| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Kapitalizm Kural#1 Kendinizi Pazarlayın ve Satın!/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Doğdunuz. Güzel bir dünyaya geldiniz, var olan düzen heran biraz daha onu yok etse de hala başka ve güzel bir dünya potansiyeli olduğu için güzel. Anneniz bankacı babanız da inşaat mühendisi. Yani, pek de yoksul bir aileye gelmediniz. Ama şöyle bir sorun var anneniz sizle işi dolayısıyla pek ilgilenemiyor (eh malum bankacıların 9-9 çilesi), babanız ise Rusya'da bir inşaat'ın yapımında görevli olduğu için uzakta. Size bir dadı tutmuşlar. Ki siz de büyüyene kadar bu türlerden çok göreceksiniz. Dadıların kimisi sadece sinirli olur, ki onlara rast gelmek diğerlerine göre şanstır, bazıları da bastırılmış duygularını sizin üstünde denerler, tabi arada iyileri ve melek gibi olanları da vardır ama nedense en kısa kalanlar onlar olurlar. Sonra okula başlarsınız, ilkokulda bir şey anlamazsınız zaten sizin beyninize birçok şeyi empoze ederler, güdmek için gerekli tabanı hazırlarlar. Lise, üniversite bu trend gittikçe artar ve eğer biraz farklı düşünmeye karar verirseniz sistem sizi öncelikle değiştirmeye çalışır, eğer beceremezse ötekileştirir. Sizi bir grup sorun çıkaran varlık gibi gösterir. İşte bizim kahramanımız da farklı düşünmeyi pek düşünmeyen bir düşünen. İlk işinize girersiniz. Bir elinizde kendinizi pazarlamanın 100 yolu, diğer yanda da kendinizi markalaştırın kitabı. Kurallar kolaydır, iş arkadaşlarınızın arasından öne çıkmalısınız. Ki buna verilecek ad da vahşi rekabettir, ama sistemimiz sizle alay edercesine ona ilerletici rekabet der. Öyle olmadığını bilirler, işin kötüsü siz de bilirsiniz, ama içtenlikle öyle olduğunu düşünürsünüz. Neyse, patrona yaklaşmak gerek. Pis işlerini örtmeli, eşinin haberi olmasın. Kararlarını fazla sorgulamamak gerek, yoksa alınacak bir terfi zora girebilir. Gözüne de girmeli ne yapsam, birinin açığını bulsam da düzeltsem göze girsem. Ya da sabaha kadar çalışayım. Ya da ikisini de yapayım bu yolla hem onları düşürür hem de kendimi çıkartırım. Ama gerçek olan şey hem onlara hem kendime zarar vereceğim. Evet, çalıştınız, cv'nize geçmişteki başarılarınızı kariyerinizi nasıl yükseldiğini yazdınız, patronlarınızın sizi nasıl sevdiğini, nasıl bir takım oyuncusu olduğunuzu(!) gösterdiniz. Bir marka oldunuz. Sakın sizin ruhunuz, karakteristik özelliklerinizi, benliğinizi umursadığını sanmayın. Siz sadece bir araçsınız. Bir robot gibi, iyi çalıştığınız sürece yağlanacaksınız ve enerjiniz verilecek. Ve üstelik aranılan bir robot. Ve kendinizi satacaksınız, daha yüksek bir maaş teklifi gelince, belki bu bir askeri firma olacak, çocukları öldüren bombaları üreten. Aldırmayacaksınız, çünkü diyeceksiniz ki, ben markayım, yükseleceğim ve ben yöneteceğim. Satılmayacağım, satın alacağım. Sonra bu hırslarla birgün uyandığınızda, ki fazla yaşlı da olmazsınız 40-50 yaşları, kalbiniz ağıracak, sıkışıcak ve orada öleceksiniz. Muhtemelen yanınızda sevdiğiniz bir eş olmayacak, çünkü siz işiniz dolayısıyla günübirlik ilişkilere yatkındınız, meşgul bir adamdınız. Muhtemelen hiçbir zaman da patrona karşı içinizden gelenleri söylemediniz. Düşünceleriniz de sizin düşünceleriniz değildi. Siz ne miydiniz? Kapitalizmin birçok sayıdaki çarkından biri o kadar. Markaydınız, yüksek fiyatlara satılmış bir mal gibiydiniz ama insan mıydınız? Mesela hiç bir köy düğününde halay çekmediniz ya da ormanda kamp yapmadınız. Bir başınızı alıp, otostopla anadoluyu gezemediniz. Onların yerine balolara gittiniz smokininizle bazen de sosyetik düğünlere. Arada şirket sizi dubai'ye gönderdi. Siz de otelde laptopınızı açtınız, bir de denize girdiniz kendi başınıza adettendir diye. Mesela siz hiç kendi düşüncelerinizi her yerde içtenlikle söylemediniz, bunun yerine üsttekilerin görüşlerini kendi görüşünüz yaptınız. Hep para için çalıştınız, hiç merakınızdan dolayı bilimsel bir araştırma yapmadınız ya da insanlığa yararlı olsun diye. Paranın kölesiydiniz. O bakımdan özgür biri de değildiniz. Neydiniz? Markaydınız, bir mal gibi satılıp alınan bir şeydiniz, ama insanlığınızı satmıştınız. Kapitalizme uşak olmuştunuz. Kapitalizm insanlığınızı yok edip sizi tek tipleştirmişti ve benliğinizi derinlere gömmüş belki de sonsuza kadar esir etmişti. Kısacası sigaraların üstüne yazılan o bildik sözler gibi, Kapitalizm öldürür. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-05-06 20:15 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| Sayın artena, Dil kursundaki hocamız 1986 yılında bir ev almak istediğini, parasının da olduğunu ancak SSCB döneminde her kişiye 7 m2 düştüğünden, o zamanlar çocuk sahibi de olmadığı için evi alamadığını anlatmıştı. Ya da yurtdışından SSCB'ye İncil getirdiğini, gümrükteki bayan memur sayesinde 2 yıllık hapis cezasından kurtulduğunu da anlattı. Kapitalizm en azından istediğinizi almanızı ve istediğinizi okumanızı sağlıyor. :61 Saygılar. |
|
| #3 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Bu şehir efsanelerini çok duyulur sayın Işık. Aynı kafadaki adamlar, Stalin'in maymunla insanı birleştirmeye çalıştığını ya da mao'nun çocukları gübre niyetine kullandığını da söylerler. Sovyetler'e gelirsek maksatlı abartılar kadar olmasa da hataları olan bir ülke. Ama kimseyi açıkta bırakmamıştır. Ve çalışan herkese emeğinin karşılığını vermeye çalışmıştır. Evet, merkezidir, evet bürokratik sınıf oluşmuştur, hatalarını da muhtemelen daha çok ben eleştiriyorumdur. Ama husus o değil. Ayrıca Sosyalizm ya da komünizm demek Sscb demek de değil, özellikle Stalin ve Sonrası dönem(bazıları bu ayrımı 1920-21'leden itibaren yapar) sovyetlerin ne kadar sosyalist olduğu da çok tartışmalı bir konudur. Kaldı ki burdaki konu da kapitalizmin yıkıcı, yakıcı, yok edici yönü.. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-05-06 20:47 . |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Artena ! Size özel mesaj atmak istedim ama, bu kimse kimseden özel mesaj almak istemiyor ibaresi ile karşılaştım.E-Postada aynı mesaj var.Yazınız çok güzel ve ibret verici.Sanki yazanın yaşantısından bir kesit gibi.Kendi yaşantınızın kesiti değilse bile kuralları sayıca çok olması durumunda iyi bir hikaye veya roman olur. Devamını zevkle okuyacağım.Saygılarımla. |
|
| #5 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Yukarda verdiğiniz örnek üzerinden giderek iki temel anlayışı kıyaslayalım. Bir ülke düşünün, orada topyekün üretilen değer ( örneğe uyarlarsak) şu kadar metre kare ölçümünde bir barınmaya-konut alanına tekabül ediyor. Sosyalizm bu konut alanının hiç kimseyi dışarda bırakmayacak şekilde planlanmasını, kapitalizm ise parayı verenin istediği metre kareyi satın alacağını öngörür. Sonuç olarak sosyalizmde aşağı yukarı herkes başını sokacak bir barınağa sahip olur. Bu barınağın metre karesini de oradaki üretim kapasitesi belirler. Kapitalizmde ise bir kişinin elde edebileceği her fazladan metrekare bir başka kişinin metrekaresinden alınmadır. Onun için birileri çok daha büyük evlerde oturur ve çok daha fazla eve sahip olurken, pek çok kişi de evsizdir. Ben birincisinden yanayım. Herkesin olabildiğince temel yaşam olanaklarından yararlanmasından yanayım. 7 metre karenin 15'e 30'a çıkması da o ülkedeki üretimle ilgilidir.İki sistem arasındaki temel anlayış farkı burada yatar. Ama sizin bir önceki yazınızda değindiğiniz konuyla irtibatlandıracak olursak, kapitalist sistem, o sözünü ettiğiniz kendi dinamikleri yoluyla bu metre kareyi belki sosyalist ekonomideki olanaklardan daha etkin bir şekilde arttırabilmekte ve böylece kişi başına düşen metrekare de bu dinam ikler sayesinde artmaktadır. Ben bu görüşü destekliyorum. Bu görüş doğrudur. Yani, bu dinamikler yoluyla metrekarenin arttığı görüşü doğrudur. Ama bu tür uygulama her koşulda birilerinin evsiz kalmasını öngörür. Metrekare arttıkça doğal olarak fiyat da artacaktır. Ve o fiatı karşılayamayacak kitle -doğal olarak- her zaman olacaktır. Yani sistem, bir yandan işsizlik ve yoksulluğu da arttırmaktadır. En gelişmiş kapitalist sistemlerde bile işsizlik ve yoksulluğun olmasının nedeni de budur. Bir örnek de ben vereyim. Bir dönem Çin'e gitmiştim. Çin'in en ücra bir köşesinde ( Hakkari'nin bilmem ne beldesi olarak düşünün) bir tekstil fabrikasında çok mütevazi koşullarda, çok gelişmiş olmayan makinalar başında üretim yapılıyordu ve gereğinden de fazla işçi bulunuyordu. Ama orada, o bölgede bir tane işsiz bir insan bulamıyordunuz. Bir de bizim doğu illerine bakalım! Birileri gidecek, yatırım yapacak, insanlar iş sahibi olacak! Ve bizim nüfusumuz 70 milyon,Çin'in 1 milyar 300 milyon! | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| Sayın artena, İsterseniz gelin buraya sizi adamla tanıştırayım. Ya da SSCB devrinde bazı kiliselerin yıkıldığıda mı şehir efsanesi? Turistik bir Rusya rehberi alsanız bile görürsünüz bunları. Ya da ICQ'dan 3-5 Rus'la konuşun hayatlarından ne kadar memnunmuşlar diye diyeceğim, ama pek çoğu İngilizce de bilmiyor. Tabii siz buna da şehir efsanesi SSCB'nin eğitim sistemi mükemmeldi, herkes 5'er dil biliyor der misiniz bilemem. :61 Yazdıklarınıza gelince kapitalizm demek o kadar güzel, o kadar çekici bir sistem ki kendine bu kadar kul köle buluyor. Kapitalistlere bir kere daha hayran oldum. Saygılar. |
|
| #7 | ||
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Alıntı:
Yazıyı çok kısa sürede yazdığım için pek düzenli ve gerektiği gibi olmadı, ama sanıyorum, vermek istediği mesajı az çok verebildi. Yazarken en çok gözlemlerden yararlandım, bazıları yakın çevremden daha çok da hepimizin bakıp, bazılarımınızın görüp bazılarımızın görmediği şeylerden. Kendi hayatımdan kesitler olduğu pek söylenemez, dediğim gibi daha çok gözlemler. Beğendiğinize sevindim. Belki de aynı ana temayla baştan düzenleyip ufak bir hikayemsi yazmaya çalışabilirim. Tekrardan Teşekkürler.. Saygılarla __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. | |
|
| #8 | ||
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Alıntı:
__________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| Sayın Melnur, SSCB gibi 25 milyon m2 alana sahip bir ülkede kişi başına 7m2 kusura bakmayın ama bana her türlü komik geliyor. Hani sosyalist arkadaşlar hep patronun işçiyi sömürdüğünden bahseder ya, hakkını parasını tam olarak vermediğinden. Sizce yeni evli bir çiftin 14 m2'de oturması da bir sömürü değil midir? Ya da 140 m2'de? Bence ikisi de sömürüdür. Çünkü birileri benim adıma karar vermektedir. Ben buna karşıyım. Saygılar. |
|
| #10 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Sosyalizmde birileri birileri adına karar vermez, karar katılımcı demokrasi ile yerellerde ortaklaşa alınır. Dediğim gibi sscb'nin yukarda belirtiği gibi eleştirilen yönlerinden biri merkezciliğidir. Şimdi sosyalizmi mi tartışacağız yoksa kapitalizmin yukarda bahsettiğim etkilerinden mi? __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|