"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Paylaşmak istedim sizce nasıl?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 339
| Karanlık geceyi aydınlatan, sadece hayatın cılız ışığıydı. Sofra kalabalıktı, üç tane çocuk, üç tane de yetişkindik. Çocuklar zayıf ve çelimsizdi ama nasıl yemek yediklerini görülmeye değer. Saldırıyorlar tabaktaki patates kızartmasına ve çocukların gözleri bir birleri üzerinde. Ablası kısa boylu ve tombik bir kız. Oğlan çelimsiz, kara kuru köylü çocuğu. Ortanca kız fena. Gözleri ile tehdit ediyor oğlan kardeşini çatalına birden fazla patates aldığı için. Oğlan çocuğu babadan torpil’li. Köy yeri, nasıl olmasın ki. Zaten ufak boylu, cılız, kapkara benizli babası, bu oğlanı bulacağım diye neler çekmiş. Şimdi de yarın evlenip gidecek kızlarla bir mi tutayım diye düşünüyor. Oğlan elinde ki çatalı ablalarına inat sallıyor kızartma dolu tabağa ve götürüyor ağzına. Çocuk ablasının tehditlerinden korkmuş olacak ki mırıldanıyor. Oğlan elini yanı başında ki annesine dürtüyor ve gözleri ile işaret ediyor ablalarını. Annesi kızlara öyle bir baktı ki kızlar mum gibi oldular oturdukları yerde. Ben kızartma tabağına elimi uzatmadım bile, çocuklar yesin diye. Ben sadece yengemin yapmış olduğu patlıcan yemeği, pilav ve salata ile doyurdum karnımı. Ama amcaoğlu bırakmadı ki çocuklar yesin kızartmayı. Yahu hiç görmüyorlarmış gibi saldırıyorlar bunlarda dedi. Ve elinde ki ev yapımı rakıyı dayadı bardağın boğazına. Amcaoğlu nasıl olsun sert mi yumuşak mı dedi gülerek zorla aydınlana hayatın kenarında ki sofrada. Gerçek rakı bardakları idi bunlar ve ayarlamasını bilmiyorsan ilk kadehte komaya girebilirdin ev yapımı rakı ile. Rakıları doldurduk bardağa ve buzu bıraktığımda içine rakının buz ile kaynaşması harika idi. Sanki hat sanatı denilen şeyi su ve boya ile değil de, Rakı ve buz ile gerçekleştiriyorsun. Görmeye değerdi yani buzun rakı içinde erimesini. Çocuklar masada ki kızartma tabağını silip süpürdüler ve fırlayıp, yıldırım gibi kalktılar masadan. Masadan kalkan çocuğun ilk işi çeşmeye koşmak oluyordu. Sabunu elinde bir kez çevirip yerine fırlatıp suda da bir tur döndürdükten sonra hemen sokağa koşuyor. Herkesin derdi bisikleti kapıp köyün karanlık sokaklarında bir tur atabilmekti. Babası bu sene oğluna bir bisiklet almıştı sınıfı pekiyi ile geçtiği için. Bisikletin rengi soluk maviydi. Belliydi bitpazarından alındığı. Hani şu orta maşası olmayan, sadece kadro, tekerlekten ibaret olan bisikletler den. Çocuğun bisikleti aldırdıktan sonra rahat durmadığı dizlerindeki kabuk bağlayan yaralardan belli idi Ne kadar da düşüp elini kolunu yaralasa da hala aklında bisikletin tekerine takacağı süslerde idi. Geldi yanıma ben rakı bardağımdaki rakıyı yarılamış ve karnımı ovuştururken sandalye de. Zayıf ışığın aydınlattığı hayatta otururken girdi masa ile bacağımın arasına. Ve peltek şekilde konuşarak ‘’Amca hani sen bana süs getirecektin sanayi ye gidip’’ dedi. Kuru kolları dizlerimi acıtmıştı ama acıyor diyememiştim. Dirseğini dayadığı ayaklarım acıyordu hala ama onun dirsekleri çekmeye niyeti yoktu. Tamam, amcacım gidince alıp göndereceğim sana dedim. Hemen kurtuldu masa ile bacaklarımın arasından ve kendini hemen sokağa attı tekrar bağırarak. Amcaoğlu, hanımı ve ben karanlığı zorla aydınlanan hayatta rakımızı içerken bir anda yıldızlar çekti dikkatimi. Gökyüzü karanlık ama yıldızlar var. Yıldızlar aydınlatıyor gökyüzünü. Ama gökyüzünü ay aydınlatıyor da yıldızlar mı ondan faydalanıyor. Bilmiyorum ki, hangisi hangisinden faydalanıyor. Belki de onla bir birlerine faydalanma olarak bakmıyorlar. Yani onla çok yakın arkadaşlar ve her gece birbirleri ile buluşmaya can atıyorlar. Ay bu gece hilal şeklinde ve yıldızlara sesleniyor arkadaşlar ben gideceğim her kes ne işi varsa halletsin. Yıldızlar neden gidiyorsun diyor. Ay kararlı şekilde gitmeliyim diyor. Ben duyuyorum ay’ın yıldızlara seslenişini ama amcaoğlum ve hanımı duyamıyor. Neden deme onlar duyamaz. Onlar aşkı bitireli yıllar olmuş. Ben aşkı yeni buldum. Aşk’ı bulmak acaba böylemi. Yani aşkı bulan insan yıldızları da ve ay’ı da duyabiliyor mu? |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 339
| Bence evet duyabiliyor. Ben aylardır yıldızları dinliyorum. Görülmeseler de gökyüzünde ben orada olduklarını biliyorum ve dinliyorum onları. Uzaklardaki yârimden haber veriyorlar bana. Kulağıma yaklaştı geçenlerde bir yıldız ve fısıldadı aşkımın beni çok özlediğini. Amcaoğlum ne yapıyorsun sen diyor ve dürtüyor bana. Dur diyorum elimle ince kuru elini iterken. Benim deli olduğumu düşünüyor belki de. Neden mi? Ben dinliyorum yine yıldızları. Uzaklardaki yârimin haykırışını söylüyorlar bana. Amcaoğlumun kara kuru çocuklarının avlu kapısından hızla girmeleri ile sustu yıldızlar. Çocuklar koşar adım ile çıktılar merdivenleri ve karanlığı zorla yaran lambanın altındaki tepside duran kan kırmızı karpuza saldırdılar. Amcaoğlu ve ben gülmekten düşeceğiz yere ama dönüp bakmıyorlar bize. Annesi bağırarak dağıttı çocukları. Hepsi tepsinin karşısında hazır ola geçtiler ve sabırsızlıkla beklemeye başladılar karpuzdan paylarına düşen dilimleri nasıl ve ne zaman alabilirim diye. Yengem kalktı ve hepsine büyük birer dilim karpuz kesti. Karpuz dilimini alan hemen kaçıyordu tekrar sokağa. Ama babalarını bağırması ile avlu kapısından geri döndüler. Saat on ikiye geliyordu ve bu saatte dışarı çıkmaları olmazdı. Herkes avluda karpuzlarını yedi ve elini yıkayıp yanımıza çıktı. Biz daha ikinci kadehin yarısına gelmiştik. Çocukların üzerini değiştirip hayatın diğer ucunda ki odaya götürdü yengem. Biz içmeye devam ediyorduk ama ben yıldızları düşünüyordum. Yıldızlar bana bir şeyler anlatmak için bekliyordu karşımda ve ben amcaoğlum yüzünden konuşamıyordum. En sonunda amcaoğlumda anlamış olacak ki kalktı ve bana müsaade etti yıldızlarla konuşmam için. Ben yıldızlara baktım ve dinledim onları. Anlattılar bana yârimin ne kadar özlediğini ve benim yanımda olmak istediğini. Ağlamak istedim ilk önce. Ama ağlayamadım. Neden mi? Bilmiyorum demeyeceğim. Çünkü Biliyorum. Çünkü ben yârime söz vermiştim en son göğsünde ağlarken ağlamayacağım için. Amcaoğlum biraz sonra yanıma geldi ve bana yıldızların neler anlattığını sordu ama söylemedim. Söylemekte istemiyordum zaten. Neden söyleyecektim ki? Yıldızlarla benim armada idi konuştuklarımız. Karanlığın zorla aydınlandığı hayatta bir anda yarımda olsa var olan ışığımız kayboldu. Sevinmiştim. Şimdi yıldızları daha çok sevecekti insanlar. Neden mi? Yeryüzünü yıldızlardan başka aydınlatan bir şey yoktu o anda. Her kes bir sessizliğe büründü ve karşı dağda gelip giden elektriğin enden kesilmiş olabileceğini düşünüyordu. Ama bilemiyorduk neden kesilmişti. Ama iyi olmuştu kesilmesi elektriğin. Rakı bardağında iki yudumluk rakı kalmıştı. Sadece iki yudum’luk. Bembeyaz, iki yudum ev yapımı rakı bardakta bekliyordu içilmeyi. Ama benim aklım hep yıldızlarda idi. Yıldızlar neler yapıyorlardı. Ay bırakıp gitmişti geceyi. Seslenmemişti de, gidiyorum ben diye. Ama haklıydı. Dolunay olana kadar ay duramazdı gökyüzünde. Yani duramazmış öyle söylemişler söyleyenler. Niye öyle söylemişler yani. Yani neden duramıyormuş ki. Çocuk muymuş ay dolunay olana kadar. Anlamadım ben bu söyleyenlerin söylediklerini hiçbir zaman. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 339
| Söyleyenler hep boş söylemiş bence. Yani neden hep söylemişler. Boş verelim bu söyleyenlerin söylediklerini beni sıkmaya başladı zaten. Rakıya daha fazla işkence etmekten vazgeçtim ve ilerleyen saatime baktıktan sonra hasretliği yenmenin tek yolunu gözlerimi kapatmak olduğunu anladım. Hemen amcaoğlum ile cam ama yerine can cana deyip selamlaştıktan sonra rakı bardağını kaldırım başıma. Rakı yakıp gidiyordu içimi ama nedense sevmiştim ilk deva bu yangını. Hemen bir dilim soğumaktan mahrum kalmış karpuz aldım ev yedim. Yengem sofrayı kaldırdı uykulu gözlerle ve hep birlikte uyumak için yataklarımızı yaptık. Çocuklar çoktan uyumuşlardı ve uyumadan önce hepsi tembih etmişlerdi bana hayatta benimle birlikte uyumak için. Yer yataklarını yazdık. Gerçi amcaoğlunun yatakları bana ufak gelse de, yastıklarla destekleyip bana göre bir yatak yaptık. Gece harikaydı. Çakırkeyif olmuştum. Hava sıcaktı ve terlememek mümkün değildi. Yıldızlar bana göz kırpıyorlardı. Aklımda yârimden başka hiçbir şey yoktu. Gözlerim kaybolan ay’ı arıyordu ama yoktu. Olsun olmasa da olurdu, yıldızlar vardı ve benimleydiler. Çocukları yattıkları yerlerden kucaklayıp getirdim. Kendime yaptığım yatağın yanı başında onlara da yatak yapmıştık. Çocukların uyanmaları mümkün değildi ve zaten uyanmadılar da. Elektrikler gelmemişti daha ve ben karşı dağlarda yanan sönen ışıkların ya bir çobanın ya da bir köylünün feneri olduğunu biliyordum. Uzandım yatağa gözlerimi diktim gökyüzüne ve yıldızları saymaya başladım. Karşıda ki en kocaman yıldız var ya hani en parlak olanı. İşte o yıldız benim yârim ve her zaman orada durur, Göz kırpıp be n uyuyunca koynunda uyutur beni. Gözlerim kapanmasın diye uğraşırken aklımda uyumaktan başak bir şey yok. Uyursam koynunda uyanacağım yârimin. Sabah kalktığımda amcaoğlunun cılız çelimsiz oğlunun haykırışından başka bir şey değildi benim duyduğum. Güneş hayatı sarmış ve ben kalın yorganın altında sineklerden kaçmaya çalışıyorum terleyerek. Ve tek düşünebildiğim şey yârim. Tek söyleye bildiğim hayatım nerdesin, seni çok özledim. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 631
| Anlatım olarak değerlendirirsem; akşam yemeğini girişte çok güzel betimlemişsiniz. Okumaya başlar başlamaz 3 kardeş ve diğerleri hemen hayalinizde canlanıyor. Patetaes kızartması, erkek kardeş, dürtükleme, annenin babanın ifadeleri, kız kardeşlerin sinmesi.. Gayet güzel.. Bu bir süre devam ettikten sonra birden olay öyküsü formatından durum öyküsü formatına geçiyorsunuz, bahçede, yıldızlardan bahsederken. Tüm o hareketlilik ve canlandırmalardan sonra yıldızlarla ilgili durumlar biraz kavrama zorluğuna sebep oluyor. Buradaki betimlemeler daha net olabilir, sorular yanıtlanabilir, imgeleme kullanılabilir yani bir şelikde o kısımlarında zihnimizde olaylar gibi canlanmasını sağlayabilirsiniz. Devamında, olay betimlemeleri ile durum betimlemeleri devrede devrede ilerliyor. Öykü çeşitleri girişik, bu dikkatimi çekti. Biçim olarak, manzum şekilden nesir şekline geçerek, konu geçişlerindeki anlam bütünlüğü sağlayabilirsiniz, bu daha şık bir görüntü oluşturupk, anlama kolaylığı sağlayabilir. İçerik olarak, yabancı bir yerde sevdiğini düşlemek; onu, ona olan sevgini yıldızlarla imgelemek, anladığım kadarıyla bunu işlemişsiniz. Bu hoşuma gitti doğrusu. Hepimizin yaptığı en olağan şey aslında; her zaman, alakasız bir yerde, daha alakasız bir şeyi düşleyerek hüküm süreriz çünkü. Edebi olarak bakarsak; deyimleri, ikilemeleri, anlatım sanatlarını kullanmanız tabii ki dilimiz adına zenginliktir, bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Genel olarak değerlendirirsem; sıcak olaylar, rahat betimlemeler, arada sorgular, özlem.. Güzel buldum. Elinize sağlık. ![]() __________________
Ünlü fizikçi Werner Heisenberg kuantum araştırmaları sırasında ortaya çıkan şaşırtıcı sonuçlar üzerine şöyle söylemişti: “Doğanın atomaltı deneylerde bize göründüğü kadar saçma olması mümkün mü?” küreseleylem Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-03-08 18:11 . |
|
| #5 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Sn.mağripli'nin yazısı bana göre de güzel. Belki üzerinde biraz daha durularak birtakım cümle yanlışlıkları önlenebilir ve daha akıcı bir dil de sağlanabilir. Ama yazının kendisini çok rahat okuttuğunu söyleyebilirim. Bu anlamda Sn.mağripli'de bir "yazar kumaşı" olduğu söylenebilir. İkinci konu, Sn.speranza nın değerlendirmesi. Çok uzun zamandır ilk kez edebiyat bölümümüzde böylesine önemli bir değerlendirme-eleştiri okuyorum. Gerçekten çok etkileyici. Böyle bir yöneticinin yazıyaz'da bulunmasından övünç duymak gerek. Teşekkürler, Sn.mağripli. Teşekkürler, Sn.speranza. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Ixion civarı
Mesajlar: 1,174
| Çok güzel ama geliştirilebilir.Ellerine ve yüreğine sağlık ![]() __________________
http://img374.imageshack.us/img374/2365/hungry20child1gs7.gif Bu resme iyi bakın,Bu resmi size kapitalizm ulaştırdı! |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 339
| Arkadaşlar; okuduğunuz yazı tamamen duyguların yansımasıdır kağıda.Şöyle ki edebi anlamda beceriye sahip olmadığım kanısındayım ama kimi zaman insanalrın yaşadığı duygu yoğunluğu yazmalarını sağlay ya, işte benimki de öğle birşey. Bu türden bir kaç daha yazı (ben öykü diyorum bunlara ama) var zaman içinde paylaşıcam sizlerle ve olumlu ve olumsuz beni geliştireceğini düşündüğünüz eleştirilerinizi bekliyorum. dostça |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 183
| sayın mahripli çok güzel bir öykü .Köyde akşamleyin yıldızlara bakarak rakı içmek güzel dir ara sıra köpek havlamaları uzaktan koyunların can sesleri gelir kukumav kuşları ve rakı insanı hayellere daldırır sevdiklerini özler yıldızların altında özgüleşir insan yanında birde sevdiği dost varsa horozlar ötene kadar sürer muhhabbet sevgiyle kal....... |
|
| #9 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Yürekten dökülen işlenmiş cümleler bizlerin şaheseridir. Elinize ve yüreğinize sağlık...Üzerinde çalışılabilecek noktaları var elbet __________________
tik tak seslerinden ürkmeden..... |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008 Ülke / Şehir: Anarquismo
Mesajlar: 1,508
| Sn. Magripli emeginize saglik, yazilarinizin devamini temenni ediyorum. Baslarda dikkatimi ceken birsey oldu: Alıntı:
Burada sanirim bitirilmemis fakat sizin tarafinizca noktalanmis bir cumle mevcut. __________________
Gencler hayati seviyor, ama siz onlarin isyan etmelerine sebep oluyorsunuz. Lutfen sorumlu ebeveynler olun.. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiye'de Türk var mı sizce ? | Kontr Atak | Konu Dışı | 298 | 18-02-08 12:03 |
| Küresel Isınma nasıl oluşur? | Benkendim | Dünya Siyaseti | 24 | 18-05-07 18:18 |
| Sadece paylaşmak istedim... | GASPIRALI | Türkiye Siyaseti | 17 | 05-02-07 15:34 |
| Devlet nasıl söner? | Balıkçı Filozof | Siyasi İdeolojiler | 23 | 16-09-06 12:35 |
| 40 milyon dolarlık Star, nasıl 8.5’a satıldı?? | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 4 | 27-03-06 00:00 |