Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Dünya Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Nükleer Silahlar’ın Uluslararası Hukuk’taki Yeri / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski07-04-06, 09:25  #1
insight
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 2
Nükleer Silahlar’ın Uluslararası Hukuk’taki Yeri



Karşılıklı olarak dehşet dengesine dayanan Soğuk Savaş’ın 1991’de kesin olarak son bulmasıyla birlikte uluslar arası sistemin başlıca akörleri (Özellikle de ABD) kendilerini yeni bir tehdit dalgasıyla karşı karşıya buldular.Bu tehditler daha çok Soğuk Savaş’ın baskı altına aldığı, açığa çıkmayan ve daha çok tali nitelikte kalan tehditlerdi. Bu durum somut olarak Soğuk Savaş’tan sonra kimlik bunalımına giren NATO’nun stratejik konseptinin tartışıldığı 1991 yılına denk düşer. Bu stratejik konseptle NATO alandışı olarak tarif edilen alanlarda faaliyette bulunacaktı. Aslında beklentinin aksine Varşova Pakti gibi Nato kendisini iptal etmeliydi. Ancak beklenti bu yönde bir karşılık bulamadı. Uluslar arası sistemin yeni dokusuna uygun olarak belirli bir transformasyon geçirdi.

1999 yılında NATO’nun son konseptine ilişkin yazdığım bir makalede bu durum şu şekilde anlatılmaktadır: “Güvenlik tehditleri ve risk varsayımı” bağlamında NATO, eskisi gibi kendisine karşı doğrudan saldırı olasılığının ortadan kalktığını varsaymakta ve kuruluş aşamasında tasarlanan, “bir ve tek yönlü saldırıya odaklanmış” stratejinin terk edilmesini ya da dönüştürülmesini önermektedir. Yani NATO o eski stratejiyi mutlak anlamda birincil olarak benimsemeyecektir. Bu, stratejilerinin farklılaşması nedeniyle NATO’nun klasik boyutlarının artacağına işarettir. Ayrıca NATO, tehdit algılamalarında ve istikrara bozucu faktörlerden bir diğeri olarak post-komünist dönemin yansıttığı özel durumdan ve genel olarak da nükleer güç derinliğinden söz etmiştir. Bununla birlikte, Güney Avrupa’nın güvenlik ve istikrarına olumsuz etkileri olabileceği varsayımıyla NATO, tehdit algılamalarında G.Avrupa paralelindeki Afrikalı ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerini de ele almıştır. Nükleer güç derinliğinin “eşkıya” diye tabir edilen, ne yapacağı belli olmayan ülkelerin kontrolüne geçmesi ve bazı örgütsel faaliyetlere alet olmasının getireceği terörizm, sabotaj ve hayatı kaynak aktarımlarının kesintiye uğraması gibi olumsuzluklar, istikrar ve güvenliği dumura uğratacak tehditler olarak 91 Konsept’inde sıralanan diğer durumlardır. Devletlerin uluslararası güvenliği açısından değerlendirildiğinde, oluşan yeni uluslararası sitemin Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi iki kutuplu bir nitelik gösterdiği iddia edilmekte. Kutuplaşmanın taraflarından birisi “özgür dünya” diğeri ise “diğerleri” olarak sunulmakta. “Diğerleri” nin, radikal grupları ve “başıboş ülkeler” (loose states) olduğu belirtilmekte.

Sayıları oransal olarak az da olsa “diğerleri” nin özgür dünyayı tehdit eden niteliklerinin nükleer silahlara sahip olma çabaları ve terörizme verdikleri destek olarak takdir edildiğini görmekteyiz. Bu devletlerin, nükleer silahlara sahip olmakla, konvansiyonel güçlerinin çok ötesinde bir etki yaratarak özgür dünya için ciddi bir tehdit haline gelecekleri düşünülmekte. ABD’nin bakış açısı ile değerlendirildiğinde ise bu tehdit daha çok özel bir hal alacak ve hem ABD’nin hem de müttefiklerinin davranışlarını önemli oranda kısıtlayıp yönlendirebilecektir. Daha da önemlisi, bu mezkur devletler ABD’ye çok ciddi fiziksel zararlar verebilecek ya da varlığını dahi tehlikeye düşürebileceklerdir.

