"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
1 Yahudi 100 Müslümana bedel !/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 5,460
| Bu yazıyı yasaklanmış bir sitede buldum. Çok Etkilendim... geri kalmışlığı ,hamaseti yerle bir eden bir çalışma... bir benzerini "bir türk dünyaya bedeldir" sözü ilede inceleyebiliriz... Neyiz , ne haldeyiz diye düşünmeden kendilerini övmeyi maharet sayanlara bilimsel bir tokat!!! İster milli ister dini hamaset olsun fark etmez... Ayın kapıya çıkar not: yazının tamamını okumadan kalkıpta kimse beni yahudi propagandası yapmakla suçlamasın! -------- Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var, Kuzey ve Güney Amerika'da yedi milyon, Asya'da beş milyon, Avrupa'da iki milyon ve Afrika'da 100 bin kişi. Tek bir Yahudiye 100 Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler. Nedenini hiç merak ettiniz mi? Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından " Yüzyıl'ın Adamı " seçilen Albert Einstein bir Yahudiydi. Psikanalizin babası Sigmund Freud bir Yahudiydi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle. Ürettikleriyle insanlığa zenginlik katmış olan Yahudilerden bazıları: Benjamin Rubin: İnsanlığa aşı iğnesini verdi. Jonas Salk: İlk çocuk felci aşısını geliştirdi. Albert Sabin: Çocuk felci aşısını daha da geliştirdi. Gertrude Elion: Lösemiye karşı ilacı verdi. Baruch Blumberg: Hepatit B aşısını geliştirdi. Paul Ehrlich: Frengiye karşı bir tedavi buldu. Elie Metchnikoff: Bulaşıcı hastalıklarla ilgili çalışmalarıyla Nobel ödülü kazandı. Bernard Katz: Nöromüsküler iletişim ( kas -sinir sistemi arası iletişim ) alanında Nobel ödülü kazandı. Andrew Schally: Endokrinoloji ( metabolik sistem rahatsızlıkları, diabet, hipertiroid ) Aaaron Beck Cognitive: Terapi (akli bozuklukları depresyon ve fobi tedavilerinde kullanılan psikoterapi yöntemi) geliştirdi. Gregory Pincus: İlk doğum kontrol hapını geliştirdi. Gerald Wald: İnsan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştirerek Nobel ödülü kazandı. Stanley Cohen: Embriyoloji ( embriyon ve gelişimi çalışmaları ) dalında Nobel aldı. Willem Kolff: Böbrek diyaliz makinesini yarattı. Müslümanlar da dahil tüm hastalar Yahudilerin bu buluşlarından yararlanıyor, sağlığına kavuşuyor. Peter Schultz optik lif kabloyu, Charles Adler trafik ışıklarını, Benno Strauss pazlanmaz çeliği, Isador Kisse sesli filmleri, Emile Berliner telefon mikrofonunu ve Charles Ginsburg videotape kayıt makinesini geliştirdi. Stanley Mezor ilk mikro-işlem çipini icad etti. Leo Szilard ilk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi. Son 105 yılda 14 milyon Yahudi bilim dalında 100"ün üzerinde Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman yalnızca üç Nobel kazandı. Neden Yahudiler bu kadar güçlü ? Yahudi inancına bağlı ünlü yatırımcılar: Ralph Lauren ( Polo ), Levi Strauss ( Levi's Jeans ), Howard Schultz ( Starbuck's ), Sergei Brin ( Google ), Michael Dell ( Dell Bilgisayar), Larry Ellison (Oracle ), Donna Karan ( DKNY), Irv Robbins ( Baskins & Robbins ) ve Bill Rosenberg ( Dunkin Dougnuts ). Yale Üniversitesi'nin Başkanı Richard Levin bir Yahudidir. Harrison Ford, George Burns, Tony Curtis, Charles Bronson, Sandra Bullock, Billy Crystal, Woody Allen, Paul Newman, Peter Sellers, Dustin Hoffman, Michael Douglas, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, Jerry Lewis ve Peter Falk'ın da Yahudi olduklarını biliyor muydunuz ? Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone, Aaaron Spelling (Beverly Hills 90210 ), Neil Simon ( The Odd Couple ), Andrew Vaina ( Rambo 1 /2 / 3 ), Michael Mann (Starzky and Hutch ), Milos Forman ( One Flew Over The Cuckoo's Nest, Amadeus ), Douglas Fairbanks (TheThief of Baghdat ), Ivan Reitman ( Ghostbusters ), Kohen Kardeşler, William Wyler. William James Sidis, 250-300 lük I.Q derecesiyle dünyanın gördüğü en parlak insandır. Bilin bakalım hangi dine mensuptur? Soru: Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür? Cevap: Eğitim (Sorgulayıcı, Araştırıcı, Yaratıcı) Soru: Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür? Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim (Din Eksenli, Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci) Gezegenimizde yaklaşık 1 milyar 476 milyon 233 bin 470 Müslüman yaşamaktadır. Asya'da 1 milyar, 400 milyon Afrika'da, 44 milyon Avrupa'da, ve 6 milyon Amerika kıtasında. Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri müslümandır. Her bir Hindu'ya iki müslüman, her bir Budist'e karşılık iki müslüman vardır ve her bir Yahudi'ye karşılık 100 adet Müslüman bulunmaktadır. Neden Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen güçsüz olduklarını hiç merak ettiniz mi ? Nedeni şudur : İslam Konferansı Örgütü'nün ( OIC ) 57 üyesi ülkelerin tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır ve üniversite başına üç milyon Müslüman düşmektedir. Sadece ABD'de 5758 üniversite vardır. 2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi " Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi" hazırlamış ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500 e giren üniversite yoktur. UNDP tarafından toplanan verilere göre Hristiyan dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse yüzde 90 ve bunlardan 15 Hristiyan çoğunluğa sahip ülkede okuma-yazma oranı yüzde 100 dür. Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir ülkenin okuma-yazma oranı oranı yaklaşık yüzde 40 olup, yüzde 100 okur-yazar oranına sahip hiç bir Müslüman ülke yoktur. Hristiyan dünyasındaki "okur-yazar" ın yüzde 98'i ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran yüzde 50'dir. Hristiyan dünyadaki okur-yazarların yüzde 40'ı üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında yüzde 2 'yi geçememektedir. Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman sayısı 1 milyon kişidir. ABD her 1 milyon Amerikalı'ya karşılık yaklaşık 4 bin bilim adamına, Japonya 5 bin bilim adamına sahiptir. Tüm Arap dünyasındaki tam zamanlı çalışan araştırmacı sayısı 35 bin kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa 50 teknisyen düşmektedir. ( Bu sayı Hristiyan dünyasında bir milyon kişiye bin teknisyendir.) Ek olarak İslam dünyası gayrı safi milli hasılasının yalnızca yüzde 0.2'sini araştırma- geliştirme bütçesi olarak ayırmaktayken Hristiyan dünyası yüzde 5 oranında araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır. Sonuç: İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur. Bin kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir. Pakistan'da bin kişiye 23 günlük gazete düşerken bu sayı Singapur'da 360 dır. İngiltere'de her bin stand için 2 bin çeşit kitap bulunurken, Mısır'da kitap çeşidi 20'dir. Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını gerçekleştirmekte başarısızdır. Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki oranıdır. Pakistan'ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran yüzde 1, Suudi Arabistan"ın yüzde 0.3, Kuveyt, Fas, ve Cezayir"in aynı şekilde yüzde 0.3 tür. Singapur'da bu oran yüzde 58 'dir. Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını gerçekleştirememektedir. Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgi üretmiyoruz. Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgiyi yayamıyoruz. Neden Müslümanlar güçsüzdür? Çünkü bilgiyi uygulamıyoruz. Ve gelecek bilgi- temelli toplumlara aittir. İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrı safi milli hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. ABD, tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8 trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. ( Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır. ) Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların çoğu petroldür. Mal ve hizmet üretimi İspanya'da 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır. İslam Dünyasının gayrı safi milli hasılasının tüm dünya gayrı safi milli hasılası içindeki oranı hızla azalmaktadır. O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür? Cevap: Eğitim Yoksunluğu Tam anlamıyla söylersek kaliteli eğitim yoksunluğu. Çok kesin biçimde söylersek akılcı olmayan, din eksenli ve çağdışı eğitim. Yazar: Dr.Faruk Saleem İslamabad seha Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-02-08 01:00 .Sebep: Tamamı kalın harf |
|
| |
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| Alıntı:
Çok iyi bir sorgulama yazısı oldugunu düşünmekle beraber, ulaşılan cevaplarında dogrulugu cok aşıkardır. Fakat deginmek istedigim birsey var ki muslumanların da parlak dönemleri oldu muspet ilimler dairesinde ve o zamanda din ekseninde hareket ediliyordu tabi su farkı korumak lazımdır ki yasanılan dönemler aynı degildir. Çagın gerisinde kalıp hala o dönemlerdeki din eksenli hareketlenmeleri makbul kabul eden anlayışlar yerlerinde saymayada devam ettiler hatta keske yerlerinde saysaydılar da bu kadar geriye gitmeselerdi. | |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 210
| Alıntı:
Çok iyi bir sorgulama yazısı olduğuna bende katılıyorum. Aynı şekilde dediğiniz gib İslam dünyasıda bir zamanlar çok ileri düzeydeydi. Ama 500 yıl önce ve bugünkü dünya 500 yıl önceki dünya değil. Avrupalılar öyle bir an geldiki artık bizim bilim ve tekniğimizin üstüne yeni şeyler koydular daha çok kitap okumaya başladılar. Araştırdılar ve yeni ticater yolları buldular. Onlar bu yollar sayesinde ekonomilerini geliştiriken İslam dünyası bu gelişmeleri takip etmedi aksine bu gelişmeleri küçümsedi. Biz bunlardan çok ileriyiz bunlar bize yetişemez dediler ve Batı'daki gelişmelere gözlerini kapadılar. Sonuç ise ortada. Phidas arkadaşımız bu sonuçları çok güzel ortaya dökmüş. 500 yıl önceye kadar İslam dünyasında da din eğitimi veriliyordu ama herşey dine göre açıklanmıyordu herşey pozitif bilimlere göre açıklanıyordu. Çok nitelikli bir pozitif bilimlerle ilgili eğitim veriliyordu. Şimdi yapılacak şey bellidir. Bilimsel eğitime, bilim ve tekniğe, ekonomiye sosyal adalete, gelir dağılımına önem vermek. | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 210
| Sayın Phidas sizede bu güzel ve öğreitici paylaşımınız ve arştırmanız için çok teşekkür ederim. Eminim bu araştırmanız bir çok şeyin daha net anlaşılmasına ön ayak olcaktır |
|
| #5 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,148
| Bu yazının sonucunu 1 okuyan 100 cahilden üstündür diye de yorumlayabiliriz.... buranın konusu değil ama o 1 okuyan adam tüm bilgilerine rağmen 100 cahili füzelerle öldürecek kadar da ahlak yoksunudur.Bu da çok acı bir şey.... __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008 Ülke / Şehir: Anarquismo
Mesajlar: 1,508
| Sn. Phidas boyle bakacak olursak, Polymath olanlar (ansiklopedik bilgiye sahip kisilerin) cogu musluman Araptir. Bir kac 'sahane' adami siralamissiniz. Girin Wikipedia'ya, Polymath yazin, karsiniza bir suru musluman cikar. Muslumanlarda geometri ve algebra matematiginde de oldukca usta kisiler gorulmektedir. Yazinin sacma oldugunu dusunmekte hakliyim sanirim. Sayiyla degil, akilla.. __________________
Gencler hayati seviyor, ama siz onlarin isyan etmelerine sebep oluyorsunuz. Lutfen sorumlu ebeveynler olun.. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 406
| gözlerim yaşardı, bu yazıyı asan türban savunucusu sayın phidas değilmi, bu ne değişim. biz islam= karanlık derken pek de haksız değilmişliz değilmi. __________________
kirli bir ırmaktır insan.kirli bir ırmagı icine alması ve bozulmadan kalması icin deniz olmalı insan |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,895
| Alıntı:
Abartili da olsa istatistigin bilimsel acidan gercekligini saglam temellerde kaynak göstermeden savunamasakta, görünen köye klavuz gerekmemis, büyük ölcüde dogruluk payi var. Sn Phidas, birilerinin can damarina basti nihayet, tesekürler. Biz söyledik mi kafir oluyoruz ![]() Bu ilerlemeyi candan kutluyorum.. __________________
Sevda deyince, insanlarin ödlerinin patladigi bir cagda yasiyoruz.... | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,951
| Evet, araştırma doğru ama bu bir nebze birinci dünya savaşından sonra kurulan laik-milliyetçi düzenlerin hiçbirinin bir işe yaramadığını da gösterir. Amerika'dan örnek verilirken o ülkenin liberalliği acaba hiç ekleyeni utandırmamış mı? Bilgi üretmek için tek yol liberal sistemler, daha doğrusu bireye dayalı, bireyin gelişime açık olduğu sistemlerdir. (bunu komunizmde de yakalayabilirsiniz; tekelciliği önleyin, gerisi gelir. ) İslam ülkelerinin ilk problemi ekonomidir. Bir halkın bilim, felsefe, sanat dallarında başarı göstermesi için öncelikle ekonomisini bir noktaya getirmek gerekir. Bunu yaparken eğitimi de güçlendirmek gerekir; sonrasını halk kendisi yapar. Siz halkın ekonomik seviyesini güçlendirmek için ne yaptınız da Müslümanları geri kalmakla suçluyorsunuz? İbn Haldun, Müslüman ve liberal. Fuzuli, müslüman ve liberal. Demek ki bakın; kökleri var. İslam rönesansı da bu kökler sayesinde oldu, bu kökler unutulunca soldu. __________________
En "adil", "saf", en ince ve en uygarı olsa bile, Marksizm milliyetçilikle bağdaşamaz. Onun yerine, Marksizm, enternasyonalizmi ileri sürer... Lenin |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,829
| Sayın phidas'ın bize aktardığı bilgiler insanlığın son 2 yüzyılına ait verilerden oluşuyor. Bu verilerden yola çıkarak bilimsel geriliğin hesabını İslama kesmek haksızlıktır. Bugün içine düştüğümüz içler acısı durumun sorumlusu kesinlikle İslam dini değildir. Eğer öyle olsaydı burun kıvırdığınız Araplar müslüman olur olmaz dünya çapında medeniyet kuramazlardı. Eğer öyle olsaydı, bütün dünyada sanat, kültür, düşünce ve bilim alanındaki öncülerin müslümanlar arasından çıkması kesimlikle mümkün olabilir miydi? 100 sene öncesine kadar hiç bir şey bilmeyen cahil araplar, Kurtuba'dan bütün dünyaya medeniyet öğrettiler. 10.yy da sultanlık yapan III. Abdurrahman zamanında İspanya'nın başkenti Kurtuba'nın nüfusunun 500 bin civarında ve şehrin Vadi el-Kebir boyunca 5 kilometre uzandığı belirtiliyor. Ibni Rüşd'ün kadılık yaptığı, Ibni Hazm'ın bir ara vezirlik yaptığı ve kütüphaneleriyle ünlü şehir Kurtuba. Bir kütüphanesinde 600 bin eserin bulunduğu edebiyat ve ilim alanında zirve bir şehir. 21 banliyö, 500 camii, 70 halk kütüphanesi, 300 hamam, 13 bin dokumacı, senede 60 bin kitabın yazıldığı ve kilometrelerce uzunluğundaki kaldırımlı ve ışıklı yollarıyla Avrupa'nın en büyük metropolü. Zamanında onun altında Konstantinepol (Istanbul) ve Bağdat var. Böyle bir şehir, islam şeriatine sıkı sıkıya bağlı müslümanlar tarafından kuruldu. Müslüman bilim adamları, Eski yunanı, hind'i ve mısır'ı incelemiş, araştırmış ve bütün bilimsel eserleri Arapça'ya tercüme etmiştir. Bakın Londra Royal Holooway Üniversitesinde prof. olan Francis Robinson ne diyor: Alıntı: Helenizmin, matematik, tıp, astronomi, optik, tarih, coğrafya, felsefe, teoloji, ve tasavvuftaki başarıları ve Müslümanların bu alanlarda sağladıkları ilerlemeler Batı dünyasına aktarılmıştır. Ortaçağ Avrupa düşüncesi üzerindeki etkileri açısından en önemli iki müslümandan biri düşünceleri batılılarca yenilip yutulan teknik donanımından da Aquinas'tan Duns Scotus'a kadar bir çok bilimadamının yararlandığı İbni Sina ve Aristo'ya ilişkin yazdıkları 16. yüzyıl sonuna kadar araştırma ve tartışma kaynağı olan İbni Rüşt'tür. Ve California Üniversitesi Tarih Kürsüsünden Ira m. Lapidus şöyle diyor: Alıntı: Müslüman İspanya'nın bir parçası olan Toledo, ortaçağda Yunan Felsefe ve biliminin, Arap ve İbrani katkılarıyla donatılarak Avrupa'nın geri kalan kalan bölümüne iletildiği bir merkezdi.Matematik, astronıomi, ve tıptaki bilimsel ilerlemeler İslam sayesinde Batıya ulaştı.Sulama teknolojisi gibi tarımsal yeniliklerle, aralarında şeker ve pamuğun da bulunduğu çok sayıda değerli ürün Doğu kaynaklı.Baharat, boyalar, ipek, brokar ve diğer değerli kumaşlar hep İslam dünyasından geldi. Ünlü İspanyol tarihçisi, Ramon Menendez Pidal 1952 yılında verdiği bir konferansta bakın neler söylemiş: Alıntı: "....İlkçağın ruhsal etkinliklerinin en büyük en ünlü ürünleri Yunanlar tarafından yaratılmışsa, daha sonraları 8. yüzyıldan 12. yüzyıla değin, düşünce alanındaki büyük ilerlemeleri de müslümanlara borçluyuz: O dönemde ilerlemenin dili Arapça'dır. 13. yüzyılda Roger Bacon'un vardığı yargıya göre , aynı yüzyıllarda Batı Avrupa'nın kültür dili olarak varlığını koruyan Latincenin Arapça ile karşılaştırıldığında hiç bir değeri yoktur. İslam uygarlığının bu ezici üstünlüğü gözönüne alındığında, kuzey İspanya'ya yaptığı etkinin daha 8. yüzyılda başladığı anlaşılır. ancak yoğun biçimde kendisini göstermesi 12-13. yüzyıllarda olmuştur. O etkinin ispanya'dan Latin kültürüne kapanıp kalmış bulunan öteki Avrupa ülkelerine aktarıldığı çağdır bu. Böylelikle tarihin değişmeyen bir olgusu bir kez daha yinelenmiş oluyordu. Romalılar kırsal kesimin kaba sabalığını ancak Yunanistanı yendiklerinde üzerlerinden atabilmişlerdi.Yunanlı, gururlu Romalı fatihleri kültürüyle yenmiş, onlara sanatını ve bilimini benimsetmişti. Aynı olguya Avrupa'nın batı ucunda da tanık olduk. Uzun yıllar boyunca kendilerini ilkel kaba sabalıklarından kurtarmış bulunan Roma İmparatorluğunun kalıntıları olan Avrupalılar içine düştükleri geriliğin ve yoksulluğun bilinciydeydiler. Sonra 11. yüzyılda İspanya ve Sicilya'da Latinler müslümanları yendiğinde, boyunduruk altına aldıkları insanların üstün kültürüne yenik düştüler, yeni fethettikleri topraklarda hayran kaldıkları bilim ve sanata boyun eğdiler. Kısacası müslümanlar medeniyet tarihinin bütün birikimlerini özümsemiş, tercüme etmiş, ve buna yeni şeyler eklemişlerdir. Câbir ibnü Heyyân, kimyayı bir bilim olarak kurdu. Cabir, tüm insani duyguların matematiksel olarak ifade edilebileceğine inanıyordu. Ekvatorun uzunluğu, Halife Mem'un zamanında ölçüldü: MS 950'de Ebu Cafer el Hazin, ilk kez üçüncü dereceden denklemi çözdü. İbnü'l Heytem ise 11. yüzyılda bir optik problemi dördüncü dereceden denklemle çözdü. Ömer Hayyam'ın üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının Avrupa'ya ulaşmadığı sanılıyor. Bu kitabın bir benzeri ancak 17. yüzyılda Rene Descartes, Franz van Schooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Güneşle Dünya'nın yıllık en uzak aralığının değişken olduğunu 9. yüzyılda Müslümanlar saptadı. Yörüngedeki küçülmeyi 12.09 saniye olarak hesapladılar. Bugün bu değer, 11.46 saniye. Tahran'da 10. yüzyılda saptanan bu bilgiye Avrupalılar 19. yüzyılda gök mekaniğiyle ulaşabildi. El Birunî 11. Yüzyıl'da dünyanın enlem ve boylam derecelerini 6-40 dakikalık küçük farklarla hesapladı. Hataları 20. yüzyılda düzeltilebildi. 11. yüzyılda tacir Costantinus Africanus, İtalya'ya İslam bilginlerine ait 25 tıp kitabı götürdü. Latinceye çevrilen kitaplar, Yunan bilginlerinin adıyla yayımlandı. Leonardo da Vinci'nin çizdiği aletler ve matematik hesapları bugün bile 'inanılmaz' bulunuyor. Halbuki bu İslam bilginlerine ait olduğu kabul edilirse, tasarımların 'sır'ları da ortaya çıkıyor. Bütüb bunlara daha bir çok isim ve buluş eklenemek mümkün ama listeyi uzatmaya gerek yok. Bugün müslümanlar İslam'ın dinamik ve atılımcı gücünün farkında değiller. Bugün müslümanlar islam'ın çok uzağındalar. Bugün sadece adı müslüman olan insanlar yaşıyor. Bugün islam'ı bilmediği halde müslüman olanlar olduğu gibi İslamı bilmediği halde ona düşmanlık edenler çoğunlukta... __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Erbakan: "AKP ve CHP Yahudi uşağı" | bekirsami | Türkiye Siyaseti | 11 | 21-07-07 17:57 |
| Erbakan: "AKP ve CHP Yahudi uşağı" | bekirsami | Türkiye Siyaseti | 0 | 15-07-07 23:07 |
| Bir Türk Dünyaya bedel ise Bir Iraklı kaç Amerikalıya bedel değildir | goodfather | Dünya Siyaseti | 2 | 06-04-06 22:14 |
| Yahudiler & İsrailoğulları | hancı | Arşiv | 15 | 07-03-06 19:24 |