| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Sosyalizm ve bilim,bir de Heisenbergin raslantısı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Bilimsel kavramlar-Mantık, Matematik, Hukuk |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 4,844
| "Nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkeleridir ve ve bu ilkeler ışığında götürülür" diye yazıyor TİP in eski genel başkanı M.A.AYBAR.... Önce deneyler yapılır veriler toplanır.Ardından mantık ve matematik kurallarında dayanılarak genellemeler yapılır.En son aşamada bu genellemlerin simgeleştirilmesi ile oluşan teoriler bilimsel(denysel) verilerle karşılaştırılarak doğrulanır veyan yanlışlanır. Ortaya çıkan yasalar aynı zamanda olayların zorunluluğunu ortaya koyar.Yani gerekircidir.Bu şekilde nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkesi olur. 19 yy bilim düşüncesi gerekirci ve nedencidir.Bilim doğada olayların neden-sonuç bağıyla birbirine bağlı olduğuna ve bugünün yarını belirlediğine inanmaktadır... 18 yy sonlarında Laplace'ın teorisinde dünya saat gibiydi.Herşeyi bilebilir, herşeyi tahmin edebilirdik."Her şeyi hanüz bilmiyorsak",diyordu Laplace "yarın mutlaka daha çok şey bileceğiz..."Laplace göre belirli bir anda doğanın tüm güçlerini bilen ve doğadaki tüm varlıkların karşılıklı konumlarını bilen ve bu verileri analiz edecek genişlikte bir AKIL,o evrenin en büyük cisimlerinin hareketini olduğu kadar,en hafif atomlarını hareketini de aynı formül içinde toplayabilirdi. Ancak fizik biliminde Laplace teorisinin karşısına dikilen yeni bulgular ortaya çıktı.Elektromanyetik dünya görüşü,nedensel noktaların konum ve hızlarıyla gelceğin sapyanamayacağını,çünkü bu noktaların geçmişi hakkında da fikir sahibi olmak gerektiğini ileri sürdü. 20 yydaki üç bulgu ise bilim dünyasının altını üstine getirdi.Radyoaktivite,görecelik ve Quanta'lar... Einstein ışık hızının ölçümleri etkiledeği uzayda zaman ve mekan görüşünü ortaya attı.(görecelik teorisi)Bu iddia herşeyin yeni baştan ele alınmasını uzay ile dünya için ayrı ölçütler kullanılmasını gerektiriyordu. Son olarak Heisenberg,mekanik yasaların atom dünyasında geçerli olmadığını kanıtladı .Atom dünyasındaki partiküller sanıldığı gibi küçük bir güneş sistemi oluşturmuyordu.Paritiküllerin şimdiki konumundan gelecekteki konumunu mekanik yasalara göre kesinlikle saptamak olanaksızdı.Partiküller değişik yörüngeler izliyor dalga halinde hareket ediyordu.Buna Heisinberg'in "belirsizlik teorisi" adı verildi. Nedensellik ağır darbe almış,atom dünyasında RASLANTI ya kapılar açılmıştı.bunun üzerine bilim dünyası nedensellik yasalarının yerine "Olasılık Yasalarını" getirdi.Olasılık; elverişli uygun haller rakamının olayların toplam rakamına olan orantısıdır.Elverişili uygun hal bir erkek çocuğun doğması ise ve eğer 100 bin doğumda 51,200 erkek çocuk dünyaya gelmişse,bir erkek çocuğun doğma olasılığı 0,512 dir.Görüldüğü gibi raslantı da bir yasaya bağlanıyor,gelcek hakkında yine de bir tahminde bulunmak olanağı bulunmuş oluyordu.Einstein geri kalan yaşamını Heisenberg'in kesinliksizlik teorisini çürütmeye harcadı ancak olmadı.Raslantıyı da hasaba katmak gerekiyordu. Sonuç olarak Aybar'ın vardığı sonuç özetle şu.Marks bir 19 yy bilginiydi.Teorisi nedensellik ve gerekircilik üzerine kurdu.Oysaki bilim başka bir boyuta geçti.Bu açıdan Marksın teorisininde düzeltmelerde yapılmalı raslantı da hesaba katılmalıdır.Ancak 20 yy bu tür bir çalışma ortaya konulamamıştır.... __________________
Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz Selanikli biri... bozkır Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-01-08 13:03 . |
|
| #2 | |
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 1,879
| Marx'ın teorisini güncellemek gerekiyor, doğrudur. Fakat bunu kim yapacak ? Sorun buradadır !!! Çünkü; batı işçi sınıfının yeni bir sosyalizme ihtiyacı yoktur, çünkü 150 yıl evvel verdikleri kavga çoktan bitmiştir, kartlar dağıtılmıştır. Yeni bir sosyalizme doğunun, 3.Dünyanın ihtiyacı var, o zaman yeni bir sözü bu topraklardan beklemek gerek !!! ''Düne ait ne varsa söylendi, dün, dünde kaldı cancağızım, bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım'' __________________
Dört tip insan vardır: Tükettiklerinden çok üretenler / Ürettiklerinden çok tüketenler / Ürettikleri kadar tüketenler ve Üretmeden yalnızca tüketerek eleştirenler... Bugünlerde okuduğum kitap: Maksim Gorki / Ana |
|
| #3 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Atom altı dünyanın "belirsizliği"ni makro dünya için düşünmemek gerek. Makro dünyayı anlamaya çalışırken yine bu determinist yorum geçerlidir. Zaten böyle olduğu için geçmişe bakarak güneşin yarın da doğudan yükseleceğini, iki hidrojen atomunun bir oksijen atomuyla birleşerek su molekülünü meydana getireceğini, sn.de 11 km. ivme kazandırdığımız bir cismin yerçekimini yeneceğini söyleyebiliyoruz. Belirli koşullar altında suyun donması veya buharlaşması için de aynı şeyler söylenebilir.Bu dünyada böyle bir "belirsizlik" yok. Bu anlamda genel yasalar altına sokulabilen her şey bir anlamda zorunluluktur. Bunlara bakılarak, maddenin nasıl bir davranış sergileyeceğini de bilebiliriz. Heisenberg'in belirsizliği böyle bir dünyada ne kadar etki edici bir öneme sahip? Ya da atom altı dünyanın belirsizliği, bu anlamda makro dünyada geçerli mi? Einstein "Tanrı zar atmaz"derken kastettiği de tam olarak buydu. Tabi bu yorumu klasik determinizs bir söylem olarak da yorumlamamak gerek. Zorunluluk maddenin böyle bir davranışta bulunacağını bize söylerken bu sürece "rastlantı"ların katılmayacağı anlamına gelmez. Zaten bir yoruma göre rastlantı dediğimiz şey de doğanın içerdiği bir zorunluluktur. Bir sürecin zorunlu hareketi değiştiren rastlantı o sürece ait olmayan ama doğanın içinde bulunan bir başka zorunluluktur. Bu konularda bildiğim kadarıyla bir anlaşmazlık da yok. Ama Heisenberg belirsizliğinin bu kavramlarla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Bu kavram atom altı dünyanın farklı bir madde davranışıdır.. Maddenin bildiğimiz davranışm biçiminin çok yüksek sıcaklık ve basınç altında farklı davranış göstermesi anlamına geliyor. Ben konuyu böyle yorumluyorum. Marksist bilim, kapitalizmin en temel özelliğinin sömürü olduğunu söyler. Kapitalizm'in emek sömürüsünde bulunduğu ve sistemin buna dayandığını söyler. Somutladığımızda karşımıza artık-değer yasası çıkıyor. Neyi değiştirmeliyiz? "Gerçekte artık değer yok, sömürü yok, bu bir yanılsamadır" mı dememiz gerekiyor? "Sömürü 19. yy'ın gerçeğiydi, 20.yy'da kapitalizm artık-değer yasasını yanlışladı ya da aştı" mı demek gerekiyor? Görünürde böyle bir şey var mı? Tam tersine sömürünün evrenselleştiğini söyleyebilmek çok daha bilimsel değil mi? |
|
| #4 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 4,844
| nedensellik-gerekircilik, newton ve kant ın bilim dünyasına armağanıdır.Kendileri doğa bilimleri ile uğraşmalarına rağmen "armağanları" sosyal bilimleri de uygulanmıştır.20 yy da yine doğa bilimcilerinden biri çıktı ve bu nedenselliği yeni bir boyu kattı ve içine raslantı kavramını soktu.Doğa bilimlerindeki bu gelişme doğal olarak sosyal bilimleri de etkileyecektir. Bugün belirsizlik yasasının fen aleminde ne kadar yaygın bilmiyorum ama matematik dünyasında olasılık teorisinin geçer akçe olduğunu söyleyebilirim. Bizim değişmezler dünyası olan matematikte bile raslantı kavramı önemli yer tutmaktadır. Sosyalizm özeline gelirsek.Marks ne demişti?İhtilal Avrupa'da gelişmiş bir sanayi ülkesinde kopacak.Ara sınıflar yok olacak sadece patron ve işçi kalacak.Peki ne oldu?.Devrim belki de raslantı eseri Avrupanın en kötü sanayi devletinde koptu.Ara sınıflar bitmedi hatta bir nebze genişledi.M.A.Aybarın belirttiği bir nokta var.Marksın kendi sözüyle ifade ettiği gibi "çalışmaları ilerisi için bir yönerge ve ipucudur,kalın çizgilerle ifade edilmiştir" Markstan sonra gelenler özellikle sovyet aydınları bu geliştirilmesi gereken teoriyi adeta dogmalaştırdılar. "...Şemanın bilime uyması gerekirken bilimi şemaya uydurmaya kalktılar..." İşte Aybar'ın şikayet ettiği nokta bu.Bunun eleştirmek için kullandığı araçlardan biri de "Belirsizlik yasası" oldu. Bu işi çok derinlemesine ifade edemem ama okuduğum zaman bana üzerinde düşünülmesi gereken bir nokta olarak gözüktü.Herkesle paylaşmak istedim saygılar __________________
Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz Selanikli biri... |
|
| #5 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Bildiğim kadarıyla olasılık hesaplarının "belirsizlik"le bir ilgisi yok. Olasılık yine bildiğim kadarıyla sizin rastlantı ve zorunluluk olarak ayırdığınız iki sürecin ( gerçekte diyalektiğe göre ikisi de bir zorunluluktur.) birbirini etkileme olasılığıdır. Saatte şu kadar hızla yüksek basınçtan alçak basınca doğru akan bir hava hareketinin bir çak şaat sonra orada etkisini göstermesi bir zorunluluktur. Bu zorunluluğun oluşması bir başka zorunluluk ( rastlantı) tarafından engellenip ötelenebilir. Tam uymadı belki ama, şunu söylemek istiyorum, zorunluluk doğanın temel yasalarına uygun gelişen bir olaydır. Bu olaylar bir "iç süreç" yaşar. Örnekte bir hava hareketinin verili koşulda bir başka yere kaç saat sonra varacağını ve etkisini göstereceğini bilebiliriz. Bu bir zorunluluk. O sürecin kendi koşullarının gereğidir. Ama o saatte çok farklı bir hava koşuluyla karşılaşmak da olasılık dahilindedir. Çünkü farklı bir yerde ansızın gelişen bir olay birinci sürece etki ederek onun gelişimini engelleyebilir. İkinci olay birincinin koşuluna göre bir rastlantı sayılabilir. Oysa iki olay da aynı doğa içinde gerçekleşmektedir. İki olayı da ortaya koyan kendi zorunluluklarıdır. Rastlantı dediğimiz şey bu iki zorunluluğun ( iki farklı sürecin) birbirini etkilemesidir. Farklı örnekler de verilebilir. Heisenberg'in belirsizlik kuramı maddenin atom altı dünyada farklı koşullar altında farklı bir davranış gösterdiği, bir şekilde konum ve hızının aynı anda bilinemeyeceği üzerinedir. Makro dünyada rastlantı ve zorunluluk dediğimiz aslında diyalektiğe göre ikisinin de zorunluluk olduğu bir süreç. Söylediğiniz gibi ikincisinde yani makro dünyada birtakım olasılık hesaplarıyla bu da öngörülebilir. Ama belirsizlik, bildiğim kadarıyla daha farklı şeyler söylüyor. Maddenin davranışının bilinemeyeceği üzerine...Bunun bütünüyle makro dünyaya uygulanabilir olduğunu söyleyebilmek, farklı bir yorum gerektirir. Marks konusunu diğer başlıklarda çok tartışıyoruz. Bu konunun bilimsel gelişme ve belirsizlik yorumuyla bir ilgisi olduğunu pek düşünmüyorum. Marks'ın kıta Avrupa'dsında bir devrim beklentisi içine girmesi, devrimin o koşullarda başarıya ancak öyle ulaşabildileceğini göstermesi açısından bir yanıyla doğru bir yorumdur. Marksizm determinizmi ve volüntarizmi içeren ama onları aşan bir pratiktir. Doğa yasalarında farklı olarak insan "eliyle" gerçekleşir. İnsanın olduğu her yerde de biraz "şans" denilen kavrama ihtiyaç var diyelim mi ![]() Tarihsel materyalizm bize kapitalizm'in son sınıflı toplum olduğunu söylüyor. Ötesinin sosyalizm olması mekanik bir determinist mantıkla yorumlanmamalıdır. Böyle bir yorum yanlıştır. Kapitalizm'in yıkılabilme zorunluluğu insanın uygun irade ve pratiği ile hayata geçecektir. İnsanlığın sosyalizme hazır olmaması kapitalizmin sosyalizme değil, barbarlığa evrilmesine yol açacaktır. Bugünün dünyasında bunun örneklerini görüyoruz zaten. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 63
| Alıntı:
Sömürü, genel anlamda sömürüdür ve bütün hızıyla sürmektedir. Yani yine sayın Melnur'un belirttiği gibi atomaltı dünyanın bulgularını makro dünyaya uygulamak yanlış olur. | |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 296
| belirsizlik aslında teorinin yapısı gereği sadece mikro düzeyde geçerli değil makro düzede de geçerlidir fakat bunu makro düzeyde uygulamanın sonuç kesinliği bakımından ziyade pratikte hiçbir faydası olmayacaktır. Fakat bu belirsizlik ilkesinin gerçekten de bir ilke olmasını zorunlu kılmaz. Öngördüğü sonuçlar tutarlılık sergilese bile kendisine körü körüne bağlanılmasını geçerli kılmaz. Ben şahsen tıpkı zamanında Einstein da karşı çıktığı şekilde teorinin sunduğu fikirsel temele karşıyım ve ileride bir zamanda da gerçekten biri ya da birilerinin deterministik süreci tekrar merkeze koymak için ilerleme kaydedebileceğini umuyorum. Söylenmesi gereken bir diğer şeyse, bir bilim dalında ortaya çıkan ve kısmen geçerliliği konusunda da kanıtlar toplanmaya başlanılmış teoriler veya ilkesellerin kapsama alanlarının hayatın bütününe yayılması ve diğer tüm disiplinleri de kapsaması gerrektiği konusundaki "inanışı" boşa bir çaba olarak görüyorum. Çünkü her bilim dalının araştırma ilke, amaç ve araçları diğerlerinden farklıdır bu bağlamda ulaştıkları ve ulaşmaya çalıştıkları sonuçların kapsam ve incelikleri de farklı olacaktır. Bir daldan elde edilen sonuç diğer bir dalda olduğu gibi kullanılamaz çünkü teknik ve yöntemlerle herşeyden önce kendisinden beklenen şey farklıdır ... __________________
ÜSTÜMDEKİ BU YILDIZLI GÖKYÜZÜ VE İÇİMDEKİ AHLAK YASASI |
|
| #8 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 4,844
| Doğa bir bütün değil midir? Doğanın karakteri eğer nedenselci ve gerekirci ise maddelerin yani atomların hareketlerini de bu çerçevecede değerlendirmek zorunda değil miyiz? Ancak 20 yy da bu durum değişti.Önce uzayda değişti sonra atom bazında. Tüm fen bilimleri gerekircilik üzerine kurulmuştu.Ancak sonra bir istisna ortaya çıktı.Normalde olsa istisnalar kaideyi bozmaz diyebiliriz ama bahsettiğimiz şey bilim. Marks da bir materyalist olarak kuramını bu gerekircilik üzerine kurmuştur.Ancak hem bilimsel düşünce değişti hem de sosyalizm uygulamaları teoriden farklı durumlar ortaya çıktı.Buna dayanarak marksın birer "yönerge" olarak ortaya koyduğu düşünceleri genişletilemez ve gözden geçirilemez mi? Einstein gelene kadar Newton fiziği vardı.Ancak Einstein yepyeni bir kavram ortaya attı ve herşeyi kökünden değiştirdi.Ancak heisenberg bu noktada bir delik açtı.Yeni bir einstein gelip o deliği belki de birgün daha da genişletecek ve daha ileri ve daha genel bir teori oluşturacak,kimbilir? __________________
Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz Selanikli biri... bozkır Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-02-08 22:27 . |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 54
| Sn. Melnur, "İnsanın olduğu her yerde de biraz "şans" denilen kavrama ihtiyaç var diyelim" derken, bu kavramı toplumsal olay ve olguları doğran faktörler ve süreçler içinde nasıl ele almak ve anlamlandırmamız gerekecek...? |
|
| #10 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| "Geçmişteki nedenleri bilirsek geleceği de biliriz", tanımlamasının " geçmişteki nedenleri bilirsek geçmişi de öngörebiliriz"e dönmüş olması determinist anlayışın "yıkıldığı" anlamına gelir mi? Hiç sanmıyorum. Ama şunu biliyoruz ki, geçmişteki değişkenlerin gelecekte birebir aynısının gerçekleşeceği de tam olarak öngörülemez, bu anlamda geçmişe bakıp geleceğin öngörüsü de öngörülemez. Giderek saçmalamaya mı başladık ![]() Kuantum belirsizliğinin mikrokozmostaki mutlak belirleyiciliğinin, makro kozmosta bu anlamda belirleyici olduğunu düşünmüyorum. Olasılık her zaman vardır, bu olasılıklar motlak değişim yerine öngörülebilir değişim olarak da nitelendirilebilir, ama bu "öngörülebilir değişim" makrokozmos içinde bir "mutlak değişim" olarak nitelendirilemez mi? Sözgelimi dünyaya çarpıp yörüngesinde ve dönüş yönünde değişikliğe yol açabilecek bir meteor için "çarpma etkisi mümkün değildir" denilebilir. Böyle bir olasılık için mutlak anlamda "yoktur" denilemez. Ama bu olasılık gözardı edilip "bir veya iki yıl sonra da güneş doğudan yükselecektir" denilemez mi? Mikrokozmostaki belirsizlik o koşulların sonucudur. Bu anlamda makro dünyada bu tür bir belirsizlik yoktur. Newton'un aşılmışlığı newtonu yanlışlamaz. Newton dünya ve bir ölçüde güneş sistemi için hala geçerlidir. Daha büyük ölçeklerde Einstein'ın görelilik yasaları devreye giriyor. Ama onun da Plank zamanında çöktüğünü biliyoruz. Kuantum ve termonimak yasalarladan oluşmuş bir yasanın da bu "sorunu" gidereceği söyleniyor. Ama bütün bunlar bildiklerimizin kökten yanlışlandığı anlamına gelir mi? Hiç sanmıyorum. Doğanın bir bütün olması her farklı koşullarda aynı süreçlerin yaşanacağı öngörüsünü doğurmamalı. Maddenin "normal koşullarda" pozitif basınç oluşturduğunu ve gravitasyonun bu anlamda etkisini gösterdiğini biliyoruz. Ama çok farklı basınç koşullarında maddenin negatif basınç oluşturabileceği de matematiksel olarak ileri sürülüyor. (Şişme kuramı buna dayandırılıyor.) Aynı doğa içindeki farklı koşulların farklı davranış modelleri ortaya çıkardığını buna bakarak söyleyebilmek de mümkün. Makro dünyadaki belirsizlik sürece etki edecek değişkenlerin önceden öngörülemeyeceği savına dayandırıldığında, temel belirleyicilere bakarak öngörülebilir sonuçlar doğurabileceğini rahatlıkla söylenebilir. Makro dünyadaki bu öngörülebilir olma durumunun da ölçülebilir olabileceğini düşünüyorum. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ''reel'' sosyalizm nedir ne değildir? | KoLHoZ | Siyasi İdeolojiler | 20 | 24-06-07 20:37 |
| Kırgız köylüleri ve sosyalizm. | canugur | Dünya Siyaseti | 50 | 21-06-07 17:15 |
| İstatistiklerle yönetilen Türkiye | amatör33 | Türkiye Siyaseti | 17 | 08-04-07 04:14 |
| Sosyalizm asıl şimdi mi??? | erdi | Siyasi İdeolojiler | 65 | 15-12-06 23:16 |
| Einstein ve sosyalizm | canugur | Siyasi İdeolojiler | 2 | 24-07-06 19:57 |