Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Türkiye Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Mayıs ayı hayatımız gibiydi.... / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski09-02-08, 21:37  #1
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427
Mayıs ayı hayatımız gibiydi....



MAYIS AYI HAYATIMIZ GİBİYDİ Cezmi ERSÖZ

Mayıs, benim için öfke ve direniş ayıdır. Mayıs, benim için hüzün ve yenilgidir.

Mayıs ayı bitmez. Tam bitecekken yine gelir ve kendisini hatırlatır...

Mayıs ayı, eve geldiği ürpertici bir gecede, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlayan babamdır...

Bu ülkenin onuru, masumiyeti, direnişi, temiz kalmış son çocukları asılmıştır mayıs ayında, ama mayısın hıncı ve kurbanları bitmemiştir yine de...

Mayıs ayı, Almanya’nın Köln şehrinde bana sonsuz bir hasretle sarılıp, sen İstanbul kokuyorsun, diyen Atilla Keskin’dir en çok... Çünkü, mayısın bütün öfkesi, direnişi, hüznü, yenilgisi, bitmeyen istekleri ve son kurbanı onda toplanmıştır...

En sevdiği, canından çok sevdiği insanları hep mayıs ayı içinde yitirmiştir o...

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’la birlikte yola çıkmıştır. Aynı hareketin, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun öncüleridir hepsi. Özgürlük ve adalet istemişlerdir. Bağımsız bir ülke ve o ülkede halkların kardeşçe yaşamasını istemişlerdir. Türkiye’yi yerinden oynatmışlardır...

Halklar inanmıştır bu çocukların haklılığına ve taleplerine. Bir subay olan babam dahi, bir mayıs gecesi, bizim çocukları astılar, diye ağlıyorsa, yeniden geri dönüp o günlere bir kez daha ve derinden bakılmalıdır...
Ama kırılgandır tarih. İyilikler ve umutlar alınırsa elinden, aklı kötülüğe ve zulme çalışır. Nitekim öyle oldu...
Yakalandı bizim çocuklar. Askeri mahkemelerde yargılandılar. Kalbi bu çocuklarla olanlar umutlarını ve heyecanlarını korkunun karanlığında gizlediler...

Askeri mahkemeden 18 idam çıkar... Hakkında idam kararı çıkanlardan biri de Atilla Keskin’dir...
Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i Mamak Askeri Cezaevi’ndeki ön hücrelere tek tek koyarlar. Belli ki onların idamı kesindir artık. İntihar etmesinler diye de hücrelerindeki lambalar koridora alınmıştır. Hüseyin İnan’ın, yani herkesin benimsediği ismiyle Dede’nin elinde “Gerilla Savaşı ve Marksizm” adlı kitap vardır ve çok az bir zaman sonra idam edileceğine hiç aldırmadan, bütün dikkatiyle okumaktadır... Yusuf Aslan’ın hücresinin duvarında ise Pir Sultan Abdal’ın resmi asılıdır. Resimde, Pir Sultan Abdal’ın boynuna idam ilmeği geçirilmiştir. Tarihin kırılganlığı devam etmektedir...

Yusuf Aslan bir ara hücresinden arkadaşlarına seslenir: Biz gidiciyiz, bu kesin... Kendinizi sıkı tutmalısınız! Belli ki mapusluk süreci bu kez uzun olacak sizin için. Biz gittikten sonra üstünüze çok geleceklerdir. Kendinize bir uğraş bulun. Bol bol okuyun, hatta ikinci bir dil öğrenmeye çalışın. Yoksa zamanı tüketmeniz kolay olmayacaktır...

İdamla yargılandıkları halde, birbirleriyle şakalaşmaktan geri kalmayan, ölüme bile güle oynayarak, yaşam sevinçlerinden bir nebze bile yitirmeden giden insanlardır bunlar...

Hücrelerine dadanan ve yakalayıp Abdürrezzak adını verdikleri bir fareyi kuyruğundan iple asıp, fareden çok korktuğunu bildikleri Yusuf Aslan’ın hücresinin önünde sarkıtan, onu ranzasının en üst noktasına tırmandırıp arkadaşlarından can hıraş feryatlarla yardım istemesine en masum neşeleriyle gülen bu çocukları nasıl unutur ki insan...

