Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Kültür - Sanat > Kültür-Sanat tartışmaları ve haberleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kültür-Sanat, İdeoloji ve Toplumsal Tutum

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Kültür ve sanat hakkında tartışmalar,haberler


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski09-02-08, 15:23  #1
speranza
Kültür-Sanat
 
Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 507
Kültür-Sanat, İdeoloji ve Toplumsal Tutum



Kültürel ve sanatsal bir çok eyleme ilgisiz olduğunu düşünüyoruz toplumun. Özellikle aydın ve entellektüel olduğunu idaa eden veya bizim böyle kabul ettiğimiz çevreler bu idaayı sürekli yineler durumda.

Herhangi bir sergide, dia gösterisinde, konferansda, sempozyumda, gazetede, kitapda; çoğunlukla ideolojik bir tutum görüyoruz. Hatta bazı zamanlarda bu tutum ideolojiyi dayatma noktasına kadar varıyor.

Etkinlik veya eserlerin, yoğun bir şekilde ideolojilerin etkisi altında kalması toplumun bu çalışmalara ilgisiz kalmasını -belki de bu bir ilgisizlik değil kaçıştır- haklı çıkartır mı?

Kültür-sanat, ideoloji ve toplumsal tutum arasındaki ilişki nasıl olmalıdır, bu konuda sınırlar olmalı mıdır, olamalıysa sunan kesim ve sunulan kesim adına sınırlar ne olmalıdır?
speranza is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-02-08, 20:35  #2
sarayka
 
sarayka'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,221

Varlığa ilişkin a priori bilgi yoktur.
Bir konuda sözlerimizi, eğer değer yargılarımız belirlemeyecekse, gerçekle ne kadar ilintili olduğuna dair somut verilere dayandırmalıyız.
"Aydın ve entellektüeller toplumun kültüre ve sanata ilgisiz olduğunu söylüyor" önermesi bir değer yargısı içeren önermedir. Hangi veriler, buna inanmamıza neden olacak?

Herhangi bir "etkinlik" herşeyi içerebileceği gibi, ideoloji de içerebilir.
Bir ideoloji yol gösterici olandır. Aydınların da buna ihtiyacı vardır sanatında vardır.
politik sanat, sanatın yönelimlerinden biridir. Fakat ideolojik olmak başka bir anlam içerir.
Kırların ve taklaların resimleri, peyzajdır.
Peyzajın başlangıcı, tarlalarını ve zenginliğini göstermek isteyen kapitalizmin başlangıç evresindeki toprak beylerinin isteğidir.
Basit bir manzara resminin temeli ideolojiktir, bu bakımdan.
Söz konusu olan politik olmaksa, toplumdan bağımsız değildir politika.
Yükselen yeni değerlerimize uygun olarak toplum tek boyutlu olmaya alıştırıldığı ve öteki olan, kötü olan, olarak içselleştiği için, genal değer yargılarının dışında olan kötü kabul ediliyor.

Sanat herhangi bir nedenle sınırlanamaz. politik, ideolojik, erotik olablir.
Kime sunulacağına göre de şekillendirilemez.
Eğer sanata karşı bir ilgisizlik varsa, ilk olarak kültür bakanlığının ne kadar bütçesi olduğuna bakarak aranmalıdır konu.
Sanata dünyanın geri kalanından daha az ilgi olduğu doğru. Fakat eğitim konusunda, en geri Afrika ülkeleriyle yarıştığımız da doğru.
Sanatçıya karşı resmi bir saldırı normal kabul edilirken, Aydınlar sürekli mahkeme kapılarında dolaşırken, çıkışlarda saldırılara uğrarken, toplumun aydınlara karşı önyargı sahibi olması kaçınılmaz.
Bir heykel dikiliyor ve pornografik olmasından sözediliyor. Eğer bu saldırıya karşı çıkılmıyorsa, salt politik olma bakımından da karşı çıkılamaz sanata. Çünkü sanat pornografik içerik bile taşıyabilir.
Ortalama her söylem "kendine aydın diyenler" diye başlayabiliyor ve bu normal kabul ediliyor. Sözün hakaret içerdiği kimseyi ilgilendirmiyor.
Nobel kazanan bir yazar cumhurbaşkanının umrunda olmayabiliyor.
Diğeri aydınları kabu lettiğ iiçin saldırılar olabiliyor.
Bunların tümü "ideolojik" tavırlar.Politik tavır alma.
Yani sanat hiç bir yerinden ideolojiden ve politikadan ayrı değil.

Bir de diğer yüzü var sürecin. Politik tavırlarına sanatı kalkan yapma eylemi. Sanat belirli bir politikayı işleme aracı olarak görülebiliiyor.
Aslında bu tam olarak olmaması gereken bir şey değil.
Tek şartla, üretilen şey sanat eseriyse. Sanatsal bir "şey" sanat eseri olarak sunulursa, bu zaten, genel olarak sanatın içeriği bakımından anlamlı değil.
sarayka is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 15:29  #3
seha
Admin
 
seha'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 4,346

Alıntı:
Sayın speranza şöyle demiş:

Mesajı Göster
Kültür-sanat, ideoloji ve toplumsal tutum arasındaki ilişki nasıl olmalıdır, bu konuda sınırlar olmalı mıdır, olamalıysa sunan kesim ve sunulan kesim adına sınırlar ne olmalıdır?
Sanat , ideolojilerden bağımsız değildir. Her şeyden önce bunu ortaya koymak gerek. Dolaylı ya da dolaysız olsun, ideolojiler ile bir ilişki içerisindedir sanat. Toplumsal olandan soyutlanıp bireyin iç dünyasının bir yaratısı dahi sonuçta bulunduğu toplumsal&siyasal yapının dışında durduğundan bir ideolojik tercihi içinde barındırır. Burada tercihin bilinçli yapılmaması önemli değildir. Önemli olan oluşan sanat-ideoloji ilişkisidir. Dolayısıyla sanat-ideoloji arasındaki ilişki kaçınılmazdır. Bu ilişki nasıl olmalıdır sorusunun yanıtı ise ideolojinin sanatın önüne geçmemesi gerektiğidir.

Aynı durum kültür için de geçerli olmakla beraber kültür, sanattan farklı olarak aynı zamanda muhafazakar eğilimler gösterebilmektedir. Modern devlet içerisinde kültürün uluslaşma ile paralel yol aldığını göz önünde bulundurursak egemen kültür anlayışının da egemen toplumsal&siyasal yapı tarafından şekillendirildiğini pekala söyleyebiliriz. Modern devletin getirdiği bu özellikler kültür-sanat-ideoloji ilişkisi içerisinde eğitimin yerini belirleyici kılıyor ki bu durum Türkiye özelinde aydın&toplum farklılığının da belirleyicisi durumda.
Sonuçta hakim kültür ve eğitim politikaları aracılığıyla egemen ideoloji tarafından bir kalıba sokulan, belirleyici özelliği mevcut kalıpları muhafaza etmek olan kitleler ile sanatı bir orta noktada buluşturmak pek mümkün olmuyor ve belirttiğiniz karştılıklar oluşabiliyor.

Diğer taraftan hakim ideoloji dışında kalan tüm ideolojilere , ideolojinin negatif anlamının yüklendiği bir anlayışın egemen olduğu bir zamanda toplumun sanat karşı olan bu ilgisizliğinin ideolojik dayatmadan değil sanata ve ideolojik olana bakış açısından ileri geldiğini söylemek daha mümkün görünüyor. Bugün sanat bir meta , izleyici,okuyucu,vb. ise tüketici konumundadır. Hakim ideolojinin yarattığı bu durum bir arz-talep ilişkisi yaratmıştır ki sanat ve sanatçı için böyle bir ilişki kabul edilemez. İlgisizlik olarak nitelediğimiz durum arz-talep ilişkisini göz ardı ederek yaratan sanatçının içinde bulunduğu ''ideolojik'' konumun doğal sonucudur bana kalırsa...
seha is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-02-08, 23:17  #4
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235

Alıntı:
Sayın sarayka şöyle demiş:

Mesajı Göster
Varlığa ilişkin a priori bilgi yoktur.
Bir konuda sözlerimizi, eğer değer yargılarımız belirlemeyecekse, gerçekle ne kadar ilintili olduğuna dair somut verilere dayandırmalıyız.
"Aydın ve entellektüeller toplumun kültüre ve sanata ilgisiz olduğunu söylüyor" önermesi bir değer yargısı içeren önermedir. Hangi veriler, buna inanmamıza neden olacak?
aşağıdaki linkte yer alan veriler türkiye'de kültürsanat aktivitelerine olan ilginin ne kadar olduğunu ispatlayabilecek cinsten sanırım

http://www.unesco.org/culture/worldr...contents.shtml

daha fazla bilgi isteyenler google'a statistical data+culture art+countries yazıp arayabilirler.
__________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara
Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..."

esitlik Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 12-02-08 23:19 .
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-02-08, 23:46  #5
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235

Alıntı:
Sayın speranza şöyle demiş:

Mesajı Göster
Etkinlik veya eserlerin, yoğun bir şekilde ideolojilerin etkisi altında kalması toplumun bu çalışmalara ilgisiz kalmasını -belki de bu bir ilgisizlik değil kaçıştır- haklı çıkartır mı?

Kültür-sanat, ideoloji ve toplumsal tutum arasındaki ilişki nasıl olmalıdır, bu konuda sınırlar olmalı mıdır, olamalıysa sunan kesim ve sunulan kesim adına sınırlar ne olmalıdır?
ilk sorun ideolojiden ideolojiye değişir bence. Eğer sanat, halkın çoğunluğunu içine alan bir ideoloji tarafından yönlendiriliyorsa sanata ilginin artacağı bile söylenebilir. Yalnız burada "halkın çoğunluğunu içine alan" derken, onların seçtikleri temsilcilerin ideolojik yönlendirmelerini kastetmediğimi söylemem gerekir. Çünkü halkın ideolojisi bile yokken yöneticilerin ideolojisinin olması kaçınılmaz olabiliyor çoğu kez (örnek: üçüncü dünya ülkeleri). Böyle bir durumda bürokratların "halk ideolojisi" olarak öne sürdüğü düşünsel kalıplar sanata indirgeniyorsa, sanatın engellendiğinden bahsetmek doğru olabilir. Buna karşılık halkın yararına olan bir ideolojinin sanatı yönlendirmesine ben karşı değilim, bunun sebebi de sanatla ilgili düşüncelerimin temelinde sanatın toplum için olduğu argümanının yatmasıdır. hatta en başta halkın belli kesimleri tarafından toplumcu sanat reddedilse bile bi süre sonra eğer halkın sosyal gelişimi üzerindeki faydalarından emin olunabiliyorsa, bu reddedilişe rağmen sanat toplumcu bir çizgiye zorlanabilir. Yalnız bu kez toplumcu sanatı amacından ve yöntemlerinden saptırmak niyetinde sanatçılar(!) ortaya çıkacağından, ve bu sanatçılar da halka bu konuda sayısız eleştirel demeç vereceğinden halkın kafasını karıştırma ve halkın anti-toplumcu sanata yönlendirilmesi söz konusu olur. Her konuda olduğu gibi sanatta da ideolojik mücadelelerin olması kaçınılmazdır. Hadi bir taraf mücadeleyi istemedi ve halkın ideolojilerden arındırılması gerektiğini savundu diyelim. Ya öbür taraf bu mücadelesinden vazgeçecek midir? Güncel durumda sanatta etkin olan ideoloji her gün sanatı kendi lehine yönlendirmeye çalışırken sanatın serbest bırakılması gerektiğinden bahsetmek ya da bu konuda iyimser düşünüp sanatın özgür olduğunu varsaymak gereğinden fazla iyimserlik anlamına gelir. Eğer halkın çoğunluğun yararına ters düşen sanatçılar ortada var ise buna karşı savaşan sanatçılar da olacaktır. her iki taraftan sanatçılar varlığını koruyacağına göre, sanat da bu sanatçıların ortaya koydukları birikim olduğuna göre sanat da ideolojik olmasını devam ettirecek demektir. Sanatın tarafsızlaştırılmasında insanların ya da kitlelerin ellerinden fazla bir şey geleceğini sanmıyorum. İki taraftan biri tarihin herhangi bir anında etkinliğini hissettirmek zorundadır. Bundan kaçış olduğunu düşünmüyorum.

sınırlar konusunda da şunu söyleyebilirim; sanatçıların anlatımlarında sınırlar olmadığına göre, fikirlerini ve duygularını herhangi bir bskıya maruz kalmadan anlatmakta ısrarlı olacaklarına göre sanatta ideolojik sınırlamaların olabileceğini düşünmüyorum. Yani toplumcu sanatı savunan sanatçılar eserlerini herhangi bir sınırı göz önüne almadan ortaya koyarlar. Toplumcu olmayanlar zaten rahattırlar, onarı kısıtlayan koşullar azınlıktadır. Bu durumda tplumcu olmayan sanatçıların, eserlerinde herhangi bir sınırlamaya maruz kaldıklarını hiç sanmıyorum. Zaten sanatta ideoloji sınırlaması şu anlama gelir; sanata yön veren X ve Y ideolojileri olsun diyelim. Eğer güncel zamanda X ideolojisi sanatta daha etkin ise sınırlamaların hepsi Y ideolojisi üzerinedir. Bir gün Y ideolojisi baskın olduğunda da X ideolojisi üzerindeki sınırlamalar had safhaya ulaşacaktır. Sınırlamaların ortadan kalkmasını bir kenara koyarsak azalacağını bile tahmin etmiyorum.

yukarıda yazdığım her şeyi unutsak dahi halkın büyük kısmı sanatın fazla kısıtlanmadığına inanmaya devam edecektir. Bundan dolayı sanatçıların sanatın işlevselliği ve görevleri hakkında yazılanları halka ulaşmamaya devam edecektir. yani bu sanatçıların halka anlatma çabaları da yalan olmaktadır.
Saygılar.
__________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara
Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..."
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-02-08, 01:09  #6
marijuana
 
Giriş Tarihi: Feb 2008
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 388

Alıntı:
Etkinlik veya eserlerin, yoğun bir şekilde ideolojilerin etkisi altında kalması toplumun bu çalışmalara ilgisiz kalmasını -belki de bu bir ilgisizlik değil kaçıştır- haklı çıkartır mı?
Kültürü ve akabinde sanatı sanatçı değil toplum yaratır, doğaldır ki sanatın bir ideolojisi bir duruşu ve her daim muhalifliği vardır.Dolaylı veya dolaysız sanat bundan nasibini alır.Bireyi toplumdan izole edemiyeceğimiz gibi sanatıda toplumsal şekillenişten ayıramayız.Buradaki esas mesele hakim olan hangisi, toplumun alabildiğine geniş olan değer yargıları mı yoksa sanatın özgünlüğü mü?İdeolojiyide bu ikili arasına katabiliriz.

Buna en son örnek "nü" çalışmalara yönelik gerçekleşen saldırılardır, buda eğitimsizliğin ve gericiliğin bir yansımasıdır ancak kim sesli bir eylem gerçekleştirebiliyor?Buda günümüz sanatçılarının pasifliğini ortaya koymaktadır, açıkçası ben bir kaç kişinin çıkıp çıplak yürüyüş yapmasını beklemiştim.Ancak hala sanat nesnel bir konumdayken, metalıktan çıkmamışken bundan bahsetmekte abest kaçıyor farkındayım.Her sanatçı kendi düşünsel dünyasını üretir, buradaki mesele yorumcunun ne hissettiği ve ne adlandırdığıdır ve kaçınılmazdır ki sanatçı ideolojisiyle şekillenir her birey gibi.
marijuana is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-02-08, 03:34  #7
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235

ideolojik sanat itici midir? Önyargılı mı yazılmıştır? İşte bu ideolojilerin sol kısmından sanatla ilgili birkaç makale:

http://www.sanatcephesi.net/subat.pdf

bu tarz sanat eleştirileri mantıklı geliyor mu size? Bu makaleleri sanatta bilgi birikimi olan kişiler mi yazmıştır dersiniz? Sizin fikirleriniz nelerdir?
__________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara
Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..."
esitlik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski03-03-08, 12:22  #8
marijuana
 
Giriş Tarihi: Feb 2008
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 388

Alıntı:
bu tarz sanat eleştirileri mantıklı geliyor mu size? Bu makaleleri sanatta bilgi birikimi olan kişiler mi yazmıştır dersiniz? Sizin fikirleriniz nelerdir?
Size neden bu durum garip gelmekte, sanatçı dediğiniz kişi hayattan dünyada kopuk biri mi? Elbetteki bu tarz makaleler yerindedir ve hatta daha fazla eleştirerek sanatın değerini kazanmasını sağlamak gerekir.Bakınız nü çekimlere yapılanlar ortada üstelik bu tamamiyle siyasi bir cepheden yapılmakta, şimdi birkaç sanatçı çıkıp buna karşı bir kampanya başlatsa fena mı olacak? Aksine tam yerinde olacaktır, sizin için bu insanlar kapılarını kapatıp kendilerini düşler alemine sürükleyen insanlar gibi mi görünmekte? Sanatçısından tutun, bakkalcısına kadar herkesin siyasi duruşu ideolojisi bir bakışı mevcuttur olmalıdırda, tarafsız yoktur!
__________________
Son bir gece daha çirkin olalım...

aycha..
marijuana is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
'Sanat korkakların işi değildir' Ufuk Güney Türkiye Siyaseti 3 12-01-08 03:46
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi kuruldu. Serda Arşiv 8 29-10-07 11:36
Popüler Kültür ve Yüksek Sanat çatışması sosyologgg Arşiv 2 11-12-06 13:39
Müzik Felsefesi (Sanat Felsefesi) petricli Arşiv 4 28-06-05 12:18


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 20:17.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz