yoluyla olsa aynel yakin olmakta ve nihayet ikisiyle olduğunda sonunda hakkel yakin(gerçeklere kesin varabilme) imkanı olur denmektadır.Tasavvufun bu açıklamalarını önemsiyorum.


Yine din ve bilginin konumu hakkında Said Nursinin şu sözlerinin dengeyi sağlama konusunda bize öncülük ettiğini düşünüyorum.

Aklın nuru fen bilimleridir,vicdanın ışığı din ilimleridir.İkisinin bir araya gelmeleri ile hakikat meydana gelir.Birbirlerinden ayrıldıkları vakit fen bilimlerinden şüphe ve zan,din ilimlerinde ise taasüp ve bağnazlık meydana gelir.


Tüm bu yönleriyle ele almamız durumunda bilgi ve inanacın konumunu dana netleştireceğimize inanıyorum.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Descartes ve bilgi sorunu lachesis Bilgi ve Ahlak felsefesi 3 27-10-07 00:44
Bilgi ve Derinlikleri Salih AS Bilgi ve Ahlak felsefesi 0 19-08-07 23:06


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 06:53.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz