| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Galile hakkında bilimsel masallar/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Bilimsel kavramlar-Mantık, Matematik, Hukuk |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | ||||||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Galile, hakkında en çok masal ve efsane üretilen insanlardan biridir. Galile örneği yıllar boyunca din-bilim çatışmasında dinin acımasızlığını ve bağnazlığını ispatlamak için kullanılan klasik bir fenomendir. Galileo, garp uyanıklığı ile "bilim dininin" kutsal şehidi olarak gösterilmeye çalışılır. 1) Galile hakkındaki birinci masal Galile'nin din karşıtı bir bilimadamı olduğu masalıdır. Oysa Galile bilinenin aksine din karşıtı bir bilimadamı değil, bir ruhbandır. 17 yaşına kadar manastırda eğitim almış, ruhban olmayı çok arzuladığı halde babası tarafından manastırdan alınmıştır. Galile sıkı bir katoliktir. Din ve bilimin birbiriyle asla çelişmeyeceğine, tam tersine bilimin dini tasdik edeceğine, eğer ortada bir çelişki varsa, bu çelişkinin bilimin yetersizliğinden ya da dinin yanlış yorumundan kaynaklandığına inanan sıkı bir katolik hristiyan... 2) Galile hakkında üretilen ikinci en büyük masal ise onun klisiye rağmen bilimi savunduğu masalıdır. Oysa, Kilise bizim zannettiğimiz gibi bilime karşı çıkan bir kurum değil, tam tersine modern bilimin temellerini atan bir kurumdur. 1860'da Darwinizmin akadameik çevrelere hakim olmaya başlamasına kadar da durum böyledir. Yani öyle bilimsel devrim yapıldı, her yer güllük gülistanlık oldu diye bir şey yok! Çünkü Batıda bilim çevrelerinin büyük çoğunluğu bir kiliseye bağlıydı. Yani bilimadamları kiliseye rağmen ve kilisenin dışında bir çalışma yürütmüyorlardı. Örneğin Galile'den daha önce güneş sistemini bulan Kopernik katolik bir rahipdi. Üstelik ünlü kitabı De Revolitionibus Arbium Coeleftium'u Kardinalin ricası üzerine yazmış ve Papa 3. Paul'e ithaf etmiştir. Yani Kilise bırakın güneşin evrenin merkezi olduğu tezine karşı çıkmayı, bunu açıkça desteklemiştir. Bu durum Galile için de aynen geçerlidir. Bakın Galile uzmanı, Stillman Drake neler söylemiş: Alıntı:
Diğer dostu ise, Kardinal Bellarmino idi. İki iyi dost olan Galile ve Bellarmino'nun yolları daha sonra sık sık kesişecektir. İleriki yıllarda Antonio Querengo gibi Kilis'nin imtiyazlı üyeleri de evlerini ve bilimsel aletlerini, kütüphanelerini açacaktır Galile'ye. Yani Galile ne yapmışsa, dini ve bağlı olduğu kilise için yapmıştır. 3) Gelelim Galile hakkındaki 3. büyük masala: Galile'nin bilimsel görüşleri hiç de yeni görüşler değildir. Daha önce Kopernik tarafından da ortaya atılmış ancak ispatlanamamıştır. O tarihte ilkel teleskoplarla yapılan gözlemlerin bilimsel bir kesinlikten uzak olduğu kabul ediliyordu. Ancak Galile kendi görüşlerinin doğruluğuna o kadar inanıyordu ki, kilise dışındaki akademik çevreler Galile'ye "bunun kesin bir bilimsel gerçek olamayabileceğini" telkin ediyorlar, görüşünün sadece bilimsel bir tez olabileceğini söylüyorlardı. Bakın çok samimi dostu Kardinal Bellarmino Galile'ye neler söylüyor: Alıntı:
?4) Mahkemeden çıkarken "yine de dünya dönüyor" dediği masalı... Mahkemeden çıkarken, "yine de dünya dönüyor" dediği ise bir uydurmadan ibarettir. Bu iddia galile'nin ölümünden 100 sene sonra bilim tanrısına iman eden bir muridin kitabında yazdığı hoş bir yakıştırmadan ibarettir. Bilim tarihçileri bu sözün gerçek olmadığını ve Galile'nin başını tekrar belaya sokacak kadar akılsız bir adam olmadığını belirtiyorlar. 5) Galile'nin iki kez yargılandığı iddiası da gerçeklere aykırıdır. Galile bir kez yargılanmıştır. Galilie'yi yargılayanların çoğu da zaten dostlarından oluşan bir kuruldu. Ve Galile'nin akademik çevrelerden ve toplumdan alacağı tepkiyi azaltabilmek amacıyla sembolik bir yargılama yapılmıştır. Çünkü Galile'ye yönelik asıl tepki kilisenin içinden değil, seküler bilim çevrelerinden geliyordu. Zaten verilen ceza da ev hapsiydi. Bir çok dostunun gelip gittiği lkonforlu bir konutta, bilimsel çalışmalarına devam etti. Ev hapsi bittiğinde ise lüks villasında yaşadı Galile ömrünün sonuna kadar. Yani ne işkence yapıldı, ne de hapse atıldı. 6) Aslında garp kurnazlığının uydurduğu en büyük yalan bence bu 6. yalandır. Kopernik'ten yaklaşık 600 yıl önce Biruni Batlamyus ve Aristoteles'in kuramlarına karşı çıkarak dünyanın durağan değil, dönen bir kütle olduğunu ileri sürmüştür. Kitâbü’l-Camahir fi Marifeti'l-Cevahir ("Cevherlerin Özellikleri Üstüne") adlı yapıtında, 23 katı cismin ve 6 sıvının özgül ağırlıklarını bugünkü değerlerine çok yakın olarak saptamıştır. Yine 1200'lü yıllarda Endülüs'lü müslüman bilgin El Batruci, modern astronominin temeli olan Helyo-Sentrik Planet sistemini ilk defa kuran kişi olmuştur. Alıntı:
Alıntı:
İsterseniz bu etkilere bir bakalım: Alıntı:
SONUÇ: Bilim-din çatışması koca bir masaldan ve yalandan ibarettir. Galile efsanesi bilim-din çatışmasını desteklemek amacıyla modern bilimin mensupları tarafından uydurulmuş hoş bir masaldır. Bilimsel bir çok gerçek Kopernik'ten, Galile'den önce çok daha ayrıntılı bir şekilde müslüman bilim adamları tarafından ortaya atılmıştır. İslam toplumlarında bırakın engisizyonu, işkenceyi, bilim adamları devlet tarafından açık bir şekilde desteklenmiştir. Din ve bilim asla çatışmaz. Eğer bir çatışma varsa ya bilim o konuda yetersizdir, ya da dinin hükümleri yanlış yorumllanmaktadır. Bunun böyle olduğu 1400 yıllık İslam tarihinde pratik olarak ispatlanmıştır. İslam gelmeden önce, bilim, teknik, siyaset, felsefe, düşünce, sanat ve mimari alanda hiç bir varlıkları olmayan Araplar, İslamla tanıştıktan 50 yıl sonra bütün dünyada bilimin, felsefenin ve sanatın taşıyıcıları olmuş, müthiş bir medeniyet kurmuşlardır. Not:İsterseniz Galile hakkındaki yalanları sergileyen şu İngilizce siteye bir gözatın: http://209.85.135.104/search?q=cache...r&ct=clnk&cd=1 __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) ReMaT Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-04-08 00:58 . | |||||
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Bu kadar kayıtsızlık karşısında ilgi duyup okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Sanırım bu masallara forum ahalisinin karnı tok! Mesela burada "din masalları" başlıklı bir konu açılsaydı, tartışma alır başını giderdi. Ama iş bilimsel bir tartışmaya gelince, masalseverler ortadan kayboluveriyor nedense ![]() __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 137
| sn bekirsami yok merak etmeyin şimdi tartışmasalar bile elbet ileride başka bir konuda yazarken ağızlarından kaçıracaklar çünkü kendilerini galile sanıyorlar ya, sözde bizimle yaptıkları düşünsel mücedeleyi anlatırken mutlaka ''onun'la'' örnekleme ihtiyacı hissedecekler, bugune kadar olduğu gibi. işte o zaman için vereceğimiz faydalı bir link oldu elimizde sizin sayenizde. |
|
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Alıntı:
Biliyorum, sayın muenes. Bilinen masalları yıkmak, tabulara dokunmak, dogmaları eleştirmek hele hele bilim dünyasının tabularını sorgulamak kolay iş değil! Hassasiyetiniz için tekrar teşekkürler. Bu forumda tek kişinin bile bu konuya önem vermesi çok güzel. __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) | |
|
| #5 | |
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,490
| Bu calisma ile yapilmaya calisilan sey sadece bir karalama kampanyasi sanirim. Yazi kaale alinacak kadar ciddi bir yazi olmadigi icin bir elestiri getirmek gereksizdir. Sanirim bu yapilan islamci kurnazligidir. Vikipedi gibi basit ulasilabilen bir ansiklopedi'de Galileo ile verilen bilgileri alintilamak yeterli olacaktir. 1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde doğdu. Döneminin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galilei'nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa'da yaptı. 1581'de Pisa Üniversitesi'nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583'ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu konudaki çalışmaları sayesinde, 1589'da Pisa'da profesörlük elde etti. Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesi'nden ağırlık düşürerek Aristo'nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592'de Pisa'yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi. 1597'de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604'te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609'da Hollanda'da teleskopun bulunduğunu işitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610'da aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jüpiter'in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa'da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı. 1611'de Roma'ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi'ne üye seçildi. Floransa'ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613'te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde Kopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615'te bizzat Roma'ya giderek iddiasını müdafaa etti. Ancak 1616'da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo'nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi. Galileo, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618'de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı "İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar" adlı eserini 1632'de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633'te bu kitap yasaklandı ve Kutsal Engizisyon'ca müebbet hapse mahkum edildi. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo kör oldu ve 1642 yılında öldü. http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei __________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir... Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Sayın ABCDE, Bu bir karalama kampanyası falan değildir. Tam tersine Galile'yi aklamayı, Galile gerçeğini gözler önüne sermeyi amaçlayan bir yazıdır. Yazıyı ciddiye alıp almamak sizin bileceğiniz bir iş, ama bu yazıyı ciddiye almayan birinin google'da "galile" yazıp, karşısına çıkan ilk linki buraya alıntılaması ne ciddiyetle, ne de bilimsel ahlakla bağdaşır. Bilimsel ahlak, bir gerçeği ortaya çıkarmak adına araştırma yapmayı, sorgulamayı ve tabularla savaşmayı gerektirir. Sizin bu yaptığınız kelimenin tam anlamıyla, işinize gelmeyen bir konuyu örtbas etme girişimidir. __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
|
| #7 | ||
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,490
| Alıntı:
Galileo gercegini ortaya koymak degil sizin amaciniz. Galileo uzerinden islama prim kazandirmak. Vikipedi, gibi kolay ulasilabilen bir ansiklopedi'de Galileo'nun "bilim" dunyasinda neden onemli oldugu kisaca ozetlenmis. Siz ise nelerden bahsediyorsunuz. Herneyse... Genis bir vaktimde konuyu ele alacagim, madem yazinizi ciddi buluyorsunuz. Gorecegiz ne derece ciddi bir yazi oldugunu. Yerinizde olsam "Bilim Tarihi" gibi bir alanda Cemal Yildirim gibi ustadlardan biraz yararlanirdim. Siz kimlerden yararlandiniz bilmiyorum ama saniyorum yararlandiginiz kaynaklar Harun Yahya ciddiyetinde! Genis bir zamanda gorusmek dilegiyle. __________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir... Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig | |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,271
| Aslında sayın bekirsami'nin tüm baslıklarda yapmaya calıstıgı kafa karıstırmaktır. Üzerinde ittifak edilen konuları dahi sark kurnazlıgı yaparak lehine cevirme girisimidir. Ve bir tarzıda bazı insanların söylemlerini kendine referans yapmaktır. Eger bu mantıkla hareket edecek olursak Atatürk, seriatcidir. Cünkü islam hakkında söyledikleri ortadadır. Bazı cami hutbelerinde yaptıgı vaazlar ortadadır. Sayın bekirsami; İsterseniz bir baslık acın ve Atatürkü'n seriatci oldugunu ispat edin. Edebilirsinizde. __________________
Bütün insanlar kardestir. |
|
| |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Sayın ABCDE, Benim amacım sadece ve sadece gerçeği yakalayabilmek. Ben bilimi bir ideolojiye alet edemem. Hele hele İslam'a prim kazandırmak için Galile'yi savunmam. Benim derdim bağnazlıktan ve körlükten uzak bir alanda gerçeğin tadına varmak... Biliyorum gerçek acıdır çoğu zaman. Ama ben bu tadı seviyorum sayın ABCDE. Geleliim sizin bahsettiğiniz yazara, yani Cemal Yıldırım'a: Bilimin Öncüleri isimli 218 sayfa kitap'ta sadece 8 sayfa Galile'ye ayrılmış. Ve daha kötüsü, gösterdiği 18 kaynaktan 8'i yazarın kendi kitapları... Yani ortaya koyduğu iddiaları kendi kitaplarına dayandıran bir yazardan bahsediyoruz. Benim ciddi kaynaklarım var sayın ABCDE... Adını hiç duydunuz mu bilmiyorum ama, bilimler tarihinde dünya çapında sayılı bir kaç bilim adamından biri olan ve 27 dil bilen Prof. Fuat Sezgin mesela... Vaktiniz olursa, bu tartışmaya katkılarınızı her zaman beklerim... __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,660
| Alıntı:
Sayın şüpheci, Evet, itiraf ediyorum. Benim amacım kafa karıştırmak. Kafalardaki dini ya da bilimsel tabuları yıkmayı, bize öğretilen her neyse ona şüphe ile ve eleştirel bir mantıkla yaklaşmayı ve nihayet gerçeğe ulaşmayı amaçlıyorum. Bu şark kurnazlığı falan değildir. Bu araştırmacı, sorgulayıcı, eleştirel bir düşünme biçimidir. Bunun tam tersi ise dogmatik ve tabucu düşünme biçimi olarak kabul edilebilir. Dogmacı düşünme biçimi, gerçeği araştırmaz. Bu yüzden sorgulamayı da sevmez. Kendi düşüncesine ve dogmasına aykırı olan herşeyi baştan yanlış kabul eder ve ancak kendi düşüncesine destek verdiği ölçüde gerçeği kabullenir. Dogmatik düşünce kendi tabularının eleştirilmesine ve kendi uydurduğu masalların yıkılmasına asla tahammül edemez. Çünkü onun için hakikati aramak gibi bir endişe yoktur. Onun için tek hakikat kendi uydurduğu masallardır. Bu yüzden de masalları dinlemeyen, masalları yıkan, masallara karşı gerçekleri anlatan herkese otomotikman karşı çıkar, mücadele verir. Benim derdim masalları yıkmak, hem de öncelikle kendi masalımdan başlayarak... __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bilim ve Din | Hoca | Konu Dışı | 61 | 18-08-07 12:03 |
| Ateist Beynin Kirliliği | özedönüş | Arşiv | 82 | 25-06-07 23:02 |
| Kur'an Bilimsel konulardan bahseder mi? | ibra | Arşiv | 62 | 28-09-06 21:51 |
| İki yanıtın İkincisi nedir ? | ibra | Arşiv | 23 | 01-12-05 14:41 |
| Odtü Hakkında Bilgiler | ozkankirim | Konu Dışı | 0 | 30-08-05 17:46 |