"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| İrade ve Hürriyet / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 69
| İrade ve Hürriyet: Mutezile özelinde insan fiillerine dair kısa bir inceleme İnsan fiilleri hür iradeyle mi ya da mecburiyet karşısında mı geçekleştir konusu İslam düşünce tarhihin erken dönemlerinden itibaren tartışma konusu olmuştur. Hicri I. asırda cebr görüşünü öne sürenler insanın fiilerini mecburiyet karşısında gerçekleştirdiğini, irade ve kudretinin olmadığını dile getirmişlerdir. Yiine aynı asırda İnsan ibadet ve gühan da dahil elinde olmaksızın işler görüşü bu göürşü sahip olan Cebriyye'ye cebriye-i hâlisa ya da görüşü ilk olarak dile getiren Cehm b. Safvân'ın künyeisyle anılarak Cehmiyye' de denir. Cebriye-i mutavassita denilen ikinci gurup ise, insanda kudretin olduğunu kabul etmekle birlikte, bu kudretin insanin fiilleri üzerinde bir etkisinin bulunmadigini savunurlar (Sehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut 1975, I, 85).(Cebriyye'nin görüşleri özetle şöeyle sıralanabilir: İnsan bir şey yapmaya kadir degildir; Allah tarafından yazılmışve yaratılmış fiilleri yapmaya mecburdur. İnsanin iradesi de hürriyeti de yoktur. Allah, yaratiklarin vasiflandigi sifatlarla vasiflanmaz. (Bu sebeple Allah'in sıfatlarını reddederler şeklinde bir görüş de bulunmaktadır) Allah'in ilmi ve kelâmi hâdistir. Sevap ve cezanin vukûu zorunludur. Cennet ve Cehennemin'in sonu vardir. İman, Allah'i bilmektir. Allah görülmez.) Hicri II. asırda ortaya çıkan Mutezile, insanın fiillerini hür iredesiyle ve kuvvetiyle yaptığını iddia etmiştir. İnsanın yapılan işten sorumlu tutulabilmesi için o fiili özgür iradesiyle işlemiş olması gerektiğini öne süren Mutezile, meseleye mezhebinin kabul ettiği beş temel şarttan biri olan adalet prensibi çerçevesinde yaklaşarak insanda iyi ve kötü eylemleri gerçekleştirecek kudretin ve özgürlüğün var olduğunu, bunun tamamen kendisine ait olduğunu, ayrıca kötülüğün Allah'a mâl edilemeyeceğini öne sürmüştür. Ancak fiil kudreti elinde olan insanın, yaptığı iyi şeylerde mükafaat kötü şeylerde şeylerde ceza alması ancak bu şekilde mümkündür. Fiiller konusunda iradesi olmayan insana verilecek ceza zulümdür. Kaderin nefyi(yokluğu), salah ve aslah (Allah'ın yaratması, ahiret hayatı, vacip vs gibi görüşün ya da tartışmanın konusu) , fiillerdeki husün - kubuh (birşeyin iyi veya kötü olduğunun akılla bilimesi, yahut şer'i oluşu görüşleri arasında yapılan tartışma/görüş) Mu’tezile’nin adalet prensibi çerçevesinde ele aldığı diğer konulardır. Mutezili alimlerinden Kadı Abdülcebbar’a göre insanın fiillerinin yaratıcısı ve muhdisi Allah’tır görüşünü büyük bir hata olarak görür Kadı Abdulcebbar, el –Muğni fi Ebvabi’t-Tevhid ve’l-Adl. VIII, s. 3, Neşr. İbrahim Medkur-Taha Hüseyin, Kahire 1382/1962. Şehristani, el-Milel ve’n-Nihal, I, s.57, Beyrut, 1421/2001)Ona göre Allah'ın adalet sıfatı gereği kullarına haksızlık etmesi mümkün değildir. Allah’ın adalet sıfatının gereği olarak insanların irade hürriyetinin olması gerekir. Özgür bir iradeye sahip olmayan bir kişinin sorumlu tutulması Allah’ın hikmetine ve adaletine yakışmaz(Kadı Abdulcebbar, Şerhu Usuli’l- Hamse, s. 301, thk. Abdülkerim Osman. Kahire, 1988) Mutezile insanın özgür bir iradeye sahip olduğunu, fiillerinde özgür olduğunu ve Allah'ın adaleti sağlayacağını ispat etmeye çalışırken Yunus, 10/108; En’am, 6/104; Kehf, 18/29; Nisa, 4/40; Bakara, 2/281; Tevbe, 9/70; Yunus, 10/44; Tur, 52/21; Fussilet, 41/46 ayetlerini kullanır. (ayetlere özellikle bakınız) İrade hürriyeti olan insan, Allah’ın kendisine bağışladığı yapabilme gücü (istitaat) ile istediği fiili yapmaktadır. Bu nedenle insanlar fiillerinin yaratıcısı ve yapıcısıdırlar. İnsanların yaptıkları işlerden sorumlu tutulmaları da bundan dolayıdır. İnsanın yapıp ettiklerinde Allah’ın takdirinden veya yaratmasından söz edilemez (Kadı Abdülcebbar, Muğni, VIII, s. 3, 1498) Mutezile insan fiileri düşüncesi ve cebir görüşüne karşı irade hürriyeti konularını ele alırken, insandan sadır olan fiillerde insanın bir iradesinin olmadığı şeklindeki Cebriyeci görüşü, insanın fiillerini özgür iradesiyle meydana getirdiği ve bundan dolayı eylemlerinden sorumlu olduğu fikriniyle savunmuştur. İslam düşünce tarihinde cebr görüşünü ilk olarak savunan Ca’d b. Dirhem (v.118/736) ve Cehm b. Safvan’a (v.128/745) göre insanlar fiillerinde bir mecburiyet altındadırlar.İnsanlar kendi fiillerini meydana getirirken hür bir irade ve güce sahip değildirler. Ca’d b. Dirhem, Cehm b. Safvan ve cebr düşüncesini benimseyen diğer Cebriyye’cilere göre Allah’ın dışında hiç kimsenin, ne fiili ne de ameli vardır. Ameller yaratılmışlara ancak mecaz yoluyla izafe edilebilir. (Şehristani, el-Milel, I,s. 98,) Buna göre ağaç meyve verir, su akar, taş hareket eder, güneş doğar ve batar v.b. deniliyorsa, insanın fiilleri için de aynı şey geçerlidir. Cebriyenin insan iradesini tamamen yok sayan bu görüşünü Mutezile eleştirirken bu görüşün tam tersi bir istikamette fikir beyan ederek insana tam bir özgürlük veren görüşler ortaya koymuştur. İnsanın fiillerinde hür olduğu fikrinin ilk temsilcilerinden Ma’bed el-Cüheni (v.80/699) ve Gaylan ed-Dımışki (v.126/763) ye göre; kader yoktur, bütün işler insanın kendi iradesiyle yapılır. İnsan kendi eylemlerini kendi bilgisiyle bizzat kendisi takdir eder. İnsan yapıp ettiği şeylere kendi hür iradesiyle yönelir ve sonra kendi kudretiyle o fiilleri yaratır. Allah ezelde insanın fiillerini takdir etmez. Allah’ın iradesinin insan fiilleri üzerinde herhangi bir müdahalesi yoktur. Allah’ın kudretinin insan fiillerinin ortaya çıkmasında bir rolü de yoktur. Allah, insanın fiillerini ancak meydana geldikten sonra bilir.Ma’bed el-Cüheni ve Gaylan ed-Dımışki’nin, insan fiillerinde Allah’ın takdirini ve gücünü nefyeden, fiillerin meydana gelmesini tamamen insanın irade ve gücünün eseridir. Tevhid ve tevellüd konusundaki Mutezile görüşüyse, irade ile yapılan bir fiilden sonra ona bağlı olarak bir başka fiilin veya fiillerin meydana gelmesidir. Tevellüd kendiliğinden doğan anlamına açıklanabilir.buna göre insanaın anahtarı çevirip kapıyı açması, attığı okun ya da taşınyaralanma meydana getirmesi, tevellüte önektir. Taşın atılması iradi fiil, yaralanmanın meydana gelmesiyse mütevelled (fiilden doğan)fiildir.Birinci fiile doğrudan işlenen (mübaşir) fiil, ikinciye ise bu fiilin sebep olması sonucu meydana gelen (mütevelled) fiil denir. Mutezile’ye göre irade ilk fiil, murad edilen fiil ikinci fiil ve sonuç (mütevelled fiil) ise üçüncü fiil olmaktadır (Eş’ari, Makalat, s. 87) Allah’ın bütün fiilleri iyidir. Allah kötü ve çirkin şeyleri yaratmaz. Mu’tezile bu görüşünü bazı Kur’an ayetlerine dayandırarak dile getirmiştir. “Bu her şeyi sağlam tutan Allah’ın işidir.” (Neml, 27/88) ayetindeki sağlam tutmak ifadesini Mu’tezile hem muhkem hem de iyi ve güzel olarak yorumlamıştır. İstitaat, insanın irade sahibi olması noktasında fiileri önceden sahip olduğu güçle yapması ve filleri yarataması, hayır ve şer bütün fiillerin insan tarafından yataıldığı şeklinde açıklanır. bu gücün insanda olmaması halinde insan üstün bir varlık olmaktan çıkar, aciz bir varlık haline gelir. Oysa aciz olan kişi herhangi bir fiil gerçekleştiremez. O halde insan kudret sahibidir. Sonuç İnsan fiillerinin temel çıkış noktası ilahi bir nedene bağlıdır. Bu sayede dünyada yaptıkları iyi ve kötü harekeleri kendi özgür irade ve güçleriyle yaparlar. Ceza ya da mükafaat görmeleri ancak bu şelikde mümkündür. __________________
Bütün arayışlarımızın sonu, başladığımız yere dönmek olacaktır ve bu yeri, ilk kez tanıyacağız.... fin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 12-02-08 13:34 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: Samsun
Mesajlar: 360
| İnsanlar yaşamları boyunca yapacakları işlerin yapımından asla kısıtlanmazlar yaptıkları iyilikler ve yaptıkları kötülükler tamamen kendi ıradelerinin bir sonucudur.İyilikler ve kötülükler, bunlar Dünya ile beraber vardır.İsteyen insan iyiliklerle meşgul olur, isteyen insanda kötülüklerle meşgul olur, bunlara Allah karışmaz, eğer Allah bunlara karışacak olsa idi kimseye günah işlettirmezdi. |
|
| #3 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 69
| Alıntı:
Benim çalışmam Mutezile mezhebinin meseleye bakış açısını yansıtmak için yaptığım çok küçük ölçekli bir çalışmadır. Kendi yorumum değildir. Ben sadece tercüme ederek ve dilimin döndüğünce işlemeye çalıştım meseleyi. Tabii çok daha fazla kaynağa ulaşıp konuyu detaylı inceleme imkanı da vardır. Onu da başka bir zaman yaparız umarım. İrade ve hürriyet meselesi üzerinde titizlikle durulması gereken ( ve hatta durulmuş) bir meseledir. Değişik sonuçlara varılmıştır. Daha değişik sonuçlara varma imkanı da olabilir. Dediğim gibi bu ince bir konu. Dakiklik ve dikkat gerektiriyor. Üstünkörü yorum yapmamakta fayda var. Yanlış anlamayın, isteyen istediğini düşünür ve öyle algılar. Bu benim kendi kendime yaptığım bir telkin sadece. __________________
Bütün arayışlarımızın sonu, başladığımız yere dönmek olacaktır ve bu yeri, ilk kez tanıyacağız.... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cüzi İrade ve Külli İrade nedir? | beysim | Kitaplı Dinler - Tarikatlar | 0 | 07-02-08 18:22 |
| Hürriyet Gazetesi ve Korg.M.Yavuz Yalçın'ın Emeklilik Haberi... | kgurleyen | Türkiye Siyaseti | 10 | 01-02-08 08:41 |
| İstanbul'u özledim | mgms | Şiirleriniz | 7 | 10-01-08 14:08 |
| Hürriyet Gazetesinin Küstahligi! | ABCDE | Türkiye Siyaseti | 23 | 27-10-07 00:59 |