| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Bir banktan izlemek/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| Geceleyin yürüyorum, yemyeşil yapraklarını sahiplenen ağaçların altında. Yolun iki tarafında ağaçlık alabildiğine. Sanki ağaçlar yan yana sıralanmış ve içeri girene göstermiyorlar başka yeri, yol bitene kadar. Ne zaman sıkılsam ya da aklıma kötü şeyler gelse yani kendimi iyi hissetmediğim zaman gelirim buraya. Hiç kimsenin görmesi mümkün değil. Beni görmek isteyenler ancak içeri girmeli, zaten içeri girenlerde beni görmeye değil benim gibilere görünmemek için gelirler. Ya da buraya gelenler birçoğu mutludur ve mutluluğunu gizlemek için gelirler. Ben oturuyorum çıkışa çok yaklaşmadan, siyah boyalı, kısa bacaklı ve tek ayağı sallanan eti bank yazılı bank’a. Oturuyorum ve yürümekten yorulan ayakları uzatıyorum bankın önüne doğru. Ayaklarımı uzattım, Ellerimi bağladım ve koydum kucağıma, gözlerimle etrafı kesmeye çalışıyorum, ama karanlık buna engel oluyor. Sokak lambası denebilecek yükseklikteki aydınlatma lambalarını ancak ve ancak kendi varlığını belli edecek kadar aydınlatıyor. Sonra benim oturduğum aksak bankın hemen dibinde bir lamba var ama ben hala kendi gölgemi görebilmiş değilim. Göre bildiğim kadarıyla buralar tek misafiri değilim bu gece. Hemen yan bankta sakalları nerdeyse göbek deliğine kadar uzamış olan yaşlı ve de iri yarı bir adam var. Ben sanmıştım ki bu adam sokakta yaşıyor, Ama değilmiş. Yani yan banktaki adam dünyanın sırrına eren ir şarapçı imiş. Derkler ki bu adamlar alkolikmiş. Bence değiller. Yani bu adamlara alkolik demek doğru değil. Neden mi? Sormasan olmaz mıydı? Ama sordun madem, açıklayayım. Bak yeryüzünde dünyanın sırrını çözebilmek, çok az insan nasiptir. Kimler mi? onlar, İşte bunlar, yani benim yan bankımda oturan ve sakakları göbek deliğine, saçları da dirseklerine kadar inmiş olan ve yatacak bir yeri olmadığında bunu dert etmeyen şarapçılar. Derken hemen çapraz karşımdaki çifti görüyorum. Belli ki daha yeni sevdalanmışlar. Nerden mi biliyorum ben unları? Baksan be kardeşim şunlara. Oğlan sıkıca sarılmış bu yaz sıcağında kıza. Kızın saçları alev kızılı. Gözleri bir ömür. Uğrunca dünyayı vurdurtacak adama. Oğlanda hani boş değil. Belli oturmasında sırım gibi çocuk. Ayakları yere göğe sığmadığı için uzatmış ve nerdeyse yolun yarısında. Oğlanın omuzları bir ucundan diğer ucuna beş arşın yol neredeyse. Hani çocukta bir el var sanki mengene. Ve de havada yanıyor alev gibi. İnsan gece de olsa nefes almakta zorlanıyor neredeyse. Ama baksana oğlan yine de bırakmıyor kızın elini bir saniye ve sarılmış benle çekiyor kendine, bir kere öpebilmek için ince dudaklarından. İşte bir başkası da bunlardır yeryüzünde dünyanın sırrını çözebilen. Neden deme ne olur artık. Bilmiyor musun? Anlaşıldı bilmiyorsun o zaman söyleyeyim. Baksana şunlara ne yaparlarsa yapsınlar kötülük yok yanı başlarında. Ve benlik, Ve iki yüzlülük Ve ihanet, uğramamış yanlarına ve uğraması da imkânsız. Oğlan sürekli olarak bir şeyler anlatıyor ve kız duyduğu her kelimede mutluluğu gözlerinle paylaşıyor yoldan geçen çiftlerle. Bak görüyor musun? Kimi mi? Nasıl kim’i? Baksana geçen kısa oylu olan kız ve erkeğe. Nasılda tutuşmuşlar el ele ve nasılda mutlu gözüküyorlar. Bak duydun mu? Kız oğlanın yanında ne kadar mutlu olduğunu söyledi. Bak bir şeyler daha söylüyor. Ne mi söylüyor? Onun yanında iken dünyanın onların etrafında döndüğünü söylüyor. Şimdi diyeceksin sen dünya onların etrafında dönüyorsa, bu dünyanın sırrımı oluyor diye. Evet! Dünyanın tüm sırrı budur. Eğer dünya sizin etrafınızda dönüyorsa siz dünya sırrını çözmüşsünüzdür. Sıkıldım sanırım etrafımdakileri izlemekten. Aslında sıkılmadım. Ben etrafımı izlerken hiç sıkılmıyorum ki. Yeni insanlar ve söyleyemediklerini duymak. Düşünsene; gidiyorsun yolda minik adımlarla, sanki bir çocuk gibi. Ve yanında geçen genç kızın hıçkırıklarını, saklarken, söylediği küfürleri kim duyabiliri gözlerine bakmanda. Ben duyuyorum. Çünkü ben gözlerine bakacak kadar cesaretli ve de gözlerini görecek kadar dikkatli izliyorum dünyayı. Elbette ki dünya yolda hıçkırıklarını saklayarak ağlayan ve ağlarken hıçkırıklarının arasında kendisini ağlatan adama sınırsızca söven kızın etrafında dönmüyor. Ama ben görüyorum bu kızı işte. Sokak lambası tepemde, ben aksak bankta otururken geceleyin, sanırım bankın arkasından gelen sesler ateş böceklerinin çığlıkları bir sigara yakıyorum. Ben kibritle yakılan sigaranın ilk nefesinin harika olduğuna inanmıştım. Ama bu sefer ben istediğim lezzeti alamamıştım. Sorun bendemiydi ( artık kibrit kokusu hoşuma mı gitmiyordu) yoksa artık kibritler eskisi gibi ilk dumanda sevk vermiyor muydu? İnsana. Bilmiyorum ama ben bu kibritle yaktığım sigaradan sevk almamıştım. Bak yolun başından bir esinti geldi. Sanırım yalnız bir âşık eliyor. Bir hışımla esip giden rüzgâr, sanki ayrılığı dağıtıyor gibiydi etrafına. Biraz bekleyeyim diyorum kendime. Bekliyorum da zaten. Az bir zaman sonra çıkıyor meydana gelen esintinin sebebi. Tek başına gelen bir’i. Omuzları nerde ise yerler de. Yaşamdan aradığını bulamamış gibi. Ağlıyor desem değil. Ağlamanın gücünden habersiz gibi duruyor. Sövüyor desem değil, sövmenin ayıbından nasibini almış gibi, Neden ki bu kadar hışım o zaman. Bilmiyorum! Kara yağız bir genç, kasketi var başında kahverengi ve ayağındaki ayakkabıdan belli kasabadan geldiği. Ayakkabıdaki tozları kullansaydık, herhalde bir inşaat çıkarırdık. Bu kadar acele yola çıkmasına sebep olan şey neydi ki. Bilmiyordum! Ama hışmı dünyaları yakıyordu. Omuzlarını kaldıracak mı diye bakıyorum geçerken önümden. Ama nafile yürümeğe bile mecali yok desem yeridir. Ama sinirlerinden nasibini almak istemeyen herkes kenara geçiyordu topukları yere vururken. Ve geçip gidiyor etrafında fırtınalar estirip, omzunu çökertmiş sebeple. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| Sigaram bitti neredeyse. İçtiğim sigaradan zevk alamasam da ilk nefesinden. Oturuyorum gayet rahatım ve iki tarafı da ağaçlarla kaplı yolda tepemde beni bile aydınlatmayan sokak lambası, ilerimde dünyanın sırrına ermiş sakalları göbeğinde saçları dirseğinde şarapçı ve hemen çapraz karşımda mutlu çift. Usulca kayıyorum yan tarafa. Üzerinde benim bile zorla oturduğum, aksak bank’a gelip oturuyor. Kızıl saçları dalgalı ve dağınık şekilde dökülüyor omuzlarına. Gözleri de saçları kadar kırmızı. Ama bunlar ağlamaktan kızaran gözler. Elleri titriyor ve ben neden olduğunu bilmiyorum. Kızıl saçları olan ve ağlamaktan gözleri kızaran bayan başı önde hıçkırarak ağlamaya devam ediyor. Minik elleri ile elindeki siyah deri ve tıka basa dolu çantayı karıştırıyor. Ama ne arıyorsa bulamıyor ve bulamadıkça aradığı Allahın belası şeyi daha da sinirleniyor. Kızıl saçlı kız sinirlendikçe de ağlaması tüm sokağı kaplıyor. Kucağına koyduğu çantayı, hızlıca boşaltmaya başlıyor. İlk önce bir sigara paketi çıkarıp koyuyor aksak bankın üzerine. Sonra ben kibrit çıkmasını beklerken, o bir tane çakmak çıkarıp bırakıyor sigara paketinin yanına. Tam benim istediğim gibi çakmak yuvarlanıp düşüyor, aksak banktan ve kırılıyor. Kızıl saçlı kızın çakmağı kırılmıştı ve sigara içecekse benden ateş istemek zorunda idi. Hala çıkarıyor bir şeyler ve yayıyor aksak bankın üzerine. Makyaj malzemesi, tarak, toka, cüzdan ( cüzdanını bacağın emen dibine hatta bacağının altına koyuyor. Sanırım beni hırsıza ya da kap kaççıya benzetti. Ama ben o kadar psikopat görünüşlü değilim) ve hatta bir tane de pet dedikleri şeyden çıkardı. Her neyse en sonunda çantanın en dibinden birkaç hap çıkardı. Ne olduğunu bilmiyorum. Ama haplar rengârenkti. Hapların rengârenk olmaları onları güzel olduğunu göstermezdi ama şeker gibi gözüküyorlardı. Kız çantadan çıkan olanca şeyi teker teker koydu çantanın içine ve çantasını yanına koydu. Kız aranıyordu çevrede bir şeyler. Sanırım hapları içebileceği bir şişe su arıyordu ama yoktu. Bana doğru baktı ve ağlamaktan şişen gözleri gerçektende acısını belli ediyordu. Suyunuz var mı? Dedi. İlk önce bir şey diyemedim ama sonra maalesef dedim. Bayan hapları tekrar cebine koydu ve sinirle çantasını tekrar açtı. Çantasından sigara paketini çıkardı ve açtı kapağını, ama sigara paketi de boştu. Kız ilk önce havaya kaldırdı başını ve ana avrat sövmeye başladı anlamsızca. Sanki yukarda karşısında düşmanı vardı ve sövmenin böylesini görmemiştim ben hiç. Sonra sustu. Sustu ama hıçkırık seslerini duymak mümkündü. Yan taraftaki şarapçı ile dünya sırrını bırakıp bize bakıyordu. Gerçi biz denmezdi ama benim yanı başımda olmasından dolayı biz oluvermiştik işte. Şarapçı sonra bizi bıraktı ve tekrar dünyanın sırrını çözmeye devam etti dilinde ege türküsü ile. Şu dalmadan geçtin mi? Soğukta sular içtin mi? Soğukta suları içmemişti ama soğuk şarabı götürüp duruyordu saatlerdir. Kız elleri titreyerek bana baktı ve ben daha konuşmasına izin vermeden uzattım sigara paketini. Kızın ağlamaktan kıpkırmızı olan gözleri mutluluktan gülmeye başlamıştı sigarayı görünce. Hemen aldı sigaradan ve teşekkür etti gayet kibar şekilde. Sigarasını yakmak için yaklaştım. Kibriti yaktım ve elimle siperledim. Yaklaştı ellerimin arasındaki ateşe ve eğildi yakmak için sigarasını. Eğilir eğilmez kızın vücudu gözümün önüne serilmişti. Kızın vücudunda morluklar vardı ve belli oluyordu. Sigarasını yakınca öyle bir nefes çekti ki tüm dünyayı içine hapsetmişti. Ve dünyayı azat ederken geri, gökyüzüne doğru bir duman oluştu. O kadar güzeldi ki insan sevmeye korkardı diye geçiriyordum içimden. Bakıyordum öyle sigar içişsine ve saçlarına. Elleri dizinde ağzında sigarası ve kızıl saçları ile gecenin inde sanki farklı biri. Bu kadar güzel kılan neydi acaba diye düşünüyordum. Ne olmuştu da ben bu kıza bu kadar ilgi duymuştum. Hiç tanımadığım, az önce yanıma oturan, çantası da hap taşıyan ve de elerli titreyen ve hemen göğsünün üzerinde morluk olan bu kızın güzelliği nereden geliyordu. Bilmiyordum! Acaba bilmek istiyor muydum? Merak ediyordum ama sanırım araştırmak istemiyordum. Sormak istedim sanırım ama soramadım. Neden? Bilmiyorum. Kız yavaşça toparlanıyordu sanırım. Yani sigarayı içmişti ve son birkaç nefesi de acele ile içine çekiyordu. İçimden bir şey gitmesine engel ol diyordu ama nasıl? Bilmiyordum. Kalan birkaç nefesi de çekti içine v o öpülmeye doyulmayacak dudaklarından çıkarken sigaranın dumanı tuttum elini. Yüzüme baktı. Beklediğim tepkiyi vermemişti. Şaşırmıştım! Belki de bağırmasını bekliyordum ve kendimi sus demeye hazırlamıştım. Şimdi bağırmayınca konuş mu diyecektim. Sanırım hayır. Ama susarak gözlerimin içine bakınca ben her şeyimi vermeye hazırdım onun için. Çok güzelsin dedim susarken karşımda. Benimle kalır mısın dedim. İşe gidiyorum dedi ve neden sen olmayasın ki dedi. Hem bana sigara verdin deyip kalktı ayağa. Nereye dedim. Her zaman yattığım otele, merak etme eni soymam dedi. Başımı kaldırdım oturduğum aksak banktan havaya ve sövdüm yukarıya. Döndüm kızıl saçlı, minik elli kıza ve ne olurdu sen dünyanın sırrını çözmeseydin dedim. Yarime |
|
| #3 | |
Kültür-Sanat & Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 786
| Sn.Mağripli bu hikayeyi yaşadınız mı yoksa bir kurgu mu?Aslında bu çokta önemli değil.Bu hikayede nelerin kızgınlığı ve yaşanılan yanılsamaları gördüm.Paylaşımınız için teşekkürler. __________________
Ellerin var mı, ya yüzün? |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| Sayın serzeniş, bu bir kurgu böle bir şeyi yaşamak uzak değil ama insan için. Yani bir gün bir bankta otururken böyle bir tesadüfler bütünlüğü de insanı bulabilir düşüncesindeyim ben. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 140
| syn.mağripli yeni denemelerinizi bekliyoruz ve gözlemlerinizi de sevgiyle kalın.. __________________
sevginin en güzeli paylaşılan emektir... |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| sayın pi_el daha öncede söylediğim gibi daha önce yazamaya çalıştığım amatör denemeleri paylaşacağım ilk fırsatta. İlginizden dolayı teşekkür ederim. dostça |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| Bu koca şehirde eğer tek başına isen ne sesini duyurmak kolaydır ne de sevdiğini duymak. Seni beklerken şaşkın, yalnız ve gariptim devasa büyüklükteki köprüde. Belki de köprü devasa değil de benim yalnızlığımın büyüklüğü idi köprünün büyümesini sağlayan. Köprüden kurtulmak ve sana yaklaşabilmek için yürüdüm gördüğüm ilk aydınlığa. Neden aydınlığa yürüdüm bilemiyorum. Belki de karanlıktaydı benim sana gelişim ama ben yine de aydınlığı seçtim. Sonra durdum yalnızlığım ve ben devasa köprünün ortasında sadece durduk. Arkamı dönsem sen vardın. Dönmesem aydınlığa doğru yürüsem yine sen vardın ama hangisi yakındı acaba. Bilemiyordum. Döndüm arkama yavaşça ve sen oradaydın. Minik ellerin, Ateş gibi bakışın, Sevgin, Sevilmişliğin ile karşımdaydın ve gözlerinin içindeki mutluluğu üzerime salmıştın sarması için beni. Ayaklarım ileriye gitmek için çabalıyordu. Ama yerimden kıpırdamama engeldi güzelliğinin aklımda edindiği yer. Yavaşça attım ilk adımımı ve yaklaştım. Sardım içime çektim ve minik ellerine sahip olurken kocaman elerimle aslında sendin istediğim. Gözlerin yanı başımda iken daha yakıcıydı. Köprünün sonundaki aydınlıkta, seni bulacakken, yanı başımda var oluverdin. Şimdi karanlık mıydı birbirimize kavuşturan bizi yoksa aydınlığın yolumuydu. Bilmiyordum sanırım. Yeryüzünde kavuşmaları hep aydınlığa ayrılışları karanlık kabullenirdi ve bu seferde öyle oldu. Bizim kavuşmamız da aydınlıktan geliyordu. Sarıldığımda sana bir kapının ağzında idim. Nasıl olmuştu bu sanki hayal gibiydi. Girince kocaman bir boşluktu, ağzında kapının. Tam karşıda minik, sevimli, ufacık, sevdaların kol gezdiği minik yatağı, şairi ile bir oda. Sığındım ellerinden tutup odaya. Oda karanlık, oda sessiz, oda bensiz di. Fısıldadı kulağıma, beklediğini beni günlerdir. Hazırlanmıştı nazlı bir gelin gibi, geleceğim güne. Oda aldı beni içine ve uyuttu yüreğinde. Sardı sevdi ve seni verdi kollarıma. Suskundum, Karanlıktı, Korkuyordum, Ama seninleydim. Kocaman evde minicik odanda mutluydum. Senleydim, Sarılmıştım, Öpüyordum Ve duyuyordum kokusunu tenimde. Dudaklarım teninde sanki nazlı bir bebeğin sarılış gibiydi. Dudaklarım dudaklarında can bulan bir yaşam gibiydi. Dudaklarım dudaklarında mutluluğun timsali gibiydi. Sıcaktı, yalnızdık, sarılmıştık, okşuyordum yüreğini, öpemesem de derinliklerinden gözlerinin, yanındaydım. Minik yatağında kocaman oluvermiştik yan yana iken. Sen sarıldığında ilk defa ben benden geçmiş sadece senin vücudunda var olmayı ve varlığımın amacının sen olduğunu söylemek istiyordum. Yastığına başımı koyup gözlerinin gözlerimin içine girerken mutlulukları, ben gözlerin olmadan var olmanın imkânsızlığını düşünüyordum. İmkânsızlıklarını düşünürken sensizliğin, gece karanlığından sıyrılmaya başlayıp, güneşin hâkimiyeti başlıyordu yeryüzüne. Gözlerinde ki sevdanın uykusuzluğu ile dönüp dururken yanı başında, kalktın. Gitme diyerek haykırmak istiyordum ama yapamıyordum. Sesim gitmiş sadece sessizliğim ile sesleniyordum sana gitme hayatım diye. Hayatım gitme ne olur. Gitmeyecektin. Gözlerinin uykusuzluğuna daldığımda ben sen gittin, bıraktığın sevda notun ile. Uyandığımda yanımdaydın, sarılmıştın, devasa yüreğin, sevdan ve yüreğinle. Ve fısıldamıştın seni seviyorum diye. Gözlerim kapalı, gözlerim yorgun açtım yüreğimi. Karanlıktan aydınlığa çıktığımda yine sen vardın. Bizim sevdamız da aydınlıklar kucaklıyordu, bir birimize sevdamızı haykırırken. Yârime __________________
Bu bir sevdadır--Demire tırnakla--duvara kanla yazılar-- Ya sosyalizm ya ölüm. R.Y. |
|
| #8 | |
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 13
| Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.Seni tebrik ederim.Hayatta en çok istediğimiz sevmek ve sevilerek mutlu olmak.Çok istedim gerçek bir sevgi,beni çok seven bir canan.Ama kavuşamadım o güzelliğe,ne aydınlıkta ne de aydınlığa giden yolda.Bunu yaşaman dileğiyle,kalemin güçlü,aklın ak olsun. Saygılarımla... |
|
| #9 | |
Kültür-Sanat & Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 786
| Güzel bir yazı olmuş sn.mağripli tebrikler. __________________
Ellerin var mı, ya yüzün? |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 340
| Merhaba; arkadaşalr ben eleştirinin geliştirici olduğuna inanamış bir kişi olarak b denemeerin eleştirilmesini istiyorum ama ne yazık ki eleştirmiyor kimse. Yoksa ben kendimi nasıl geliştirebilirim. dostça bekllemekteyim. ![]() __________________
Bu bir sevdadır--Demire tırnakla--duvara kanla yazılar-- Ya sosyalizm ya ölüm. R.Y. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karikatür, fotoğraf ve video seçmeleri | küçükkarabalık | Konu Dışı | 799 | 12-07-08 22:02 |
| Sansürlenen YouTube'daki videoları izlemek artık çok basit | V.T.Retci | Bilişim | 0 | 23-01-08 10:50 |
| Google Earth'ten dünyayı izlemek ! | F.Y.R.Macedonia | Arşiv | 1 | 13-09-07 21:16 |
| İstanbuldaki trafik akışını izlemek isteyenlere... | F.Y.R.Macedonia | Arşiv | 0 | 12-09-07 23:26 |
| Porno izlemek sapkınlık mı sizce? | TurkomanGD | Arşiv | 17 | 06-08-07 14:01 |