| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İspritizma ( Ruhsalcılık).../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Hep duymuşuzdur: ruh diye bir varlığa inanılır ve onunla ilgili bir yığın "öyküler" anlatılır.Ruh'un fiziksel bir nesneye ihtiyaç göstermeden de varolabileceği, bir bedenle birlikte olabileceği ve hatta bedenin ölümünden sonra bir başka bedende de ortaya çıkabileceği...yaygın bir düşünce biçimidir. Böyle midir gerçekten? Yoksa ruh diye beynimizin bir faaliyetinden mi sözetmekteyiz? Bu konularda neler söylenebilir? Reenkarnasyon da denilen bir olayın bilimsel açıklamaları nasıl olmalıdır? İnsanlar neden inanıyor ve inanma ihtiyacı duyuyorlar? |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,175
| Enerjik karmaşık durumdan oluşan ruhumuz, fiziki bedenimizin oluşumun da 4 ay sonra kendisini oluşturmaya başlar, doğuma kadar cenini koruyan zarın içinde kuvvetli manyatik alanla her ikiside oluşur, bu nedenle reankarnosyon artık kabul edilmiyor. |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,028
| İspritizma sadece ruhun varlığına inanılan bir akım değildir. İspritizma ruhların çağırılabileceğinin düşünülmesi ve bu işle uğraşılmasıdır. Ey ruuuh geldiysen üç kere vuuur! , falan... _____________ Alıntı:
Ruh kavramı önceden maddenin yapması mümkün olmadığı iddia edilen şeyler için uydurulmuş bir kavramdı. Örneğin önceleri şöyle deniliyordu: Hafıza maddesel sebeplerle olamaz, sadece beynimizdeki et parçasının yaptığı bir işe benzemiyor, demek ki ruh diye bir şey var. Fakat bilim beyindeki hafıza merkezini bulmuştur. Ayrıca bilgisayar örneğinde olduğu gibi madde hafıza işi için yeter de artar bile, idea kökenli bir şeye gerek yoktur. Günümüzde yine bilimin tam açıklık getiremediği olaylar -doğal olarak- vardır. Örneğin bilinç, benlik duygusu. Şimdiki idealistlerin en büyük dayanağı da budur. Halbuki eskiden hafıza ve düşünme idi. Fakat ikisinin de maddesel-bilimsel açıklaması yapılmıştır. Ruh var mı konusu -şimdilik- tam olarak bilimin değil felsefenin konusudur. Ama elbette ki bilim de bu konuda ilerledikçe daha kesin bilgilere ulaşabileceğiz. Ama her bulgudan sonra bilim idealizme büyük darbeler vuruyor. Örneğin bazı psikolojik hastalıkların tedavisi artık ilaçlarla tedavi edilebiliyor. __________________
“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.” "İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx) adil Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-04-06 20:24 . | |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Ruhçuluk ya da ispiritizma "fiziksel bir bedende bir ruhun ya da manevi bir varlığın yaşadığı" iddiasına dayanmaktadır. Ölüm sırasında bu "yaşamsal öz" ün yaşamaya devam ettiği ve vücudu terk ederek başka bir dünyaya gittiği düşüncesine inanılır. Bu iddianın bir inanç olmasının ötesinde, genellikle, ölümden dönme deneyimi yaşamış olan kişilerin," ölü oldukları zaman" bile, çoğu kez, çevrelerinde olan biteni doğru olarak anlatabilmelerine dayanır. Fiziksel beden içinde bir ruh ya da manevi bir varlık bulunduğu iddiası, gerçekte çok daha karmaşık bir özellik gösterir. Bu görüş, ruhların varsayıldığı önceden var olan bir inanç sistemine dogmatik bir biçimde yapışarak, insanların manevi açlıklarını ve ölümden sonra yaşam isteklerini duygusal olarak çekici bir şekilde karşılamaktadır. Bu durum bilimsel bir çıkarım değildir. Bu, inanılan bir şeydir. Durum böyle olduğu için de, bilim,ruh iddiasını kabul etmemektedir. Ölümle yok olan şey maddesel özelliktir. Her insan,eşsiz bir kimyasallar( moleküller,vs.)yığınıdır. Kimyasallar tarafından tüm vücudumuzda iletilen bilgiler nedeniyle düşünüyor, hareket ediyor ve duyumsuyoruz. Öyleyse, temel düzeyde yaşam, hayatın gerekli özelliklerini sürdürebilmek için gereken karmaşıklık derecesine sahip olan bir kimyasal sistem olarak görülebilir. Ölümde kaybolan şey bir varlık değil, fakat onun yerine yaşamın karşılığı olan, karmaşık ve etkileşim içindeki moleküllerin özel bir düzenleniş biçimidir. Eğer bu düzenleniş bozulursa, vücut hastalanır; eğer yeterince dağılırsa vücudun ölümü ortaya çıkar. Ölüm sonuçta, vücudumuzu oluşturan moleküller arası düzenin bütünüyle kaybolması demektir. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,175