Ancak İran veya Kuzey Kore gibi devletlerin ya da çeşitli radikal grupların nükleer güçlerinin mevcut değil belli verilere göre olasılık dahilinde olması, bunların nükleer silaha sahip olmaların engellemek gibi olanak yaratmaktadır. Ama hangi hukuksal temelde bu devletlerin nükleer güç elde etmeleri engellenmeye çalışılacaktır? Bir başka ifade ile uluslararası hukuk ABD’ye ya da diğer devletlere, bir başka devletin nükleer güç elde etmesini engellemeye çalışmak gibi bir yetki vermekte midir?

Nükleer gücün askeri maksatla kullanıldığının somut bir şekilde müşahede edildiği II. Dünya Savaşı’ndan beri ve özellikle de Soğuk Savaş ortamında nükleer silahların yarattığı ikili vurma kabiliyetine bağlı olarak ortaya çıkan dehşet dengesi(balance of terror) ortamının etkisi ile, bu tür silahların tamamen yasaklanmasına ya da en azından sınırlandırılmasına yönelik uluslararası çabalar da yoğunluk kazanmaya başlamıştır. Nükleer silahların üretiminin ve kullanımının tamamen yasaklandığı bir sözleşme 14 Şubat 1967 tarihlidir ve sadece belirli bir bölge ile sınırlı kalmıştır. Beş Latin Amerika ülkesi arasında imzalanan bu sözleşme nükleer silahların üretimini, stoklanmasını, alınıp satılmasını ve denenmesini yasaklamaktadır.

Fakat nükleer silahların kullanılmasını açıkça yasaklayan çok taraflı ve geniş kapsamlı uluslararası bir sözleşme henüz oluşturulabilmiş değildir. Nükleer silahlar konusunda kat edilen gelişmeler, bu tür külliyen yok etme kapasitesine sahip silahların üretiminin, elde tutulmasının ve kullanılmasının tamamen yasaklanmasından ziyade bu silahların sınırlandırılmasına ya da yayılmasının önlenmesine yönelik olmuştur. Oluşturulabilen sözleşmelerden bazıları nükleer silahların denenebileceği mekânları sınırlandırmakta ve kutuplarda, denizlerde, deniz altında ve havada nükleer silah denemelerini yasaklamaktadır. Bunlar arasında 1959 tarihli Güney Kutbu bölgesine ilişkin antlaşma ve 1963 tarihli Moskova Antlaşması sayılabilir.
insight is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-04-06, 09:26  #2
insight
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 2
Devamı..

1968 yılında imzalanan ve 1970 yılında yürürlüğe giren “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması” (Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons) bu çabalar bakımından oluşturulabilen en önemli antlaşma niteliğindedir ve o tarihe kadar nükleer silahlara sahip olmayan devletlerin bu silahlara sahip olmasını engellemeye yöneliktir. Antlaşma nükleer silahlara sahip olan devletlerin olmayanlara nükleer silah üretme ya da elde etme konularında yardım etmemesini öngörmektedir. ( Article I: Each nuclear-weapon State Party to the Treaty undertakes not to transfer to any recipient whatsoever nuclear weapons or other nuclear explosive devices or control over such weapons or explosive devices directly, or indirectly; and not in any way to assist, encourage, or induce any non-nuclear weapon State to manufacture or otherwise acquire nuclear weapons or other nuclear explosive devices, or control over such weapons or explosive devices. )Öte yandan, antlaşmaya taraf olan ve henüz nükleer silah sahibi olmayan devletler de bu silahları üretmemeyi, almamayı veya elde etmemeyi yükümlenmektedirler.(Article II: Each non-nuclear-weapon State Party to the Treaty undertakes not to receive the transfer from any transferor whatsoever of nuclear weapons or other nuclear explosive devices or of control over such weapons or explosive devices directly, or indirectly; not to manufacture or otherwise acquire nuclear weapons or other nuclear explosive devices; and not to seek or receive any assistance in the manufacture of nuclear weapons or other nuclear explosive devices. )

Günümüzde 190 devletin taraf olduğu Antlaşma'ya İsrail, Hindistan ve Pakistan üye değildir. Kuzey Kore ise Sözleşme’den çekileceğini açıklamıştır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ise Sözleşme’nin işleyişini takip etmekle görevlendirilmiştir.

Sözleşme açık bir ayrımcılığa dayanmakta ve nükleer silah sahibi ülkelerin durumunu sözleşme çerçevesinde dondurup hukuksallaştırırken, diğerlerinin nükleer silah elde etme yönündeki çabalarını hukuk dışı hale getirmektedir. Öte yandan, nükleer silah sahibi ülkelerin bu konumunu hukuksal sayarak aslında bu silahların kullanımının da hukuksal olabileceğini ima etmektedir. Ancak, sadece taraflarını bağlayan bu Sözleşme’nin ötesinde uluslararası hukuk, genel bir prensibi vasıtası ile nükleer silah sahibi devletler de dahil olmak üzere bütün devletlerin nükleer silah sahibi olunmasını ve bu silahları kullanmalarını yasaklıyor olabilir.

Bu nitelikte bir uluslararası hukuk prensibinin var olup olmadığı sorusu Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD), bu konuda bir danışma görüşü almak vasıtası ile yöneltilmiştir. BM Genel Kurulu, 15 Aralık 1994 tarihli ve 49/75 sayılı kararı ile Divan’a “uluslararası hukuk her durumda nükleer silahların tehdit olarak kullanılmasına ya da fiilen kullanılmasına izin verilmekte midir” şeklinde bir soru yöneltmiştir. Genel Kurul bu sorusu ile nükleer silah sahibi olunmasının uluslararası hukuka uygun olup olmadığını değil, bu silahları bir tehdit unsuru olarak ya da bizatihi kullanılmanın uluslararası hukuka uygun olup olmadığını sormuş olmaktadır.

Divan 8 Temmuz 1997 tarihinde ilan ettiği görüşünde uluslararası hukukun nükleer silahların tehdit unsuru olarak ya da fiilen kullanılmasına açıkça izin vermediğini, ancak bu silahların tehdit unsuru olarak ya da fiilen kullanılmasına tam ve evrensel bir yasak da getirmediğini belirtmiştir. Divan’ın bu görüşü ciddi tutarsızlıklar içeriyor gözükmektedir. Divan bu kararında kendisi de belirtmiştir ki, meşru müdafaa gibi silahlı kuvvet kullanmanın meşru olduğu durumlarda dahi nükleer silahlar, silahlı çatışmalar hukukuna ve özellikle de uluslararası insancıl hukuk kurallarına uygun olarak kullanılmalıdır. Uluslararası silahlı çatışmalar hukukunun en temel prensiplerinden birisi, sivil ve asker ayrımı yapmayan, yani kullanıldığında sivillerin de ölümüne yol açan veya çevreye ciddi zararlar veren türden silahların kullanımının yasak olduğudur. Divan 1996 tarihli bu görüşü ile nükleer silahların sivillere ya da çevreye zarar vermeyecek şekilde kullanılabileceğini varsaymaktadır. Oysa böyle bir durumun teknik olarak mümkün olmadığı bilindiğine göre uluslararası hukukun nükleer silahların kullanımını yasakladığı rahatlıkla söylenebilir.

Öte yandan uluslararası hukukta kuvvet tehdidine başvurulamayacağı BM Statüsü tarafından açıkça ilan edildiğine ve bu prensip de uluslararası hukukta güçlü bir biçimde yerleştiğine göre, nükleer silahların bir tehdit unsuru olarak da kullanılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ancak, nükleer silahlara fiilen başvurulmasından ziyade bu silahların üretilmesinin veya elde edilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu gösterir bir uluslararası hukuk prensibi mevcut gözükmemektedir. Yukarıda bahsedilen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Sözleşmesi, nükleer silah sahibi olmayan taraf devletler için, nükleer silah elde etmemeyi bir yükümlülük haline getirmektedir. Bu yükümlülüğe rağmen, örneğin İran gibi Sözleşme’ye taraf bazı devletlerin ve Hindistan ve Pakistan gibi bir kısım başka devletlerin nükleer silah sahibi olmaya çalışmaları nasıl derlendirilmelidir?

