| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İnsan eylemlerinin ardındaki dürtüler./konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli katılımcılar,Saygı değer üyeler ! Hepimiz insanız.İnsan olarak;düşüncelerimiz,söylemlerimiz ve eylemlerimiz vardır.İnsan varlığı temelde var olma ve yaşama gayretleri içindedir.Bu yaşama gayretleri içinde olurken iki temel etki altında kalırız.Acı ve elemden kaçmak,hazza yönelmek,hemen hemen bütün insanların düşünce ve eylemlerinin mihenk taşını oluşturur. Düşünce,söylem ve eylemlerimizin arkalarında bizleri doyuma ulaştıran etmenler vardır.Korkularımız,sorumluluklarımız ve görev bilincimiz,sevgilerimiz bizi doyuma ulaştıran dürtülerdir. KORKULARIMIZ :İnsan olupta korkuları ve bu korkunun endişelerini taşımış olmayan insan yok gibidir.Çoğu düşünce,söylem ve eylemlerimizin ardında bu duygular hakimdir.İnsan olarak doyurucu ve tatmin edici olmayan en olumsuz duygu türüdür.Buna rağmen insan eylemlerinin ardındaki en güçlü duygudur.Bizleri tedbirli olma ve önlem alma aryışlarına yönlendirirken,kendimiz dahil etrafımızdakilerinide koruma ve kollama adına baskı altına alabilir ve bir sürü yaptırımlara zorlayabiliriz.Koruma ve kollama adına olan bu yaptırımlarımız,başkaları ve yakınlarımız için ızdıraba ve zulme de dönüşebilir. İnsanoğlu korkularını önce güvene,sonra sorumluluk ve görev bilincine,daha sonrada hazza dönüştürebilme zekasına sahiptir.Bu dömüşümü insan inançlarını incelediğimizde rahatlıkla görebiliriz.Dünyadaki acı ve elemlerini öte alem düşleriyle hazza dönüştürebilir,cehennem korkularını cennet ritülleriyle yenerek ibadetlere ve cennete kavuşma isteğiyle merasim ve tötenlere döndürebilir. Korkularını ve endişelerini yenebilmek adına bilim ve teknolojiye uyarlayarak,kendini güç sahibi haline getirerek övünç duyacak durumlara getirerek egemen güç haline de dönüştürebilir.Bütün bunları sorumluluk ve görev bilinciyle de yaparak sevgi ve çoşkuya her an dönüştürebilme kapasitesine de sahiptir. SORUMLULUK VE GÖREV BİLİNCİ :Korkularımıza nazaran insana biraz daha fazla doyum veren bir duygudur.İnsanlar duygu,düşünce ve eylemlerini sorumluluk ve görev bilinci içinde yaptıklarında;daha az kırıcı olurlar,daha çok örnek ve teşvik edici mahiyette olurlar.İnsanlara sorumluluk ve görev bilinci aşılayarak,insan hayatını korkulara dayandırmayan temeller üzerine oturtarak,ortamı daha yaşanır hale getirirler.İnsanları en fazla doyuma ulaştıran sevgi ve coşkuya yönlendirme konusunda alt yapı oluştururlar. SEVGİ :İnsan duyguları içinde doyumu enfazla olan,düşünce söylem ve eylemlerini yücelten bir duygudur.Dayatmalardan,kontrol ve takip etmeden,egemen olmaktan ziyade;hürriyet ve özgürlüklerin kapısını aralayan,hürriyet ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldıran,insan yaşamına haz veren bir duygudur. Sevgi duygusu;kendine ve çevresine daima faydalı olma,geliştirme ve güzelleştirme düşünce ve eylemlerine konu olur.İlgi ve alakasını coşkuya ve yaratıcılığa dönüştürür.Sevgi duygusu ilgi ve alakaya yol açarak evrenin sırlarına erişmemize neden olurken bu sırlar korkularımızı çoşkuya dönüştürür.İnsanlar arasında sinerji yaratarak katılımın ve paylaşımın teşvikçişi olarak moral ve motivasyonu yükseltici etki yapar.İnsan yaşamını olumlu kılan ve yaşamdan zevk alır hale getiren en güzel projelerin hayata geçmesini sağlar. Sevgide kalıp,sevgide yaşamanız dileğiyle. Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-04-06 14:53 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 296
| sevgi, sevmekten gelirse acaba sevmek eylemini duygularla birleştirebilir miyiz?Acaba sevgi duymak bir duygu mudur? Yoksa insanların sahip olabileceği tüm değer yargıları ve duygusal tepkilerine kaynaklık eden bir taban mıdır?Mesela; sevmeyi duygu olarak atfedersem, aksi olan sevmemeyi de duygu olarak almam gerekir.O zaman insanoğlunun tüm deneyim malzemeleri yalnızca bu iki duygu tarafından açıklanırdı.Dolayısıyla bu ikisinin dışında başka bir duygudan bahsedilmesi gereksiz olurdu. Bu durumda sevgiyi anlamak yalnızca değer yargılarına sahip olup bunları tartmakta kullandığımız temelin bilincinde olduğumuz taktirde mümkündür! |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İnsan: "Ne Alim-i Mutlak, ne de yanılmaz" olabilir. | Objektivis | Bilgi ve Ahlak felsefesi | 3 | 19-03-07 17:12 |
| İnsan ne kadar özgür olabilir??? | ali0_1 | Toplum Felsefesi | 34 | 26-02-07 23:17 |
| İnsan davranışları üzerine | Türesin | İnsan Bilimleri | 3 | 02-09-06 22:39 |
| Aksiyomatik kavramlar ve insan bilinci.. | Objektivis | Bilgi ve Ahlak felsefesi | 0 | 06-01-06 17:57 |
| Gen - İnsan Etiği paralelliği - Gen mutasyonu | ugurozaltn | Doğa Bilimleri | 0 | 13-10-05 17:53 |