"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Günümüzde İşçi Sınıfı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Döviz, Faiz, Borsa |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 7
| GÜNÜMÜZDE İŞÇİ SINIFI Yaşadığımız dünya işçi sınıfında gözle görülen değişiklikler yansıtmaktadır ve bu değişimler farklı yorumlarla dile getirilmektedir. Sermaye sınıfı siyasetçileri bu konuda derinlemesine yorum getirmemektedirler. Onlar sadece sunu söylemektedir; “issizlerin kapılarımızı bu denli zorladığı koşullarda işçi sınıfının bizler için problem oluşturması söz konusu olamaz”. Sermaye sınıfı siyasetçilerine yaklaşımlarından dolayı söyleyebileceğimiz bir şey yoktur, kendilerinin bileceği bir şeydir. Kendileri açısından doğru da soyluyor olabilirler. Zaten sermaye sınıfı artı değer olmadığı anda ya üretimden çekilir ya artı değer hırsızlığı yapar ya da artı değer olabilecek bölgelere üretimini kaydırır. İşçi sınıfı siyasetçilerinde ise farklı yaklaşımlar dışa vurmuştur: -Birinci yaklaşım sudur, omzunda kazmayla gezen kişi işçi sınıfı tanımını anlatmakta yetersiz kalır. İşçi sınıfı evrim geçirmiştir, bilgi işçileri oluşmuştur, beyaz yakalılar, mavi yakalılar oluşmuştur, emek üretkenliği artmıştır, dolayısıyla sayısal olarak azalmalarına karşın nitelik olarak büyümüştür. - ikinci yaklaşım ise burjuvalar gibi yaşayamayanların hepsini işçi sınıfının kapsamı içinde görür. Yani islisi, issizi, memuru, hizmetlisi ve emeklisi ile birlikte hepsi işçi sınıfının kapsamı içerisindedir. Dolayısıyla işçi sınıfının nicel büyüklüğünü nitel büyüklüğüne de yansıyacağını tasavvur eder bu doğrultuda siyasetini oluşturmaya çalışır. Ancak bu iki yaklaşımın temsilcileri siyaseten başarılı olamamaktadırlar. Başarısızlığın kaynağını inceleyecek olursak bu iki yaklaşımın günümüz işçi sınıfı gerçeğini tanımlamakta yetersiz olduğunu görebiliriz. İşçi sınıfını incelerken ilk önce kafa ve kol emeğinin kapsamını ve özelliklerini inceleyelim. Kafa Emeği Kafa emeğine sahip kişiler bugün iki pozisyonda algılanmaktadır; birincisi üretim alanlarında, idari alanlarda, devlet dairelerinde hizmetli pozisyonu (bunlara hizmetliler sınıfı diyebiliriz), ikincisi ise bilinci ile üretilen metaların sayısını ve/ veya kalitesini arttırabilen pozisyonda. Bunlara ( aşağıda örneklenmiştir) kısaca bilgilerini satan kişilerde diyebiliriz. Birinci tur kafa emekçileri (üretim alanlarında, idari alanlarda…“hizmetliler „) verilen görevi yerine getiren dolayısıyla yaratıcı konumu ya da özelliği olmayan kesimdir. Kısaca açıklarsak, hizmet sektöründeki birçok kesimi kafa emekçisi olarak tanımlamak emekçi tanımına tamamen ters düşmektedir. Bu hizmetlilerin büyük bir çoğunluğu ne kafa emekçisi ne de kol emekçisidir. Büro işleri, evrak, bilgisayar başında para alıp gönderme (artik gerekliliği azalan, bir kaç insanin yapabileceği, çalışana hiç bir yaratıcılık kabiliyeti sağlamayan is kolları)… Gerçek Beyin emeği değerini pazarda belirler ve o değerden veya yakin bir değerden beyin emeğini (metasını) satar. Sermaye onu satın alırken onu gerçek değeri üzerinden satın alır. Artı değer üretiminde rol oynar fakat kendisi direk olarak şirkete artı değer sağlamaz. Zaten direk olarak artı değer üretmediği için pazardaki fiyatı gerçek fiyatıdır (üç aşağı beş yukarı değişen fiyatlarda da artı değer sağlanmaz orada fiyat pazara değişmektedir). Yani beyin emeğindeki fiyat, pazarda satılan 2 kilo meyve karşılığında alınan parayla ayni kritere girmektedir. 