| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Aysel Tuğluk ve 'kürt milliyetçiliği'/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 273
| 23-12-2007 tarihli Radikal-2 de DTP Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk’un bir makalesi yayınlandı. Tuğluk’un bu makalesinin temel teması Kürt milliyetçiliği. Sözü uzatmadan sözkonusu makaleye geçiyorum: ’Marksist-Leninist literatüre dayanan teşkilatların sakız gibi kullandığı "ezilen ulusun milliyetçiliği olmaz" belirlemesinin temelsiz bir propaganda deyimi olduğudur.’ Marksistler öyle demiyor ve demez. En sıradan bir marksist kitapta dahi bunlar vardır. Marksistlere göre ezilen ulus milliyetçiliği olur ama bu milliyetçiliğin ezen ulus milliyetçiliğinden faklı olduğu söylenir; çünkü muhteva olarak bu ezilen ulus milliyetçiliği ezilen bir ulusun işgale, baskıya, eşitsizliğe karşı duruşunu ifade eder. Ezen ulusun sahip olduğu siyasal egemenliğin ezilen ulus için de sağlanması gereğinden doğar. ’Kuzey Irak'taki oluşumun ABD ile ilişkileri ve bir ulus-devlete yönelik her türlü sembolik ve altyapısal yönelişi ve sınır ötesine yaydırılan çatışmalar bu belirttiklerime eklenince, Kürt milliyetçiliği oldukça somut ve canlı bir halde gündemdedir artık. Buna bir de emperyalistlerin bir yönetim ve savaş stratejisi olarak milliyetçiliği tahrik ettiği eklenirse, yeni uyananlar için kabus şimdi başlıyor!’ Şimdi bu saptamalara bakılırsa, Tuğluk’un kafasının bu konularda tam karışık olduğu anlaşılır. Şimdi bu Bayan’a sormak gerekiyor: Bu ulusal devlete yöneliş ve sembollerin kullanılmasında yüzyılın ilk çeyreğinde kemalistler türkçülük temelinde yapınca hayırlı, devrimci ve iyi oluyor da; Kürtler benzerini yapınca mı kötü oluyor? İkinci nokta: Emperyalistlerin ve sömürgecilerin ortak plan ve anlaşmalarıyla parçalanıp yok sayılan Kürtlerin ülkesi olmasına rağmen, kimi suçluyorsunuz? İşgal edilen Kürt ülkesi. Yok sayılan Kürt ülkesi. Asimilasyona tutulan Kürtler. Varlığı inkar edilen Kürt ulusu. Bütün bunları yapan ve bu politikada direten ise, Kürtlerin ülkesini halen işgal altında tutan ve adına Türkiye Cumhuriyeti denilen sömürgeci bir devletten başkası değildir. Ve bu siyasetin mimarlarıda geçen yüzyılın başından beri bu devleti yöneten zatlardır. Bu koşullarda kalkıp emperyalistlerin milliyetçiliği kışkırttığını söylemek, düpedüz sömürgeci işgal ve siyasal egemenliğin onaylanmasıdır. Tuğluk hanım, Amerika kıtasi keşfedilmeden önce, Kürtler, adına Kürdistan denilen ülkede otantik bir halk olarak yaşıyordu. Bir çok devlet ve imparatorluğun kuruluşuna imza atmıştı. Kürtler her hangi emperyalist bir devletin icadı değildir. Türkler zaten hep dış mihraklardan, kışkırtmalardan söz eder, sizde emperyalist kışkırtmalardan! Hani nede olsa Kürtler bu işlere akıl erdirecek durumda değiller, değil mi? ‘Kürtler yeryüzünün en mazlum halkıdır ve devlet olmanın kirine bulaşmamışlardır..." diye söze başlayan bazı söylem sahipleri, neredeyse hiç şüphe duyulmaması gereken hakikatleri dile getirdiklerine inanıyorlar. Sınıflar, gruplar ve kişiler arası farkları iptal edip pozitif tanımlara dahi ulaşabiliyorlar. Yoksul Kürt halkı mazlumdur evet, ama Kürt egemen sınıfları bu topraklarda olup biten her pisliğe şu veya bu oranda bulaşmışlardır! Buna Ermeni ve Nasturi kıyımı da dahildir!’ Ya işte böyle Tuğlukhan! Ezbere konuşursanız varacağınız yer böylesi saçmalıklar olur. Herşeyden önce egemenlik siyasal bir olguya takabul eder. Ermeni kıyımından sözettiğinize göre bu kıyımın olduğu tarihte Kürt ’egemen’ sınıflarının bulunması gerekiyor. Dönüp tarihe baktığımızda sözünü ettiğiniz olayların olduğu tarihte böylesi bir Kürt egemenliği yok. Hal böyleyken nasıl oluyorda Kürt egemen sınıflarından ve onların egemen siyasal tavırlarından söz edebiliyorsunuz? Anlamanız için bir iki örnek verelim: Bildiğiniz gibi Birleşik Krallık (İngilizler) bir imparatorluktu ve bir çok sömürgesi vardı. İngilizler bu sömürgelerinden bir sürü asker toplar ve kendi emmelleri çin ayrı cephelerde kullanırdı. Bunlar arasında binlerce Hindistanlı vs vardı. Şimdi bu İngiliz ordualarında sömürgelerden asker bulunuyor diye kimsenin aklına Hindistanlı egemen sınıflarda şu veya bu savaşta pisliğe karıştı diye bir düşünce oluşmadı ve kimse de böylesi uçuk bir sonuca varmadı. İkinci örnek Kıbrıstan: Malumunuz Kıbrıs 1974 yılında Türk ordusu tarafından işgal edildi ve bu işgal esnasında bir çok Kürt kökenli asker de orduda bulunuyordu. Ama bugüne kadar kimse kalkıp Kürtlerde işgalcidir demedi. İsterseniz 3. örneğimiz köykorucuları olsun: Bunlarda sizin Kürt egemen sınıfları tanımlamasını uyuyorlar mı? Yoksa bunlar Türk egemenlik sisteminin ülkemizdeki tipik sömüregeci yönetime uygun uygulamaları mıdır? Ermeni kıyımı Osmanlı yöneticilerinin (İttihatçıların) yöneldiği siyasetin bir sonucu olarak vuku buldu. Bir devletin siyasal egemenliğinin ve sorumluluğunun bulunduğu bir coğrafyada ’Kürt egemen’ sınıfları bir şey ifade etmez. ’Kürt egemen’ sınıflarının siyasal erke ortaklığı ne dün vardı nede bugün var. Kürtlük bu coğrafyanın kelepçeli mahkumudur. Siyasal erke ortak olmanın yolu bugüne kadar Kürt ve Kürdistan’ı inkar etmekten geçti. Türklüğü yücelten ve Kürtlüğü aşağılayan devşirmeler el üstünde tutuldu. Kimbilir belki başkalarının işine de yarar! ’Velhasıl, Kürt milliyetçiliği en ilkel şekliyle son yüzyılın başından beri çeşitli biçimlerde mevcuttu ve elit politik sınıf tarafından sürekli canlı tutuluyor. Konjonktürel nedenlerden dolayı önümüzdeki dönemde daha da boy verecektir. Egemen devletlerin varlığı hep perdeleyici bir unsur olarak durumun görülmesini engelliyor. Basit birkaç örnekle devam etmek istiyorum: Akın Birdal'ın Diyarbakır'dan aday oluşuna karşı bazı çevrelerin "neden Türk birini aday gösteriyorlar?" karşıt propagandası yayılmıştı. Ne kadar emekçi, insan hakları mücadelecisi, hatta Kürtlerin dostu olduğunun önemi yoktu. O "klan"dan değildi! Neyse ki, Diyarbakır halkı bu primitif milliyetçiliğe prim vermedi. Yine Baskın Oran'dan desteğin çekilmesini nasıl izah edeceğiz? "Kemalist biridir" deniyordu. Evet öyledir. Gerçek bir demokrat ve Türk yurtseveridir.’ Eh şu ilkel milliyetçilik terimini Kürt ulusalcılığını aşağılamak için söylediğini anladık. Peki bu işin modernliği nasıl olur? Biz Kürtlerin milliyetçiliği ta ezelden beri ilkel olunca, herhalde bunu modern anlamda yapan birileri vardır. Merak eyledik, acaba DTP’li Tuğlukhan açıklama zahmetine katlanıp bizi bu meraktan kurtarabilir mi? Yada şu modern milliyetçilk, sakın Türkçülük, namı diğer ırkçı kemalizm olmasın mı?! Milletvekili seçilme meselesine gelince: Tuğluk hanım belki bilmez ama tek parti yönetimi denilen kemalist diktatörlüğün pek revaçta olduğu dönemde, ebedi Şef tarafından milletvekilleri atanırdı. Örneğin yaşamı boyunca uğramadığı bir şehirden milletvekili atanan ’vekiller’ vardı. Kemal Paşa filankesi uygun görürdü ve uygun görülen zat milletvekili seçilirdi, daha doğrusu atanırdı. Sizin bu seçilme hikayeleriniz biraz o yılları anımsatıyor Tuğluk hanım! Diyarbakır halkının Akın Birdalı seçmesi sözkonusu değildir. Diyarbakır halkına seçtirildi! Ve Akın Birdal kemalist bir zat olduğu için seçtirildi. Sizi de güya seçtiler ve kendilerine kan kusturan kemalizmi savunasınız diye seçtiler! Eh sizleri seçenler, söylediklerinize nasıl ve ne kadar katlanırlar, orası kendi bilecekleri bir şey! Baskın Oran kemalist mi değil mi bilemem. Ama kemalizm anti-kürt’tür ve Türk ırkçılığının damıtılmış halidir. Kemalizm asla demokrat olamamıştır ve demokrasiyle ilgisi yok. Koyu bir diktatörlüğün adıdır. Hal böyle olunca Baskın Oran’ın yada başka birisinin hem demokrat hem kemalist oluşu mümkün değildir. ’Ciddi anlamda küresel ölçekte devlet ötesi, etnisite dışı ve diller-kültürler ötesi yeni, çoğul kimlikler içeren siyasal, kuramsal ve pratik çözümler içeren bir perspektife ihtiyacımız var. Yönetim ve mücadele stratejilerinde geleneksel, total ve etnik kimlikleri dışlayan ve esas olarak kapalı bir "biz" yapılanmasını aşıp farklılıklardan oluşmuş merkezsiz bir ağ oluşturan "çokluk" modelini gündemleştirmeliyiz. Farklılıkların küresel konfederal ağlar dahilinde karışımını savunmak 21. asrın paradigması gereğidir de.’ Nahoş vede içi boş cümleler. Zaten şu Tuğluk hanımın da bağlı olduğu çizginin temel ve ortak özelliği ve başarısı, içi boş ve peşinden koş babam koş türü kavramlar icat edip Kürtleri meşgul etmesidir. ’Küresel konfederal ağlar’ sevsinler bu kavramları! Mizah dergileri ne güne duruyor! ’Etnisite dışı ve diller-kültürler ötesi yeni, çoğul kimlikler içeren siyasal, kuramsal ve pratik çözümler içeren bir perspektife ihtiyacımız var.’ Buyurun baylar ve bayanlar, birazda Tuğluk hanımın bol maydanozlu salatasından alınız! Hmm aslında dediği şu: Kürt etnisitesinden ve dilinden vaçgeçin. Ama açık diyemiyor yada uygun düşmez diye şu laf salatasının arkasına saklanıyor. Eeee Tuğlukhan, etnisite ve diller ötesindeki hangi kimlikten söz ediyorsunuz? Tuğluk hanım, insanlık sadece ve sadece baş edebileceği sorunlarla uğraşır; gerisi boş hayallerdir! Tuğluk hanım, sorun Kürtlerin kendisi değildir. Kürtler kendileri için bir ayrıcalıkta istemiyor. Kürtler sadece ve sadece çağdaşları olan milletler gibi kendi ülkelerinde egemen olmak istiyor. Bu egemenliğin nasıl sağlanacağı tartışılabilir, ama bu egemenlik hakkı tartışılmaz. Bunu tartışmak isteyenler önce kendi egemenlik haklarından vazgeçsinler. 1. Meclisten, ortaklıktan ve eşitlikten sıkça söz ediyorsunuz. Tuğluk hanım, Kemal Paşa ve arkadaşları Kürtler başka bir alternatif aramasın diye, kimi Kürtleri oraya aldılar. Bunları meclis kürsüsünde işlerine geldiği gibi konuşturdular, bayramlarda bunlara Kürt giysilerini giymelerini söylediler, İsmet Paşa Lozan’da iken bunlara ’Meclisi ala Türk ve Kürtlerden müteşekildir, ayrılmaz bütünüz’ dedirttiler… Ve Türk yöneticiler gereken diplomatik ve siyasi başarıyı sağladıktan sonra, Mecliste bulunan Kürtlerden Bitlisli Yusuf Ziya Bey’i, Kürt Azadi partisinin lideri olan Albay Halit Bey ile birlikte kurşuna dizdiler. Ve yine aynı mecliste bulunan Dersimli Diyap Ağa’yı Kürt milli giysileriyle meclise geldiği için idam ettiler. İdam sehpası ve kurşunlar sözünü ettiğiniz eşitlik ve ortaklığın Kürtlere düşen payı oldu. Türklerin payından söz etmeye gerek var mı! __________________
Elhamdülillah Sömürgeyiz diyen Aa-Ke-Pe'yi İstemiyoruz |
|
| #2 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 10
| Marksizm-Leninizm teorisinde milliyetçilik ve ezen ulus ile ezlen ulus milliyetçiliği üzerine bir yığın yazı ve teori vardır.Araştırma yapılması durumunda görünecektir. Burada bence milliyetçiliğin yönleri arasındaki fark nedir ve hangisi daha tehlikelidir. K.Partilerinde konuya ilişkin olarak bir ilke vardırki göz ardı edilmesi durumunda ilkesizlik ve sapmaya götürürki bu durum K.Partinin örgütlenme ilkelerinin yadsınması durumunu ortaya çıkarır.Buna göre K.Parti örgütlenmesi içersinde yer alan ezen ve ezilen ulustan olan bireylerin her biri kendi ulus milliyetçiliklerine karşı gelme duruşu sergilemeleri gererekir.Bu bir ilkedir. Gelelim söylemi dar ve bir o kadarda sığ olan Aysel Tuğluğun dediklerine,ulusal söylem ile doğu ve güney doğu halkını etki altında tutma uğraşı içersindeki (bana göre faşist örgütlenme)örgütlenmeye.Faliyetlerinin hangisini ele alırsanız alın ucunda faşist tedbir ve yöntemleri görebiliriz.Suçunun Türk olmaktan öte olmayan insanların öldürülmesinden,eğitim vermekten başka bir amacı olmayan oğretmenlerin öldürülmesinden,doktor ,şantiye işçisi,mühendis vb.birçok eyleminin ideolojik gıdasını hangi siyasetten aldığını ortaya pratiği ile çıkarmış bir yapının tanınması için illahaki flamasında gamalı haçmı olması gerekir.Bu faliyetlerin de bir köyün tamamen hedef tayin edilmesi ve çoluk çocuk katledilmesinin özgürlük ve demokrasi söylemleri ile ne alakası var.Bütün faliyetini insan ziyade gören bir anlayışın üzerine oturtan bir örgütlenme kendisine nasıl bir isim takarsa taksın alnındaki lekede faşizmin mührü vardır. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 495
