| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
"Auschwıtz'in Külleri-Charlotte Delbo..."/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Yalvarırım Bir şeyler yapın Bir dans öğrenin Bir adım Varlığınızı hak ettirecek Derinizi ve tüylerinizi giyme hakkı verecek Yürümeyi ve gülmeyi öğrenin Çünkü çok aptalca olur yoksa Sonunda Bu kadar insan ölmüşken Siz yaşıyorsanız eğer Hayatta hiç bir şey öğrenmeden. Charlotte Delbo |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Gelen insanlar var. Bekleşenlerden oluşan kalabalığın içinde gözler kendilerini bekleyenleri arıyor. Onlarla kucaklaşıp yolculuğun çok yorucu geçtiğini söylüyorlar. Giden insanlar var. Kalanlarla vedalaşıp çocukları öpüyorlar. Gelenler için bir yol, gidenler için de ayrı bir yol. Gelenler var gidenler var. (...) Günlerce, gecelerce süren yolculuğun sonunda buraya ulaşıyorlar. Ülkeleri bir baştan bir başa aşarak varıyorlar buraya. (...) Herkes varını yoğunu getiriyor. İnsan özellikle geçimini sürdürecek neyi varsa yanında bulundurmalı. Vardıklarında, olası bir cehenneme geldiklerini sandılar. Ama yine de inanmak gelmiyordu içlerinden bir türlü. Cehennem trenine bindiklerini bilmiyorlardı ilkin.Ama artık çare yoktu. Buradaydılar. Bu olguya alışıyor, cehenneme göğüs germeye hazır olduklarını duyumsuyorlar. Çocuklarıyla, kadınlarıyla, büyükanne ve büyükbabalarıyla...Aile anıları ve ailenin belgeleriyle... Bu gara hiç varılmadığını bilmiyorlar. En kötü şeyleri bekliyorlar, aklın alamayacağı şeyi beklemiyorlar. Ve erkekler bir yanda, kadın ve çocuklar öbür yanda olmak üzere, beşerli sıralar halinde toplanmaları, anlamadıkları bir dille haykırıldığında bakakalıyorlar. Sonra cop darbeleriyle işin farkına varıp beşer beşer sıralanıyorlar. Her şeyi bekliyorlar artık. Yıllar önce okumuştum: "Hiç Birimiz Geri Dönmeyecek ( Auschwıtz ve Ötesi...)" kitabını. Ve bir solukta okumuştum. Tüylerim diken diken olurdu bu tür yazı, roman, anı ve sinema filmlerinde...Her okunduğunda, her izlendiğinde...insan olmanızdan bir rahatsızlık duyardınız. Kutsallıklar adına bir insanın bir başka insana aklın alamayacağı işkenceleri reva görmek, kutsallara karşı bir öfke duymanıza neden olurdu. Unutmamalı, unutturmamalı... Oysa onlar, "...kimseye bir şey yapmamışlardı ki!" |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
"...bu kadar insan ölmüsken, siz..." anlatimin gücüne bakin. tesekürler __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Hiçbirimiz Geri Dönmeyecek. Keşke Hiç Öğrenmeseydik. Ömrümüzün Ölçüsü. Charlotte Delbo'nun daha önce yayınlanmış üç tüyler ürperten kitabı birleştirilerek Auschwıtz'in Külleri adıyla yeniden basılmış. (alkım Yayınları).Bugün edindim ve yeniden okuyorum. İlkbaharda erkekler ve kadınlar, insan küllerini ilk kez işlenen kurutulmuş bataklıklara seriyorlar. Böylece insan fosfatıyla toprağın verimini arttırıyorlar. Toprağa kül serpeleyenler karınlarına sarkan torbalar bağlıyorlar bellerine. Sonra ellerini insan kemiği tozuna batırıp saban izleri boyunca avuç dolusu savuruyorlar. Tozun bir bölümü rüzgarla serpicilerin yüzlerine dönüyor. Tüm yüzler akşama dek bembeyaz oluyor tozdan. Süzülerek