İddia edildiği gibi asıl nedenler bu ülkelerin anti-demokratik, baskıcı ve saldırgan rejimlere sahip olmaları mıdır? Tamamen yersiz olmasa da bu türden iddiaların sorunun asıl nedenlerini gizlediği söylenebilir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Sözleşmesi açıkça dengesiz bir sistem kurmaktadır. Bazı devletlerin ellerinde nükleer silah tekelini tutmaları hukuksal hale getirilirken, bu Sözleşme’ye dayanarak bazı devletlerin nükleer silah elde etmesi hukuk dışı hale sayılmaktadır. Öte yandan İsrail gibi bazı devletlerin nükleer silah sahibi olmalarını da engelleme konusunda “başarısız” kalınmaktadır. Bu açıkça bir zıtlaşma ve çekişme ortamı yaratmakta ve sonuçta nükleer silahlar açısından çarpık bir uluslararası ortam kurmaktadır.

Vurgulamak gerekir ki, tehdit unsuru olarak ya da fiilen kullanılması hukuken yasak olan nükleer silahları ellerinde bulunduran devletler, bu tutumları ile diğer bazı ülkelerin bu yolda çaba göstermesine siyasal, askeri ve ahlaki bir zemin oluşturmaktadırlar. Bu çerçevede özellikle Ortadoğu açısından İsrail, bölgedeki kimi devletlerin nükleer silah elde etme çabalarının açık birer gerekçeleri olmaktadırlar.

Sonuç olarak, nükleer silah elde etmeye çalışan ülkelerin bu çabaları ne siyasal olarak ne de hukuksal olarak haklı görülebilir. Ancak, bu çabaların halen devam ediyor olmasında, hem Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Sözleşmesi’nin yarattığı dengesizlik hem de nükleer güç sahibi ülkelerin ellerindeki bu silahları tamamen yok etmemesinin büyük rolü unutulamamalıdır. Uluslararası hukukun ve uluslararası barış ortamının gereği, tehdit unsuru olarak ya da fiilen kullanılması hukuk dışı olan bu silahların tamamen yok edilmesidir.
insight is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-06-06, 19:38  #3
memetmex
 
memetmex'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
Alıntı:
Sayın insight şöyle demiş:

Uluslararası hukukun ve uluslararası barış ortamının gereği, tehdit unsuru olarak ya da fiilen kullanılması hukuk dışı olan bu silahların tamamen yok edilmesidir.
Yalnızca nükleer silahlar değil, şiddet ve korku yaratma amaçlı tüm aletlerde yokedilmeli bence.

Gerçekten böyle bir dünyada yaşayabileceğiz mi acaba? En azından torunlarımız için bir şeyler yapmalı...
__________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka!
Bir ışık daha var, ışıklardan başka.
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka.
memetmex is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-06-06, 21:00  #4
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,330

Yasarken biribirleri icin hic bir sey yapamayanlar torunlarina ne birakirlar acaba?
Kanli tarihler....
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Nükleer santral ve enerji gündemi Antioksidan Türkiye Siyaseti 74 18-07-08 13:09
Dünya bir yaşam alanıdır,sınav yeri değil. Türesin Arşiv 10 11-09-06 03:53
Nükleer bombaların üzerinde varlığını sürdüren Sistem Kapital Tabanlı Liberalizm! küçükkarabalık Siyasi İdeolojiler 51 06-08-06 17:00
Başımızda Bir Bu Eksikti Yakamoz Arşiv 0 25-02-06 17:24
Dönüşü Olmayan Gemi ibra Doğa Bilimleri 13 03-01-06 02:38


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 01:28.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz