Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Ustalardan Seçkiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

"Auschwıtz'in Külleri-Charlotte Delbo..."

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski30-04-06, 20:17  #1
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
"Auschwıtz'in Külleri-Charlotte Delbo..."



Yalvarırım
Bir şeyler yapın
Bir dans öğrenin
Bir adım
Varlığınızı hak ettirecek
Derinizi ve tüylerinizi giyme hakkı verecek
Yürümeyi ve gülmeyi öğrenin
Çünkü çok aptalca olur yoksa
Sonunda
Bu kadar insan ölmüşken
Siz yaşıyorsanız eğer
Hayatta hiç bir şey öğrenmeden.

Charlotte Delbo
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski30-04-06, 20:45  #2
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
Hiç birimiz geri dönmeyecek...

Gelen insanlar var. Bekleşenlerden oluşan kalabalığın içinde gözler kendilerini bekleyenleri arıyor. Onlarla kucaklaşıp yolculuğun çok yorucu geçtiğini söylüyorlar.

Giden insanlar var. Kalanlarla vedalaşıp çocukları öpüyorlar.
Gelenler için bir yol, gidenler için de ayrı bir yol.
Gelenler var gidenler var.
(...)
Günlerce, gecelerce süren yolculuğun sonunda buraya ulaşıyorlar.
Ülkeleri bir baştan bir başa aşarak varıyorlar buraya.
(...)
Herkes varını yoğunu getiriyor. İnsan özellikle geçimini sürdürecek neyi varsa yanında bulundurmalı. Vardıklarında, olası bir cehenneme geldiklerini sandılar. Ama yine de inanmak gelmiyordu içlerinden bir türlü.

Cehennem trenine bindiklerini bilmiyorlardı ilkin.Ama artık çare yoktu. Buradaydılar. Bu olguya alışıyor, cehenneme göğüs germeye hazır olduklarını duyumsuyorlar.
Çocuklarıyla, kadınlarıyla, büyükanne ve büyükbabalarıyla...Aile anıları ve ailenin belgeleriyle...

Bu gara hiç varılmadığını bilmiyorlar.
En kötü şeyleri bekliyorlar, aklın alamayacağı şeyi beklemiyorlar.

Ve erkekler bir yanda, kadın ve çocuklar öbür yanda olmak üzere, beşerli sıralar halinde toplanmaları, anlamadıkları bir dille haykırıldığında bakakalıyorlar. Sonra cop darbeleriyle işin farkına varıp beşer beşer sıralanıyorlar. Her şeyi bekliyorlar artık.


Yıllar önce okumuştum: "Hiç Birimiz Geri Dönmeyecek ( Auschwıtz ve Ötesi...)"
kitabını. Ve bir solukta okumuştum. Tüylerim diken diken olurdu bu tür yazı, roman, anı ve sinema filmlerinde...Her okunduğunda, her izlendiğinde...insan olmanızdan bir rahatsızlık duyardınız. Kutsallıklar adına bir insanın bir başka insana aklın alamayacağı işkenceleri reva görmek, kutsallara karşı bir öfke duymanıza neden olurdu.

Unutmamalı, unutturmamalı...

Oysa onlar, "...kimseye bir şey yapmamışlardı ki!"
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski30-04-06, 20:48  #3
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Yalvarırım
Bir şeyler yapın
Bir dans öğrenin
Bir adım
Varlığınızı hak ettirecek
Derinizi ve tüylerinizi giyme hakkı verecek
Yürümeyi ve gülmeyi öğrenin
Çünkü çok aptalca olur yoksa
Sonunda
Bu kadar insan ölmüşken
Siz yaşıyorsanız eğer
Hayatta hiç bir şey öğrenmeden.

Charlotte Delbo
Olaganüstü etkili diyebilirim sayin melnur.
"...bu kadar insan ölmüsken, siz..."
anlatimin gücüne bakin.
tesekürler
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski30-04-06, 21:16  #4
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
Dramın başlangıcı...

Hiçbirimiz Geri Dönmeyecek.
Keşke Hiç Öğrenmeseydik.
Ömrümüzün Ölçüsü.

Charlotte Delbo'nun daha önce yayınlanmış üç tüyler ürperten kitabı birleştirilerek Auschwıtz'in Külleri adıyla yeniden basılmış. (alkım Yayınları).Bugün edindim ve yeniden okuyorum.

İlkbaharda erkekler ve kadınlar, insan küllerini ilk kez işlenen kurutulmuş bataklıklara seriyorlar. Böylece insan fosfatıyla toprağın verimini arttırıyorlar. Toprağa kül serpeleyenler karınlarına sarkan torbalar bağlıyorlar bellerine. Sonra ellerini insan kemiği tozuna batırıp saban izleri boyunca avuç
dolusu savuruyorlar. Tozun bir bölümü rüzgarla serpicilerin yüzlerine dönüyor. Tüm yüzler akşama dek bembeyaz oluyor tozdan. Süzülerek akan ter yüzlerdeki kırışıklıkları ortaya çıkarıyor çizgi çizgi.


C.Delbo bir Fransız direnişçisi. Yahudi değildi. Auschwıtz'deki 230 kadından biriydi.Sanatçıydı aynı zamanda. Tiyatrocuydu.Yaşadıklarını, tanık olduklarını anlatıyor kitabında...

Kampa yalnızca girenler var. Çok geçmeden bunlar öbürlerinin başlarına gelenleri öğreniyorlar. Garda birbirlerinden ayrılık gözyaşlarıyla koparılıyorlar. İşte yine bugün gençlerin ayrı bir sıra oluşturmaları buyruğunu veriyor subay.
Bataklıkları kurutup öbürlerinin küllerini toprağa serpecek olanlara gereksinme var.


Elinizden bırakamıyorsunuz okurken.
Ve durmadan bir şeyler düğümleniyor boğazınızda.
Nedeni ne olursa olsun,hangi gerekçe, hangi kutsallar adına yapılırsa yapılsın, bir insana acı veren her türlü davranış, eylem ve öğretiye lanetler okuyorsunuz.

Yazdıklarımın doğruluğundan
bugün artık emin değilim.
Ama gerçek olduklarından
hiç kuşkum yok.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski30-04-06, 22:25  #5
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040

Alıntı:
Sayın canugur şöyle demiş:

Olaganüstü etkili diyebilirim sayin melnur.
"...bu kadar insan ölmüsken, siz..."
anlatimin gücüne bakin.
tesekürler
Sn.canuğur;

Evet, oldukça etkili bir anlatım.
Yazarının bir sanatçı olması, belki de yaşananların çok daha etkili bir şekilde yazıya dökülmesine neden oluyor. Ama yine de bu etkiyi duyumsatanın, insan üzerindeki bu inanılmaz ürperişleri meydana getirenin... yaşananların akıl almaz akıldışılığı olduğunu sanıyorum.

Yaşananlar bir insanı nasıl bir psikolojiye sokar belki de hiç bilemeyeceğiz.
Belki yazar da tam olarak anlatamıyordur.
Böyle bir şey...nasıl anlatılabilir ki!
Belki sözcükler yetersizdir.
Belki de...

Hiç bir şeyin uyandıramadığı bir uyur gezer gibi yaşıyorum.
Hayata yeniden başlamak, ne biçim bir deyim.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-05-06, 20:21  #6
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
"ANNEM"

Eller ve bir yüz.
Annalerimizi gözlerimizin önünde
çırılçıplak bıraktılar.
Burada anneler çocuklarının anneleri değil artık.

Herkes sabit birer numara
damgası yedi koluna.
Herkes çıplak ölmek zorundaydı.
Ölülerin kimliklerini döğmeler
gösteriyordu.

Bir kentin kıyısında
ıssız bir ovaydı burası.

Donmuştu ova
kentinse adı yoktu.


(...)

Baca tütüyor. Gökyüzü basık. Duman kampın üstüne sürükleniyor ve üstümüze çöküp bizi sarmalıyor...ve yanan et kokusu...
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-05-06, 01:11  #7
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
Marie...

Babası, annesi, erkek ve kız kardeşleri gelir gelmez gazlandılar.
Anne baba fazla yaşlıydı, çocuklar fazla küçük.

"Enküçük kız kardeşim çok güzeldi" diyor.
"Bilemezsiniz nasıl güzeldi.
Yüzüne bakmamış olmalılar.
Baksalardı öldürmezlerdi.
Öldüremezlerdi."
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-05-06, 17:06  #8
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
Manken...

"Yolun öteki yanında, SS'lerin köpeklerini eğittiği bir alan var. Onların ikişer ikişer tasmalı köpekleriyle oraya gidişlerini görüyoruz. En önde yürüyen SS'in elinde bir manken var. Bu, bizim gibi giydirilmiş büyükçe bir bebek. Çizgili, rengi kaçmış, pis, kolları uzun gelen bir kostüm. SS bebeği kolundan tutuyor. Ayakları taşlara değerek sürükleniyor. Ayaklarına çorap bile giydirmişler.

Bakma! Yerde sürüklenen o mankene bakma!
Kendine bakma!."

melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-06-06 12:44 .
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski06-06-06, 12:52  #9
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040

Geçtiğimiz yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en karanlık ve en utanılacak yılları Alman toplama kamplarında yaşanmıştır diye düşünüyorum. İnsanı sadece insan olarak görmeyen bir anlayışın yaptığı ve yapabileceği vahşetin öyküsü hiç bir zaman unutulmamalı diye düşünüyorum. "Auschwitz'in Külleri" bir kitap, bir film değil... O içimizin derinliklerinde saklı yatan bir canavarlığın
belli bir dönemde, belli bir ideoloji altında ortaya çıkmış halidir.

Siz ey bilenler
biliyor muydunuz açlığın gözleri parlattığını ve susuzuğun söndürdüğünü ferini
siz ey bilenler
biliyor muydunuz insan annesinin öldüğünü görüp göz yaşı akıtmayabilir.
siz ey bilenler
biliyor muydunuz sabah ölmeyi isteyip
gece korkabilir insan ölümden

(...)

Istırabın sonu
Dehşetin sınırı yoktur
Biliyor muydunuz
Siz bilenler.


Bu canavarlık içimizde bir yerlerde yaşıyor. Bir fırsat kolluyor. Onu eğitmedikçe, onu yok etmedikçe...o tehlike hep var olacak...

Ne dil,ne din, ne de etnisite...
Sadece insan,
sadece!
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski07-06-06, 17:38  #10
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040

1940 yılının Mayıs ayında Berlin'in Van See gölü kıyısında yapılan bir gizli toplantıda insanlık tarihinin en insanlık dışı kararı verilir. Bu karar o zamana değin insanlık tarihinde hiç rastlanılmamış,eşi benzeri görülmemiş bir karardı...Avrupa'da yaşayan 11.5 milyon Yahudi'nin ve bir milyon civarındaki çingenelerin sistematik olarak ortadan kaldırılması kararıdır bu.Sadece
Yahudi ve çingene oldukları için öldürülmelerine karar verilen; çoluğu çocuğu, annesi babası, eşi dostu ve sevgilisiyle gündelik hayatın karmaşasıyla boğuşan ve herşeyden habersiz milyonlarca insan...

Benim mayıs ayı sevgilim
aralık ayında bile
çocukça ve şefkat dolu
birbirimize sarılmış yürürken orman henüz
çocukluğumuzun ormanıyken
ayrılık anılarımız yokken henüz
parmaklarımı öperdi
üşürdü parmaklarım...


1940 Mayıs ayında verilen karar 1941 yılının Şubat ayında Polonya'nın Çekoslovakya sınırındaki küçük bir kasabası olan Birkenau'da Auschwitz ölüm kampının kurulmasıyla işlerlik kazanacaktı.8 duş odası, 80 tane krematoryum tabib deney odası, 5 bin metrekarelik alanda 120 adet barakalardan oluşan bu ölüm kampına hergün trenlerle insanlar geliyor ve trenler sonradan yolcusuz geri dönüyorlardı.

mayıs ayı sevgililerinin söylediği sözleri söylerdi
bir tek ben duyardım..
Bu sözler işitilmez
Neden
Çarpan yürek işitilir
Hayat boyu duyabileceğimizi zannederiz
şefkat dolu o sözleri...


Auschwitz'e günde 3-3.5 bin kişi geliyordu...Barakalar dolup dolup taşıyordu. İnsanların olup bitenlerden haberi yoktu. Ama bir şeyler seziyorlardı. Giden gelmiyordu. Çünkü günde 2 bin kişiyi öldürüyorlardı...

o kadar çok mayıs var ki
hayat boyunca
birbirini seven iki kişi için


Günde 2 bin kişiyi öldürüyorlardı...Sadece yahudi ve çingene oldukları için...Yüzlerini daha önce hiç görmedikleri, yaşayıp yaşamadıklarını bile bilmedikleri insanları...sadece yahudi ve çingene oldukları için öldürüyorlardı.
Günde iki bin kişi...
Sadece yahudi ve çingene oldukları için...
Anneler, babalar, çocuklar...
Sevgililer...

Ve...
onu bir mayıs günü kurşuna dizdiler....

melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-06-06 17:59 .
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:57.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz