"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Eğitim Sistemimizin Gelişim Süreci İçinde Tarih Eğitimi ve Sorunları/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Diğer kategoriler dışındaki her şey |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 8
| Eğitim istendik davranışlar meydana getirme sürecidir. Eğitim sürecinde okulların devletin aracı olarak görüldüğü bir durum söz konusudur. Bazı filozoflar okul ve eğitim sistemini "devletin ideolojik aygıtı" olarak görür bu sebeple. Cumhuriyet dönemi öncesi, özellikle Tanzimat dönemi değişimlerinin modern eğitimimizin oluşmasında büyük etkisi vardır. Tanzimat devri sorunlu bir alandır. Dönem her alanda zorlu geçer, Tarih eğitimi açısından da durum aynıdır. Tarihin bir bilim dalı olarak doğduğu 19.yy dan itibaren duruma bakıldığında, tarih eğitimi "ulus devlet inşası" için bir araç olarak kullanılmaya başlanır. 19 yy. boyunca erken ulus devletlerde de durum aynıdır. 20.yy faşist ülkeleri içinde de durum budur. Modernleşme hareketleri okul merkezlidir. Okula düşen görev: "İslam doğduğunda tedrisat yoluyla İslamiyet görüşüyle, Ortaçağda skolastik felsefe yoluyla, istendik bireyi yaratmaktır". Aydınlanma sürecinde bu bağlantının güçlendiği görülür. Merkez dışı çevre ülkelerde de bu bağlantı böyle gelişmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında da yeni siyasî yapının direktiflerini yerleştirmek temel amaçtır. Ders kitapları "Türk Tarih Tezi" etrafında şekillenmiştir. Türk Tarih Tezi'nin ne için oluşturulduğu düşünüldüğünde: "Göç olgusu, göç nedenleri, Türklerin batıya yayılmalarından eski Anadolu uygarlıklarına kadar Türk merkezli bir çerçevede ele alınarak ders kitaplarına yansıtılmıştır. "Cumhuriyetin temel ilkelerinin topluma kazandırıldığı, eğitimin laik çerçevede ele alındığı, ikili eğitim yapısının tasviye edildiği, millî kimlik inşâsının yapıldığı" bir devirde, bu tez bir anlamda bunlar için vasıta olmuştur. Bu dönem kitaplarında Osmanlı ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Çünkü, kendinden önceki geçmiş "ötelenerek" hedefler gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Doğal bir sonuç olarak da bu durum ders kitaplarına yansımıştır. 1980'li yıllarda devletin ideolojik yapısı bir dönüşüm geçirince, M.E.B kadrolarına sirâyet eden iktidar ideolojisi olan "Türk-İslâm Sentezi" türetilmiştir. Din ile bilimi bağdaştıran, laikliği dışlayan bir kırılma noktasıydı bu durum. 1980 sonrası Türk-İslam Sentezi' ni değerlendirebilmek için dönemin genel kriterleri de incelenmelidir. 1980 darbesi, Türkiye'de darbe öncesi sosyal hareketliliğin önlenmesi için din olgusunu dalgakıran gibi muhalefetin önüne koymuştur. Bu dönemde dünya konjonktürü de değişir. "Yeşil Kuşak teorileri, SSCB'nin çözülmeye başlaması" da Türkiye'yi etkiler. Yeni model böylece hem iç hem dış dengelerce güçlendirilir. 1979 İran Devrimi' nin görüşlerini Türkiye'ye uygulatmak istemesi darbecileri bu yöne sevk eder. 1982 Anayasası da geniş bir kabul ile yürürlüğe girmiştir. 1980'lerden itibaren merkez ideolojisi çatırdar. "Aydın Ocağı" gibi derneklerin öncülüğünde "Türk-İslâm Sentezi" ağırlık kazanır. Bu etki günümüze kadar sürecektir. MEB kadroları Darwin teorisini devre dışı bırakarak Kur'an temelli açıklamaları getirir. Bilimsel bir çatışma ortaya çıkar. Tüm ders kitaplarının müfredatları değiştirilecektir. Ders isimleri değiştirilir. "Milli Tarih, Milli Coğrafya" dersleri ortaya çıkar (Coğrafya gibi bir bilim dalının millî 'si nasıl olur ? Dikkat çekicidir. Dağın, ovanın, platonun millî 'si olur mu soruyorum size?). Vatandaşlık dersinde ortaya konan "hak, hukuk" kavramlarının İslâm doğrultusunda şekillendirildiği, Felsefe derslerinin seçmeli hale getirilip, içeriğinin de İslâm felsefesiyle yoğunlaştırıldığı, Matematik problemlerinin bile bundan payını aldığı görülür. Daha sonra Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi zorunlu hale getirilmiştir. 1948-1980 arasında bu ders seçmeliydi. Ama, 1980 sonrası din dersinin Sünnî ideolojiyi aktardığı görülür. Bütün bunlar, siyasal olayların ülkemizdeki tarih eğitimini nasıl etkilediği, tarihi bir bilim olmaktan uzaklaştırdığını ortaya koyuyor. Ülkemiz tarih yazımındaki yanlışlar yazmakla bitmeyecek kadar fazladır. Tarih gibi toplum bilinci oluşturan bir bilimi bu kadar değişken bir yapıya büründürmek dünyanın sürüp giden yoluna taş koymak gibidir, ya da bu taşla onun yolunu değiştirmek. Ülkemizdeki kısır tarih bilincinin varlığı malumunuzdur. Tarih genel olarak okullarda öğrenilen, kuru, ezberci, şavaşlar ve kahramanlar etrafında dönen bilgiyle şekillenir. Bu basit bilgilerle kahvehanelerde devlet kurtarılır, sorunlar çözülür. Tarihi bu kadar basite indirgeyen halk tabakasını bir yana bırakın, en akademik çevreler bile çıkarlar uğruna tarih yazımını kendilerine göre şekillendirmektedir. Gündüz Vassaf, bunlara "terzi tarihçiler" diyor (Gündüz Vassaf - "Tarihi Yargılıyorum"). Bu tarihçiler etkin zümreler yanında yer almak adına, siparişle tarih yazar gibiler. Bu benzetme işte bu noktada anlam kazanıyor. Ülkemizde hâlâ birçok insan, "gemilerin karadan yürütüldüğü, Ulubatlı Hasan türü kahramanların varolduğu" tezine inana dursun, akademik çevreler de, "işini kaybetmek istemeyen yeni işçiler" gibi, bilimin haketttiği değere erişmesinin önünü kesiyorlar. Diyeceksiniz ki, yabancı devletler de de tarih yazımı resmî ideolojiye göre hareket eder, geçmişte de etmiştir. Pekâlâ öyledir. Fakat, bizim gibi azgelişmişlik sürecinde boğuşan ülkelerde bu durum paradokslar denizine dönüşür. Gelişmiş ülkelerde artık, tarih siyaset adamlarından, pozitif bilimlere kadar ana başvuru alanı olarak görülmekte ve değeri bilinmektedir. Okullarda öğrencilere kuru bilgi verilmemektedir. Eğer öyle olsaydı, öğrenci sizin vereceğiniz kuru bilgileri yoksayan gerçekleri, internet gibi kaynaklarla hızla bularak önünüze koyacaktı. Ama, internet gibi bir kaynağı asosyal ortamlara çeviren "chat toplumları", gençlerinin robot gibi yetişmesine mani olamayacaklar. Unutmayalım ki, tarih toplum bilinci oluşturur. Yani siz okul yıllarında öğrenciye ne bilgi verirseniz, yaşamı boyunca o bilgilerin etkisinden kurtulamayacaktır. Yanlış da olsa, doğru da olsa bu bilgiler zihinlerde böyle kalacaktır. Evrensel bir tarih eğitimi umuduyla... Üzeyir Kadıoğlu |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiye'deki tarih yazımının yanlışları üzerine... | uzeyir_k | Tarih | 7 | 19-06-08 15:12 |
| Eğitim Sen: “AKP’nin eğitim hedefleri gerçekçi değil” | fenerbahçeli | Türkiye Siyaseti | 0 | 11-01-08 15:37 |
| Niçin okullarda yakın tarih eğitimi verilmiyor? | murti_91 | Türkiye Siyaseti | 21 | 15-07-07 03:30 |
| Küba'da Eğitim | küçükkarabalık | Dünya Siyaseti | 0 | 17-08-06 19:38 |