O Yusuf ki, tutuklamalarından birinde polisler bıyıklarına bakıp, bunlar ne biçim bıyık ulan..., diyerek yoldukları için ve başka tutuklanışında polislere bu zevki bir daha tattırmamak için sorgudan önce, kendi bıyıklarını kendisi yolan; o Yusuf ki; elleriyle boğazını sıkıp, dilini dışarı çıkararak, bakın işte, beni astıklarında görüntüm böyle olacak!, diyerek kendi ölümüyle bile alay eden, yaşam dolu ve korkusuz bir insandı...
Deniz, bambaşkaydı benim için. Herşeyden önce babası Cemil Gezmiş, babamın arkadaşıydı. Kadıköy’ün, masaları yeşil örtülü, o yoksul esnaf kahvelerinde buluşup, acı çaylar içer, idamların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konuşurlardı...

Deniz bambaşkadır benim için. Atilla Keskin’in görüş günlerine gelen abisinden Rodrigez’in gitar konçertosunu getirmesini istemiştir... Sarıldığım devrimciliktir onunkisi... Hep sevgiden sözeden Che Guevera gibidir… Yaşam sevinci, coşku, espri, hüzün ve duygusallıktır o... Rodrigez, belki de ilk kez onun varlığında, aynı anda yaşama ve ölüme çalmıştır gitarını, son bir kez içilen bir bardak hapishane çayı, son kez ciğerlere çekilen bir nefes sigarayla birlikte...

Hüseyin İnan ise okur, düşünür ve yorumlar. Hareketin gizli öncüsü odur. Boşa konuşmaz, herkes ona inanma ihtiyacı duyar. Eylemleriyle kanıtlar düşüncelerini. Sakin ve bilgedir. Bu yüzden arkadaşları ona “Dede” derler...

Ama dedim ya, kırılgandır tarih, iyilikler ve umutlar alınırsa elinden, aklı kötülüğe ve zulme çalışır...
Önce Deniz’i götürürler idam sehpasına… Deniz, masaya çıkmadan önce, orada hazır bulunanlara, bizi cezaevinden yangından mal kaçırır gibi kaptılar, havalandırarak getirdiler; ayakkabılarımızın bağlarını bile bağlamamıza fırsat vermediler; postallarımın bağlarını bağlasınlar; asıldığımda ayağımdan düşmesini istemem, diye bağırır. Sonra gardiyanlar onu masaya çıkartır. Bir gardiyan ilmeği açar, genişletip, boğazından geçirir. Deniz o anda son sözlerini söylemeye başlar: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm!..
Deniz asılırken Yusuf Aslan’ı getirirler oraya ve Yusuf Aslan oradakilere, duydum Deniz’in sesini, der. Darağacı bu defa onun için hazırlanır. Yusuf çıkar bu defa taburenin üzerine ve son kez şöyle der: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için, bir defa, şerefimle ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle hergün öleceksiniz! Bizler halkımızın hizmetindeyiz, sizler Amerika’nın… Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!..
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-02-08, 21:37  #2
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427

İnanın o yılları yaşayan biri olarak, bunları yazmak hiç kolay değil. Yirmi iki-yirmi üç yaşındaki o insanların bu sonsuz cesareti ve inancı karşısında hayranlıkla birlikte, derin bir utanç da duyuyorum. Utanıyorum, çünkü bugün ülkemizin üzerinde Çatlı’nın faşist ruhu dolaşıyor. Utanıyorum, çünkü bu ülkede birçok lisede gençler kendilerine örnek insan diye, Çatlı’yı seçmiş. Utanıyorum, çünkü Çatlı’nın ev arkadaşı, iş arkadaşı olduğunu söyleyen birileri, pervasızca ve sanki hiçbir şey olmamış, sanki onca insan boşuna ölmüş gibi, yanıbaşımızda ahkam kesebiliyor...)
Ve sonra sıra Dede’ye, Hüseyin İnan’a gelir. Sigara içip içmeyeceğini sorarlar. İçmeyeyim, der. Sonra orada bekleyenlere döner ve ayağındaki lastik ayakkabıları göstererek: Söyleyin babama, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görüp, doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye, üzülmesin. Askeri cezaevinde, ayakkabılarımızı giymemize bile fırsat vermediler. Ayakkabılarım cezaevinde kaldı. Onlara hediyem olsun... Savcı, sözünü kesmek için, sehpaya çık, diye bağırır. Hüseyin İnan, masanın üzerinde, gayet sakin; sabırlı ol, çıkacağım, der. Ve tabureye çıkmadan, masanın üzerinde son sözlerini söyler yüreklice: Ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!..
Diner ağır kapıların ve acımasız kilitlerin gürültüsü... Diner zincir şakırtılarının sesi... 1972 yılının 6 Mayıs’ıdır...
Bir kişi daha götürülse idama bu Atilla Keskin olacaktır. Ama daha başka kimse götürülmez. Son idam edilen Hüseyin İnan’dır. Ama vasiyeti kalır Atilla Keskin’de... İdama, darağacına götürülürken, Hüseyin İnan, can yoldaşından, Atilla Keskin’den tek bir şey ister: Eğer birgün kurtulursan bu zindanlardan, eğer birgün özgür olursan, bir sevdiğin olursa ve ondan da bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy…
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-02-08, 21:38  #3
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427

