| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Antitürbanistim / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,147
| Türbanla sorunum var. Bazı yazarların dediği gibi sosyalist demokratik görünen bizler özgürlükçü değilmişiz. Türban yasağı özgürlüğün kısıtlanmasıymış. Böyle boş bir argümanla yola çıkmanın acizliği içerisinde bizlere hani laikliğiniz hani elitliğiniz diyebiliyorlar…. Elit yaşayan tabaka kendileriyken böyle atıflarda bulunup sosyalizmdeki eşitlik anlayışınıza tutunun ve kısıtlamaya karşı çıkın diye teklifte bulunuyor gafiller… Türbanla sorunum var. Çevremde sarınmış bürünmüş zihinler görmek istemiyorum. Bir kalıp içerisine tıkılıp kalan zihniyetlerin bir adım öteye gitmesi mümkün değildir? Yeni Şafak’da yazan bir arkadaşımız bizleri antitürbanist ilan etmiş ve birikimli olmamakla itham ediyor. Merak ettim kendilerinin birikimlerini… Kesinlikle hangi çeşit kumaş kaygan olmazdan öteye geçmeyen bir birikimdir. Ortaya attığı katı ve ağır eleştirileri kendilerine geri posta ile iade etmek en mantıklı cevap olacaktır. Bakın ne diyor hanfendi “Oysa başörtüsü karşıtı kadınlar, rasyonel bir dil ile değil irrasyonel bir dil ile konuşuyor. Savunmakta oldukları konumu, korku ve tiksinti üzerinden ifadelendirmeye çalışıyorlar. Bir taraftan tiksintilerini açıklayıp, bir taraftan da başörtülü muhatabına beyniniz yıkanmış diyor.” Bizlerin öyle söylediği gibi tiksintiyle örülü bir zihniyeti olmadığı gibi kimsenin özgürlüğüne de karşı değiliz. Sadece başörtünün özgürlük olmadığı fikrini taşıyoruz. Başörtüsü feodel erkek toplumumun kadını görmek istediği bir kılıftır. O kılıfa büründüğümüz sürece rasyonel bir yaşam sürmemiz mümkün olmaz, olmayacaktır. Önceleri Kuran’ın örtünmeyi emrettiği savlarıyla ortaya çıkarken; son yıllarda bazı din adamlarının bunun aksini söylemesi ve her geçen gün bu düşüncenin çürümesi onları kaosa sürüklemektedir. Korku bizlere değil muhafazakâr kisve altında kadını hapsetmeyi hedef olarak seçmiş zihniyetindir. Yazar arkadaşımız başörtülülerin beyni pırıl pırıl diyor… Nereden biliyorsun kardeşim? Böyle bir genelleme yapmak için iyi bir sosyolog olmak gerekmez mi? Başörtülü olmayan nice insan var hatta ateist binlerce insan; bunların yüreklerindeki güzelliği size anlatmamı ister misiniz? Yaptığınız taraf olmaktır. Siz bir tarafsanız biz de bir tarafız. Öyleyse karşı tarafların işbirliği söz konusu değilken ne bu şiddet? Antitürbanist bayanlardan yardım dilenmek niye? Ardından eklemiş zat-i muhterem: “Anti-türbanistler başörtüsüne karşı durmak adına sürekli irtifa kaybettiklerini görmek zorundalar. Üst kimlikleri her ne ise, feminist, liberal, sosyalist işte onu kaybediyorlar başörtüsüne karşı durarak. Başörtüsüne karşı durmak yerine üst kimliklerini pekiştirici çalışmalar ve okumalar yapmak zorundalar. Gerçek bir feminist kadının, gerçek bir liberal kadının, gerçek bir sosyalist kadının katkısına ihtiyacı var başörtüsü tartışmalarının.” Bu sözlerine katıla katıla gülerim sadece… Bizim üst kimliğimiz yoktur; tek bir kimliğe sahibiz. Sizlerin gözlüklerinde sorun olduğundan böyle değerlendirme yapıyorsunuz. Ardından da destek destek diye çıkıyorsunuz yola… Evet benim Türbanla sorunum var. Olmaya da devam edecek… Çünkü kılıf değil öze ulaşmanın yolu standartlar içinde yaşayabilmektir __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #2 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,147
| İslamda Türban Yoktur Toprağımızın sularını çeken; kanımızı emen bir unsurdur türban… Yıllardır önümüze yeni hedefler koymamıza set çeken gerici yobaz insanların dikteleriyle ısıtılıp bekletilen derin bir mevzu… Mevzu olmadığı halde mevzulaştırılmış simge demek tabiri caizse… Bu saçmalıklar beni kaygılandırıyor. Ardından kaygılarım laiklik adına korkuya dönüşüyor. Kaygı taşıyorum gelecek günler için korkularım yaralar misali büyüyor… Sormak istiyorum: “İslam dininde türban var mıdır?” Bu soruma yanıt vermek isteyenler olacaktır elbette… Ama ben İslam’da türbanın olmadığını savunuyorum, savunmaya devam edeceğim. Hışımla türbanın savunucusu konumuna gelmiş olanlar Kuran’ı ne kadar bilmektesiniz? Elinize alıyorsunuz Kuran’ı “hah işte bak burada yazıyor” diyerek yumurtlamaktasınız. Kuran öyle hop diye yorumlanacak bir kitap değildir. Bayanlarda örtü ne zamandan beri kullanılmaya başlanmıştır? İnsanlık tarihiyle eşdeğer demek yerinde olur. Sümerler, Asurlular, Hintliler türban kullanımı olan uygarlıklar olmuştur. Sadece bayanların değil erkeklerinde kullandığı bir giyim tarzıdır. Daha derinlerini irdelemek istemiyorum. Ne zaman ve nasıl kullanılmışlar tarih kaynakları ve resimlerde görülmektedir. Sümerlilerde fahişeler örtünürken Asurlularda tam tersi bir uygulama mevcuttur. Yahudilikte evlenen bayanların örtünmeleri koşulu vardır. Hıristiyanlarda da rahibelerin örtülü olduğunu bilmekteyiz. İslam diniyle birlikte örtünme konulmuş bir hüküm değildir. Biliyoruz ki vahiyler 23 yılda tamamlanmış ve örtünmeyle ilgili olanlar son dönemlere rastlamaktadır. İSLAMİYET’te ise, örtünme, Müslümanların Mekke’den Medine’ye göçünden sonra gündeme gelmiş. Bunu da Prof. Dr. Neşet Çağatay anlatıyor: “Mekke ve Medineliler henüz birbirlerini tanımıyorlardı. Mekke’de olduğu gibi Medine’de de “Satılan, Yatağa Alınan “CARİYELER” vardı. Medineliler, Mekke’den gelen “Hür Kadınlara” sataşmaya başladı. Hz. Ömer, sataşanlara neden hür kadınlara sataştığını sorunca “ONU CARİYE ZANNETTİM” yanıtını alıyordu. O zaman “hür kadınların” belli bir kıyafeti yoktu. Ömer, Peygamber’e “Allah’a Dua Et, HÜRLERLE CARİYELERİN ARASI BELLİ OLSUN” dedi. Ardından Hür Kadınların örtünmesi istendi. Cariyelerin Örtünmesi İse Yasaklandı. Hür kadın gibi başını örtmeye kalkan cariye dövülüyordu. İslamiyet’in başlangıcında Hür Kadınların Cariyelerden Ayrılması İçin Uygulanan Bu Gelenek, Kölelik Kalkınca Erkekten Kaçma Şekline Dönüştürüldü” (Cumhuriyet, Deniz Som, 05 02 1997) Bu ifadeleri doğrularım olarak gördüğümü belirtmek isterim. Bize yutturulmaya çalışılan İslam’da örtünme konusunun asılsız olduğu açık görülmektedir. Arap toplumunun yapısını bilmeyen insanların uydurmalarına kulak asacak değiliz elbette… Bu gibi safsatalarla halkı galeyana getirip özgürlük nameleriyle yollara düşmek sadece bilgisizliktir. Örtünme dini bir hüküm olmadığı gibi her dönemde ayıcılık sağlanması amacıyla kullanılmıştır. Örneğin kralların ve vezirlerin kullandığını da göz önünde bulundurduğumuzda algılama daha kolay olacaktır. Türban dini simge değil siyasi bir semboldür. İslam’ın sembole, simgeye ihtiyacı yoktur… Ben inancı sağlam yüreğinde inanca sahip bir insanım. O inanç Alah inancı… Dinler nedir? Dinler Allah’ın varlığını pekiştiren inancı olgunlaştıran birer olgudur. Öyleyse bu olguyu sevecenlikten çıkarıp boğumlar oluşturuyoruz. Allah’ı tanımlamak ya da ona bağlılığımızı göstermek için bizim herhangi bir vasıtaya ya da nesneye ihtiyacımız yoktur. İnsan dogmatik bir yapıya sahiptir. Yapısı itibariyle teotik fikirlere açıktır. İnanma dürtüsü var olduğundan hükümlere gereksinim yoktur. Bu sebeple Arap toplumu zamanında olayların akışına göre gelen ayetleri tam bir hüküm ve zorunluluk olarak algılayamayız. Kuran’da “nesh” ayetlerin varlığı bu noktada devreye girmek zorundadır. Bakara suresinin 106 ayetinde dediği gibi ayetlerin hükmü yenisi geldikçe ortadan kalkmaktadır. Bu ayetlerin dışında Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla intikal edilmiş olan recm ayetlerde bulunmaktadır. Bu ayetler Kuran’a aktarılmamış sadece sohbetler esnasında konuşulmuştur. __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #3 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,147
| Örtünme İslam’ın emri mi? Kesinlikle hayır… Cahiliye dönemi olarak adlandırdığımız Arap dünyasındaki kadınlar ikiye ayrılmış durumdadır. Sınıfsal ayrımın hat safhaya ulaştığı gericilik portresi yazılır tüm kaynaklarda… Kadınlar özgür ve cariye olanlar olmak üzere iki gurup altındadır. Özgür olan kadınların başlarında aksesuar olarak bulunan örtüleri boyunlarından arkaya düğümledikleri görülmektedir. Ayrıca sıcak iklim koşulları göğüs bölgesi açık kıyafetlerin giyilmesinin gerekçesidir. Dışarı çıkarken üzerlerine dış örtü aldıklarını ortaya koyuyor. Bu örtü konusunu anneme sorduğumda bana “Kızım fikrin örtülü olsun” dedi. Bu söz o cahil insanın bile biz aydınlardan kat be kat dini yorumladığını göstermektedir. Sonrada “Kızım o dönemde giysi nerede? İnsanlar mahrem yerlerini kapamak için çarşafı geçirmişler üzerlerine” dedi. Yani bu bakış açısı da çarşafın ortaya çıkışına bir sebep olabilir. Günümüz koşulları için geçerli olabilir mi? Hayır… Annem niye örtünüyor? Sordum kendisine “Kızım biz takmışız başımıza… Şimdi onsuz eksik hissediyorum kendimi… Başım üşüyor ” diyor. Yani toplumuzdaki birçok kadın yemeni kullanıyor. Din emrettiği için değil yaşadıkları toplum öyle gerektirdiği için… Ben de takarım bazen… Memlekete gittiğimde bağa bahçeye çıktığımda saçlarıma böcek toz düşmesin diye takarım yemeniyi… Hatta yemek yaparken de güzel oluyor… Bayanlara tavsiye ederim. Neyse konuyu dağıtmadan devam edecek olursak; kuranda örtünmeden maksat yobaz zihniyetin aksettirdiği tarzda değildir. Kuran’daki örtünme ayetleri gelmeden önce de peygamber eşleri dahil olmak üzere bütün Müslüman kadınlar, cahiliye dönemi geleneklerine uygun şekilde, başları örtülüydü. Kuran’daki “örtünme” ayetlerinin geliş sırasına bakalım. Örtünmeyle ilgili ilk ayet, iniş sırasına göre 97. sırada olan Ahzap Suresi 59. ayettir : “Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle. Bu, onların (erdemli kadınlar olarak) tanınıp hakarete uğramamaları için daha elverişlidir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.” Kuran’da indirildiği çağa ait ayetler olduğu gibi tüm çağlara hitap eden ayetler de bulunmaktadır. Burada hitap şekli değerlendirilmelidir. Örneğin; “Ey Peygamber söyle onlara” diye başlayan bir hitap şekli bu ayetin döneme yönelik gönderildiğini gösterir. Ayetin nahiyeti “Ey inananlar” şeklinde olsaydı genel bir hüküm belirtir. Ahzap suresi 59. ayet dönemin koşullarında kadınları uyarıcı nitelik taşır ve korunmalarını sağlamak amacıyla gelmiştir. Öyleyse o koşullar ortadan kalktığında bu ayetin nesh olduğu görülecektir. Zamanında inananların tanınmaması için gönderilmiş bir ayet günümüzde tanınmalarına vesile olmaktadır. Örtünme ayetlerinin ikincisi, Nur Suresi 31. ayettir: “İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkârlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar, topluca ALLAH‘a yöneliniz ki başarılı olasınız.” Bu ayette örtünme diye söylenen başörtüsü değil cinsel tacize karşı korunacak giyim tarzının benimsenmesi aktarılmıştır. Tavsiye mahiyetinde bir vahiydir. Burada, zaten mevcut olan örtünün göğüsleri kapayacak biçimde örtülmesi emrediliyor. Bazı tefsirciler, ayette geçen ve bizim alımlı yerleri olarak çevirdiğimiz yeri, “ziynet eşyası” olarak, “süs” olarak yani küpeden tutun da halhala kadar tepeden tırnağa örtünme gerektirecek biçimde çeviriyor. Oysa ayette verilen “kadınların cinsel yönlerini anlamayan çocuklar” vurgusundan anlıyoruz ki, küpeyle, tokayla ilgisi yok durumun. Tamamen alımlı bölgeleri yani baldır, göğüs, bel, kalça gibi noktaların örtünmesi emrediliyor. İki ayet de, cahiliye dönemi giyim tarzının devam etmesini emrediyor. Bu nedenle yeni bir emir verilmediği gibi, İslam dinine has bir özellik değil. Bu yüzden de “başörtüsü İslam’ın simgesi olamaz. Kadının saçı, avret yeri değildir. Kadının saçı, cinsel obje değildir. Öyle olsaydı Kuran açık ifadelerle belirtmez miydi? Örtünmeyle ilgili son ayet Nur Suresi 60. ayettir: “Evlenme beklentisi olmayan yaşlı kadınların, alımlı yerlerini açıp saçmamak koşuluyla dış elbiselerini bırakmalarında bir sakınca yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha iyidir. ALLAH İşitendir, Bilendir.” Bu ayette korunma tehlikesi bulunmayan yaşlı kadınlar muaf tutulmaktadır. Kuran, Maide Suresi 48. ayette “her topluma bir şeriat, bir yol belirledik” Bu ayetten ne anlıyorsunuz? Ben anladığımı söyleyeyim size…Burada her kültürün belirli kuralları ve sosyal yapısı olduğu vurgulanıyor. Öyleyse Araplaşmak neyimize… Arap toplumunu sevmediğimi defalarca söylemiştim. Onlar kadar hain ve ucube bir millet yoktur yeryüzünde… İngilizlerle anlaşıp bizi sırtımızdan vuran bir halkın geleneklerini benimseyeceğim. Olmaz olsun… Hz Muhammed’ in ölümünün ardından, gelişen olaylar hakkında bilgi sahibi miyiz? Bizlere intikal eden hadisler ne kadar doğru? Burada Kuran’ın yazım aşamasına biraz değinmek istiyorum. Yazım aşamasında hangi ayetlerin alındığı hangilerinin recm sayıldığını kim belirledi? Önce bunların cevabını bulmalıyız zihnimizde? Nur Suresi 31. ayette geçen, hümur kelimesi, “örtüler” anlamına gelir. Bu kelime başörtüsü olarak çevrilmiş nasıl olmuşsa… Arapça’ da “Hamara” kelimesi örtmek anlamındayken; tekil hali “hamr”, Kuran’ da alkollü içki ve uyuşturucu için de “aklı örten” anlamında kullanılır. Lakin bu kelime nasıl olmuşsa bir şekilde boyanıp süslenmiş ve şekil verilmiştir. “hümur” yani “örtüler” kelimesine nasıl “hümurürre’s” yani “başörtüsü” şeklinde çevrilmiştir. Hayırlı olsun “hamr” versiyonu… Türbanı yani başörtüsünü politik amaçları için istismar ederek Müslümanların gündemini ve dini duygularını istismar etmek isteyenler, ne yaparlarsa yapsınlar bu sapkın zihniyetlerini gerçek İslam diye yutturamayacaklardır. “Adem oğulları, size, bedeninizi örtecek ve süsleyecek elbiseler hazırladık. Erdemlilik elbisesi ise daha hayırlıdır. Bunlar, ALLAH’ın işaretleridir, olur ki öğüt alırsınız.” (Nur Suresi, 26. ayet) Bana türbancıların vermesi gereken yanıtlar var. __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #4 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,147
| Kuran’ın neresinde Türban? Şimdi asıl konu İslam ile tanışan Türklerin durumu… Karışık…. Bocalayıp duruyoruz yerimizde… Hiçbir dönemde çarşaf ve peçe gibi unsurlar bizim geleneklerimiz içerisine giremedi. Osmanlıdan günümüze gelinceye kadar böyle olmuştur. Arap ve İran etkisiyle asimile edilmeye çalışılsa da özden kopmayan bir kırsal kültürümüz var olmuştur. Bu sebeple zaman zaman Bektaşi anlayışı yerden yere vurulmuş ve sindirilmeye çalışılmıştır. Biz Türklerin özü bu anlayışta saklıdır. İslamı bu çerçeveler içerisine oturtmalıyız. Arap toplumundaki köle cariye kültürü hiçbir Türk kavminde görülmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ne gelindiğinde bir tarafta hilafetçiler diğer tarafta cumhuriyetçiler… Atatürk’ün idealist yaklaşımları ile ayaklanmalar bastırılmış ama hilafetçiler her devirde hortlamayı amaç edinmişlerdir. 1950’lerden sonra hızlanan oluşumlar tarikat cemaat adı altında yayılım göstermiştir. Nasıl başladı? 1949 yılında mecliste ezan okunmayla başlayan ve Adnan Menderes’in demokrat parti dönemiyle yüzmeyi başaran tarikatlar ve cemaatler elinizi attığınız her yerdeler… Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Turgut Özal ve Tayip Erdoğan hepsinin ortak noktası var. Biliyorum ki tahmin etmektesiniz. Bir zamanlar biri diğerinin yanında pişmiş ve bayrağı teslim almışlar. Türban bu dönemler içerisinde halk üzerinde sempati sağlamak için politik bir araç olmuş ve olmaya devam edecektir. Endişem odur ki “Abdal ata binince bey oldum sanır” misali 80 yıl önce gerçekleştirdiğimiz milli mücadeleyi kaybettiğimiz noktada donup kalmayalım. yazının uzunluğundan dolayı parçalayarak aktardım. Sizler ne düşünüyorsunuz? __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #5 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 170
| Sizinle aynı fikirleri paylaştığımı bilmenizi isterim. Zaten yazacak pek fazla birşey de bırakmamışsınız bana. Türban'ın Türk toplumuna dikte edilmesine şiddetle karşı çıkmaktan başka çaremiz yok gibi. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008 Ülke / Şehir: Dünya Cezaevi Türkiye Koğuşu
Mesajlar: 779
| Gerçekten de sayın gizemnur bize yazacak fazla birşey bırakmamış.Türbanın neden yasallaşmaması gerektiğini bizlere açıkca göstermiştir.Bütün bunlara rağmen türbanı yasal hale getirmek toplumda gerginliğe sebep olmaktan başka bir yarar sağlamaz. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 2,508
| İSLAMDA Türban yoktur evet dogru.. Fakat özgürlük özgürlük diyorsunuz.. Takanları ne yapalım ozaman ? saygılar.. __________________
Kimine Rusyada bedava Tatil..!!kimine Dinamit , kimine Fitil..!!! ÇATLI ya gelince Faşist bir Katil..!!! Uyan TÜRK Evladı Uyuma Uyan..!! Otuz Kupona Alınmadı bu VATAN..!!! |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,930
| Takanlar egitim yetmezigi icinde kivrandiklarindan cikiyor zaten problemler. Özgürlük lafini agzilara alirken dikkatli olmak gerek. Hic bir demokrasi; toplumu zehirleyecek, geri götürecek etmenlere özgürlük adina taviz vermez. __________________
Sevda deyince, insanlarin ödlerinin patladigi bir cagda yasiyoruz.... |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 756
| "İslam'da örtünme (Türban) yoktur." diyenler yalancıdır. Bırakın İslamı, hırıstiyanlıkta, müsevilikte, hatta budizm'de bile vardır örtünme (türban). __________________
Her Gün Aşura Her yer Kerbela |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 4,980
| Efendim eğer biz antitürbanist isek, demek ki bu hatun da türbanist. Kendi sıfatını güzel koymuş. "Türbanistler". Bundan sonra böyle diyeceğim. Şimdi türbanizm neden çıktı ortaya? Özgürlük için mi? Özgürlük diye halka bunu yutturmak amaçları. Gerçek özgürlüğün ne olduğunu bilmesin, öğrenmesin diye. Gece aç yatan insanlara, parasızlıktan çocuğunu okula göndermeyip çalışsın diye sokağa salan insanlara, çalışma özgürlüğü olmayan insanlara, uğradığı haksızlıkların peşine düşme özgürlüğü olamayan insanlara, sağlıklı yaşama hakkı olmayan insanlara, emekçilerin sosyal ve siyasal düzenini savunma ve örgütlenme özgürlüğü olmayan insanlara, anadilini konuşma özgürlüğü olmayan insanlara, egemen ataerkile başkaldırma özgürlüğü olmayan kadına bunu özgürlük diye yutturacaklar. Sizi gidi sizi. Halk türbanist bir düzen istemiyor. Halk demokrasi istiyor, barış istiyor, sosyalizm istiyor. Türbanizm sizin olsun. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|