"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Kırk Gün Hadisi / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| İslamiyette kader ile ilgili temel bir hadis var. Bu hadis 30 hadis kitabından onyedisinde geçiyor ve bu konuda tam kırkiki tane rivayet var. Hadisin başlıca rivayetlerinden bir kısmı şöyle : Bu rivayet: Su' be - el- A'mes - Zeyd b. Vehb (el - Cühenî) – Abdulah b.Mes’ûd isnâdı ile nakledilmektedir. Buna göre; Abdulah b. Mes'ud diyor ki; Sadıku'l- Masduk olan Rasûlullah (s.a.v.) söyle buyurmaktadır: ''Sizden birinizin yaratılısı annesinin karnında kırk gecede toplanır. Sonra bir okadar zaman içinde aleka olur. Yine bir okadar zaman içinde mudga olur. Sonra ona bir melek gönderilir ve rızkı, eceli, amel, ve said yada saki oldugu konusunda dört kelime (yi-konuyu) yazmakla emrolunur. Ardından ruhu üflenir. Sizden biriniz veya bir adam cennetle kendi arasında bir (zira’) karıs mesafe kalacak kadar ehl-i cennet isi tutat tutar da; hakkında, geçmis yazgı öne geçer ve bir ehl-i nâr ameli isler ve cehenneme girer. Sizden biriniz veya bir adam da ehl-i nârın isini tutar tutar da kendisiyle cehennem arasında bir karıs kalır; derken önceki yazgısı galip gelir, bir ehl-i cennet ameli isler ve cennete giriverir.' Ebû Davud et- Tayâlisî, Müsned, I, 38. Bu rivayet; Ebû Abdillah el- Hafızv – Ebû Abdillah Muhammed b. Ya'kub el-Hafız – Muhammed b.İsmail b. Mihran – Ebû Tahir – İbn Vehb – Amr b. el- Hâris –Ebû Zübeyr el- Mekkî – Amir b.Vâsıle – Abdullah b. Mes'ud yoluyla nakledilmistir. Beyhaki, Sünen- i Kübra, VII, 422. Âmir b. Vâsıle Abdullahb. Mes'ud r.a. 'ten rivayetle anlatıyor: Saki annesi karnında sakidir. Saîd ise baskasından (yaptıgı hatalardan ders çıkararak) ögüt bulmus kimsedir. Rasulûllah s.a.v. 'in ashabından Huzeyfe b. Esîd el- Gıfari denilen birisi geldi ve İbn Mesûd'un sözünden bize bunu anlattı. Ve bir adam amel islemeden nasıl saki olur ? dedi. Ona adam; buna sasırıyor musun? Halbuki ben Rasûlullah’ın söyle söyledigini duydum: Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçince Allah ona bir bir melek gönderir, ona suretini verir, duymasını, görmesini, cildini, etini ve kemigini yaratır. Sonra ya rabbi kadın mı erkek mi?diye sorar. Rabbin diledigini hükmeder ve melek yazar. Ya rabbi eceli nedir? diya sorar ve rabbin diledigini buyurur ve melek yazar. Ya rabbi rızkı nedir? der, Rabbin diledigini hükmeder, melek yazar sonra elindeki sahifelerle çıkar. Onun bu isinden sonra ne bir artma nede bir eksilme olur. Bu rivayet: Hüseym- Ali b. Zeyd- Eb Ubeyd eb. Abdillah- Abdullah b. Mes'ûd tarîki ile rivayet edilmistir. Ahmed Müsned, I, 374 Rasûlullah (s.a.v.) söyle söylemistir: Nutfe rahimde degismeden kendi halinde kırk gün geçirir. Kırk günü geçirdikten sonra aynı sekilde aleka, mudga ve kemikli bir hale dönüsür. Allah c.c. onun yaratılısını tamamlamak istediginde bir melek gönderir. Melek, Ya Rabbi! : Erkek mi, Kadın mı? Saki mi, saîd mi? Kısa mı, Uzun mu? Kuvveti az mı, çok mu? Eceli nedir? Saglıklı mı sakat mı? Diye sorar.Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki: İste hepsi böylece yazılır. Oradakilerden biri; bütün bunlardan sonra o vakit amel ne ise yarar diye sordu. Hz. Peygamber; Siz amele devam edin zira herkes ne için yaratılmıssa ona yöneltilecektir dedi. Erken dönem kaynaklarına göre kırk gün hadisi rivayetleri şu temaları ele almaktadır : a- İnsanın yaratılısı anne karnında kırk günlük asamada nutfe, aleka ve mudga olarak seyretmektedir. b- Anne karnında görevli bir melek vardır ve bu melek kisinin rızık, ecel, amel cinsiyet ve said veya saki olusunu yazar.Ancak melegin rahimde bulunmaya baslaması ve yazdıgı kelimelerin neler oldugu rivayetlerde farklılık arzetmektedir c- Ruhun üflenmesi yazgının bitmesini takip etmektedir. Bu söz konusu yazgıya insan hayatı içerisinde bir sekilde muvafık davranmakta ve uymaktadır. Bu rivayetler Kur’an da şu ayetlerle desteklenmektedir. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (MÜ'MİNUN SURESİ / 14) De ki: "Herkes kendi yaratılışına (fıtrat tarzına) göre davranır. Şu halde kimin daha doğru yolda olduğunu Rabbin daha iyi bilir." (Isra Suresi : 84) Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir." (Isra Suresi : 85) A- İlk Kırk gün. - Nutfe Dönemi. - Aleka Dönemi. - Mudga Dönemi. - Kemik Dönemi. B- Melegin Ana Rahmine Gelisi. - Melegin Yazmakla Emrolundugu Dört Kelime. - Rızık. - Ecel. - Amel. - Cinsiyet. - Saki veya Saîd Olus. C- Ruhun Üflenmesi. - Yazgının Öne Geçmesi. - Sû-i Hâtime. - Hüsn-i Hâtime. D- Kitabın Kapanıp Degismemesi. Bu Konuları rivayetlerin anlatma formuna göre dört temel bölüme ayırmak mümkün. Melegin gelisine kadar birinci bölüm, melegin yazdıkları ikinci bölüm, ruhun üflenmesi üçüncü bölüm, yazgının öne geçmesi ve degismeyecek olusu ile bu yazgıya göre hatime dördüncü bölüm. Ana rahmi ile gelişmeleri doktorların tartışmasına bırakmakla beraber gene de bugün cinsiyet konusundaki temel egilimin erkek spermleri tarafından belirlenme oldugunun altını çizmek gerekiyor. Bilimin ulaştıgı boyutlar İslam inanışının ve peygamber sözünün aksine cinsiyet oluşumunu şöyle tanımlıyor : Döllenme anında bebeğin cinsiyeti bellidir. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babasıdır. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü yoktur. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkündür. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değildir. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı bellidir ve değiştirilemez. http://www.ntv.com.tr/news/205511.asp |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Kan, kemik oluşumu vs gibi hususlarda ise maalesef ana karnındaki embriyonun Muhammedin sözlerine uymadıgını ve Allah’ın bu tespitinin çocugun gelişimi tarafından reddedildigini ve farklı bir gelişim izledigini belirtmek gerekiyor. Demek ki Allah ya da Muhammed bu oluşumu 40 gün hata ile bildirmekteler. Peki o zaman anne karnına inen melek kime cinsiyet konusunda soru soruyor. Bu hadisi tıp bilimi ve çocuk embriyosunun gelişimi açısından ele aldıgımızda elle tutulacak hiçbir yönü olmadıgı aşikardır. Bu yüzden de yukarıdaki hadislerde parantez içerisinde yer alan ibarelerden hadis yorumcuları tarafından kan , pıhtılaşmış kan demek olan alak kelimesinin hücre toplulugu olarak verildigini görmek mümkündür. Çünkü kan damarları döllenmeden bir hafta sonra meydana gelmektedir ve ikinci haftanın sonuna dogru belirginleşmeye başlamaktadırlar. Bu hadisteki bilimdışılıkları yukarıda verdigimiz gebeligin safhalarını anlatan yazıyı okuyan herkesin görebilmesi mümkündür peki Allah’ın elçisi olan Muhammed’in bu tarz şeyleri nasıl ümmetine dogru diye anlattıgını sorgulamak gerekmektedir. Muhammed ve o devirde yaşayanların modern tıptaki bu bulgulara ulaşmasını beklemek elbette mümkün degildir, ancak yaratıcının bunları bilememesi kesinlikle düşünülemez. O halde Muhammed şayet var ise bir yaratıcının agzından degil, o zamanki kendi kültürünün ulaştıgı boyutlara göre dogum olayını yorumlayabilmektedir. Hadis ile bilimsel verileri karşılaştırdıgımızda ise kaçınılmaz olarak varılması gereken sonucun da bu olması gerekir. İkinci aşama ise anne karnına melegin indigi andır ve bu aşamada Melek Allah’a bebegin cinsiyetini sormaktadır ki yukarıda bunu gördük; bir diger husus ise bebegin saglıklı olup olmayacagını sormaktadır. Ve Allah’ın takdirine göre bebek sakat olabilmektedir. Burada sorulması gereken soru ise Allah’ın bu bebekten ne istedigi ve onu neden sakat yaşama getirdigidir. Her aşamadaki soruları akıllı bir beynin kabul edebilmesi mümkün degildir, dolayısıyla bunların üzerinde durmayacagım. Ancak bir Müslümanın bu yaratılış safsatasına inanmasının zorunlu oldugunu işlemeye çalışacagım. Onu da İslami kaynakları ele alarak yapmaya çalışacagım. Hadisin sıhhati ve kabulü konusunda kaynaklarda olumlu degerlendirmelere rastlamaktayız. Ebû’l-Ferec Abdurrahman b. Ahmed, farklı hadislerden derledigi kırk hadisten olusan eserinde kırk gün hadisini dördüncü hadis olarak almıs ve sıhhati konusunda ittifak bulundugunu ve ümmet arasında genel kabul gördügünü zikretmistir. Yine Ebû’l-Ferec aynı eserinde hadis hakkında genis degerlendirmelerde bulunarak hadisin ele aldıgı muhteviyata dair akla gelebilecek ve diger eserlerde de benzer eslestirmelerine rastladıgımız Kur’an ayetlerine yer vermistir. Ebû’l-Kâsım el-Lâlekâî(v.418), ehl-i sünnet akâidine dâir yazdıgı eserinde, “Göklerin ve yerin hükümranlıgı kendisine ait olan, hiç çocuk edinmeyen, mülkünde ortagı bulunmayan, her seyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderâtını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.” Ayeti üzerine açtıgı bahiste kader dâir pek çok rivâyet nakletmis ve kırk gün hadisini de bunlar arasında zikrederek, Kader hadisi olarak baska vecihlerine yer vermistir. Yine hadisin Buharî, Müslim, Ebu Dâvud ve ulemaca nakledildigini ve sıhhati konusunda icmâ ettiklerini belirtmistir Yine kader konusunda yazılan pek çok İslami eserde hadise yer verilmiş ve hadisin sahih oldugu konusunda İslami çevrelerde ittifak oldugu görülmüştür. Ancak Mutezile nin hadisi kabul etmedigini not etmekte fayda vardır. O halde bir İslami inanış, gelenek ve yorumdan bahsedeceksek, şimdiye kadar tüm İslam alemince bu hadiste anlatılan yaratılış konusunun gerçek oldugunu ve üzerinde ittifakla kabul olundugunu göz önüne almamız gerekecektir. Muhammed bu hadisle İslamiyete göre Allah’ın bilgisini insanlara aktarmaktadır. Son olarak bu Hadisin ele alındıgı ve geçerli ve sahih bulundugu ilk dönem İslami kaynaklara bir göz atalım : Kırk Gün Hadisi'nin Yer Aldıgı Eserler. (Kronolojik) Sıra Müellif Adı Eser Müellif Vefât Tarihi Hicri 1 Râsid el- Ezdî . Ma'mer b Cami' 151 2 Rebi' b. Habîb Müsned 170 3 Mâlik Muvatta 179 4 et- Tayâlisî Müsned 204 5 Abdürrezzak Musannef 211 6 Humeydî Müsned 219 7 Saîd b. Mansûr Sünen 227 8 el-Ca'd .Ali Müsned 230 9 İbn Ebî Seybe Musannef 235 10 Ahmed Müsned 241 11 Darimî Sünen 255 12 Buharî Sahîh 256 13 Müslim Sahîh 261 14 İbn Mâce Sünen 275 15 Ebû Davud Sünen 275 16 Tirmizî Sahîh 279 17 Bezzâr Bahru'z-Zehâr 292 18 Ebû Ya'lâ Müsned 302 19 Nesâî Sünen 303 20 İbnu'l-Cârûd el-Müntekâ 307 21 İbn Huzeyme Sahîh 311 22 Ebû Avâne Müsned 335 23 İbn Hibbân Sahîh 354 24 Taberânî Mu'cemu's-Sagîr 360 25 Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr 360 26 İsmâilî Mu'cem 370 27 Dârekutnî Sünen 385 28 Ahmed es- Saydâvî . Muhammed b Mu'cem 402 29 en-Neysâbûrî Hâkim Müstedrek 405 30 Beyhakî Sünen 458 Yukarıdaki tablodan görülecegi üzere neredeyse beş yüz yıl boyunca tüm belli başlı İslam alimleri tarafından Hadisin geçerliligi zikredilmiş ve İslami anlayış bunun üzerine şekillenmiştir. Kendine Müslüman diyen bir kişinin bu gelenegi yok sayması ve bu hadisin geçerliliginin olmadıgını söylemesi mümkün müdür. saygılarımla |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 217
| Mümkündür derim ben cunku hz.muhammed yasadıgı sürece soyledigi sözlerin yazılmamasını ve kayıt tutulmasını istemiştir. Nedeni ise; ilerleyen yıllarda bu hadislerin ayetlerle karıstırılmasını önlemek ve yalancı hadislere mahal vermemektir. Hatta veda hutbesinde kuran ve sünneti size bırakıyorum diyerek hadisleri dışarda bırakmıştır ki zaten peygamber döneminde hadis diye birseyde yoktu. Hadise itikad ederek dini akaidler oluşturmayı ben cok da akıllıca bulmuyorum. Muhaddis olabilmek için bir sürü şart var onları yerine getiren biri bile olsa yinede insanın içinde şüphe olur acaba bu hadis dogrumu diye bu nedenle süpheye götürecek işler bireyi özden uzaklaştırır diye düşünüyorum. Sorunuzdan bende şu soruyu türetmek isterim hadisleri kabul etmeyen musluman kabul edilemeyecekse, Allahı ve kuran ı baz alarak dinini şekillendirenler ne olabilir? Ya da sadece İslam kelime manası ile teslimiyet ise ve amacıda Allahı bilip onun birliginde kendi varlıgıyla kendi varlıgını bütünleştirmek ise gerisi bence teferruattır. Tabi itikad edene de diyecek sözümüz yok herkes algılayabildigi ölcüde yasar inandıgı tanrıyı. Kimseyide zaten birinin ne oldugu konusunda yorum yapmaya yada fetva vermeye yetkin görmüyorum. __________________
Errare Humanum Est. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kürk karşıtlığı | esitlik | Arşiv | 4 | 05-11-07 17:14 |
| Aleviler ve CHP | Ö&LDP | Türkiye Siyaseti | 75 | 09-08-07 00:26 |