| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Kıyıcılık azlıktan mütevelittir/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Diğer kategoriler dışındaki her şey |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 27
| Bundan 30 yıl kadar önce yani gençliğimde, bir Pazar, Karaköy'deki Ziraat Bankası'nın önünden geçiyordum. Dediğim gibi günlerden Pazar olması hasebiyle söz konusu bankanın büyük, neredeyse "Anıtsal" denilebilecek azametteki kapısı kapalıydı ve kapalı durumda bulunan o kapının önünde de biri dilenci, diğeri ise dilenmeyen ama her an dilenebilecek bir görüntü veren iki yaşlı kadın oturmaktaydı. Ben gelmeden önce o iki yaşlı kadından, dilenmeyip de her an dilenebilecek bir görüntü vereni, diğeri yani dilenenine yaşam öyküsünü anlatmış ve artık anlatacak bir şeyi kalmayarak sözünün sonuna gelmiş olacaktı ki tam yanlarından geçtiğim sırada dileneninin öbürüne, "Haydi buradan defol git, bana ne be senin damadının sana bakmayarak dövdüğünden" diye, ses tellerinin izin verdiği ölçüde bağırdığını duydum. Acaba neden, dilenci kadın, diğerinin yaşam öyküsünü dinleyip onu sözünün sonuna getirdikten sonra kendisini, "Haydi buradan defol git, bana ne be senin damadının sana bakmayarak dövdüğünden" demek suretiyle yanından kovma gayreti içine girmişti? Bu, anlattığım vaziyetin nedeni belliydi. İkinci kadın yaşam öyküsünü anlatıp sözünün sonuna gelene değin "Misafir" statüsündeydi ama sözlerini bitirip, sözlerini bitirmesine karşın yine de herhangi bir kalkarak gitme belirtisi göstermeyince işin rengini değiştirmiş ve dilenci kadının mekanı için bir tehdit unsuru mahiyetini kazanmıştı. Artık bundan sonra ikinci kadının orada geçireceği her an, "Dilenci kadının mekanına yerleşmesi ve bu yerleşmesini de sürekli bir biçimde pekiştirmesi" anlamına gelecekti ki ikinci kadının davranışını bir başarıya ulaşılmışlık noktasına taşıması halinde bu vaziyet de dilenci kadının, elindeki tek pozitif unsur konumunda bulunan dilenme mekanını yitirme ya da en azından paylaşmak zorunda kalma neticesini intaç ettirecekti. İkinci kadının orada kalma doğrultusunda sergilediği tavırla meydana gelmesine sebebiyet verdiği problem, dilenci kadın açısından son derece yaşamsal bir nitelik taşımaktaydı. Çünkü, yukarıda da belirttiğim gibi dilendiği mekân, dilenci kadının elinde bulundurduğu tek pozitif unsuru oluşturmaktaydı. Bu nedenle birden sertleşip gaddarlaşarak kıyıcılaştı dilenci kadın ve ikinci kadını kovmaya hem de "Her ne pahasına olursa olsun seni buradan kovacağım" diyerek kovmaya soyundu. Evet, bence dilenci kadının diğerini, "Bana ne be senin damadının sana bakmayarak dövmesinden" demek suretiyle yanından kovması bu, yukarıda belirttiğim nedenden kaynaklanıyordu ki elinde yitirilecek çok az şeyi, "Çok az şeyi" de ne demek, bir tek şeyi kalmışların, o, ellerindeki tek pozitif unsuru koruyabilmek adına kıyıcılaşmaları da son derece normal ve de anlaşılabilir bir keyfiyetti. __________________
Emirganlı Emirganli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 06-04-08 15:53 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,050
| Makamını işgal etmek bir yana işini elinden kaçırma korkusu, hırçınlığı işte... __________________
tek gerçek ben'im. |
|
| |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|