| Sayın ferroburak, Türklere olan düşmanlığın öylesine ilkel boyutlarda ki, bırak bizzatihi Türkleri,kendi kökeninden olanları bile senin kadar şovenist olmadıkları için güya bir de sol argümanlar kullanarak aşağılamaya kalkışıyorsun... Birinci Mecliste Mustafa Kemal'in en yakınında olan ve yaklaşan düşmana karşı savaşılması gerektiğini ve Ankara'ya bunun için geldiklerini söyleyerek silahını meclis kürsüsünün üzerine koyan Diyap Ağa'yı... Kürt milli giysisi taşıdığı için Türklerin idam ettiğini....yazıyorsun hiç sıkılmadan... Kimi etkilemeye çalışıyorsun bu tarihi yalanınla....Bu konuda senden bilgi ve belge bekliyorum.... Baskın Oran...Akın Birdal...Siyasal görüşlerimin hiç uyuşmadığı insanlar bunlar.... Ama sen o denli şovenist bir Kürt Milliyetçisi ve bölücüsü rolüne soyunuyorsun ki; Bu insanların Türk kökenli oldukları halde....Şovenizme sırt çevirip Kürtçü politikaları ve Kürtleri savunduklarını bile ''inkar ve ''imha'' ediyorsun... Tam Rızgari....Barzani ağzıyla konuşuyorsun....Ama yalan ve boş konuşuyorsun.... Aysel Tuğluk Ermenilerle olan kıtal olaylarında ve Nasturi kıyamında, Kürt egemenlerin rolü olduğunu söylerken,yine nasırına basılmış gibi hoplayıp,''Kürtlerin egemenliği yoktur,egemenlik siyasal bir kavramdır ve Kürtlerin anılan tarihlerde siyasal bir egemeliği söz konusu değildir...'' diyerek olayları İttihat Terakki üzerinden tümüyle Türklerin üzerine yıkmaya kalkışıyorsun...Ve yine tarih-coğrafya bilgisinden nasibini alamadığını sergiliyorsun... Osmanlının o coğrafyasına tümüyle egemen olan Kürt Feodal Beylerinden ve onlara tahsis edilen Hamidiye Alaylarından da mı haberin yok?....Kürt feodal beylerinin katlettikleri Ermenilerin toprağının, malının mülkünün üzerine oturduklarını....Ve hala da oturmaya devam ettiklerini de mi bilmiyorsun?.... Osmanlı geniş bir coğrafyaya siyasal egemenlik açısından sembolik olarak sahiptir ama her yerde yaptığı gibi fiili egemenliği yerel valilere...Kürt feodal beylerine bırakmıştır..... Bütün bunları iyice öğrenmeden konu açarsan...Yanıtlara da katlanacaksın Sayın ferroburak..... Ve bilmelisin ki yalan ve çarpıtmalara karşılık verecek birikim ve dürüstlükte üyeler vardır bu sitede.... Not:Ezen-ezilen ulus konularına girmiyorum...Birikimin çok yetersiz çünkü.... |
|
| #4 | |||||||||||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 79
| Sayın Ferroburak, bir de sizin teorikliğinizi sorgulayalım; ama öncelikle şu cümlede nasıl oldu bir çelişki gördünüz çok merak ettim, zira sizin kadar olmasa da biz de az buçuk biliriz bu konuları, siz bana aşağıdaki belirlemenin yanlış olduğunu belirten bir argüman bulun, kim olduğu önemli değil; sadece Stalinst dönemde, yani Komitern ezberinde olmayan birinin olması yeterlidir benim için, zira biz de Aysel Tuğluk'un haklı olduğunu düşünüyoruz: Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bir şaşalı cümleyle kimse bundan kurtulamaz. Birinci örnek: Alıntı:
İkinci örnek: Alıntı:
Üçe buyuralım: Alıntı:
Bunlar Aysel Tuğluk'tan...: Alıntı:
O zaman size sorarlar sayın Ferroburak, sizin derdiniz neydi? Bütün yazı boyunca size katıldığım tek konu burası: Alıntı:
Bu da doğal bir sonuçtur ama değerli bir sonuç olmadı. Mary_Allen Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 20-01-08 23:02 . | ||||||||||
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Diyarbakır’da askerler slogan atarak yürüdü! | giz | Türkiye Siyaseti | 65 | 21-11-07 15:29 |
| TTK'de ırkçı işgal nicedir... | Serda | Türkiye Siyaseti | 42 | 30-08-07 21:55 |