Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kurana nasıl bakıyoruz ? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski08-02-08, 11:04  #1
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877
Kurana nasıl bakıyoruz ?



Arkadaşların söylediklerimizi anlamama gibi bir dirençleri olduğunu biliyorum... Ya söylediklerimizi eğip büküyor, onları hedefledikleri manadan uzaklaştırıyorlar, ya da onları hiç duymamış gibi kendi bildiklerini tekrar edip duruyorlar..

Kuran ve hükümlerinin benim zihnimde canlandırdığı şeylerle sizin ziihninizde canlandırdığı şeyler arasındaki farklılığın nedeni ne olabilir ? sanırım kuran ve hükümleri karşısında kendimizi nasıl konumlandırdığımız ve onlara nasıl yaklaştığımız bu sorunun cevabı için iyi bir başlangıç noktası olacaktır...
Ben Kurana nasıl bakıyorum ?
sanırım asıl anlatmamız gereken ve anlatamadığımız da tam burası işte.. kalbimizi ve aklımızı tatmin eden kendi inandığımız şeylere mi, Yoksa sevgili sesli, anibal, şüpheci ve ezkamonun sürekli tekrar edip durdukları ''din budur'' dedikleri şeye mi inanmalıyız ? İşin ilginç yanı, kendi kalp ve akıllarının bizzat zırva deyip de inanmadıkları bir şeyi, bir başkası için ''sen ancak bu tür saçmalıklara'' inanabilirsin şeklinde uygun görmeleridir... Güya akılları sıra inanan aklı küçük düşürecek, aşağılama yolu ile tatmin bulacaktır..
insanın tanrı ile ilahlık yarışına girmesinin hikayesi şimdi ile başlayan bir şey değildir... İnsanlık tarihi kadar eskidir ve bütün ilahlık iddiaları da iddia sahipleri ile toprak olmuştur..
Peki biz kuranı nasıl anlıyoruz...sanırım bunu madde madde özetleyebilirsek arkadaşlarımız daha iyi anlayacaklardır..
1- Kuran belli bir zaman dilimi içerisinde belli bir coğrafya da, belli bir toplumu muhatap alarak, örnekleme yöntemi ile bütün insanlığa ve bütün zamanlara örnek kılmıştır.. Neden bu topluluğun seçildiği ise ayrı bir konudur...

2- Tanrı bu toplumu muhatap alırken, onlara kendi kullandıkları dilleri ile, kendi anlayacakları şekilde hitap etmiştir.. Diller ise canlı bir varlıktır ve zamanla değişmektedir…
Kuranın ne Arapça olması ve ne de o dönemin özelliklerini taşıyor olması bizim onu anlamamızın önünde bir engel teşkil etmez… bizim önümüzdeki asıl engel; kuranın Arapça oluşunu ve dil özelliklerinin kuran mesajının ve hakikatlerin önüne geçirilmesidir…
Bu tür teferruat yaklaşımlarının asli olan mevzuunun önüne geçirilerek kuranın perdelenmesidir..
Kuranın örnekleme yaptığı toplum Araplar yerine bir başka toplum olmuş olsa idi, kullanılan dil arapça olmayacaktı... Ancak bizim anlamamız gereken mesaj yie aynı olacaktı, değişmeyecekti.. Tanrının sözlerinde yine ''adalet, hukuk, özgürlük, ilahlık, rabblik'' gibi kavramları görecektik...

3- Dinin Amacı ilişkileri adalet üzerine kurmaktır… Kuran hükümlerini anlarken o dönemde, o toplumsal şartlarda, ilişkilerin adalet üzerine nasıl kurulduğunu öğreniyoruz..
Adalet kavramı kurana açılan penceremizdir…

4- İnsanlar ve toplumlar arasında ilişkilerin nasıl düzenlendiği, kuran ve hükümlerinin o toplumsal şartlarda ve o yapıda ne anlam ifade ettiğinin anlaşılması ile mümkündür..
Bunu biraz açmak istiyorum…
Burada geçmişte yaşanan bir olayı kendi şartlarında sorgulamanın bir yöntem olarak anlaşılması gerektiğini vurgulamak ve altını çizmek istiyorum… bugün hukukta kullanılan bir ‘’kanun metninin anlaşılması ve yorumlanması’’ yöntemi olarak kullanılmaktadır…
Bu sorgulama, olayın şeklini değil, özünü kavramamıza yardımcı olur.. Olayın şeklini ve çerçevesini sorgulamak, onun oluştuğu şartları ve durumu bilmeye çalışmak, bize bir fikir ve bir bilgi kazandıracaktır.. O olaydan gerekli özleri çıkarmak ise onu günümüzde kullanılabilir kılmaktır…

5- Kuranın ifadelerinde o dönemin gelenekleri ve kültürü ile o döneme ait dilin özellikleri, bu döneme taşınması gereken şeyler değildir… onlar o dönemde yaşananların anlaşılması için gerekli argümanlardır… Tanrının sözlerindeki maksadı göz ardı edip, şekil üzerinden mantık üretmek ve fikir yürütmek, yanlış neticelere ulaşmamıza sebep olur…
Hiçbir Müslüman kuranda kölelik kavramı var diye, kölelik kavramını geri getirmeyi düşünmez.. cariyelik kavramını tekrar yaşatmayı amaçlamaz… çok eşliliği savunmaz…
Bunun nedeni kuranı göz ardı etmek demek değil, kuranı anlamaktır… Tanrının muradını ve maksadını bilmektir…

6- Kuran bize hayata ve insana dair değişmeyen özleri verir… biz bu özleri anlatıldığı dönemden alıp günümüze taşırız… Üst başlık Adalettir.. onun altında insanların mutluluğu, barış ve huzur vardır… Tanrı ‘’bu din fıtrata uygundur’’ derken, insanın ve evrenin tabiatının da bir uyuma ve huzura içkin olduğunu söyler..

Biz kuranı bu bakışla okuruz... Eğer bir tezat, huzursuzluk ve çatışma hissedersek, okuduklarımızı ve okuyuşumuzu yeniden gözden geçiririz… hergün yeniden okuruz…Yeniden dirilmek için…
nereye kadar okuyacağız ??
kalbimizi ve aklımızı tatmin edinceye kadar… o huzura ve uyuma erinceye kadar…Hakikat dediğimiz de budur işte….
selam ile..

evaporit Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-02-08 15:16 .
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 12:07  #2
ABCDE
Felsefe - İnançlar
 
ABCDE'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,721

Alıntı:
Sayın evaporit şöyle demiş:

Mesajı Göster
Biz kuranı bu bakışla okuruz... Eğer bir tezat, huzursuzluk ve çatışma hissedersek, okuduklarımızı ve okuyuşumuzu yeniden gözden geçiririz… hergün yeniden okuruz…Yeniden dirilmek için…
nereye kadar okuyacağız ??
kalbimizi ve aklımızı tatmin edinceye kadar… o huzura ve uyuma erinceye kadar…Hakikat dediğimiz de budur işte….
selam ile..
Iste bütün bu saydiginiz sebepler ile islam tarihin karanligina gömülecektir. Cünkü, inanan bir insan mantigi ile celiskili oldugu hallerde dahi inancini üstün tutar. Yani sizin yaptiginiz gibi tekrar tekrar okur. Amac anlamak degildir burada, amac nasil bir kilif hazirlanabilecegidir.

Benim aklim kuran ile tatmin olmayi bir kenara birakin, kuran o dönemin iliski yapisini anlayabilecek bir kaynak olarak dahi yetersiz buldugum bir kitaptir. Gözümde Pamuk Prenses ve 7 Cüceler kitabindan daha degerli bir kitap degildir. Hatta ögretileri ile uygarligin gelismesine mani oldugu ve düsünme eylemselligini törpüledigi icin Pamuk Prenses kitabi ile karsilastirilamayacak deredece kötüdür.

Ne edebi anlamda, ne sosyolojik anlamda, ne hukuksal anlamda ne de siyasal anlamda bir zerre kadar degeri yoktur. Oysa bu kitabin ortaya cikardigi düsünce yapisinin insanliga zarari pekcoktur.

Iste anlasilamadigi iddianiz bu sebepledir. Siz mantiginiza aykiri olsa dahi dönüp dönüp okursunuz. Cünkü, sonunda tavuk sis gibi kizarmak vardir. Iste bu korku ile mantik ayaklar altina alinir. Babasiz bir cocugun dünya'ya gelecegine dahi inanilir. Denizin yarilacagini henüz muhakeme yetenegini yitirmemis 5 yasinda ki bir cocuga söylediginizde o dahi size bakip kis kis güler. Cünkü, bu iddialar ancak bu kadar degerlidir!
__________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir...
Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig
ABCDE is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 13:38  #3
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> 1- Kuran belli bir zaman dilimi içerisinde belli bir coğrafya da, belli bir toplumu muhatap alarak, örnekleme yöntemi ile bütün insanlığa ve bütün zamanlara örnek kılmıştır.. Neden bu topluluğun seçildiği ise ayrı bir konudur...

Cümlenizin ilk tarafı gayet düzgün, gayet doğru. Bizde bunu hep söylüyoruz, kuran evrensel olamaz diye.

2- Tanrı bu toplumu muhatap alırken, onlara kendi kullandıkları dilleri ile, kendi anlayacakları şekilde hitap etmiştir.. ........... Ancak bizim anlamamız gereken mesaj yie aynı olacaktı, değişmeyecekti.. Tanrının sözlerinde yine ''adalet, hukuk, özgürlük, ilahlık, rabblik'' gibi kavramları görecektik...

İşte bu saydıklarınızı unutmayın sn. evaporit:
adalet, hukuk, özgürlük, ilahlık, rabblik...

>>> 3- Dinin Amacı ilişkileri adalet üzerine kurmaktır… Kuran hükümlerini anlarken o dönemde, o toplumsal şartlarda, ilişkilerin adalet üzerine nasıl kurulduğunu öğreniyoruz.. Adalet kavram kurana açılan penceremizdir…

Evet, saydıklarınızdan birisi bu. En başta geleni. Peki adalet nedir? Mesela, herkesin bir ev sahibi olamaması adalet midir? Kaptializm mi adalettir, yoksa sosyalizm mi? Eğer adalet üzerinde ittifak olan bir husus olsaydı, zaten herkes adaletli olurdu.

