"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
''Gavur İzmir''.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 798
| Neden hep İzmir sözkonusu olur ... Gündem ''Kadınlar'' ile yoğun olunca... Perihan Maden Hanımefendi de Yine İzmir'li Kadınlara dokundurmuş.. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=246999 Seçim öncesi; Bir partinin seçim çalışmalarını takip etmek, ve yardımcı olmak amacıyla teşkilatında oturuyorum.. Yer İzmir; Kars'tan gelen Erkek bir misafir üye; Pek bir hayret içersinde kalmış olmalı ki!, Parti içinde harıl harıl seçim çalışması yapan ''İzmirli Kadınları'' görünce.. Hem de başları açık!... ![]() ''Ağabey buralarda kadınlar partiye giriyor mu?.. dedi.. Neden ki ne? dedim.. (gülerek).. ''Bizim oralarda kadınların partiye falan gelmesi hoş karşılanmaz '' dedi. ![]() İlginç değil mi?... Kadınlar , Başlarını kapatsınlar..Erkek işine burunlarını sokmasınlar...sadece OY versinler.. Ah şu ''Gavur İzmir'' li kadınlar... Bütün Türkiye'ye ''KÖTÜ'' örnek oluyorlar.. Değil mi Perihan hanım.. Sizin için ''Etli'ye Sütlü'ye karışmayan''.. üstelik Gavur 'da olmayan.. kadınlar lazım.. Malum , BOP projesi gereği... ![]() saygılar |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,838
| Gavur İzmir, İzmirin kıyıya yakın olan bölümünün tarihsel ismidir. Sebebi de gayet ilginç. Osmanlılar, İzmir'in yalnızca bir kısmını alabiliyorlar, buradaki gayr-i müslim halk da içerilere taşınıyor. Osmanlı yönetimindeki bölgeye ise Müslümanlar yerleşiyor ve doğal olarak Smyrna ikiye ayrılıyor. Gavur, Müslim. Sonra sonra; Temurlenk anadolu'yu işgal edince yanındakilerinde gazına gelerek İzmir'i fethediyor. __________________
Egonuzu siyasal yönetimlere karşı koruyunuz. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,332
| İzmir'in bir kısmını alabilen Selçuklulardı da, Yuakrıda verilen linkte, parti çalışmasına katılma hikayesi yok. Başkaca bir referans olamdığına göre, bu parti çalışmasına eğitmenin katıldığı sonucu çıkıyor. Buradan hareketle, partisininkars örgütünde başı kapalı kadınların, örgüt içinde çalışmasına izin verilmediği anlamı var. Bağlantının Perihan Maden'e geçişi mantık sınırlarını zorluyor. |
|
| |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,731
| Perihan Magden abla izinden döndü, nefes alsin biraz..sindirsin..... iyi korunduguna(!) göre bir seyleri de istifledigi, önceki yazilarina oranla anlasiliyor. Üstelik, yazisina dikkat edersek, türbancilarin degil de, tam da karsitlarinin kavrayacagi dilinden yazmaya calismis ![]() ki, sonradan kivirma payi olsun diye.... ![]() Kolay gelsin Perihan Magden hanim, miktari(!) sormuyoruz size... __________________
Sevda deyince, insanlarin ödlerinin patladigi bir cagda yasiyoruz.... gezer Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-02-08 13:17 . |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,332
| İnsanların sizin istediğiniz gibi yazma zorunluluğu mu var. İnsanlar tek boyurtlu bir bakış açısına mı sahip olmak zorundalar. Türbancılar bir şey istiyorda, onun karşısında olduklarını söyleyenler buna karşılık demokratik özgürlükleri mi savunuyorlar da, Perihan Maden onlarla alay etmesin. |
|
| |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 3,762
| "Gavur İzmir "tanımlamasnın günümüzde yanlış ve özellikle hatalı bir şekilde dillere yer etmesi amaçlanmaktadır. ABD emperyalizmi güdümlü , yabancı, yani ecnebi çıkarlarının temsilcisi sözde islami referanslı , din sömürüsü üzerine politikalarını yürüten tüccar siyasetçiler , İzmir i bir türlü siyasetleri doğrultusunda "fetih" edememenin hırsı ile bu "Gavur İzmir " sözünü dillerine dolamışlardır. Emperyalist işgale karşı kurtuluş savaşı veren Milletimiz, Bildiğimiz gibi emperyalist işgalciye gavur demiştir. gavurun zulmünü çok iyi bilen ve birebir yaşayan Halkımızın literatürene bu "gavur " kelimesi yer etmiş ve zalimlerin zulmünü de gavurluk olarak tanımlamıştır. Bu gavur emperyalizmin halk dilinde tanımlanmasıdır. Gelelim İzmir 'in gavurluğuna !! ![]() Osmanlıyı yıkılışa götüren , İngiliz ticaret anlaşması, Baltalimanı anlaşması , Tanzimat ve ardından Islahat fermanı ile yabancıya toprak satışı (Yani Bugün yaşadığımız , AB bağımlılık anlaşmaları , Amerikayla bağımlılık ikili anlaşmaları, Gümrük birliği anlaşması , yabancıya toprak satışı...vs ) Osmanlının son döneminde, İzmir de yabancıların mülkiyet edinmesi , Ekonominin yabancılarca ele geçirilmesi vs vs. ile, İzmirde değişen nüfus ile İzmirin nüfusu yabancıların lehine artmıştır. İzmir gibi , Ayvalık gibi ege kıyı kentlerimizin de ... Gavur izmir ismi burdan gelmektedir.. Ve İzmir , emperyalist işgalci gavura karşı ilk kurşunu atarak , emperyalizme direnişin meşalesini de yakmıştır.. Demokrasi gibi, Dini, islamiyeti de bir araç olarak gören Emperyalist güdümlü, topraklarımızı yabancıya satışı Osmanlıdaki gibi yasallaştıran , ülkemizin değerlerini, madenlerini, ormanlarını tüm kaynaklarını özelleştirme adıyla yabancıya peşkeş çeken, halkımızın deyişiyle gavurun her isteğini yerine getiren işbirlikçi hükümetlerin ve siyasetçilerin , İzmiri gavur diye görmeleri, İzmiri siyasi anlamda ele geçirme isteği ne hazindir. Türkiye'yi siyasi , ekonomik her anlamda yabancılara satanların , yabancılaştıranların, Halkımızın deyişiyle gavurun, yani emperyalizmin hizmetinde, emrinde emperyalistlerle çıkar birliği edenlerin, İzmir'i gavurlaştıramamanın öfkesi midir bu ? ![]() İzmir gavurluğu red edip Kurtuluş savaşının ilk ateşini yakmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri İzmiri tekrar gavurlaştıramıyacaktır ... __________________
Bölücülüğe , Gericiliğe her türlü özgürlük ve demokrasi itinayla bulunur . Ya Ulusalcılığa? Yassak , kardeşim yassak ! Ulusalcılık yassakk !! FatmaSeher Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-02-08 14:14 .Sebep: imla |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377
| Biz sınıfsal ayrımcılığın keskin uçlarını daha ilkokul sıralarında öğrendik. Öğretmenin şımarık torpilli kızı her 23 nisanlarda, illa ki ağzını büze büze şiir okurdu. Olabildiğince süslü, temiz, şımarık, torpilliydi. Oysa biz ? babalarımız ya kereste tüccarı, ya bakkal, ya işçi, ya temizlikçi. Şımarmaya hiç hakkı olmayan bir evin ya altıncı ,ya sekizinci çocuklarıydık. Öğretmen yılmaz atatürkçü, kocası illa ki ya öğretmen, ya asker. Bir tek bu şımarık kızları bir de olsun olsun ikinci çocukları. Hep bizi öğretmene şikayet ederdi şımarık kız. Öğretmenim burnundan sümük akıyor, tırnaklarının arasında kir var, yediğini yere atıyor. Çocukluğumuz hep bu tiplerin bizi öğretmene şikayetiyle ,dayak yemekle geçti. Biz vardık, bir de devlete vergi ödeyen babalarımız, ama kadri kıymeti olanlar ,o devlet memuruna iş, aş, geçim sağlayan, küçük esnaf, işçi ,köylü babalarımız değil, bu ülkeye aydınlığı taşıyan öğretmenler, bir de yurdumuzu düşmanlardan koruyan asker kocalarıydı. Hep suçluyduk, hep pis, hep potansiyel bir biçimde rejim karşıtları. Kulaklarımız çekilmekten uzamış, ellerimiz sopa yemekten şişmişti. Hiç bir resmi bayramda öğretmen bize de şiir okutma ihtimalini düşünmezdi. Biz bunun normal bir şey olduğunu taaa çocukluğumuzda kavramıştık. Bir biz vardı, bir de onlar. Biz potansiyel rejim aleyhtarı pis köylüler, işçilerdik, onlarsa kemalizmin yılmaz savunucusu memurları. Hele bir de kürtseniz. oğğğ iki kere günahkarsınız. Hem kürtsün hem köylü. Bu ne cüret? Yer misin yemez misin sopaları olur bunların. Eşşek sudan gelse bile, ağacı yaşken eğecekler. Öğretmenin torpilli ,şımarık kızı dakka bir gol bir kürt kardeşini hep şikayette, muhbirlik için hep müdürün odasında. Biz çocukluğumuzda babamız kereste tüccarı olduğu için çok içerledik, diğerleri de babaları kürt olduğundan. Üzüldük, ağladık, dayak yedik bu sebepten; kemalizmin yılmaz savunucusu öğretmenlerden , subaylardan. E şimdi büyüdük. Bu masalın bir de başka boyutu varmış Onu öğrendik. Meğer ne çok haksızlığa uğramışız bu sol faşistler yüzünden. Meğer aldıkları maaşı bizim bablarımız ödermiş şimdi öğrendik. Meğer hem ekmeğimizi yiyip, hem de köşeye pıstırırlarmış bütün bir nesli. Ayrıcalıklı sınıflarını meğer biz armağan etmişiz onlara. Yedikleri çanağa pisletenler, memeleketin esas sahiplerine sopa gösterenler aslında meğer bu memleketin maaaşlı hizmetçileriymiş, bunu geç öğrendik. Babalarımız da bilmezdi, bu burnundan kıl aldırmayan, babalarımıza bile tepeden bakan faşistlerin, kendisinin memuru olduğunu. Ezim ezim ezilirdi öğretmenin karşısında. Yanımızda o büyük otorite babalarımızın ,aynı bizim gibi küçücük çocuklar gibi azarlanmasını seyrederdik. O yüzden zannederdik ki biz yedi sülale, aşşağılanmayı, hakir görülmeyi hak eden işler yaptık, suçlar işledik. Ne yapmıştık biz küçücük ellerimizle. Kimin tavuğuna kışt demiştik. Anamız döver, öğretmen döver, müdür döver, döven dövene. Sınıf siyaseti yapamak da yasakdı. Meğer halkları düşmanlığa sevkedermiş. Büyüdüğümüzde öğrendik bunları. Ama gördük ki kavgaların büyük bir kısmı işte bu sınıfsal çıkarlar için verilirmiş. Bu şan ,bu itibar için insanlar bütün bir nesili dayaktan, hakaretten geçirirmiş. Bu yüzdenmiş kinleri ,öfkeleri, bizi daha çocukluktan köşeye sıkıştırıp, pıstırmaya uğraşmaları. Bu gün öğretmenin şımarık kızı da büyüdü, biz de büyüdük. Perihan mağden verilen makalede öğretmenin şımarık kızının resmini çizmiş. Biz de her anıtkabir yürüyüşünde görürüz onları. Kısaca kokana diyorlar. Abartılı makyajları, illa ki kafalarında şapkaları, küçükken de illa ki kurdelaları olurdu kafalarında. Küçükken nasıl 23 nisan şiirini, abartılı duygu selleri ile ezberden okuyorlardı ise, şimdilerde ezberleri zayıfladığından ellerine tutuşturulmuş makalelerini yine öyle abartılı duygu seli, öfkeleri ve kinleri ile okurlar. Yine bizi şikayet etmekteler. Biz ah biz işsizler, işçi çocukları, esnaf çocukları, köylüler, kürtler. Ah bizler ne pisiz, ne hain kurtlarmışız ,yine bizi aşşağılamaktalar. Yine bize küfür etmekteler. Vatana, rejime, cumhuriyete yine bir şeyler yapmışız. Ah o memur çocukları, ah o bürokrat, subay çocukları, siz olmasanız bu memleketin çocuklarını külliyen kim vatan haini ilan edip, dayaktan, işkenceden, faili meçhullerden geçirecekti. Kim yapacaktı onca zulmü bize. Füruzan ın pek çok öyküsü ve ödüllü romanı 47 lilerde , adalet ağaoğlu nun ölmeye yatmak, bir düğün gecesi romanlarında yakın tarih bu yaşanmışlıklara göndermeler vardır. Herkese okumasını tavsiye ederim. __________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,731
| Gavur Izmir de 12 eylül fasizm mimari marmarisli Tosun, Izmir halkina Yunan Tv sini dahi izlemeyi yasaklamis, balkonlarinda canak antenlerinin Yunanistan´a cevrili olanlarin mahkemeye verilecegini söylemisti. Bu sacmaligi yapan 12 eylülcüleri kemalist sananlar ordunun yüz karasi kimlerdir, eger hic okumadilarsa sussunlar.. aydinlanmadan yazmasinalr __________________
Sevda deyince, insanlarin ödlerinin patladigi bir cagda yasiyoruz.... |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 235
| Alıntı:
__________________
Şşş çocuk uyuyor... | |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,838
| Alıntı:
Türkiye'de insanların 'eşitliklerini' savunanlar asıl eşitsizliği çıkaranlardı. Türkiye'de insanları 'ileriye götüreceğini söyleyenler' asıl geriye götürenlerdi. Türkiye'de 'çözüm' olduklarını söyleyenler, asıl sorundu. __________________
Egonuzu siyasal yönetimlere karşı koruyunuz. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gavur İzmirin yanışı | bozkır | Tarih | 1 | 26-08-07 00:54 |
| 14 Nisan | bozkır | Türkiye Siyaseti | 243 | 25-04-07 00:31 |