2 kilo meyvenin fiyatı pazarın durumuna ve meyvenin tazeliğine göre farklılaşır. Beyin emeğinin yoğun olduğu is kollarını incelersek onların artı değer üreten mi? yoksa artı değer hırsızımı olduğunu görebiliriz ve beyin emekçilerinin fiyatlarının kaynağını görebiliriz. Genel olarak beyin emekçileri, Finans şirketlerinde, yoğun teknolojik endüstriyel kuruluşlarda, bankalarda, Bilişim İletişim sektörlerinde vb… bulunmaktadır. Bu kuruluşlar emek yoğun üretimin ve yüksek karların olduğu bölgelerdeki (Cin, Hindistan, Meksika…) artı değerleri çalmaktadırlar. Bu insanlar şirkete artı değer üretmez şirketin yapısına ve piyasadaki rolüne göre aynı oranda artı değer sağlar, çalar. Gerçek artı değer üreticileri Tam anlamıyla gerçek işçi sınıfıdır ve dünya pazarındaki artı değerin kaynağıdırlar. Kendi kol enerjilerini üretim zamanı içinde harcayan, ham maddelerin mamul maddeye dönüşümlerinde bizzat kol enerjilerini tüketen ve bu tükettiği enerjinin karşılığında ücret alan kişidir. Bu süreç sonunda mamul maddeler pazara çıkabilecek yeni görünümleri ve artan değeri ile değişime hazırdır. Ona artı değeri sağlayan iş gücüdür, iş gücü işlenmiş ürüne değer yüklemiştir. İşçi sözcüğünün karşılığı sudur; “Emek Gücünü satan ve de bu satıştan zararlı çıkan insan işçidir”. Çok kısa olan bu tanımlama işçi tanımının tam karşılığıdır, çok net olan bu tanımlama(işçi sınıfı için) neden bugün çok karmaşık bir durum almıştır diye soracak olursak bunun nedenini toplumsal sınıflardaki çözülmelerde ve de yeni ortaya çıkan sınıf ve katmanlarda aramak gerekir. Yani, birbirine benzesen sınıf ve katmanlar oluşmuştur. Yukarıdaki tanımlamaya yeniden dönelim ve Zarar eden satıcı ne demek? Bunu biraz açalım: işçi emek gücünü pazara çıkarır ve satar ancak bu satış sonrası aldığı para ile satın alabileceği yasam gereçleri kendi çalışma suresinden daha az emek zamanıyla üretilen yasam gereçleridir. İşçi burada bir enerji transferi gerçekleştirmiştir, yani daha çok enerji vermiştir daha az enerji satın almıştır. O nedenle işçi için sürekli zarar eden satıcı (dünyada başka örneği yok) dersek doğruyu söylemiş oluruz. İste işçinin bu zararı sömürüdür, Sermeyeninde karının kaynağı budur. Burada sömürü bir gizemdir ve bir sırdır. Emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfı büyük çoğunlukla aristokrat işçi sınıfıdır, bu sınıf sömürülmez ve emeğinin karşılığını alır. Birikimleri vardır ve geleceği içinde yatırım yapabilmektedirler. Aristokrat işçilerin bulunduğu isletmelerde işveren artı değeri başka alanlardan temin eder (yan sanayi, finans kurumlarından, tüketimde, ham madde alımlarında vb.). Bu ülkelerde aristokrat işçi sayısı giderek azalmaktadır, kayıt dışı çalışan işçi sayısı artmaktadır. Örneğin, OECD ülkelerinde kayıt dışı istihdam tüm çalışanların % 15’ini oluşturmaktadır. Emek gücünün pahalı satın alan üreticiler emek gücünün kat kat daha ucuz olduğu ülkelere üretimlerini kaydırmaktadırlar. Bu tip üreticiler yukarıda da belirtildiği gibi Hindistan gibi ülkelerdeki %85’lik kayıt dışı işçilerle artı değeri sağlamaktadırlar. Bugün Amerikan (Nasdaq, Dowjones Stock Exchanges)ve Avrupa Borsalarının, Hindistan ve Çin’de ki ekonomiye bağlı olmasının, oralarda yaşanan herhangi bir iniş ve çıkışla Nasdaq ve DowJones’un büyük oranda etkilenmesinin sebebi de karlarının büyük bir bölümünün bu ülkelerden gelmesidir. Hizmetliler Sınıfı Emek yoğun teknolojiden bilgi yoğun teknolojiye ilk geçiş anında sermaye sınıfının kar miktarları büyük oranlarda artar. Bu süreçte gerek çeşitli Devlet sektörlerinde, gerek Turizm Sektöründe, gerekse de özel yasam alanlarında hizmetliler sınıfının kapsamı genişlemektedir. Hizmetliler sınıfı direk olarak meta üreticisi değildirler, bu sınıf içerisinde emek gücüyle çalışanlar hizmetliler sınıfının içerisinde yer almalarına rağmen işçi sınıfının kapsamına girmektedir. Bilgi yoğun teknolojiyle birlikte issizlerin sayısının çığ gibi büyümesi potansiyel hizmetli sayısının çoğalmasına neden olmaktadır. O nedenle pazardaki hizmetli fiyatları sürekli azalmakta yasam bicimi olarak ta işçi sınıfının yanına yaklaşmaktadırlar. OECD ülkelerinde ortalama çalışan insan sayısının %70’ni hizmetliler sınıfı oluşturmaktadır. Artı değer üretmeyen bu büyük topluluk kar oranlarının giderek azaldığı günümüz ekonomisinin açmazıdır. Genel olarak toparlayacak olursak; bugün, insan sermayesi (Human Capital) hem hizmet sektöründe hem de gerçek kafa emekçilerinde giderekten artmaktadır. Hizmetlilerle kafa emekçilerinin ortak noktası da insan sermayesi olarak değerlendirilmeleri ve artı değer üretiminde az rol oynamalarıdır. Endüstrideki bilgi yoğun teknolojinin kullanımının artması, artı değer üreten ve aristokrat işçilerin sayısını azaltmakta ve bu kesimi artı değer üretmeyen hizmet sektörüne ve/veya issizler grubuna katmaktadır. Emek gücünü satan işçi sayısının giderekten azalması artı değer miktarının da giderekten azalmasına neden olmaktadır. Artı değer miktarındaki azalmalar dünyanın dev ekonomisini krizlere doğru taşımaktadır ve bu da Kapitalizmin geleceğinde çözümsüz sorunlar yaratmaktadır. Dünya genelinde orta sınıflarında erimesiyle birlikte alt sınıf insan sayısı çığ gibi büyümektedir. |
|
| #2 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415
| Alıntı:
Şu yanlış anlamadan sıyrılmak gerek. Marksizm, toplumun en yoksul kesimi olduğu için proletaryayı önder güç görmez. Bir toplumda, lümpen proletarya da, işsizler de, yoksul köylüler de proletaryadan daha geri yaşam koşullarına sahiptir. İşçi sınıfının önemi ve önderliği sınıfsal konumundan gelir. Yoksa en yoksul kesim olduğu için değil. Gelişmiş ülkelerde işçilerin "aristokrat sınıf" oluşturduğu ve sömürülmediği konusunun hiç bir dayanağı yoktur. Bırakın gelişmiş bir ülkede sistemin bütününün böyle bir özellikte olmasını, sistemin belli kollarında bile böyle bir özellik bulamazsınız. Bilimsel yaklaşıma da, Marksizm'e de, akılcı yönteme de çok aykırı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Sanırım maksadını aşan bir düşünce olarak yorumlanmalı... | |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 159
| İŞÇİ SINIFI biz emperyalizmi tarıf edrken şöyle derdik kendi ülkelerindeki sosyal patlamayı önlemek için az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki artı değerleri ve doğal kaynakları sömürerek kendi ülke işçi sınıfına verir yani gelişmiş ülkelerdeki işçi sınıfı yoğurdu kaymağını yer 2002 deki bir araştımaya göre düyanın gelirinin yüzde 19 u batı avrupa ül kelerine yüzde 17 si ABDye gitmektedir yani düya gelirinin 1/3 ten fazla dünya nufusunun 1/12 sine burada işçi sınıfı sömürülüyorsa can kurban böyle sömürüye AB ve ABD işçileri düyanın heryerine tatile gider 2 yılda bir araba değiştirir bütü düyaya tepeden bakar [doğu avrpayı kastetmiyorum] onlar türk burjuvaları gibi 5 yıldızlı otellere gidiyorlar onlar bırak pömürülmeyi sömürüden pay alıyorlar marx diyorki işçiler yarınki yaşamlarını devamettirmek için işgüçlerini satarlar . saygılar |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415
| Olaya şöyle de bakabiliriz. Bizim ülkemizdeki işçilerin pek çoğunda cep telefonu var. Kimilerinin evi, arabası da var. Hiç kuşkunuz olmasın vahşi kapitalizmin egemen olduğu geri bırakılmış ülkelerdeki emekçiler de bizimkilere bakıp aynı şeyleri söylüyorlardır. " Böyle sömürüye can kurban." Sömürünün, artk değerin, sınıf olgusunun tüketimle doğrudan bir ilgisi yoktur. Sistemin gelişmesi üretim güçlerinin gelişmesi anlamına gelir. Üretimden alınan pay elbette farklılaşır. Daha fazla tüketim olanağına kavuşulur. Daha fazla tüketim sömürünün olmadığı anlamına gelmez. Üretim araçlarının bir avuç insandaki mülkiyeti var olduğu sürece, yaşamak için emeklerinden başka hiç bir şeyi olmayan insanlar, ürettiklerine de kendilerine de yabancılaşacaktır. ( Emperyalizmin yeryüzündeki yer altı ve yer üstü kaynaklarını hortumlaması tekelci kapitalistlerin buralardan aldıklarını kendi ülkelerindeki işçilere verdiği anlamına da gelmemeli. Kapitalizm geliştikçe işçilerin durumlarında hem bir önceki durumlarına göre ve hem de az gelişmiş ülke emekçilerine göre daha farklı bir durum oluşturur, daha çok tüketebilmeyi getirir. Ama teknolojinin de gelişmişliği göz önüne alındığında, kapitalistin artık değer kazanımı yani sömürü o ülkelerde çok daha katmerlidir.) |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 159
| sn Melnur kapitalistler karlı olan yerlere yatırım yaparlar kar oranlarının düştüğü zaman üretim maliyetlerini düşürmek için ucuz işçinin olduğu yere giderler artı değerde işçinin verilmeyen emeğinin karşılığısa artı değerde orada olur ticaret ve faiz sistemiyle artı değerlere el konur işçi sınıfının büyük bir kısmı hizmet sektöründe çalışır orada artı değer üretilmez onlar kardan pay alır kar çoksa payları çoktur azsa payları azdır neden AB de fabrikalar kapanıyor çine mısıra hindistana gidiyor neden ABişçileri atık yasa dışı eylem yapıyor [ sendikalıları kastetmiyorum]neden insanlar birbirin hoşgörüsüz davranıyor işçisınıfına dünya ölçeğinde bakarsak sömürü elbet vardır sermaye birikimi işçisınıfının ödenmiyen emeğinin karşılığıdır ama tek tek ele alırsak sömürü yaşam biçiminde ortaya çıkar işçi yaşamını sürdürmek için işgücünü satar işçilerinin bileşmemelerin nedeni yaşam seviyelerinin çelikisinden kaynaklanıyor artık ANADOLUdada buiş böyle olmaya başladı aynı meslekteki iki işçi birbiri ile sınıf düşmanı gibi devlet memuru bir öğretmen 1.500 maaş alırken dersanede çalışan bir öğretmen 500 tl ücret almaktadır işti bunu çinde bir işçiye almanyada bir işçiye indirge... saygılarımla. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Laiklik | Elenorin | Yeni Anayasa Tartışmaları | 127 | Bugün 00:38 |
| Türkiye işçi sınıfı | koçero | Türkiye Siyaseti | 51 | 05-04-08 18:11 |
| Günümüzde en güvendiğiniz kimdir? | flager45 | Türkiye Siyaseti | 64 | 03-08-07 20:35 |
| Hayal'in avukatı İşçi Partili! | fenerbahçeli | Türkiye Siyaseti | 35 | 09-07-07 01:42 |
| Transistörlü yükselteçlerde çalışma sınıfları | melek | Bilişim | 0 | 25-12-05 14:46 |