Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

İspritizma ( Ruhsalcılık)...

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski20-04-06, 13:21  #1
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
İspritizma ( Ruhsalcılık)...



Hep duymuşuzdur: ruh diye bir varlığa inanılır ve onunla ilgili bir yığın "öyküler" anlatılır.Ruh'un fiziksel bir nesneye ihtiyaç göstermeden de varolabileceği, bir bedenle birlikte olabileceği ve hatta bedenin ölümünden sonra bir başka bedende de ortaya çıkabileceği...yaygın bir düşünce biçimidir.

Böyle midir gerçekten?

Yoksa ruh diye beynimizin bir faaliyetinden mi sözetmekteyiz? Bu konularda neler söylenebilir? Reenkarnasyon da denilen bir olayın bilimsel açıklamaları nasıl olmalıdır?

İnsanlar neden inanıyor ve inanma ihtiyacı duyuyorlar?
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski20-04-06, 17:42  #2
göktürk
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,175

Enerjik karmaşık durumdan oluşan ruhumuz, fiziki bedenimizin oluşumun da 4 ay sonra kendisini oluşturmaya başlar, doğuma kadar cenini koruyan zarın içinde kuvvetli manyatik alanla her ikiside oluşur, bu nedenle reankarnosyon artık kabul edilmiyor.
göktürk is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-04-06, 20:13  #3
adil
 
adil'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,028

İspritizma sadece ruhun varlığına inanılan bir akım değildir. İspritizma ruhların çağırılabileceğinin düşünülmesi ve bu işle uğraşılmasıdır.

Ey ruuuh geldiysen üç kere vuuur! , falan...
_____________
Alıntı:
Yoksa ruh diye beynimizin bir faaliyetinden mi sözetmekteyiz?
Bence böyledir. Bilimsel olan da budur.
Ruh kavramı önceden maddenin yapması mümkün olmadığı iddia edilen şeyler için uydurulmuş bir kavramdı. Örneğin önceleri şöyle deniliyordu: Hafıza maddesel sebeplerle olamaz, sadece beynimizdeki et parçasının yaptığı bir işe benzemiyor, demek ki ruh diye bir şey var.
Fakat bilim beyindeki hafıza merkezini bulmuştur. Ayrıca bilgisayar örneğinde olduğu gibi madde hafıza işi için yeter de artar bile, idea kökenli bir şeye gerek yoktur.

Günümüzde yine bilimin tam açıklık getiremediği olaylar -doğal olarak- vardır. Örneğin bilinç, benlik duygusu. Şimdiki idealistlerin en büyük dayanağı da budur. Halbuki eskiden hafıza ve düşünme idi. Fakat ikisinin de maddesel-bilimsel açıklaması yapılmıştır.

Ruh var mı konusu -şimdilik- tam olarak bilimin değil felsefenin konusudur. Ama elbette ki bilim de bu konuda ilerledikçe daha kesin bilgilere ulaşabileceğiz. Ama her bulgudan sonra bilim idealizme büyük darbeler vuruyor. Örneğin bazı psikolojik hastalıkların tedavisi artık ilaçlarla tedavi edilebiliyor.
__________________
“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.”
"İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx)

adil Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-04-06 20:24 .
adil is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-04-06, 20:50  #4
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040

Ruhçuluk ya da ispiritizma "fiziksel bir bedende bir ruhun ya da manevi bir varlığın yaşadığı" iddiasına dayanmaktadır. Ölüm sırasında bu "yaşamsal öz" ün yaşamaya devam ettiği ve vücudu terk ederek başka bir dünyaya gittiği düşüncesine inanılır. Bu iddianın bir inanç olmasının ötesinde, genellikle, ölümden dönme deneyimi yaşamış olan kişilerin," ölü oldukları zaman" bile, çoğu kez, çevrelerinde olan biteni doğru olarak anlatabilmelerine dayanır.

Fiziksel beden içinde bir ruh ya da manevi bir varlık bulunduğu iddiası, gerçekte çok daha karmaşık bir özellik gösterir. Bu görüş, ruhların varsayıldığı önceden var olan bir inanç sistemine dogmatik bir biçimde yapışarak, insanların manevi açlıklarını ve ölümden sonra yaşam isteklerini duygusal olarak çekici bir şekilde karşılamaktadır. Bu durum bilimsel bir çıkarım değildir. Bu, inanılan bir şeydir. Durum böyle olduğu için de, bilim,ruh iddiasını kabul etmemektedir.

Ölümle yok olan şey maddesel özelliktir. Her insan,eşsiz bir kimyasallar( moleküller,vs.)yığınıdır. Kimyasallar tarafından tüm vücudumuzda iletilen bilgiler nedeniyle düşünüyor, hareket ediyor ve duyumsuyoruz. Öyleyse, temel düzeyde yaşam, hayatın gerekli özelliklerini sürdürebilmek için gereken karmaşıklık derecesine sahip olan bir kimyasal sistem olarak görülebilir.

Ölümde kaybolan şey bir varlık değil, fakat onun yerine yaşamın karşılığı olan, karmaşık ve etkileşim içindeki moleküllerin özel bir düzenleniş biçimidir. Eğer bu düzenleniş bozulursa, vücut hastalanır; eğer yeterince dağılırsa vücudun ölümü ortaya çıkar. Ölüm sonuçta, vücudumuzu oluşturan moleküller arası düzenin bütünüyle kaybolması demektir.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-04-06, 01:50  #5
göktürk
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,175

Sizin raslamadığınız olaya deyinmek istiyorum 6 ay evvel alman bilim adamlarının dünyaya duyurusu şu şekilde idi, ruh un 21 gıram ağırlığı olduğu ülüm anı deneyimlerinde bir kuyuya atıldıkları geri gelişlerde bu kuyudan tekrar bedenlerine girip hayata döndükleri vs. gördüklerini anlatan bilimsel açıklamada bulundular.
göktürk is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-06-06, 14:19  #6
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040

"Ruhçulara" göre bedende maddeden bağımsız bir öz, "ruh" vardır. Kişi öldüğü zaman ruh bedeni sürekli olarak terk eder ve bedensiz ruhlar aleminde yaşamaya devam eder.

Bu olayın inanılan üç ortaya çıkış biçimi de şu şekilde gruplandırılır:

1- Neredeyse ölerek ölümden dönen bir kimsede, ruhun geçici olarak vücudu terk etmiş olduğu deneyim ( beden dışı bir deneyim.)

2- Tamamen ölmüş bir kimse, şu anda yaşayanlarla bir hayalet olarak doğrudan doğruya iletişim kurabilen bir ruh olarak ya da dolaylı olarak bedeninin ele geçirildiğini iddia eden bir kişi (medyum)aracılığıyla konuşabilen bir ruh olarak varlığını sürdürür.

3-Yaşayan bir kimsenin ruhu geçici olarak bedeninden ayrıldığı başka bir yere gider.( astral yolculuk.)

Her üç ifade ediş biçimi de, tıpkı UFO söylenceleri gibi çeşitli zaman ve şekillerde ifade edilmektedir. Anlatılanlar bireysel olgu olarak kalmakta ve sadece "inanılmaktadır."

Ama bütün bu anlatılanlar, iddia edilenler ne anlama gelmektedir?
Nasıl açıklanabilmektedir?
Bunlardan hangi sonuca varılabilir?

Kaynak.C.M.Wynn, A.W.Wiggins; Yanlış Yönde Kuantum Sıçramaları; Tübitak Yay.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-07-06, 14:39  #7
damla
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92

Sn.Adil;
Merak ediyorum;benlik duygusunun,zaman algısının,ne bileyim;yetersizlik duygusunun beynimizdeki yerini gösterebilir misin?
damla is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-07-06, 22:36  #8
adil
 
adil'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,028

Alıntı:
Merak ediyorum;benlik duygusunun,zaman algısının,ne bileyim;yetersizlik duygusunun beynimizdeki yerini gösterebilir misin?
Gsteremem. Gösterebileceğimi de iddia etmedim. Ama benlik duygusu çok karmaşık bir şeydir ve bence tek başına yoktur. Benlik; sevinç, mutluluk, üzüntü, hafıza ve benzeri şeylerin toplamıdır. (çoğunun beyinde yeri var) Zaman algısı da hafızayla ilgilidir.
__________________
“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.”
"İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx)
adil is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-07-06, 23:26  #9
Papyrus
 
Papyrus'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,546

Eğer ruh ve kişilik aynı şey ise, ya da kişilik ruhun bir parçası ise, ruhun beyinle ilişkisi kurulabilir. Bunu şuna dayanarak söylüyorum; beyin travması geçirmiş veya beyninden operasyon geçirenlerde sıkça rastlanan bir durum da kişiliğin değişmesidir. Hatta doktorlar hasta yakınlarını böyle bir durum için ameliyat öncesi uyarırlar. Ayrıca bu hastalardan, bu şekilde karakter değişimine uğrayanların çoğu hayatlarının kalanını bu yeni (olumlu ya da olumsuz) karakterleriyle yaşarlar. Benzer durumlar beyin tümörü taşıyan hastalarda da görülebilmektedir.

Bu durumda ruhu; beynin bir işlevi ya da beynin algıları ve üretimlerinin bütünü olarak tanımlamamız mümkün olabilir. Nitekim beynin algılarına göre ruhsal durumumuz değişmektedir (örn: depresyondaki bir insanın "ruhum daraldı" demesi gibi). Aynı şekilde beynin üretimlerinin (ki bunlar genellikle kimyasal olaylardır) sonucunda ruh halimizin ciddi farklılıklar göstermesi (örn: aşk) de ruhun belki tamamen, belki de kısmen beynin bir işlevi ya da algısı olduğu tezini güçlendiriyor kanısındayım.
Papyrus is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski14-07-06, 11:52  #10
damla
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92

Haklı olabilirsiniz.Ne de olsa beynimizin çok azını kullanabiliyoruz;beynimizin mucizelerinin farkında olamayabiliriz.Belki de beden ve ruh çatışması görüşünün psikanalizcilerce terk edilmiş olması bu şekilde de yorumlanabilir.Beynimiz,ruhumuzun yaradanı olabilir,düşündümde.
damla is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 14:31.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz