"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Demokrasi Nedir?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 90
| http://abdussametkandemir.blogcu.com Demokrasi, günlük konuşmalarımızda, tartışmalarımızda sık sık kullandığımız bir terim. Sürekli ülkemizin Batılı ülkeler kadar demokrasiye ulaşmadığından yakınıyor, sorunların çözümünde demokrasinin en önemli yere sahip olduğunu düşünüyoruz? Demokrasi sadece kanunlarla sağlanılacak, insan faktörünün içinde olmadığı bir ideoloji mi? Aslında, batılı ülkelerde burada büyük bir ayrılık yaşıyoruz. Ülkemizde etkin kılmaya çalıştığımız sadece temsili demokrasi. Bunun ise, halkın oy vermesiyle, daha sonra 5 sene boyunca sadece olanları izlemesi ya da bazı eylemlerle sesini getirmesini bekliyoruz. İktidarlar da bu seneleri saltanat olarak görmekten geri durmuyorlar. Demokrasi, ne 4 yılda bir seçim yaparak, ya da insan haklarını ve ifade özgürlüğünü artırmakla sağlanacak bir felsefe değildir. Demokrasinin merkezinde insan vardır. Bu insan topluluğu halktır. İfade özgürlüğü, insan hakları, seçimler, sivil toplum örgütleri tabii ki de demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Fakat bunlar tek başına yeterli değildir. Öncelikle temsili demokrasi bugünkü modern liberal demokrasilerde, yerini katılımcı demokrasiye bırakmıştır. Her şey senato, meclis ya da kongre değildir. Bunların yanında halk direkt olarak yönetimin içindedir. Burada gerçek sivil toplum örgütleri önemli bir yer almaktadır. Sivil toplum bizdeki gibi bazılarının nemalandığı ayda 10 milyari geçen ücretlerin aldığı halkı sömürge yerleri değildir. İnsanların ortak amaç için bir araya geldiği, farklı düşüncelerle, beyin fırtınalarının yaratıldığı yerlerdir. Bu sivil toplum olgusu, gerektiğinde hükümet dahi devirmektedir. Bu gerçek halk devrimidir. Sivil toplum, bakanları koltuklarından etmekte, kanunları değiştirmekte, sistematik ve hukuksal olarak bireyin yönetime katılmasını sağlamaktadır. Katılımcı demokrasi tam olarak bu demektedir. Demokrasi, bireylerin demokrasiyi yaşamasıyla büyür. Bireyin demokrasiyi özümsemediği yerde, insanlara demokrasiye tepeden inme bir şekilde kabul ettirmeye çalışma, başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Bu demokrasinin özüne de aykırıdır. Hele hele milleti temsil edenlerin dahi demokrasiye inanmaması, sözde demokratım derken, uygulamada her türlü anti demokratik davranışı yapması, samimiyetin zedelenmesine yol açacaktır. Ülkemizde de bu yukarda yazdığım gibi yaşanmaktadır. Halkımızı temsil ettiklerini söyleyenler, öyle hareketlerde bulunmaktadır ki; böyle vekillerin olduğu bir ülkede, linç kültürünün artması, toplumsal çöküntünün hızlanması normal bir sonuçtur. Örneğin; bir milletvekili düğünde havaya ateş açmakta, diğer bir vekil ise, futbol maçında rakip takıma su şişesi fırlatmakta, başka bir vekil ise meclis önünde polisi tehdit etmektedir. Her hafta, meclis küfürlü, kavgalı sahneler görmektedir. Parti içi demokrasi ülkemizde yoktur. Parti içi demokrasi olmadığı gibi, en küçükten başlayıp en büyüğüne kadar her türlü kurum ve kuruluşta farklı düşünme ihanet olarak algılanmaktadır. Ülkemizde kurum ve kuruluşlar, demokrasinin çok uzağındadır. Bu şartlarda halkın demokrasiyi yaşaması gerçekten zordur. Aile içinde kadının söz hakkı olmadığı, farklılıkların hor görüldüğü, çocuğun sürekli şiddete maruz kaldığı, her yarışmada kavga, dövüşün hakim olduğu, insanların sokakları çöplerle dolduğu, turistlerin girecek tuvalet bulamadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez. İşte biz birey olarak, demokrasiyi kendi çapımızda yaşamaya başladığımızda demokrasi yolunda yol kat etmeye başlayacağız. __________________
A.Samet Kandemir |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,584
| Demokrasi bir kavram olmatan öte bir hayat tarzı bir kültür değişimi .... İnsanın çizgisini tamamen etkileyen bir İdeoliji. Demokrasinin olmaz ise olmaz kavramları var ki bunların çoğunu uygulayamıyor... Milletin iradesi diyoruz ama 22 partiden 4 - 5 i meclise giriyor ve bunların toplamı neredeyse % 50 yi bile bulmuyor.. Gerekçe olarak eski DEP'İn şimdiki DTP'nin meclise girmesini önlemek sunuluyor. Peki bu DTP' nin kapatılıp bu misyonu tutan ideolojini yasaklanıp tam temsili sağlamak adına kotayı düşürmek demokrasiyi yaşatmak ya da hayata geçirmek değil mi ? Öte yandan temsil haklarını gasp etmiş ve yine demokrasinin bir koşulunu çiğnemiş olacağız. Yine hürriyetin garantisi, özğürlüğün hudutlarını belileyen kriterin mülkiyet olduğu bu sistemde zaten bir ve çoğunluk kesimin siyasi ve hukuki alanda eşit şartlarda olduğunu da kimse ifade etmeyecektir sanırım. Buradan da sadece demokrasiyi lafta bıraktığımız ortada değil mi ? Öte yandan vekil seçimlerin de hukuksal kriterlerin belirleyici değil sınırlayıcı olması merkezi noktayı parti haline getirmekte ve bu ölçüde ideolojik bir kutuplaşmaya gidilmekte..... Ve parti başkanlarının çıkarıp ekledikleri adaylar v.s bu şekilde de millet vekilini mi seçiyor ? Yoksa belli bir ideolojinin ve temsilcisinin önüne sunduğu ( A mı, B mi ) şekilinde ki bir tercih mi yapıyor ? Bunun sonuçu olarakta demokrasi iktidar sahipleri tarafından temsil etiikleri düşünceye yaklaşmak adına bir araç olarak görülüyor... Burada iktidarı suçlamak kadar öz eleştirilde yapılmalı. Çünkü bir şey yapılacaksa bu toplumsal bir hareket ile olacaktır... Bu ve daha onLarcasına dayanarak yaşadığımız sistemin adına demokrasi diyebilirmiyiz ? Tam demokrat Türkiye denirdi bi ara..... O halde biz kismi demokratız yani işimze geldiği kadar... Bunları söylemeye de hakkım varmı diye düşünüyorum.Dünyanın, Avrupanın diğer büyük ülkelerinde ki sistemler incelendiğin de onların da teoride ki demokrasi yi tam anlamı ile hayata geçiremediğini görüyoruz... O halde demokrasi bir ütopyamı dır sorusu geliyor insanın aklına ( aslında başlışlığı da bu şekilde açıcaktım fakat kisme demokrat bir milletiz )__________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... erdi Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 20-05-07 17:00 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 61
| Demokrasi yunanca kökenli bir sözcük olup en öz anlamıyla halkın iktidarı (demos; halk, kratos; iktidar) demektir. Yani demokrasinin en temel anlamına baktığımızda çoğunluğun seçtiği, çoğunluğun iktidarı diye bir tanımlama kelimenin çözümlemesinde mevcut olmadığı gibi halkın çoğunluğunun tercihi halkın yararına olacak diye bir şey de söz konusu olamaz. Bu bağlamda denilebilir ki demokrasi kelimesinin anlamı yozlaştırılarak günümüzde Burjuva oligarşisinin sömürü aracı haline gelen halkın çoğunluğunun oylarıyla iktidarın belirlendiği çoğulcu demokrasi anlayışına indirgenmiştir. Söz konusu anlayışa göre her sınıfın hakkını savunan bir parti kurulur ve her sınıftan insan serbest seçim ve gizli oy gibi haklarını kullanarak yönetimde söz sahibi olur ve bu şekilde siyasi anlamda eşitlik sağlanır. Ama gerçekte herhangi bir eşitlik söz konusu olmayıp sosyal ve ekonomik anlamda eşitsizlikler hep süregelmiş, söz konusu sistem sadece sosyal patlamaları önlemede ve oligarşi düzeninin meşruiyetini sağlamada bir araç görevi görmüştür. Buna karşılık olarak bazı düşünürler daha yirminci yüzyılın ilk yarısında söz konusu soruna değinmişler ve gerçek demokrasinin Stalin yönetiminde olan Sovyetler Birliği'nde olduğunu iddia etmişlerdir. Zira Sovyet tipi sosyalist bir sistemde makro bazda iktisadi faaliyetten ortaya çıkan artı değerin devletin elinde toplanarak eğitim, sağlık , sınai yatırımların yapılması ve elektirik, su, ısınma gibi hizmetlerin ücretsiz olarak her bireye sağlanması ve bu şekilde bireylerin ilk elde ellerine geçmeyen emeklerinin karşılık geldiği değerin artı bölümünün vergiler olmaksızın dolaylı ve eşit olarak dağıtılması söz konusu olduğundan, iktisadi tanımı "gerçekleştirilen iktisadi faaliyetten sağladıkları faydaya göre birbirinden ayrılan gruplar" olan sınıf kavramının sovyet tipi bir ekonomide "yek"e indirilmesi vesilesiyle gerçek demokrasinin yada demokrasinin gidebileceği en uç noktanın eski Sovyetler Birliği'nde yaşandığı izah edilmektedir. Burada akla ilk gelen soru çoğulcu demokrasi mantığı çerçevesinde bakıldığında sovyet tipi bir sistemde hangi sınıfın partisinin kurulup neyin hakkının savunulabileceğine ilişkindir. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 232
| Demokrasi, aynı tip giyinen, aynı tip düşünen,aynı tip yaşayan insanlar arasında birisini yönetici seçmek midir?Yoksa karşısındakine saygı duymak, farklılığını kabul etmek, farklı olarak yaşam hakkının olacağına inanmak mıdır?Ya da hiçbiri size göre...Görüşlerizi bekliyorum... Teşekkürler... __________________
Zayıf ve köksüz inançlar ,şişesi olmayan gaz lambasına benzer.Ufacık bir şüphe esintisinde ışığı hemen sallanmaya ,titremeye başlar.Şiddetli bir esinti karşısında sönebilirler. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,580
| Demokrasi dediğimiz 5 sene de bir oy kullanıp insiyatifi birkaç bireye bırakmazsa ben öyle demokrasiden almayayım. Demokrasi katılımcı ve direk etkili olmalıdır. |
|
| #6 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,148
| işçinin hakkını arayabildiği düzene demokrasi denir.Sendikanın,grevin,toplu sözleşmenin olmadığı yerde demokrasi yoktur.türkiyede olduğu gibi.... __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sosyal Demokrasi Nedir? | Doan | Siyasi İdeolojiler | 50 | 08-07-08 17:25 |
| İslam - Demokrasi - | evaporit | Kitaplı Dinler - Tarikatlar | 19 | 06-02-08 11:06 |
| Demokrasi nedir ? | barış | Siyasi İdeolojiler | 20 | 21-10-07 17:44 |