| Sizin raslamadığınız olaya deyinmek istiyorum 6 ay evvel alman bilim adamlarının dünyaya duyurusu şu şekilde idi, ruh un 21 gıram ağırlığı olduğu ülüm anı deneyimlerinde bir kuyuya atıldıkları geri gelişlerde bu kuyudan tekrar bedenlerine girip hayata döndükleri vs. gördüklerini anlatan bilimsel açıklamada bulundular. |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| "Ruhçulara" göre bedende maddeden bağımsız bir öz, "ruh" vardır. Kişi öldüğü zaman ruh bedeni sürekli olarak terk eder ve bedensiz ruhlar aleminde yaşamaya devam eder. Bu olayın inanılan üç ortaya çıkış biçimi de şu şekilde gruplandırılır: 1- Neredeyse ölerek ölümden dönen bir kimsede, ruhun geçici olarak vücudu terk etmiş olduğu deneyim ( beden dışı bir deneyim.) 2- Tamamen ölmüş bir kimse, şu anda yaşayanlarla bir hayalet olarak doğrudan doğruya iletişim kurabilen bir ruh olarak ya da dolaylı olarak bedeninin ele geçirildiğini iddia eden bir kişi (medyum)aracılığıyla konuşabilen bir ruh olarak varlığını sürdürür. 3-Yaşayan bir kimsenin ruhu geçici olarak bedeninden ayrıldığı başka bir yere gider.( astral yolculuk.) Her üç ifade ediş biçimi de, tıpkı UFO söylenceleri gibi çeşitli zaman ve şekillerde ifade edilmektedir. Anlatılanlar bireysel olgu olarak kalmakta ve sadece "inanılmaktadır." Ama bütün bu anlatılanlar, iddia edilenler ne anlama gelmektedir? Nasıl açıklanabilmektedir? Bunlardan hangi sonuca varılabilir? Kaynak.C.M.Wynn, A.W.Wiggins; Yanlış Yönde Kuantum Sıçramaları; Tübitak Yay. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92
| Sn.Adil; Merak ediyorum;benlik duygusunun,zaman algısının,ne bileyim;yetersizlik duygusunun beynimizdeki yerini gösterebilir misin? |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,028
| Alıntı:
__________________
“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.” "İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx) | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,546
| Eğer ruh ve kişilik aynı şey ise, ya da kişilik ruhun bir parçası ise, ruhun beyinle ilişkisi kurulabilir. Bunu şuna dayanarak söylüyorum; beyin travması geçirmiş veya beyninden operasyon geçirenlerde sıkça rastlanan bir durum da kişiliğin değişmesidir. Hatta doktorlar hasta yakınlarını böyle bir durum için ameliyat öncesi uyarırlar. Ayrıca bu hastalardan, bu şekilde karakter değişimine uğrayanların çoğu hayatlarının kalanını bu yeni (olumlu ya da olumsuz) karakterleriyle yaşarlar. Benzer durumlar beyin tümörü taşıyan hastalarda da görülebilmektedir. Bu durumda ruhu; beynin bir işlevi ya da beynin algıları ve üretimlerinin bütünü olarak tanımlamamız mümkün olabilir. Nitekim beynin algılarına göre ruhsal durumumuz değişmektedir (örn: depresyondaki bir insanın "ruhum daraldı" demesi gibi). Aynı şekilde beynin üretimlerinin (ki bunlar genellikle kimyasal olaylardır) sonucunda ruh halimizin ciddi farklılıklar göstermesi (örn: aşk) de ruhun belki tamamen, belki de kısmen beynin bir işlevi ya da algısı olduğu tezini güçlendiriyor kanısındayım. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92
| Haklı olabilirsiniz.Ne de olsa beynimizin çok azını kullanabiliyoruz;beynimizin mucizelerinin farkında olamayabiliriz.Belki de beden ve ruh çatışması görüşünün psikanalizcilerce terk edilmiş olması bu şekilde de yorumlanabilir.Beynimiz,ruhumuzun yaradanı olabilir,düşündümde. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|