akan ter yüzlerdeki kırışıklıkları ortaya çıkarıyor çizgi çizgi. C.Delbo bir Fransız direnişçisi. Yahudi değildi. Auschwıtz'deki 230 kadından biriydi.Sanatçıydı aynı zamanda. Tiyatrocuydu.Yaşadıklarını, tanık olduklarını anlatıyor kitabında... Kampa yalnızca girenler var. Çok geçmeden bunlar öbürlerinin başlarına gelenleri öğreniyorlar. Garda birbirlerinden ayrılık gözyaşlarıyla koparılıyorlar. İşte yine bugün gençlerin ayrı bir sıra oluşturmaları buyruğunu veriyor subay. Bataklıkları kurutup öbürlerinin küllerini toprağa serpecek olanlara gereksinme var. Elinizden bırakamıyorsunuz okurken. Ve durmadan bir şeyler düğümleniyor boğazınızda. Nedeni ne olursa olsun,hangi gerekçe, hangi kutsallar adına yapılırsa yapılsın, bir insana acı veren her türlü davranış, eylem ve öğretiye lanetler okuyorsunuz. Yazdıklarımın doğruluğundan bugün artık emin değilim. Ama gerçek olduklarından hiç kuşkum yok. |
|
| #5 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Evet, oldukça etkili bir anlatım. Yazarının bir sanatçı olması, belki de yaşananların çok daha etkili bir şekilde yazıya dökülmesine neden oluyor. Ama yine de bu etkiyi duyumsatanın, insan üzerindeki bu inanılmaz ürperişleri meydana getirenin... yaşananların akıl almaz akıldışılığı olduğunu sanıyorum. Yaşananlar bir insanı nasıl bir psikolojiye sokar belki de hiç bilemeyeceğiz. Belki yazar da tam olarak anlatamıyordur. Böyle bir şey...nasıl anlatılabilir ki! Belki sözcükler yetersizdir. Belki de... Hiç bir şeyin uyandıramadığı bir uyur gezer gibi yaşıyorum. Hayata yeniden başlamak, ne biçim bir deyim. | |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Eller ve bir yüz. Annalerimizi gözlerimizin önünde çırılçıplak bıraktılar. Burada anneler çocuklarının anneleri değil artık. Herkes sabit birer numara damgası yedi koluna. Herkes çıplak ölmek zorundaydı. Ölülerin kimliklerini döğmeler gösteriyordu. Bir kentin kıyısında ıssız bir ovaydı burası. Donmuştu ova kentinse adı yoktu. (...) Baca tütüyor. Gökyüzü basık. Duman kampın üstüne sürükleniyor ve üstümüze çöküp bizi sarmalıyor...ve yanan et kokusu... |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Babası, annesi, erkek ve kız kardeşleri gelir gelmez gazlandılar. Anne baba fazla yaşlıydı, çocuklar fazla küçük. "Enküçük kız kardeşim çok güzeldi" diyor. "Bilemezsiniz nasıl güzeldi. Yüzüne bakmamış olmalılar. Baksalardı öldürmezlerdi. Öldüremezlerdi." |
|
| #8 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| "Yolun öteki yanında, SS'lerin köpeklerini eğittiği bir alan var. Onların ikişer ikişer tasmalı köpekleriyle oraya gidişlerini görüyoruz. En önde yürüyen SS'in elinde bir manken var. Bu, bizim gibi giydirilmiş büyükçe bir bebek. Çizgili, rengi kaçmış, pis, kolları uzun gelen bir kostüm. SS bebeği kolundan tutuyor. Ayakları taşlara değerek sürükleniyor. Ayaklarına çorap bile giydirmişler. Bakma! Yerde sürüklenen o mankene bakma! Kendine bakma!." melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-06-06 12:44 . |
|
| #9 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Geçtiğimiz yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en karanlık ve en utanılacak yılları Alman toplama kamplarında yaşanmıştır diye düşünüyorum. İnsanı sadece insan olarak görmeyen bir anlayışın yaptığı ve yapabileceği vahşetin öyküsü hiç bir zaman unutulmamalı diye düşünüyorum. "Auschwitz'in Külleri" bir kitap, bir film değil... O içimizin derinliklerinde saklı yatan bir canavarlığın belli bir dönemde, belli bir ideoloji altında ortaya çıkmış halidir. Siz ey bilenler biliyor muydunuz açlığın gözleri parlattığını ve susuzuğun söndürdüğünü ferini siz ey bilenler biliyor muydunuz insan annesinin öldüğünü görüp göz yaşı akıtmayabilir. siz ey bilenler biliyor muydunuz sabah ölmeyi isteyip gece korkabilir insan ölümden (...) Istırabın sonu Dehşetin sınırı yoktur Biliyor muydunuz Siz bilenler. Bu canavarlık içimizde bir yerlerde yaşıyor. Bir fırsat kolluyor. Onu eğitmedikçe, onu yok etmedikçe...o tehlike hep var olacak... Ne dil,ne din, ne de etnisite... Sadece insan, sadece! |
|
| #10 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| 1940 yılının Mayıs ayında Berlin'in Van See gölü kıyısında yapılan bir gizli toplantıda insanlık tarihinin en insanlık dışı kararı verilir. Bu karar o zamana değin insanlık tarihinde hiç rastlanılmamış,eşi benzeri görülmemiş bir karardı...Avrupa'da yaşayan 11.5 milyon Yahudi'nin ve bir milyon civarındaki çingenelerin sistematik olarak ortadan kaldırılması kararıdır bu.Sadece Yahudi ve çingene oldukları için öldürülmelerine karar verilen; çoluğu çocuğu, annesi babası, eşi dostu ve sevgilisiyle gündelik hayatın karmaşasıyla boğuşan ve herşeyden habersiz milyonlarca insan... Benim mayıs ayı sevgilim aralık ayında bile çocukça ve şefkat dolu birbirimize sarılmış yürürken orman henüz çocukluğumuzun ormanıyken ayrılık anılarımız yokken henüz parmaklarımı öperdi üşürdü parmaklarım... 1940 Mayıs ayında verilen karar 1941 yılının Şubat ayında Polonya'nın Çekoslovakya sınırındaki küçük bir kasabası olan Birkenau'da Auschwitz ölüm kampının kurulmasıyla işlerlik kazanacaktı.8 duş odası, 80 tane krematoryum tabib deney odası, 5 bin metrekarelik alanda 120 adet barakalardan oluşan bu ölüm kampına hergün trenlerle insanlar geliyor ve trenler sonradan yolcusuz geri dönüyorlardı. mayıs ayı sevgililerinin söylediği sözleri söylerdi bir tek ben duyardım.. Bu sözler işitilmez Neden Çarpan yürek işitilir Hayat boyu duyabileceğimizi zannederiz şefkat dolu o sözleri... Auschwitz'e günde 3-3.5 bin kişi geliyordu...Barakalar dolup dolup taşıyordu. İnsanların olup bitenlerden haberi yoktu. Ama bir şeyler seziyorlardı. Giden gelmiyordu. Çünkü günde 2 bin kişiyi öldürüyorlardı... o kadar çok mayıs var ki hayat boyunca birbirini seven iki kişi için Günde 2 bin kişiyi öldürüyorlardı...Sadece yahudi ve çingene oldukları için...Yüzlerini daha önce hiç görmedikleri, yaşayıp yaşamadıklarını bile bilmedikleri insanları...sadece yahudi ve çingene oldukları için öldürüyorlardı. Günde iki bin kişi... Sadece yahudi ve çingene oldukları için... Anneler, babalar, çocuklar... Sevgililer... Ve... onu bir mayıs günü kurşuna dizdiler.... melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-06-06 17:59 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|