"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Metin Altıok/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jan 2008 Ülke / Şehir: magara
Mesajlar: 5
| TEZGAHINDA ACININ Bir gün öleceğim; kaçınılmaz bu. Şaşılacak bir şey yok. Ama tersine yaşıyorum ben, sizlere göre İşte bunun için, çözük saçlı ikindisinde yorgun bir günün, gölgeleri uzarken ölüvereceğim eskiden. Benim gibi, çanı dilsiz, havı dökükler; Yani siz giderken hüzünle dönenler, Çatlak yüzleriyle, göçmüş aşkları, ayrılıkları simgelerler. Çift yönlü bir zaman sürecinde, onlar eskiden ölürler. Eskiden nasıl ölünür? Bunu bilmiyorum henüz. Ama, eskiden ölen biri sanırım, bir mezat gramafonun borusuna sessizce gömülür. Ve o gramafon borusu, ne gariptir gece sefaları gibi, akşam açıp sabah örtülür. Esvap dolabında geceleyin karanlıkta, bir böcek çıtırtısı; neleri çağrıştırır uykusu kaçana? Sessizliğin üstünde bir küçük nokta dönüşür imgelere, bir tohum gibi çatlayarak kulakta. Geceleyin bir böcek çıtırtısında.... Meşin çaresizliği kınına keskin hançerin, Ezilmiş bir izmarit, ayakkabı ökçesiyle, Kopuk bir tespihin dağılmış taneleri, Ve sırrı dökük bir ayna, yokmudur birazda. Hiç bir şey yalınkat değildir dünyada Yazısı akmış, ıslak, pörsümüş sayfa, Sonbahar göğünde, katar katar turnalara bakan adamın gırtlağındaki tıpa. Kumaşa uyumsuz yama, O böcek çıtırtısında.... Uğursuz sayılır bazı şeyler, bazıları uğursuz, Tümüyle boş değildir bu inançlar. Kimi zaman doğru, yanlış çıkmıştır kimi zaman. Mutsuzluk ve mut. Ölüm ve yaşam şansa bırakılmıştır. Bir kaçıştır bu; Çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan. Karıştırır puslu düşü, katı gerçeğe Düşü biraz gerçek, gerçeğide biraz düş yapar.. İnanır bilinmeyene bilinen kadar. Peki ya tesbih böceği, sürüngen yılan, korkunç yanlızlığı ağında örümceğin, uzun dehlizi kör köstebeğin. Onlar tam ortasında kaçınılmaz gerçeğin Bense çekiyorum çilesini iğneye geçmiş ipliğin. Sütün içine birkaç tane çörekotu atarlar, nazar değmesin diye. Lekeler aklığını siyah tanelerle. Eski minyatür ustaları bozmak için kusursuzluğu, Resimden bir suretin taşırırlardı boyasını isteyerek, sınırlarıdan. Kusurlu dünyamızda, yer yoktur kusursuzluğa. Demir pas tutar, gümüş karartır, kurtlanır kar bile, alev is yapar ve insan içinde bir kafesle yaşar, İnilti gibi, kimi zaman bir garip ses duyar. Bunun için intihar parçasıdır hayatın. Unutmayı deneyin, gizleyin istediğiniz kadar, Bir çekmecede kilitli pırıl pırıl bir anahtar, gününü bekler sabırla, bilincinizi kurcalar. Nasıl olsa elinizde bir başka anahtar var. Tırnakları kirli, kabuk bağlamış elleri, bir çocuğun makadam gözlerinde bakışı tökezliyor. Muska yüzlü kadınlar, kimseye sezdirmeden bir acıyı gizlice emziriyor. Odama sığınıyorum, dışarıda kar yağıyor. Boğazımda ardarda sözcük düğümleri, Bakıyorum, gölgem kırılmış ortasında, duvarla döşemenin arasında. Ben şimdi çıkıyorum, belki geç gelirim. Kızıl bir gülün hüneri kanayan yüreğimden, hüküm giydim sevgiyi. Köstekli şiiri ikide bir cebinden çıkarıp bakan şair, ne oldu sana? Kaç dikiş atıldı bileğindeki çentiklere? Örselenmiş aşklarınla şimdi neredesin? Çektiğin bunca acı, kefareti değil unutma yaşadığın çaresizliğin. Acıdır, şişelerin dibi, bir koşunun umulmadık bitişi, Bakır çalığı zahirli acı gündemdedir. Acıdır borsa haberleri, türk parasının değeri, düşüp yükselen altın. Acıdır gelinlik bir kızın sandık lekeli çeyizi. Uyumsuz bir sıfat; birinci tekil şahıs; ben, çok acıdır. Biz zaten acıyız, biz dediğim üç-beş kişi. Aksayan bacağı tahta iskemlenin, kırık saplı bıçak, oynak perçinleriyle çatlak bir fayans acıdır. Yüzde işareti şaşkın bakışlarıyla, onca harf arasında dilsiz ve çok acıdır. Bir donanma fişeğidir açılan gökyüzünde, acı bütün renkleriyle. Ben törpülüyorum bir aşkı sıkıştırıp mengeneye, SEVMEK ÇOK ACIDIR. METİN ALTIOK ReMaT Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-03-08 23:38 .Sebep: yazı font |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 774
| SARIL BANA.... Bu yaşıma geldim içimde bir çocuk hala Sevgiler bekliyor sürekli senden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken, Var olan aşınıyor zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden, Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu, Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana. __________________
Su da yandı Sel bastı su dayandı Üstüme su serptiler Tutuştu su da yandı |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 774
| YÜZÜN Eskimiş bir konsolun Çatlak aynasında durmadan, Bir buluttur mehtabı inatla kovalayan. Bir hüznü yansıtan alnının ortasında, Yüzün müdür acaba yolumu dolaştıran? Acının bu solgun haritasında, Kendime yeni duraklar bulduğum. Ulaştığım ıssız dağ doruklarında Yüzün müdür hep sorular sorduğum, Bakışının titrek aydınlığında? Aslında ne bulunur bir gezginin yanında Kendi yüzünden başka, Hüzünle bileyen direncini. Bir suyun ürpermiş aynasında Apansız gözgöze geldiğim. Ayakları ayaklarıma bitişik Kımıltısız bir gövdeyle rüzgârın sildiği. Bir bulup bir kaybettiğim Yani bir gezginin hep gittiği, Senin yüzün benim yüzüm değil mi? __________________
Su da yandı Sel bastı su dayandı Üstüme su serptiler Tutuştu su da yandı |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 774
| KAVAKLAR Bedenim üşür, yüreğim sızlar. Ah kavaklar, kavaklar... Beni hoyrat bir makasla Eski bir fotoğraftan oydular. Orda kaldı yanağımın yarısı, Kendini boşlukla tamamlar. Omzumda bir kesik el, Ki durmadan kanar. Ah kavaklar, kavaklar... Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar. __________________
Su da yandı Sel bastı su dayandı Üstüme su serptiler Tutuştu su da yandı |
|
| #5 | |
Kültür-Sanat & Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 770
| Güzel anılar biriktirdim senden, Dudağıma solgun gülücükler getiren. Özenle sakladım belleğimde, Bir yığın oldu daha şimdiden. Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın, Bir gün apansız gerçekleşiveren. Bir terazinin durgun pirinç kefesine Pat diye inince kara kiloluk, Nasıl kalkar havaya birdenbire Boşa kalan zavallı kefe. Nasıl titreşir terazi uzun süre, Denge sağlanıncaya kadar başka şeylerle. Anılarla bozdum o dengeyi ben önce, İkimiz için de yaptım bunu. Yaşadığımız günlerden biriktirdim sessizce, bir kefede sana hiç sezdirmeden. Koyabilirsin kara kiloyu artık, Bak, terazi nasıl kolay gelecek dengeye. Mutluydum yine de ben kendimce senin girdilerin, çıktılarım benim Doğrusu uygundu birbirine, Yanyana gelince, bir resmi tamamlayan. Vazgeçilmezdi ellerin sonra, Yangınımdan yorgan döşek kaçıran. Ama inan sonludur aşk da, Kovalar sonunu kendi kendinin. Bana bir uçurum gerek şimdilerde, Yeterince dik ve derin. Bir çavlan istiyorum çünkü, Kırmak için kristalini hayatın ve şiirin. Metin Altıok __________________
istanbul unut beni ,göm yedi tepeden birine ,istanbul uyut beni ,ellerinle... paii paii (: |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 135
| |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 135
| Metin Altıok'u şiirleri 70'li yıllarda yayınlanmasına karşın, şiirlerinin kaynakları bakımından 60'lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) bir şairi olarak nitelemek gerekir. Gezgin'de Servet-i Fünun'dan,Haşim'den, Dranas'dan, İkinci Yeni'ye, ve 60'lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler var. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında. Dili yalın. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı seviyor. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlanıyor. Yerleşik Yabancı'da tüm şiirler tek bir şiirmiş izlenimi uyandırıyor..Söyleyişte ve konularda tekdüzelik var. Buna karşılık Kendinin Avcısı'nda kendine özgü bir sese, romantik, acılı ve yalın bir söyleyişe ulaşıyor. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle şiirimizin lirik geleneklerine bağlanıyor. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: ist.
Mesajlar: 55
| bu ham dünya da zoraki bir söz gibi sevgim sevsem sana yazık,sevmesem incinirsin..Metin Altıok .....yanmasa bilinecek miydi bu kadar ?....kimbilir? __________________
Sevinç yedi gün sürer ,hüzün bir ömür boyu....... |
|
| #9 | |
Kültür-Sanat & Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 770
| Şiirler ve şarkılar Altıok için okundu İlk kez düzenlenen Şair Metin Altıok Şiir Ödülü’nü, “Üzgün Kediler Gazeli” kitabı ile Haydar Ergülen aldı. Sivas Katliamı’nda yakılarak öldürülen şair Metin Altıok’un şiirlerinin seslendirildiği ödül töreninde Sezen Aksu ve Fazıl Say da sahne aldı. Kırmızı Yayınları tarafından ilk kez düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü’ne “Üzgün Kediler Gazeli” kitabı ile layık görülen şair Haydar Ergülen’e ödülünü, Edebiyat Eleştirmeni Doğan Hızlan verdi. Daha sonra tiyatro sanatçıları Genco Erkal ve Cüneyt Türel, Metin Altıok’un şiirlerini okudu. Altıok’un şiirleri Fazıl Say ile Sezen Aksu’yu da aynı sahnede bir araya getirdi. Sezen Aksu şarkılarını Fazıl Say’ın piyanosu eşliğinde okudu. Fazıl Say’ın bestelediği ve 2003 yılı İstanbul Müzik Festivali’nde ilk defa icra edilen “Metin Altıok Oratoryosu”ndan bölümlüre de sanatçı Güvenç Dağüstün tarafından seslendirildi. Töreni Yaşar Kemal, Füsun Akatlı, Pınar Kür gibi edebiyat dünyasının önemli isimleri de izledi. SİVAS KATLİAMI KURBANI METİN ALTIOK Metin Altıok 14 Mart 1941’de İzmir, Bergama’da doğdu. Çocukluğunu ve ilkgençliğini geçirdiği Karşıyaka’da ilk, orta ve lise öğrenimini tamamladı. ![]() 1971’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 1967’de Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde ilk resim sergisini açtı (Çetin Sipahi ile birlikte). Daha sonraki yıllarda yine Fransız Kültür Merkezi’nde, Ankara Sinematek Derneği’nde (Orhan Taylan’la birlikte), Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde resimlerini sergiledi. Lise yıllarında başlayan şiir serüvenini ilk defa Gezgin adlı kitabıyla (1976) günyüzüne çıkardı. Bundan sonra yaşamını hep şiirle sürdürdü. 1979’a kadar Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalıştı. 1979 yılında Bingöl Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. 1987-1990 arası aynı görevi Karaman Lisesi’nde sürdürdü. 1990 yılı başında emekliye ayrılarak Ankara’ya yerleşti. Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sıvas’ta, 2 Temmuz 1993 günü saldırıya uğrayan Madımak Oteli’ndeki yangından ağır yaralı olarak kurtulduysa da 9 Temmuz 1993 günü, yangında yaşamlarını yitiren arkadaşlarının kaderini paylaştı. Eserleri: Gezgin (1976), Yerleşik yabancı (1978), Kendinin avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü) Küçük tragedyalar (1981), İpek ve klabtan (1987), Gerçeğin öte yakası (1990, Cemal Süreya şiir ödülü), Dörtlükler ve desenler (1990), Süveyda (1991), Alaturka şiirler (1992), Şiirin ilk atlası (1992), Hesap işi şiirler (1993), Bir acıya kiracı (1998-Bütün Şiirleri) __________________
istanbul unut beni ,göm yedi tepeden birine ,istanbul uyut beni ,ellerinle... paii paii (: |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Polislerce katledilen gazeteci Metin Göktepe anıldı | V.T.Retci | Türkiye Siyaseti | 0 | 08-01-08 16:57 |
| Metin Göktepe ölümünün 12. yılında mezarı başında anılacak | YOL | Türkiye Siyaseti | 6 | 08-01-08 14:23 |
| Bazı Milliyetçi, Ülkücü ve Diğerlerinin Şiddet Eylemleri günlüğü | küçükkarabalık | Türkiye Siyaseti | 130 | 18-09-07 04:16 |
| MHP: "ABD Stratejik Ortağımızdır" | PaRTiZaNCa | Türkiye Siyaseti | 20 | 11-07-07 00:36 |
| İlk aday (Metin Uca) | blacktr | Türkiye Siyaseti | 83 | 09-04-07 15:37 |