Ölmeden önceki son isteği budur Dede’nin...
Aylardan mayıstır. Zulüm ve dostluk; inanç ve erken ölüm birbirine karışmıştır, ama unutulmayan tek bir şey vardır: Verilen sözler... İnsanın alnına yazılır. Üstelik aylardan mayıssa ve darağacına giden insanlar en sevgili arkadaşlarsa, dostlarsa, umutlarsa, direnişlerse ve sözkonusu olan, onların son dileğiyse...
Atilla Keskin, Mamak ve Niğde cezaevlerinde dört sene kaldıktan sonra, 1977 yılında yurtdışına çıkar. Kendi gibi yürekli bir kadını sever. Bu kadından bir oğlu olur. Unutmak mümkün müdür o son sözleri: Eğer yaşarsan, eğer bir kadını seversen, eğer ondan bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy...
Ve dünyaya gelir o çocuk. Hiç şüphesiz, adı Hüseyin İnan olur. Dede İnan...
Almanya’dır gurbetin adı… Aradan yıllar geçer, Hüseyin İnan büyür. Sürgünlük büyür, büyür vatan hasreti, büyür yirmi iki-yirmi üç yaşında asılan yoldaşların özlemi...
Ve birgün, küçük Hüseyin İnan, spor yaptığı yerden dönerken, sırt çantası yoldan geçen bir kamyona takılır. Tekerleklerin altına sürüklenir birden Dede İnan. Ve o an can verir... Ve ne acıdır ve ne tuhaftır ki, aylardan mayıstır... Oğluna benim adımı koy, diyen yoldaşın adını taşıyan ilk oğlu, ilk gözağrısı yine mayıs ayında alınmıştır Atilla Keskin’in elinden. Alınmıştır yaşamdan...
Mayıs devlet midir?… Mayıs öfke ve direniş midir?… Mayıs zulüm müdür?… Mayıs hüzün müdür?… Mayıs, bu ülkenin asılan son masum ve lekesiz çocukları mıdır; kırılan tarih mi, yoksa hayatın ta kendisi midir mayıs?… Nedir mayıs?...
Masumken ölmüştür Hüseyin İnan, tıpkı ismini aldığı Hüseyin İnan gibi, onun yoldaşları gibi… Bu yüzden annesi, beyaz bir tabuta konulmalı, diye diretir. Almanya’da günlerce beyaz ve küçük bir tabut aranır. Sonunda bulunur o beyaz tabut. İçine Hüseyin İnan konur… İçine Türkiye konur… İçine, bu ülkenin yitip giden masumiyeti, darağacına korkusuzca, hatta güle oynaya giden ve kendi ölümleriyle bile alay eden lekesiz, yiğit çocukları konur...
12 yaşındaki İnan’ın arkadaşları, mezara o an üzerlerinde ne varsa, çiçeklerini, kasetlerini, ayakkabılarını, wolkmenlerini, şapkalarını atarlar...
Ağlamak ayıptır ya devrimciler için, hep içimize akıtırız ya o içimizi dağlayan gözyaşlarını… Yüreği avucunda bir şair bozar bu kalpsiz geleneği; Atilla Keskin’in en yakın dostlarından şair Nihat Behram bozar… Ben ağlıyorum ve kimseden izin almıyorum, der... Ve işte o an boşanır gözyaşları... Ve Atilla Keskin, yoldaşları birkaç metre ilerde asılırken ağlamayan Atilla Keskin, tam 21 yıl sonra, ilk oğlu Hüseyin İnan’ın mezarı başında ağlamaya başlar.
22 yıldır dönemediği ülkesi Türkiye için, o cesur ve yiğit yoldaşları için, hergeçen gün yokedilen masumiyetler ve inançlar için, kirletilen umutlar için ve bunların hepsini o kısacık, o ceylan ömründe taşıyan ilk oğlu Hüseyin İnan için ağlar. Doyasıya ve katıksız ağlar. Onca yıl, biriktirdiği herşey için, sustuğu ve içine attığı herşey için... Tıpkı babamın, bir mayıs ayında, bir gece vakti eve gelip ve hepimizi uyandırıp, biliyor musunuz, bizim çocukları astılar, diye ağlaması gibi...
Yine de özlenir hayat, yine de özlenir ne kadar kirlense de Türkiye ve İstanbul… Ve Atilla Keskin, bana memleket hasretiyle sarılıp, sen de İstanbul’un kokusu var, diye gözyaşlarıyla sarılır...
Bir kere gelenek bozulmuştur. Artık çok şey birikmiştir içimizde. Zehirlenmemek için, ne hissediyorsak öyle olmalıyız ve öyle davranmalıyızdır...
Ve Nihat Behram, 12 yaşında, evine dönerken bir kamyon altında kalan Hüseyin İnan için şu dizeleri okur mezarının başında:
“Acıların sessiz, sözsüz kuşlarını bıraktın şarkılarımıza...
Ölümlerde ağlanmasın diye ezberlemiştik; senin için ağladık...
Çünkü, bahar günü yürek taşımanın ölçüsüydü senin için ağlamak...
Can üstünde parçalamış senin gibi bir çiçeğe ağlanır...”
Anladım, mayıs herşeydi… Öfkeydi, direnişti, zulümdü, yenilgiydi; o cesur ve yiğit yoldaşlardı, ölümüyle alay eden Yusuf Aslan’dı, babası üzülmesin diye ayakkabılarını arkadaşlarına hediye ettiğini söyleyen Hüseyin İnan’dı; asılmadan önce son kez dinlenen Rodrigez’in gitar konçertosu eşliğinde içilen son çay ve son sigaraydı; babamın, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlamasıydı; Atilla Keskin’in, sen İstanbul kokuyorsun, diye bana sarılmasıydı mayıs ayı... Beyaz bir tabutun başında hep birlikte söylenen son dizelerdi...
Mayıs hayatımız gibiydi. Doyasıya aşık olduğumuz, tekrar tekrar sevişsek de o hep özlediğimiz yere bir türlü ulaşamadığımız, bu yüzden acı çektiğimiz, acı çektikçe hasretle bağlandığımız sevgilimiz gibiydi mayıs ayı...
Mayıs hayatımız gibiydi...
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-02-08, 21:39  #4
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427

arada bir okurum....ve gözlerimden yaşlar akarken isyan ederim...bu ülkenin tabiri caiz ise iki yakası bir araya gelmez...bu gencecik insanlar bu halk için ,bu kendilerini vatan haini ilan eden insanlar için şehit oldular...yazık gerçekten çok yazık...
vatanımızı hepimiz çok seviyoruz ....vatan,millet,bayrak diyince mangal da kül bırakmıyoruz değil mi...
öyle ya...
emperyalizmin kucağına oturduk...keyfimiz yerinde (!)
gözlerimiz kör...beyinlerimiz yobaz...
saygıyla anıyorum...denizleri...yusufları...hüseyinleri...v e nice devrim şehitlerini...
sadece ölüm yıllarında değil,
onlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatan artık ifla olmaz çirkinlikteki gündemle,,,hükümetle,,,ekonomiyle,,,sistemle,,,ve .......
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 11:09  #5
koçero
 
koçero'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,261

Alıntı:
Sayın duygulu şöyle demiş:

