| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Cem Yılmaz belgeselci oldu / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Diğer kategoriler dışındaki her şey |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Kültür-Sanat & Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 791
| “Türkiye’nin Hatıra Defteri”ne ailesinin bir öyküsünü yazdırdı Cem Yılmaz belgeselci oldu. Nebil Özgentürk halen yayını devam eden belgesel serisi “Türkiye’nin Hatıra Defteri” için ilginç bir fikir geliştirdi: Dizi için 13 sinema yönetmeninden 13 kısa film çekmelerini istedi. Davet edilen 13 yönetmenden biri de Cem Yılmaz’dı. Yılmaz’ın kısa film yerine belgesel çekmeyi tercih ettiğini öğrenince “belgeselci dayanışması” adına soluğu sette aldım. Ama gittiğim yer, “set”ten ziyade aile sofrasına benziyordu. Oyuncu koltuklarında ise Cem Yılmaz’ın babası, abisi, dayısı oturuyordu. Sonradan öğrendik ki, Cem’in 10 dakikalık belgeseli, yaşanmış bir aile hikayesine dayanıyor. Ve onun bakış açısıyla perdeye yansıyınca bu sade öykü, nefis bir insan hikayesine dönüşüyor. Kısmet’i karşılamak Öykü, 1968 yazında geçiyor. Dünyayı dolaşan ilk Türk denizcisi olan Sadun Boro, 1965 yılında başladığı dünya turunu o yaz noktalamıştı. Boro’nun 10,5 metrelik yelkenlisi Kısmet’le yaptığı gezi, Hürriyet gazetesinde anında tefrika edilmişti. Hürriyet, Kısmet’in dönüşünü günler öncesinden duyurdu. Herkes bu karşılama için seferber oldu. Kendisini önce denizde, sonra karada büyük kalabalıklar karşıladı. 15 Haziran günkü karşılamaya heveslenenlerden biri de Cem Yılmaz’ın babası Arif Yılmaz’dı. O zamanlar 20’li yaşlarında olan Arif bey ile Cem’in dayısı Mehmet Küçükdurmaz kafa çekerken “Hadi biz de karşılamaya gidelim” dediler. Denizle, denizcilikle ilgileri mi vardı? Hayır. Biri Sivaslıydı. Diğeri Edirne’nin bir köyünden göçmüştü İstanbul’a... Yüzme bile bilmiyorlardı. Ama macera işte... “Sandal sefası” o zamanlar modaydı. Üstelik Boro hadisesi o zamanlar bir “milli dava” muamelesi görüyordu. Üç saatte devrialem Oturdukları Sarayburnu’na gidip bir saatliğine sandal kiraladılar. Sandalcı, dönmezlerse diye hüviyet cüzdanlarını da aldı. Sonra asıldılar küreklere... Sarayburnu kıyılarından Dolmabahçe’ye ulaşmaya ve Kısmet’e yaklaşmaya çalışacaklardı. Lakin rüzgar ve akıntı onları Boro’nun teknesine değil, açığa sürükledi. Bu arada küreklerin biri iptal oldu. Paniklediler; panikledikçe tek küreğe asılıp dönmeye başladılar; elleri kan içinde kaldı. Çaresizlik içinde ıslıkla yardım istediler ancak bu, uzaktan onları izleyenlerce Boro’yu kutlama ıslıkları olarak yorumlandı. Üç-dört saat sonra bitkin halde açıkta denizcilerce kurtarıldılar. Bırakın Boro’yu görmeyi, canlarını zor kurtarmışlardı. Üç yılda 10 binlerce mil yapan adamı karşılamak için üç saatte üç mil yapamadan dönmüşlerdi. Dahası, döndüklerinde de bir saatliğine kiraladıkları sandalın ekstra maliyetini karşılayamamış ve nüfus cüzdanlarını sandalcıya kaptırmışlardı. Demek ki “kısmet değil”di. İşe bakın ki, o gün yüreklerini ağızlarına getiren Kısmet macerası 40 yıl sonra bir Cem Yılmaz filmine konu oluyor. Filmden fazla bir beklentileri yok; tek umutları, bu vesileyle 40 yıl önceki sandalcıyı bulup nüfus cüzdanlarını geri alabilmek... Haberin devamı:http://www.milliyet.com.tr/default.a...=510731&ver=92 __________________
Ellerin var mı, ya yüzün? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şevki Yılmaz epey değişmiş | Antioksidan | Türkiye Siyaseti | 6 | 03-02-08 16:00 |
| Çok oldu. | AyçaKESKİN | Öykü ve Denemeleriniz | 0 | 26-11-07 23:50 |
| Yılmaz Erdoğan | japon | Ustalardan Seçkiler | 42 | 09-09-07 18:33 |
| Çocuğunun katili milletvekili oldu | 1956 | Türkiye Siyaseti | 20 | 27-07-07 17:10 |