Kuran bu noktada ne yapar? Kendi adalet öngörüsünü koyar. Örneğin, allaha inanmadığı için birilerine saldırıp onları öldürmek, kurana göre adaletli bir davranıştır. Onlardan arta kalanları yağmalamak gene adaletli bir davranıştır. Onların karı-kızlarını cariye olarak almak ve hizmetinde kullanmak gene adaletli bir davranıştır. Bir erkeğin bir sürü kadınla evlenmesi de, aynı şekilde gene adaletli bir davranıştır.

İşte kuranın temel sorunu budur. Kuran kendine göre -iyi, kötü demiyoruz- bir adaletli olam yolu tarif etmiştir. Bu yol içinde de neyin adaletli olacağı apaçık bir dille zikredilmiştir. Kuran bu tarif ettiği adalet sistemi içinde kişilerin adaletli olmasını ister.

>>> 4- İnsanlar ve toplumlar arasında ilişkilerin nasıl düzenlendiği, kuran ve hükümlerinin o toplumsal şartlarda ve o yapıda ne anlam ifade ettiğinin anlaşılması ile mümkündür..
Bunu biraz açmak istiyorum… Burada geçmişte yaşanan bir olayı kendi şartlarında sorgulamanın bir yöntem olarak anlaşılması gerektiğini vurgulamak ve altını çizmek istiyorum… bugün hukukta kullanılan bir ‘’kanun metninin anlaşılması ve yorumlanması’’ yöntemi olarak kullanılmaktadır…
Bu sorgulama, olayın şeklini değil, özünü kavramamıza yardımcı olur.. Olayın şeklini ve çerçevesini sorgulamak, onun oluştuğu şartları ve durumu bilmeye çalışmak, bize bir fikir ve bir bilgi kazandıracaktır.. O olaydan gerekli özleri çıkarmak ise onu günümüzde kullanılabilir kılmaktır…

İşte gene acayip şekilde acayip laf ediyorsunuz. Kuranın o gün koyduğu ve adalet, hak, hukuk budur dediği ve çerçevesini çizdiği sistem bellidir. Ama zamanın stop butonu yoktur. Bir an, bir zaman, bir dönem gelirki, kuran rafa kalkar. İnsanlar kendi bildiklerine işler yaparlar ve sonuçta adalet, hak, hukuk kavramları kendi bildiklerine, kendi kafalarına göre şekillenir. Siz şimdi bu şekillenmeyi, sanki kuran sağlıyormuş gibi acayip bir öngörü içindesiniz.

Ülkemize bakalım, içinde yaşıyoruz, görmemiz çok kolay. Çok eşlilik ne zaman yasaklanmıştır örneğin? Cumhuriyetle birlikte, laik düzene geçilerek, mihenk taşı olarak kuran görülmediği dönemde. Siz bu dönemde yetişmiş birisi olarak, bize çok eşlilik islamda yok filan diyorsunuz. Eee, peki 1300 yıl boyunca nedne kimse o kadar okuyup etmesine rağmen, "Yahu bu kuranda çok eşlilik yok diyor aslında" demedi? Neden bunu bir sosyal gerek olarak ortaya koyamadı?


>>> 5- Kuranın ifadelerinde o dönemin gelenekleri ve kültürü ile o döneme ait dilin özellikleri, bu döneme taşınması gereken şeyler değildir… onlar o dönemde yaşananların anlaşılması için gerekli argümanlardır… Hiçbir Müslüman kuranda kölelik kavramı var diye, kölelik kavramını geri getirmeyi düşünmez.. cariyelik kavramını tekrar yaşatmayı amaçlamaz… çok eşliliği savunmaz… Bunun nedeni kuranı göz ardı etmek demek değil, kuranı anlamaktır… Tanrının muradını ve maksadını bilmektir…

Buyrun işte, hala çok eşliliği savunmaz diyorsunuz. Nerde allah çok eşliliği yasaklıyor ki?

>>> 6- Kuran bize hayata ve insana dair değişmeyen özleri verir… biz bu özleri anlatıldığı dönemden alıp günümüze taşırız… Üst başlık Adalettir.. onun altında insanların mutluluğu, barış ve huzur vardır… Tanrı ‘’bu din fıtrata uygundur’’ derken, insanın ve evrenin tabiatının da bir uyuma ve huzura içkin olduğunu söyler..

Kuran bize böyle bir öz filan vermez. Böyle bir öz verecek kitap böyle yazılmaz.

Neyse, sizin asıl derdinizin özüne inelim biz doğrudan. Size, öncelikle gidip shannon'un enformasyon teorisini öğrenmenizi tavsiye edeceğim. bilgi nedir, nasıl çıkarılır, bilgi gürültüden nasıl ayrılır vs. vs.

Sizin yaklaşımınızı ve nasıl hatalı olduğunu bir örnek üzerinden inceleyelim sn. evaporit. Burada siz, konuya dair fikirlerinizi zaten daha önce söylediniz. Bu nedenle sizin cevaplarınızı da alıyoruz.. Elbette, kısaltarak.. İtirazınız varsa, cevaplarınızı eklersiniz, kendiniz..

Şöyle bir ayet vardır, bundan ne anlamamız gerekir:

Tevbe 29 - Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın.

Ayet bu haliyle, allaha inanmayan kitap ehliyle, cizye verene savaşılması gerektiğini emretmiyor mu? Bundan çıkabilecek başka herhangi bir şey var mı? Yok, apaçık şekilde yok. Buradaki bilgi budur. Buradan bizim elimizde olan bu bilgi, yani bilgi çıkarmamız için gereken dizge ABCD olsun..

Siz ise bu noktada bir şerh düşüyorsunuz. Diyorsunuz ki:

"Bu ayet, anlaşmayı bozup edip, saldıran küffara yöneliktir, sadece o zamanı ve o mekanı kapsar. Bu ayetten ancak sizinle anlaşan ama anlaşmayı bozanlarla cizye verene kadar savaşmalısınız sonucu çıkar.."

Peki bu ayetin neresinde "Sizle yapılan anlaşmayı bozanların kastedildiğine dair bir bilgi mevcut?" Böyle bir bilgi veren bir kelime, cümle filan var mı? Siz bu bilgiyi nerden çıkarıyorsunuz? Kısaca, bu ABCDE'ye FGH gibi bir şey daha ekliyorunuz.

Sizin söylediğiniz şey, yani çıkardığınız sonuç bu cümleden çıkmıyor. Bu sonucu çıkarabilmek için bize başka bilgiler lazım. Sizin çıkarımınıza bakarak bu bilgiyi tespit etmeye çalışabiliriz. Sizin çıkarımınız, bu bilgiye özel bir olay ekliyor. Bu olayıda biz ancak tarihten çıkarabiliriz. Yani, bir anlaşma olmuş, anlaşmayı bozanlar olmuş gibi bir bilgi ancak tarihten elde edilebilir.

Bizde ne yaparız, tarihe bakarız. Ama tarih bize başka bir şey söyler. Bu ayetler geldiğinde, anlaşmayı bozan filan birileri kalmamıştır. Bu durumda, sizin bu ithal ettiğiniz bilgi geçersiz olacaktır.

İşte söylediğimiz şey bu hep size. Siz, ayetin, yani kuranın lafzıan her zaman bir yerlerden bir bilgi katıyorsunuz ve acayip bir sonuç çıkarıyorsunuz. Çünkü, işte mesela bu ayetin açıkca söylediği şey, kitap ehlinin islama veya islamın boyunduruğuna girmesi için sürekli savaş yapılması. Yani fetih, yani cihat..

Konumuz tek bu ayetin tefsiri değil elbette. Konumuz kurana nasıl bakılması gerektiği. Sizin bu örnekten çıkardığımız kuran tefsir usulu şu:

X + Y = N

X kuranın bilgisi, Y ise sizin buraya sokuşturduğunuz bilgi. N ise çıkan sonuç..

Siz ne yapıyorsunuz, kuran X diyor. Buna bir yerlerden bir Y buluyor ve işinize gelen N değerini çıkarıyorsunuz. Ve sizin işinize gelen o N değerinin "dışarıdan" kattığınız bu Y değeri olmadan elde edilmesi mümkün değil.

Bu neyi gösterir biliyor musunuz sn. evaporit, bu denkleme ve sizin çözüm yönteminize göre çıkacak tek sonuç, kuranın eksik bir bilgi olduğudur. Eğer siz kuran eksik, benim kafamdaki Y'yi ekleyip anlayacağız diyorsanız, Afgansitandaki admaın kendi kafasındaki Y'yi ekleyip alakasız bir sonuca ulaşması da, sizin söylediğiniz kadar islama uygundur.

Ve bu X'ten istenen her sonuç çıkıyorsa, bu X'in hiç bir anlamı yoktur. İşte olay budur.

Sizin bu sözlerinizden ortaya çıkan, kuranın bir hiç olduğundan ibarettir.

Hukuk diyorsunuz.. İslamın hukuk kaideleri de bellidir sn. evaporit. Böyle anlamsız olan ve çıkacak olan her sonuca açık bir hüküm, asla hukuksal anlamda kaynak olamaz. O nedenle de, islam hukuğunda, sizin söylediğiniz denklem kullanılamaz. Modern hukuk ise, önce tanımlarla başlar.

Tanımlar
MADDE 2- (1) Genel tanımlar
a) Amatör balıkçı: Amatör balıkçılık etkinliğinde bulunan gerçek kişiyi,
....

g) Balık boyu (Toplam boy): Ağzı kapalı iken balığın alt çenesinin ön ucu ile kuyruk yüzgecinin arasındaki ölçülebilen en uzun mesafeyi,
ğ) Boy limiti: Balık türlerinin nesillerini devam ettirebilmeleri için bir balığın en az 1 kere yavru vermiş olarak kabul edildiği en küçük yasal avlanma boyunu,
...........

MADDE 8- (1) Denizlerde amatör balıkçılar tarafından avlanabilecek bazı türlere ilişkin bilgiler aşağıdaki çizelgede yer almaktadır:
Akya, en az avlanma boyu: 30cm

Gördüğünüz gibi, böyle güzelce yazarsın boydan kastettiğimi nedir diye, akya yakalayan adam da, yahu bunun boyu acaba solungacın kuyruğunun ucuna mıdır vs. gibi düşünüp durmaz. Size basit bir soru. Ben şimdi, çıksam, "aslında bu böyle değil, bu yasak sadece akya varlığı düşünülen akdenizi kapsar, ama ben bunu marmarada tuttum. Orada akya çok zararlı olur, her boy tutulabilir. " desem, bu nedir bu bir karış akyalar diye soran sahil güvenliği bağlar mı?

İşte yaptığınız meselede aynen bu. Siz, kafanızdaki modeli islam olarak dayatma adına, kuranı güzel bir hesap oyunuyla değersizleştiriyor, sonrada çıkıp kafanzıa göre ahkam kesiyorsunuz. Ve kurnaın apaçık yazdığı şeyleri, kafanıza göre bir kaç bilgi ithal ederek çarpıtıyorsunuz. Birazcık, taptığınız o allaha saygınız olsun. Böyle yapmanız, daha iki lafı bile bir araya getiremeyen bir allah tasviri ortaya koyuyorki, denildiği gibi, bu hem allaha hem insan aklına hakarettir alanen..
anibal is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 14:12  #4
Yezit Kızı
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,067

Tanrı denizi yarıp firavunu alt edeceğine...
Gökten bir tane koç indirip kurban işini halledeceğine...

Allah Duyulmayanı işiten.Görülmeyeni gören.
Muhammedle can-ciğer kuzu sarması olmadan da bir kitap tahsis edebilirdi.
Pat diye bir kitap verirdi muhammede "al bu sen ve senin yaşadığın toplumun hukuğudur" deseydi...

O mu yazdı, bu mu yazdı...Yok gökleri yarmış havada 3 takla atmış...

Ne bir fotokopi makinesi var...Ne bir şey...Biri aldı yazdı çoğalttı. öbürü aldı bir tane daha yazdı...Tanrı deyiverseymiş..Ya muhammed içlerinden birini tahsis et şuraya yolla al bu parayı matbaayı ülkene getir..!

Yoksa siz benim kelamımı çarpıtacaksınız. Ben yaratıcıyım yanlış yapmam ama sen yapabilirsin. Oyüzden hadi vazgeçtim onlar matbaayı bulmuş gidip getirme al benden sana hemde en gelişmişi..Teknosada bile yok..!



ALLAH NEDEN DERLENMİŞ BİR KİTAP GÖNDERMEDİ?

melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-02-08 18:29 .
Yezit Kızı is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 16:32  #5
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

Sevgili ABC
sizin değerler hiyerarşinizde bir kitabın neye göre değerli ya da değersiz olduğunu bilemiyoruz.. bu herkesin kendi kabulu ve kendi kütüphanesidir...kendi kabullerimiz kendi kütüphanemizde anlamını ve değerini bulacaktır..

Kuranı ne hukuki, ne sosyolojik ve ne de edebi anlamda değerli bulmayışınız da sizin kendi değerlendirmeniz ve görüşünüzdür.. bu görüşünüzü zerre kadar değersiz bulmadığımı da belirtmeliyim.. kimbilir bu cümlenizin arkasında hangi tarihi ve siyasal olaylar ve sosyolojik etkenler vardır ve hangi tecrübelerden geçmiştir... sizin akli ve zihinsel faaliyetlerinizin bir sonucu olarak ulaştığınız bu görüş-kanaat elbette bir değeri ve anlamı ifade ediyordur... sizin bu vardığınız noktaya ''değersiz'' demek, sizin geçirdiğiniz tarihi ve sosyolojik aşamalara saygısızlık demek olacaktır... Sizin gibi aynı görüşü paylaşan milyonlarca ''pamuk prenses ve 7 cüceler okuyucusu'' olmalı ve muhakkak kendi mantık çerçevesinde bir değeri vardır diye düşünüyorum...Ve lutfen bu sözlerimden ironi yaptığımı düşünmeyiniz...

Kuranın uygarlığın gelişmesine engel olduğu düşüncesi, önceki dönem ortaya atılan ve artık modası geçmiş bir düşüncenin ürünü..

İnsanlığın ulaştığı değerler bütünü açısından kuranı okumaktan söz ediyorum.. Siz kuranı hala bilgisayar teknolojisinin ulaştığı çok çekirdekli işlemcilerin gerlsindeki bir 486 DX modeli gibi mi algılıyorsunuz ? bizim böyle bir tarif yaptığımızı mı düşünüyorsunuz ?
Biz kuranı insanı ve evreni, kısaca varlık alemini okumanın yöntemi olarak anlıyoruz, öyle okuduğumuzu söylüyorum.. burada size kuranı okurken onu nasıl algıladığımızı açıklamaya çalıştım...neden aynı kitabı okuduğumuz halde bu kadar farklı neticelere ulaştığımızı, sorunun nereden kaynaklandığını ifade etmeye çaba gösterdim.. Kuranı neden tekrar takrar okuduğumuz konusuna gelince....
ben kuranı her okuyuşumda farklı bir şeyler buluyorum... çünkü her okuyuşum ayrı bir ruh hali ve ayrı bir duruşla ilgilidir.. içerisinde bulunduğum duygu atmosferi bir önceki okuduğum durumu farketmeme engel bir durum teşkil edebiliyordu... bu yüzden daha önce farkına varamadığım bir olayı, şimdi okuduğumda daha iyi anlayabiliyor ve hissedebiliyor olmam sebebi ile yeniden okuyorum...

Belki tam da burada sevgili Yezit kızının sorusuna da cevap vermiş olabileceğim...
Alıntı:
ALLAH NEDEN DERLENMİŞ BİR KİTAP GÖNDERMEDİ?
Kuran yaşayan bir toplumun içerisinde idi.. doğal..
tanrı dilese idi ciltlenmiş, birinci hamura baskı, bir kitap ta gönderebilirdi elbette.. Ama bu doğal olmayacaktı.. Örnek toplum oluşmayacaktı... İnsanlar önceden biçilmiş bir kalıba sokulmuş olurdu... Oysa Allah insan iradesini ve insan aklını, insan zihnini hedef alıyordu.. İnsanlar akılları ile doğru olanı ve uygun olanı seçmeli ve yapmalı idiler..
hayat canlı idi... Vahy de canlı idi.. birlikte ve yanyana olmak zorunda idiler..
bir olay yaşanıyordu ve hemen ardından Tanrı da bu olaya mudahil oluyor ve nasıl yapılması gerektiğini öğretiyordu...
bütün simgeler yaşıyor ve sokaklarda dolaşıyordu..Zulüm, cimrilik, cömertlik, adalet, iyilik, kardeşlik, ahde vefa, sözünde durmak, yalancılık, paylaşımcılık...hepsi sokakta, çarşıda pazarda dolaşıyordu ve bütün insanlar Tanrının sözlerini hayatlarında görüyordu...
Bir bakıma Tanrının sözleri ile görüyor, işitiyor ve konuşuyorlardı...
Cimrilik edenin ne anlama geldiğini yaşayarak öğreniyorlardı..
Bu yüzden sevgili Yezid kızı,
kuran kitap halinde değil, yaşayarak örnekleşen bir topluma rehber olarak gönderilmiştir.. fotokopi ile çoğaltılmış bir kitap halinde gönderilse idi, insanın ve insanlığın doğasına aykırı olurdu..
Sevgili ABC,
kuranı sürekli tekrar okuyuşumuzun bir nedeni de onu, hayatımızda diri tutmaktır.. hatırlamaktır.. Tanrı bize iyiliğin ve iyi insan olmanın yolunu gösteriyor.. insanlara kötülük etmemezi öğütlüyor.. eğer unutup ta hata edersek hatamızdan dönmemizi ve zalimlerden olmamazı öğütlüyor.. bunun için olaylara ve insanlara hep kuranın gözlüğü ile bakmayı onun öğretisi ile değer vermeyi isteriz..
Aklımız hep kendi iyiliğimizi ve kendi hoşumuza giden şeyleri tercih etmemizi, tabiri caiz ise uyanıklık etmemizin iyi bir şey olacağını öğütlediğini düşünüyorum.. Oysa kuran bize adaleti ve iyiliği öğretiyor.. aklımız her an etki altında kalıp, duyularımızın subjektif yönlendirmesinde yanılsamaya düşebilir.. Kuran ise bizi sürekli iyiliğe ve adalete çağırıp duruyor.. bizim kuranı sürekli okuyuşumuz, hem kendimiz için ve hem de iyilik edeceğimiz insanlar için önemli sayılmaz mı ?

''Yoksulların sizin mallarınız üzerinde bir hakkı vardır'' ayetini her sabah evden çıkarken okumayı kendine düstur edinmiş birinin kime ne zararı olabilir ki ? yoksulların ve mazlumların ve hakkı gasb edilmiş halk yığınlarının bu ayeti zengin ve gücü yerindeki müslümanlara hatırlatmalarında ne gibi bir kötülük olabilir ki ?
Kuranın gözü ile güne başlamak...
kuranın gözü ile akşamı etmek...
kimsesizlerin ve yoksun bırakılmışların gözünde okumak, kuranın kelimelerini...
''cimri'' kelimesini nasıl anlamlandırdığına bir bakın bakalım o insanların... tekrar tekrar okuyun işte o zaman kuranı... Bir hakim olun, bir savcı... bir öğrenci olun, bir tüccar.. bir öğretmen olun.. tekrar okuyun, bir başkasının gözünden, bir başkasının yüzünden...Sonra bir istanbuldan okuyun, bir hamburdan, bir diyarbakırdan, bir bağdattan...sıcak köpüklü kahvenizin tadında villanızın bahçesinden okuyun, çatı katlarından, bodrum katlarından...okuyun ama tekrar tekrar okuyun...
eğer kuran bizi iyiliğe eriştirmiyorsa ve iddia ettiğiniz gibi ''kötülüğe'' iletiyorsa ortada gerçekten anormal bir durum var demektir...
ya okuduğumuz kuran değildir, ya okuyuşumuz yanlıştır, ya da okuyuşumuzda bir engel vardır...
selam ile..
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 18:25  #6
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Alıntı:
Sayın ABCDE şöyle demiş:

Mesajı Göster
Iste bütün bu saydiginiz sebepler ile islam tarihin karanligina gömülecektir. Cünkü, inanan bir insan mantigi ile celiskili oldugu hallerde dahi inancini üstün tutar. Yani sizin yaptiginiz gibi tekrar tekrar okur. Amac anlamak degildir burada, amac nasil bir kilif hazirlanabilecegidir.

Benim aklim kuran ile tatmin olmayi bir kenara birakin, kuran o dönemin iliski yapisini anlayabilecek bir kaynak olarak dahi yetersiz buldugum bir kitaptir. Gözümde Pamuk Prenses ve 7 Cüceler kitabindan daha degerli bir kitap degildir. Hatta ögretileri ile uygarligin gelismesine mani oldugu ve düsünme eylemselligini törpüledigi icin Pamuk Prenses kitabi ile karsilastirilamayacak deredece kötüdür.

Ne edebi anlamda, ne sosyolojik anlamda, ne hukuksal anlamda ne de siyasal anlamda bir zerre kadar degeri yoktur. Oysa bu kitabin ortaya cikardigi düsünce yapisinin insanliga zarari pekcoktur.

Iste anlasilamadigi iddianiz bu sebepledir. Siz mantiginiza aykiri olsa dahi dönüp dönüp okursunuz. Cünkü, sonunda tavuk sis gibi kizarmak vardir. Iste bu korku ile mantik ayaklar altina alinir. Babasiz bir cocugun dünya'ya gelecegine dahi inanilir. Denizin yarilacagini henüz muhakeme yetenegini yitirmemis 5 yasinda ki bir cocuga söylediginizde o dahi size bakip kis kis güler. Cünkü, bu iddialar ancak bu kadar degerlidir!

Bu forumda Kuranın gerekse anlatış tarzı(üslubu) gerekse de anlatış biçimi(öğreticilik veya örneklik) konusunda önemli oranda tartışmalar yapılmıştır. Yeri geldiğinde Kuranın evrenselliğini, başka bir zaman Kuranın varlık dili ile konuşmasını, bazen Kuranın müteşabih anlatımını hep beraber tartıştık.

Kur’an, İlahi iradeyi insanın anlayabileceği bir dille açıklayan Allah kelamıdır. Bunun için Kur’an'ın hiçbir ayeti, mesaj ve maksat bakımından insandan soyutlanamaz. İnsandan soyutlandığı an terkedilmiş ve ölüler için okunan bir kitap haline gelmiş olur. Ne var ki bu önceki zamanlarda yapıldı.

Kur’an, sonuçta bir metindir. Onun anlaşılması, manasının insan zihnine iyice yerleşmesi ve mesajının insana tesir etmesi için, bir yönteme ihtiyaç vardır. Kur’an, kendi bütünlüğü içinde ve düşünülerek okunması halinde doğru anlaşılabilir.

Kuran açık bir şekilde insana seslenmekle beraber insanın Kuran’dakileri anlayabilmesi için, zihnini eğitmesi ve ön yargılardan arınarak duyarlı biçimde Kur’an okuması gerekir.

İçinde bulunduğun bakış açısının evrense bir bakış açısı olduğu söylenmez.Ama psikolojisi senin gibi olan herkes Kuranı böyle anlar.Peygamber döneminde olduğu halde senin baktığın gibi bakanlar vardı.Nadr b.Haris bunlardan biri idi.O da tam senin gibi kafasını madde aleminin içinden çıkarmazdı ve 5 yaşındaki çocuğun bakışi açısını en mükemmel bakış açısı olarak görürdü.

Kuran insanlığa en büyük Tanrısal hediyedir.Yeter ki insanlar Onu 7.yy içinde düşünmesinler..Biz bunu öyle gördük.Onu hayatımızın anlamı olarak gördük.Okudukjça onu ne kadar hayatın dışına attığımızın farkına vardık.

Gelecekte Nadr b. Harisler mi tarihe gömülecek yoksa Kuranın mesajı mı onu tarihe bırakalım.


özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 20:40  #7
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

sevgili Anibal,
eleştirilerini zevkle okuyorum...
ama sanırım sen hala benim yazdıklarımı okumuyor olmalısın..
daha öncede açıklamıştım.. ben kelime kelime(lafzi tefsir) tefsir yöntemini ancak bir hükmün uygulamasında -gerekiyorsa- dikkate alır ve kullanırım.. ayetleri önce konu, sonra sure, sonra kuran bütünlüğünde inceleme taraftarıyım..
Tevbe ve Enfal Surelerinin hangi ortam ve şartlarda geldiğini ve hangi konudan bahsettiğini araştırdığımda, Müşriklerle yapılan anlaşmanın bozulması ile başlayan ve yahudilerin müslümanlar aleyhine girişimlerde bulunmaları ile bir savaş ortamının yaratıldığını görüyorum... İslam bu tarihten itibaren dünya siyasetinde bir güç olarak yeralmıştır.. yeryüzü zalimleri artık bundan böyle yapacakları her eylemde müslümanları da hesaba katmak zorundadırlar.. Dünya mustazaflarının, ezilmiş halkların umudu ve kurtarıcısı islam olacaktır.. İslam yeryüzü firavunlarına ve onların sistemlerine bir meydan okuyuştur... o küçücük kara parçasından bütün yeryüzüne yönelik bir özgürlük çağrısıdır..

Sevgili Anibal,
sanrımım kuranın ne olup, ne olmadığı konusunda daha önce madde madde yazmıştım...
O zaman da yazmıştım... kuran bir anayasa ya da hukuk kitabı değildir... matematik ya da kimya kitabı da değildir demiştim...Tanrı bize kuranda yaşama dair genel geçer evrensel değerleri öğretiyor...
insanlar da akılları ile bu değerlere uygun hukuk kurallarını ve kaidelerini ortaya koyuyorlar... Bu tarihin her döneminde böyle olmuştur... mesala kuranda balıkların boyunu ve cinsini, avlanma zamanlarını (yahudilerin avlanması hariç) bulamıyoruz.. bu insanların akıllarını kullanarak çözebilecekleri bir husustur.. Trafik kuralları da öyle değil mi ?
Tanrı genel kuralları ve değerleri öğretir.. mesala, ekonomide adaletin sağlanabilmesi için haksız kazanca yol açacak yöntemler ve faiz yasaklanmış ve sermayenin tek elde toplanması sakıncalı görülmüştür.. Şimdi o dönemde bu amaca yönelik tedbirlerin ve uygulamaların neler olduğunu okuyoruz...
Peki size sorum şu ?
şimdi geçmişteki uygulama ve tedbirlerle aynı amaçlara bugün ulaşma şansımız varmıdır ?
ortaklık, ticaret, mal, kar, faiz, vergi, gerçek gelir, gibi o kadar çok farklı ve değişik konular var ki....
Eğer bugün bana nasıl olmalı diye bir soru sorarsanız, ben mevcut ekonomi sisteminde faizin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf edecek yöntemler üzerinde çalışılmasını önerirdim.. sermayenin hukuk ve rejim üzerindeki baskısının nasıl engellenebileceği üzerinde çalışlmasını isterdim...
Sizin 4 kadınla evlenme diye tutturup durmanıza aldırış bile etmezdim... kadınların ekonomik özgürlüğünü nasıl kazanabilecekleri konusunu gündemin başına koyardım..
Siz ''kuran böyle değil ama...'' dedikçe de ben yeni bir anayasa ve yepyeni bir hukuk derdim... ben böyle inanıyorum... kurandan bunu anlıyorum... Din akıl sahipleri için değil mi ? bu din fıtrata uygun değil mi ?
sevgili Anibal,
siz 1400 öncesinin hukukunda takılıp kalmış olmanın yanlışlığındasınız... hukuk canlı bir varlıktır...değişir, gelişir, yaşar...Kuran değişmez.. ama ondan çıkarılan hükümler değişir..
geçmişteki müslümanlar da sizin gibi aynı yanlışa düşmüşlerdi.. kuranı yüceltmek adına, onu anladığını ve hukuklaştırdığını düşündükleri insanların akıllarını ve onların hukuklarını yücelttiler.. kendi akıllarını ve haklarını, geçmişin akıllarına ve hukukuna dayandırdılar... önce toplumu, sonra hukuku bitirdiler...
Ben hukuka bugün değer gözü ile bakyorum... nerede olursa olsun, insanlık ve iyilik adına bir değer gördüğüm zaman hoşuma gidiyor... Tanrının da hoşnut olduğuna inanıyorum.. İyilik ve insani değerler adına bir çirkinlik gördüğüm zaman da nerede olursa olsun iğreniyorum...bu söylediklerim hem günümüz için ve hem de geçmiş için geçerlidir... Bu değerler hepimizin ortak değeri değil mi ?
Kırmızı ışıkta durmak ve yayalara yol vermek gibi değerler hepimize ait... kuranda da yok.. sazanların avlanması hakkında da bir hüküm yok...
selam ile...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-02-08, 20:55  #8
süpheci
 
süpheci'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,421

Sn Evaporit:
Kısaca söylediginiz sudur sanırsam. Kur'an. laboratuar. Sosyal hayat icin gerekli olan her türlü formül üretilebilir. Bu tür düsünce üretebilmenize sasırıyorum ama, aynı zamanda merakta ediyorum acaba hangi tür ögrenim bu türden düsünceler gelstirmeye yardımcı olur?

Anladıgım kadarı ile bugün Kur'an'ı alıp laboratuara girsek, bugün icin kapanmanın gerekli olmadıgı formülü ile dısarı cıkarız. Ben böyle anladım. Cok ilginc anlayıs olmakla beraber size bugün icin islamın gerekli olan dönüsümlerininde bu sekil bir anlayısla cözülebileceginide belirtmek isterim. Lakin bu anlayıs birligine ulasmak icin atomu parcalamanız gerekir.
__________________
Bütün insanlar kardestir.
süpheci is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 17:56  #9
hakanto
Onay bekleyen
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 23

kuran bir araba ait kitapıdır. tüm dünyaya hitap etmez. lakin arap aydınları ve arap aşıkları sayesinde dünya dini gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. akıllarınca bilme ve mantığa uygun olduğu gösterilmeye çalışılıyor (örn. recm yok deniyorki bagibi var). iyice okuyunca hayalkırıklığına kapılıyorsunuz. allahın gönderdiği kitap bumu diye.
hakanto is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 18:25  #10
mustafa01
 
mustafa01'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 746

Kuran'ın Türkçe'sinden de Arapçasından da oldukça haz alan biri olarak kesin suretle şunu söyleyebilirimki;

Kuran Allah'ın kitabıdır!
__________________
KENDİ DÜŞÜNCEMİ DESTEKLEMEM YASAKLANAMAZ.
mustafa01 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Kürtler ve Türkler kardeşce yaşayabilir mi? thinker Türkiye Siyaseti 1010 05-05-08 12:58
Elektron nasıl elde edilir Erdemmm41 Doğa Bilimleri 3 07-02-08 01:59
Medyanın, dini değerlere karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? mavi_tuna Türkiye Siyaseti 14 02-06-07 17:55


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 01:30.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz