"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 12
| Bilim ; doğa uzerinde insanların yetki sahibi olmaları ,onu kendilerine yararlı bir hale getirmede bize yardımcı olan ,onu anlamakta ,onun kompleksli yapısını kafamızda imgelemden cıkarıp nesnel bir surec kazanmasında sarılacağımız biricik değerdir..Doğruluğu ve nesnelliği deneylerle kanıtlanabilen ,sürekli olmayan , bir teoremin ,vargının baska onun uzerine cıkmıs daha bilimsel bir teorem ile curutulup daha katkılı gerceği yansıtacağı ,surekli ilerleyişte olan ,gerilemekten değil ilerlemenin gerektirdiği butun şartları içinde barındıran ,kuşkucu ,eleştirel , somutçu ve nesnel olandır .. Bilim elimizde sahip olduğumuz en büyük değerlerden birtanesidir.Karmasık doğayı anlayıp değiştirmemizde yegane yardımcımızdır..Peki ya bu erdemli şeyin din ile olan bağlantısı ,ilişkisi nedir ? Din ve Bilim toplumda önemli etkilere sahip olan farklı iki olgudur.. Bunlar arasında ki ilişkiler,yönelimler ve çelişmeler nelerdir?? Dinler ile bilimler arasındaki en büyük farklardan bir tanesi hemen hemen bircok bilim alanının nesnelliğe dayanması ve nesnelliği deneysel gözlem ve süreclerle anlaması ,kavraması ve yorumlamasıdır..Oysa din olgusunda karşımıza , mutlak ,değişime,ilerlemeye vce gelişmeye kapalı ,kendi bakımın dünyevi hayat sona erene kadar hep mutlak kalacak ve her yeni uretim-sosyal sistem ve toplumda yetkisi , gerektirdikleri ve soyledikleri değişmez ve kabullenilebilir olacak ? Bu ne kadar mümkündür? İçinde bulunduğumuz hızlı sanayileşme çağında hergecen gun toplumlar kentsel sanayi ile birleşmekte ve derin bağlar kurmakta,feodal-ümmetçi toplumlar hemn hemen geri bıraktırılmış ulkelerde dahi yerini sanayi-kapitalist topluma bırakmakta ve bu maddi kosullar altında insanların kulturleri,yasama bicimleri ve kavramlara bakıs acısı değişmekteidr.. Peki ya din mutlak mı kalmaktadır? Avrupa da 1000 yılda değişmiş olan 4 sistem de din mutlak mı kalmıştır , eylemlere yönelik tutumları ,misyonu mutlak mı kalmış ,evrensel tanrı ahlaki yasa ve görevlerinde hep aynı netlikte mi tutumda bulunmuş yoksa maddi koşullara ilintili evrimleşmiş ,değişmiş ve nitelik mi değiştirmiştir? Feodalizm zamanındaki kral-rahip ilişkilerini hatırlayalım . Skolastik düşüncenin nitelkiği feodaliteden kapitalist topluma geçişte farklılaşmamıştır? O zaman ki aşırı-gerici ,maskelenmiş dolaysız sömürü ve afyonlama niteliği farklılaşmışmıdır? Elbette öz olarak bu nitelikleri hala devam etmektedir,geçmişte derebeyler için halkları uyuturken ,onları ebedi hayatta simdiki zorbalara inat cok mutlu yasayacaklarını anlatırken ve onlara cennette parsel parsel alan satarken, simdilerde ise kapitalistlerimizin yararına vaazlarına o guzel kursulerinden vermektedirler ama biçimsel niteliklerinde gozden kacmayacak değişiklikler yaşanmıştır.. Artık geçmişte olduğu gibi din adamlarımız ve dini yuksek sozu gecen kesimler kendilerini ust kademe ,sınıf olarak gostermekten cok cekiniyorlar,evrensel tanrı yasalarının her insanı eşit saydığından dem vurup , kendi ayrıcalıklı kanunlarını korumak icin ayrıcalıklara gem vurmayı kafalarında tasarlıyorlar.. Papası , psikoposu,dinayet görevlisi hepsi aynı görevi ustleniyor , eskisi gibi cahiliye döneminde olmayan saniyeleşmiş toplumda ki gericiliklerine farklı yollardan devam ediyorlar ,özde bir değişikliğe uğramadan .. Peki neydi bu zamanın her türlkü bilimsel-felsefi gelişimine karşı cok buyuk zorbalıklarla cıkmıs,yıkımlara ,yakımlara ve katliamlara yol acmıs klisenin ,dini kurumların vs tutumunu bugunlerde ılımlı ilimci-dinci kesimler olusturmustur.. Dinler ilime önem verir diye tutturmus gidiyorlar.. Peki niye bilimsel yenilikler ve gelişimler onların tanrılarının varlığını tehlikeye soktuğunda silahlarını kusayıp ,o popolarında ki feodal gerici statüko damgalarını açıyorlar bizlerin suratına ! Hele bazıları var ki , bunlar her türlü analitik-bilimsel kanıta karşın , sürekli lahi safsatalar ve boş laf salatalarıyla veya gerici boş sloganlarla evap vermeye çalışmakta ,allahın varlığını pozitif kanıtlanabilir bir alanda yapamadıkları için kimin yazdığı gayet belli olan bir kitaptan aldıkları ,hep aynı şeyleri anlatan kitaptan içi boş ,kendini güçlü sanan soyut bir varlıktan bahsediyorlar ve biz sizin biliminizi alt ust ettik diyorlar!! Elbet ,kulturel-sosyal ve dini çeper her üretim sisteminde ve devrimler çağında o donemin maddi koşullarınca şekillenir ,egemenlere hizmet edicek sınıfsal bir yapıya burunur.Kim ki ahlak yasalarını inceleyecekse o ahlak yasalarının bulunduğu dönemdeki ,egemen sınıfların yararına ve insiyatifine olduğunu gorecektir.. Din , hergecen gün oklarıyla saldırdığı bilim tarafından tasfiye edilmekte ,ne panteizm ,ne de fideizm artık revaçtadır ,en bilimsel gorunen idealist filozoflar bile materyalistler tarafından ,kepaze duruma dusurulmus halde.. Her yeni bilimsel gelişim ve atak ,her aydınlanma evresi dine bir kamçı daha vuruyor ve din son birkez ölen bir keşiş gibi yattığı kanlı zeminden fırlayıp,elindeki feodal baltasıyla bilimin kafasına geçirmeye çalışıyor ama her kalktığında cevirdiği balta onun ne olduğunu insanlara gayet iyi gösteriyor.. Dini hergecen gun tasfiye eden şey onun karşıtı olan bilimdir ,din ile bilim su gunlerde olduğu gibi birbirine koşullandırılmış bağlanmtılı ve destekleyici unsurlar değil tam tersine öz ve nitelik bakımından birbirlerinin tersi olan olgulardır .. Bilim mutlaklığı reddedip , her yeni kanıtın ve buluşun eskiyi sildiğini ,sürekli yeni ile eskinin ,gelen ile gidenin olduğunu ,dünya da ve toplumlarda değişmeyen hiçbirşeyin olmadığını ,doğa-ustunun insan beyninin bir yanılgısından baska birsey olmadığını her gecen gun ispat ediyor. Toplumdaki gelişmeyi hızlandırıyor ,kamçılıyor..sanayileşmeyi yukseltiyor ve onu devrimcileştiriyor ve modern dunyayı hergecen gun daha da bir yasanır hale getiriyor oysa din mutlakiyeti ve bağnazlığı , tahakkümü ve baskısı ile toplumlar üzerinde karanlık bir sis ile çöküyorinsanları boş hayallere ve soyutlamalara bağlayıp ,onların hayatlarını kendi yarattıkları hayali şeylere tapınmasına ve onların kendi yaratıcılarının ustune cıkmasına olanak veriyor,her turlu gericiliği destekliyor,kapitalist devletlerin usaklığını yapıp yoksul emekci halkların tahakümünü soyutsal alanda durdurmaya calısıyor afyonlamalarıyla..Toplumlarında değişmeyeceğini ve sonsuz bir uysallık ile verilene razı olmaya zorluyor ,isyanı kotu olarak gosteriyor ,değişimi ve gelişimi ise inanç ve dine bağımlı kılmaya calısıyor..Bunlar gayet acık gosteriyor ki din ile bilim birbirini yadsıyan iki alanda ilerliyorlar , biri ileri doğru biri ise surekli geriye doğru .. Bizlere düşen görev uzerimizdeki bu din silselesini ve tahakümünü atmak ve sürekli sanayileşen toplumda , gelişim ve değişime ayak uydurup ,hayatı ,dünyayı tüm insanlar için daha yaşanır hale getirmek için çalışmaktır, soyutsal olmayan bir evrende hindu inekleri gibi mutlu mutlu bulutların ustunde suzulerek yaşamak hayaliyle kendi yaratmış olduğumuz varlıklar için secdeye giderek değil ! İbrahim Öz |
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| Önce dinleri öğrenin... Bu konuyla ilginenen bilim da var;belli ki hiç denememişsiniz... ali0_1 Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-04-06 22:45 . |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 12
| İnanç ile bilimin birbirine zıt kavramlar olduğunun kanısındayım , biri nesnel olan iken diğeri domatik ve nesnel ifadelenişi yoktur,metafiziktir.. |
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| O zaman niye günlük hayatı düzenleme arayışı var??? Din, olanı kesin olarak bir kenara bırakıyorsa;Allah ın var ediciliğine;yaratıcılığına olan inanç nerede??? Ya dinler hakkında bilginiz yok;ya da bilgileri doğru algılayamamışsınız... |
| #5 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,510
| Alıntı:
| |
| #6 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,610
| Metafizik bilim falan değildir. Ancak şöyle olabilir, Metafizik konuları diye ele alınan şey aslında fiziğin şuan açıklayamadığı ileride açıklayacağı şeylerdir. O kadar. Yoksa metafizik bilim falan değildir.. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,026
| Alıntı:
Her tektanrılı din aslında egemenlerin putperet dinine karşı bir "kafirlik" hareketidir. Toplumun genellikle ezilen sınıfları başlangıçta tek tanrılı dinlere taraftar olur. Musa'yı düşünelim... Firavun despotuna karşı ezilen halk olan İsrail oğullarının bir başkaldırısıdır. Musa halkına devrimci perspektif kazandırmak için ve haklta varolan tanrılar düşüncesini bildiği için -kimilerine göre kendisi- kimilerinde göre de İbrahim'den esinlenerek "tek tanrı" fikri ortaya atmıştır. Musa'nın dini ezilenlerin diniydi. İçindeki milliyetçi ögeler ibranilerin ezilen halk olduğunu gösterir. İsa'nın dini de ezilen sınıfın ezenlerin putlarına karşı gelen bir din olarak doğmuştu. Hatta ilk hristiyanlık dininde komünist bir yapı bile vardır: Ve kendilerini elçilerin öğretisine, ortaklığa (koinonia), ekmeği paylaşmaya ve duaya adadılar... Ve tüm inananlar bir arada bulunuyor ve her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı; Ve mallarını mülklerini satıyor ve bunları herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı.” (2, ayet 42 f.) İnananlar topluluğunun ruhu ve kalbi birdi: Hiç kimse sahip olduğu bir şey için «Bu benimdir» demiyor, her şeylerini ortak kabul ediyorlardı... Aralarında yokluk çeken de yoktu: zira toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar ve sattıklarının bedelini getirip Elçilerin emrine verirdi, ve bu da herkese ihtiyacı uyarınca dağıtılırdı.” (4, ayet 32 f.). Fakat ortaçağda hristiyanlığın nasıl feodalizm koruyucusu bir afyon haline geldiği herkesin malumudur. Çünkü din sabittir, değişmeyeceği düşünüldüğü için (aslında herşey gibi az da olsa din de değişiyor) varolan sorunlara yeni perspektifler sunumaz. Yahudilik bugün içinde ırkçı ögeler bulunduruyorsa bu Musa'dan sonra Tora (Tevrat) yazıcılarının ve yorumcularının artık Firavun kalmadığını akıllarından çıkarmış olmaları sonucudur. Aynı zamanda dinin egemenlerin elinde kitlelerin afyon olmasını sağlayacak bir özelliği vardır. Din itaat emreder. Din insanlara öteki dünya sunar, hak aramayı oraya bırakır. Burada ne kadar ezilseniz de orada rahat edeceksiniz der. Özellikle hristiyanlıkta bu böyledir. "Sana bir tokat atana öteki yüzünü çevir" diyen papazları dinleyen halk efendilerinin tokatlarına karşılık vermeyi unutmuştur. __________________
“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.” "İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx) | |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863
| Ahlak zaten yoksullar icindir??? __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bilim, din, felsefe...ve gerçeklik? | melnur | Bilgi ve Ahlak felsefesi | 60 | 19-07-06 22:38 |
| Bilim ve Teknik'te neler var? | melnur | Arşiv | 12 | 14-10-05 17:38 |