"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Var mıyız, yok muyuz?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Diğer kategoriler dışındaki her şey |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 4
| 8 Ocak Çarşamba günüydü…2 Ocak’tan beri hergün gidiyordum hastaneye. Ama hergün olduğu gibi ogün de elim boş dönmüştüm. 2 ayda bir aldığım kemoterapinin almam gereken günü çoktan geçmişti. Ama hergün yer olmadığı bahanesiyle geri gönderiliyordum hastaneden. Cebimde 5 lira para… Ogün doktor ertesi gün nöbetçi olduğunu ve akşamüstü gidersem başka bir serviste falan bir yer ayarlayabileceğini söyleyebilmişti. Onkoloji ilaçları ne yazık ki sıksık yoka girer. Eczaneye gittim, araştıralım dediler. Evde perşembeyi bekliyorum işkence gibi gelen tedavimi alabilmek için. Telefonum çaldı. Karşıdaki ses Acun Medya’dan aradığını söylüyordu ve İstanbul’a görüşmeye çağırıyordu. 3 ay gibi bir süre olmuştu formu dolduralı, inanamadım. Bir yanım gitmeyi istiyordu delicesine. Bir yandan ise imkânsızlıklar vardı. Açıklayamazdım o anda telefondaki kişiye hem tedavim vardı, hem de cebimde sadece 5YTL…ama ben çok istiyordum diyebildim buruk bir sesle. Tesadüf bu ya bir hemşerimdi görüştüğüm kişi. O zaman ileriki bir zamanda tekrar görüşmek üzere deyip bana telefon numarası verdi. Ben o heyecanla numarayı bile yanlış almıştım gerçi… Kapatınca anneme anlattım heyecanla. Belki de bu kadar acının, sıkıntının bir dönümüydü bu telefon. Ve hemen kardeşimi aradım, ablacım bak şansımız dönüyor galiba diye. 2 yıldır hastalığım nedeniyle evde olduğumdan kardeşimin okul masrafları iyice bükmüştü belimizi. O kadar da başarılıydı ki okulunda… Ben üniversiteyi neredeyse sürünerek bitirmiştim, hem çalışıp hem okuyarak. 9yaş küçük kardeşim oyıllarda Anadolu Lisesi’ndeydi henüz. O zamandan beri yüklenmiştim elimden geldiğince eğitim masraflarını. Ne yapıp edip gitmeliydim. Eğer bu şans geldiyse kapıma, geri çevirmemeliydim. Annemle yol parasını nerden buluruz diye düşündük. İlaçlarımı aldığım eczane evimizin hemen yakınında. İş aradığımı da biliyorlar ya, İstanbul’a iş görüşmesine gitmem lazım diyerek 50 YTL borç istedim onlardan. Tedavimi de zaten kaç gündür aksatıyordum… Bir gün daha gitmeyeyim o zaman dedim. Ama numarayı yanlış almıştım ne yazık ki… Bir süre uğraştıktan sonra sonunda ulaştım ve elemelere katılacağım bilgisini verdim. O gece uyku yoktu… Sabah uyumadan 5 gibi uyanıp düştüm yollara. Umut yolculuğuna… Sonuçta erkenden varmıştım oraya 11.00’de çağırılmış olmama rağmen. Gelip gelmeyeceğim konusu zor netleştiğinden listede ismim dahi yoktu. Ama her geçen dakika Metin Oktay Spor Tesislerini dolduran onca insanı gördükçe heyecanım katlanıyordu. Çoğu kuaförden çıkmış da gelmiş görünüyordu. Benim hiç şansım yok mu acaba diye düşündümse de çabuk attım bu fikri kafamdan. Görsellik düşünülünce haklı olabilirdim de. Güzel güzel bayanlar, yakışıklı erkekler doluydu. Ben de tombiş tombiş olmama rağmen gülmekten usanmayan bir yüze ve sevgi dolu bir kalbe sahiptim. Bunun enbüyük artım olduğuna inanıyordum. Görüşmeye girdiğimizde 4 kişiydik… En sona kalan 4 kişi… Listede adım olmayınca son girmek zorunda kalmıştım. Boncuk gibi gözleriyle sıcacık bakan bir beydi ilk görüşmeyi yapan. 2 erkek arkadaşı birkaç cümle konuştuktan sonra yolladı. Sonra ben konuştum. Basitçe anlattım kendimi, kenara çekildim. Diğer tatlı bayandaydı sıra.3 çocuk annesi olduğunu söyler söylemez görüşmeyi yapan kişi bize bu enerjiyi 2. görüşmede de istediğini söyleyerek öğleden sonrayı beklememizi istedi. Öğleden sonra kamera karşısında anlatıyorduk bu kez kendimizi. Bu kez jüriye yeni katılan beyefendi tıpkı bir zangoç edasıyla süzüyordu her birimizi. Ürkütücüydü bakışları. Yine anlattık kendimizi. Ne kazanmak niye kazanmak istediğimizi. Boğuştuğum hastalığımı hiç mazeret göstermedim. Bahsetmedim bile hatta. Görüşme sonunda 15 gün içinde haber gelirse 3. görüşmeye katılacağımızı, gelmezse oraya kadar gittiğimiz için teşekkür ettiklerini söyleyerek uğurladılar bizi. Ben de saat 5.00 otobüsüne binerek Bursa’nın yolunu tuttum… … Otobüsten indiğimde telefonu açtım ve kimlerin aradığına dair mesaj geldi… İstanbul’dan aranmıştım. Hemen aradım, onlardı. Yarın sabah Acun Bey ile görüşmek üzere 3. görüşmeye çağırıyoruz dediler. Şok olmuş halde ama ben yeni geldim diyebildim. Mutlaka gitmeliydim. Ama nasıl? Zaten akşam da olmuştu. Gittim komşulara sordum var mı borç verebilecek paranız diye. Bu kez 40 YTL alıp heyecandan gözüme uyku girmeyen bir yeni gecenin ardından sabaha tekrar İstanbul’a gittim. Önceki gün elemeye katılanlardan neredeyse hiç kimse yoktu 3. görüşmeye kalabilen.3–4 kişiydi belki en fazla benden başka. Beklerken sohbete başladık.2. görüşmesini 1 ay önce yapmış olanlar bile vardı. Herkesi ikişerli olarak alıp Acun Bey’le görüştürmeye başladılar. Kalbim çıkacak gibiydi. O kadar çok istiyordum ki o ortamı yaşamayı…Yarışmacı olup onların o güzel sevgilerini paylaşmayı… İçeriye girdiğimizde iyice gerilmiştim, sesim heyecandan titriyordu.yanımdaki bey ilginç bir kişiydi, mezarcı…Haliyle dikkatini çekmişti Acun Bey’in de…Ona sorular soruyor, espri yapıyordu. Ben kendimi anlatırken 2 yıldır neden çalışmadığımı açıklamam gerekti, ciddi bir sağlık sorunu dediğimde nedir diye sordu, bağışıklık sistemiyle ilgili bir hastalık dedim sadece.Ne kemoterapi aldığımı söyledim, ne hastalığımın ağır döneminde kalbimin durduğunu, ne de felç geçirdiğimi…Ama sonra neden bu yarışmayı istiyorsunuz sorusunda dedim ki…Bu kol, bu sol kol mucize gerçekleştirmiş bir kol.Neredeyse imkansız tekrar çalışması denen bu kol şimdi canavar gibi. Ben bunu umutla ve yaşama sevincimle başardım.Ben şimdi de o mührü sol elimle söküp başka mucizeler gerçekleştirmek, başka insanlara da umut olmak istiyorum dedim… Dedim de iyi mi ettim?... Dışarıda beklerken ve görüşmedençıktığımda konuştuğum insanlar hep bir ağızdan sözleşmiş gibi diyordu ki, Nilgün Hanım giderse yerine kimin geçeceği belli!Onun gibi tatlı bir insana benzetilmek ne büyük mutluluk… Ah keşke dedikleri gibi olsaydı……… Sonra umut dolu bir bekleyiş başladı...Tam 21 gün bekledim, acaba haber gelir mi diye. O kadar çok istiyordum ki o sevgiyi, o dostlukları...Nilgün ablacığıma kutu açmak nasip olsa, Evren'e yazdığım şiiri okuyabilsem diyordum....Ve diğerleri elbette. Minyatür mavi kutular yaptım ellerimle, yarışmaya gittiğimde sonu beklemeden açsınlar diye umutla, dostlukla, şansla doldurup yarışan arkadaşlarıma vermek için... Şiirler yazdım, Seçim'in dörtlüklerine inat... Neşene neşe katılsın İllaki mavi açılsın Lütfen aranı bozma Hamdi Bey'le, Güller açsın yüzünde Ümidini hiç yitirme Ne dilersen hayatta, hepsi olsun seninle... diyecektim Nilgün ablama... En iyiyi gören sensin Volkan misali coşkun yüreğin Renklerin kırmızısı kutunla sana gelsin Enerjinin pozitifi şans getirsin Nihayet en sonunda, Allah hayırlısını versin... diyecektim Evren'e... Ve tek istediğim neydi aslına bakarsanız biliyormusunuz. Kardeşimin yurtdışında yapmayı çok istediği master için 5000 YTL ve borçlarımı ödeyecek kadar para...Fazlası olsaydı da ben onunla da yine bizim gibi imkansızlıklarla okumaya çalışanlara el uzatacaktım... Zaten bu yarışmada yarışmam insanlara kendimi ifade edebilme şansı da verecekti bana. Eğitimimi gözardı eden sadece tedavim sürecinde aldığım kilolara bakıp beni değerlendiren işverenler beni belki daha iyi tanıyacaktı.Bir iş bulacaktım o zaman.Ve inşallah sağlığıma da kavuşmuş olarak çalışıp kazanacak yine eskiden yaptığım gibi elimden geldiğince el uzatmaya çalışacaktım muhtaçlara... Artık biliyorum ki, bunların hiçbiri olmayacak...Olamayacak.Neden ya da nasıl bilmiyorum ama hayat hep sen aldın benden.Bu kez farklı olacak sanmıştım. Gerçek dostlukların içinde hayata daha da sıkı sarılmak istemiştim. Ama yine sen oynadın son kozunu.Nedense hep kaybedenim bu oyunda.Şimdi var mıyım, yok muyum? Ben bu oyunda yokum artık hayat! |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 129
| Sn.lovefor,duygulanarak bir çırpıda okudum. Yazınız beni çok etkiledi.Umarım şansınız döner ve sağlığınıza kavuşursunuz.Her şey gönlünüzce olsun. Umudunuzu kaybetmeyin.Selamlar. __________________
Küçük kapılardan girmeye çalışanlar eğilmeye mecbur olurlar. Cenap ŞAHABETTİN |
|
| #3 | ||
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 4
| Alıntı:
sevgi ve umutla kalın... | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,006
| Herşey gönlünüzce olsun... __________________
tek gerçek ben'im. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avrupalı mıyız? | ASİ12 | Siyasi İdeolojiler | 118 | 27-04-08 20:59 |
| Yönetilmeye muhtaç mıyız? | YAZGI | Arşiv | 3 | 28-12-07 13:39 |
| Mutluluk üzerine bir yazı | seyduna42 | Ustalardan Seçkiler | 3 | 23-11-07 18:14 |
| Batılılaşıyor muyuz ! Doğululaşıyor muyuz ! | F.Y.R.Macedonia | Türkiye Siyaseti | 9 | 02-09-07 00:44 |
| Şehit kavramına inanıyor muyuz ? | canugur | Arşiv | 15 | 15-06-06 14:24 |