Mesajı Göster
arada bir okurum....ve gözlerimden yaşlar akarken isyan ederim...bu ülkenin tabiri caiz ise iki yakası bir araya gelmez...bu gencecik insanlar bu halk için ,bu kendilerini vatan haini ilan eden insanlar için şehit oldular...yazık gerçekten çok yazık...
vatanımızı hepimiz çok seviyoruz ....vatan,millet,bayrak diyince mangal da kül bırakmıyoruz değil mi...
öyle ya...
emperyalizmin kucağına oturduk...keyfimiz yerinde (!)
gözlerimiz kör...beyinlerimiz yobaz...
saygıyla anıyorum...denizleri...yusufları...hüseyinleri...v e nice devrim şehitlerini...
sadece ölüm yıllarında değil,
onlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatan artık ifla olmaz çirkinlikteki gündemle,,,hükümetle,,,ekonomiyle,,,sistemle,,,ve .......
mayıs ayların gülüdür
............................
mayısta gönlüm delidir

Valla aralarını siz doldurun sayın duygulu,okudum mu dinledim mi bilmiyorum?

Bırakın ağlamayı falan çoğalmaya bakın.Eğer gelecek nesilere gerçekten yaşanacak bir dünya ve ülke bırakma arzusundaysanız ağlamayı bırakın.

.............
Nice yiğitlere gebe analarımız.
.............
__________________
Güçlüler sadece onları omuzlarımızda taşıdığımız için güçlüdür.Onları bir yere silkelersek yere otururlar.
Ormee İsyancıları
koçero is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 11:27  #6
Serda
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu
 
Serda'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140

MAYIS


mayıs mayıs kanlı mayıs
havaların sisli mayıs
yağmurların gözyaşların
geleceğin müjde mayıs


bu sabah şafakla bir türkü yükseldi
diyarbakırın zindanlarında
şafak kadar güzel
şafak kadar kızıl
baharın en güzel ayıdır mayıs


mayıs mayıs kanlı mayıs
havaların sisli mayıs
yağmurların gözyaşların
geleceğin müjde mayıs


kuşlar çiçekler bir başkadır
bir başka açar mayıs ayında
ama zulüm altında idi mayıs
işkenceye çekilmişti can vermişti
ve bir ağıt olmuştu dillerde


mayıs mayıs kanlı mayıs
havaların sisli mayıs
yağmurların gözyaşların
geleceğin müjde mayıs


GRUP MUNZUR


Mayıs ayı bizim için sanki yas ayı olmuştur,Bizler Deniz'leri,Hüseyin'leri,Yusuf'ları,İbrahim'leri hep bu ayda kaybetmişizdir.Bu ayda sürekli yüreğimiz kanar,içimize bir ateş düşer yakar bizi içten içe,toprağa düşen bu filizlerimizi unutmadığımız gibi onları anıları bizleri ayakta tutar,geleceğimize yön verir.Selam olsun bu yiğitlerimize.

Sevgili duygulu ne güzel yazmışsınız elinize yüreğinize sağlık bu pazar sabahı beni çok duygulandırdınız.
__________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!!
Serda is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 17:13  #7
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427

Alıntı:
Sayın Serda şöyle demiş:

Mesajı Göster
MAYIS

Sevgili duygulu ne güzel yazmışsınız elinize yüreğinize sağlık bu pazar sabahı beni çok duygulandırdınız.
sevgili serda gerçekten insanın yüreği acıyor okudukça..iyiki sizler gibi duyarlı ve hala birşeylerin farkında olan insanlar var...sayın koçero nun da dediği gibi bizlerin çoğalmasına ihtiyacımız var...
umarım bir gün herkes devrimin ışığı ile aydınlanır..
umarım devrim o karanlık yürekleri aydınlatmayı başarır...
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 17:58  #8
oguzkaan
 
oguzkaan'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 2,508

mayıs önemli bir aydır evet..

Atatürk 19 mayısta Samsuna cıkmıstır..
__________________
Kimine Rusyada bedava Tatil..!!kimine Dinamit , kimine Fitil..!!!
ÇATLI ya gelince Faşist bir Katil..!!!
Uyan TÜRK Evladı Uyuma Uyan..!!
Otuz Kupona Alınmadı bu VATAN..!!!
oguzkaan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 18:26  #9
Sürgün
 
Sürgün'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2007
Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,380

Alıntı:
Sayın duygulu şöyle demiş:

Mesajı Göster
sevgili serda gerçekten insanın yüreği acıyor okudukça..iyiki sizler gibi duyarlı ve hala birşeylerin farkında olan insanlar var...sayın koçero nun da dediği gibi bizlerin çoğalmasına ihtiyacımız var...
umarım bir gün herkes devrimin ışığı ile aydınlanır..
umarım devrim o karanlık yürekleri aydınlatmayı başarır...
Bir de kimlere karşı ne devrimi yapacağımızı, bizim kimlerden, karşımızdakilerin aslında kimler olduğunu bilebilecek, siyasal, sosyal, sınıfsal netlikleri kurabilsek hepimiz için çok çok iyi olacak. Bu anlamda da çok ciddi aydınlanma hareketine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Ne devrimi yapacağız, kime karşı yapacağız. Biz kimiz ,onlar kim?
Üreten kim, üretime çalışmadan el koyanlar kim? Ürettiği halde sefilleri oynayan yaşama mahkum olanlar kim, üretmeden bey,paşa, amir,emir, beyfendi, hanımefendi olanlar kimler? Üretmeden sarayları kontrolü altında tutanlar kimler, yöneten kim, yönetilen kim. Çok mu karışık bu soruların cevabı?
Bu ülkenin mali gelirlerine, bir de bu gelirlerin aktarımına bakıvermek ,sonra da bu gelirleri istifleyenlerin yaptıkları işin mahiyetine bakıvermek yeterlidir.
__________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz.
Sürgün is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-02-08, 19:14  #10
ankakuşu
 
ankakuşu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 427

Alıntı:
Sayın uyanışlar şöyle demiş:

Mesajı Göster
Bir de kimlere karşı ne devrimi yapacağımızı, bizim kimlerden, karşımızdakilerin aslında kimler olduğunu bilebilecek, siyasal, sosyal, sınıfsal netlikleri kurabilsek hepimiz için çok çok iyi olacak. Bu anlamda da çok ciddi aydınlanma hareketine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Ne devrimi yapacağız, kime karşı yapacağız. Biz kimiz ,onlar kim?
Üreten kim, üretime çalışmadan el koyanlar kim? Ürettiği halde sefilleri oynayan yaşama mahkum olanlar kim, üretmeden bey,paşa, amir,emir, beyfendi, hanımefendi olanlar kimler? Üretmeden sarayları kontrolü altında tutanlar kimler, yöneten kim, yönetilen kim. Çok mu karışık bu soruların cevabı?
Bu ülkenin mali gelirlerine, bir de bu gelirlerin aktarımına bakıvermek ,sonra da bu gelirleri istifleyenlerin yaptıkları işin mahiyetine bakıvermek yeterlidir.
emperyalizme,faşizme,kapitalizme karşı devrim yapacağız,bunlarla savaşacağız...yani artık birbirimizle savaşmayı bırakacağız demek istiyoruz sayın uyanışlar...hani hepimiz derin uykumuzdan uyansak artık ne güzel olacak diyoruz...
birbirimizi düşman görecek ve yok edecek değiliz ya öyle değil mi....
__________________
bir anka kuşu gibi anne ...bir anka kuşu gibi kendimi külümden yarattım...
ankakuşu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
27 Mayıs cuntasının ABD ilişkisi... bekirsami Türkiye Siyaseti 52 06-05-08 23:25
Sivil savaş mı demiştik?Buyurun birde buradan yakın:1 Mayıs Mahallesinde provakasyon! Jakoben Türkiye Siyaseti 58 23-10-07 01:09
Tarihte Bugün Elenorin Arşiv 408 21-10-07 03:08
1 Mayıs... melnur Türkiye Siyaseti 324 01-05-07 21:51
3 Mayıs ceZzZa Siyasi İdeolojiler 4 10-07-06 14:03


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 01:37.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz