| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Partilerdeki eğlence anlayışı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Kültür ve sanat hakkında tartışmalar,haberler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235
| okulda her gün parti afişleri görmekten sıkıldığım için bu konuyu tartışmak istedim. Barlarda akşamları düzenlenen partiler sizce ne kadar doğal? Oraya giden insanların daha içeri varmadan bir amaçları oluyor "eğlenmek" gibi. Böyle olunca bu durum aynen Cem Yılmaz'ın şovuna gitmiş kişilerin kendilerini gülmeye önceden programladıklarından Cem Yılmaz ne yapsa ordaki kişilerin gülmesine benziyor. parti düzenlenen bara gittiklerinde insanlarda ayrı bir hava... kızlarda özgür kız modeli, erkeklerde haşin görünme çabaları... Tüm bunlar partilerde insanların etrafa gülücükler saçmasını bile yapmacıklaştırıyor. sizce "eğlenmek" nasıl olmalı? Mesela ben kendimi bu akşam 20.00-23.30 arasında eğlenmeye programlasam buna ne kadar "eğlenmek" denebilir? Bana göre "eğlenmek" denilen kavram önceden yönlendirilmemeli. Örneğin arkadaşınızla bir kafeye/bara gidersiniz ve orda muhabbet geliştikçe eğlenme derecesi artar. Burada toplu halde yapılan bir eğlenme hareketi olmadığından (partilerdeki eğlenme hareketi ordaki insanların ortak psikolojiye girmelerinden dolayı ortaya çıkan toplu bir harekettir) doğallık bozulmamış olur. Son on-on beş yılda artan sık sık parti düzenleme eğilimleri insanların aklındaki "eğlenme" kavramının bile içini boşaltmakta. Ne için eğlenmesini bilmeden ya da sırf eğlenmek olsun diye eğlenen gençler yetiştirmektir amaç, ve bu amaca ulaşılmasına çok az kalmıştır. Bu konuda sizler ne düşünüyorusunuz? __________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..." |
|
| #2 | |
Kültür-Sanat ![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 507
| Ne hoş bir konuyu gündeme getirmişsin Eşitlik.. Tam da havaların sevimlileştiği bu günlerde, gecelik partilerin afişleri her yerde boy gösteriyorken... Bilmiyorum ki, zamane gençliği diyenler gerçekten haklı mı? Her yerde, herkesde bir farklı olma, bir uçma, özgür olma; ne bileyim her şeyi yapabilirim, her şeyi feda edebilirim, yeterince cesurum, cüretkarım tavırları ve kendini kaybetme eğilimleri; anlık ve anlık her şey devamında.. Bakıyorum da etrafıma; insanlar kitap okuma, film izleme, fotoğraf çekme işini bile sadece popülerliği için yapıyor.. O kadar zor ki etrafınızda; sakin, kendi halinde, işinde gücünde, ilk olarak varlığının amacını düşünerek yaşamaya çalışan birilerini görmek. Partiler aslında bu yaşam algısının uzantısı.. İçmeye, sarhoş olmaya, o gece iyice gülmeye, evet belki de eğlenmeye saatler öncesinden güdülemek kendini... Yani doğru veya yanlış diyemeyeceğim ama şunu sormak istiyorum; ne kadar doğal, ne kadar bizden? Hani bazen planlanmış zamanların keyfine paha biçilemiyor da.. Ama bu zamanların özel olduğunu düşündüren sonrasında, emin olun eğlence, müzik, mekan, içki, zaman falan değil; sadece samimiyet, sadece insandan insana akan enerji.. __________________
Korkma ve Kaçma Öfke ve Dövüşme Şaşırtmaca Donup Kalma |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 647
| 4 yıllık üniversite hayatım boyunca her yerde bu afişleri bende gördüm. hala daha görmekteyim. Hiç birine katılmadım. Hatta katılmak aklımın ucundan bile geçmedi. Bunun yanında cafelerde oturup sohbet edern bir grup arkadaşın sık sık 'bu gece kopcaz' şeklindeki cümleleri bana komik gelmiştir. Gerçekten güzel bir konuya değinmişsiniz. Bu partilerin yanında zaten hergününü cafelerde geçiren gençleri de anlamam çok zor oluyor. __________________
aslında yalnız değilim, ama kalabalıklar içinde kaybolalı da çok oldu." Tut ki elimden bir tutan var, ne o tuttuğunu bilyor ne ben farkındayım..." |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 830
| Gerçekten güzel bir konuya değinmişsiniz. Ama bana göre yanlış. Yani partilere gitmenin nesi yanlış olabilir ki. Dans etmekten hoşlanıyorsanız içkiyi seviyorsanız ya da sadece dans etmekten hoşlanıyorsanız bu partilerin ne gibi zararı olabilir ki. Hiç cafe kültürüm olmadı. Hoşlanmıyorum cafede oturup birşeyler içip sohbet etmekten. Bunun yerine evimde dostlarımı ağırlamak daha bir zevk veriyor bana. Evde son ses müzik dinlemek komşuları rahatsız ettiğinden dolayı fırsatını buldukça çoğunlukla reggie partilere katılıp deyim yerindeyse dağıtıyorum. Neden yanlış olsun ki? __________________
Allah Onları Kahretsin!!! Sözün Sahibi:Allah |
|
| #5 | ||
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,797
| Alıntı:
İsteyen istediği mekanı seçer dağıtırda, içerde gezerde kimse gittiğiniz için gittiğim için beni sizi didğerlerini her hangi bir etiketle yargılayamaz..__________________
"Bütün kadınlar lezbiyendir, bazılarının bundan haberi yoktur yalnızca" Anja Meulenbelt | |
|
| #6 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235
| burada şöyle bir durum devreye giriyor sn yezitkızı; eğer bir insan günlerinin çoğunu iş yerinde çalışarak geçiriyorsa, akşamları eve döndüğünde yorgun-argın buluyorsa kendisini, bazı günlerde hayatın monotonluğunu atmak için (insanı da robot gibi düşünemeyeceğimizden) belki barlarda partilere gitmenin normal bir davranış olması düşünülebilir. Aynı şekilde öğrencilerin vize haftasından çıktıkları gün bir partiye katılıp yorgunluk atması da hoş karşılanabilir. Benim bı başlıkta karşı olduğum nokta şudur; okullarda düzenlenen partiler için konuşacak olursak, vizelerden ya da finallerden sonra düzenlenen partiler değil de zırt pırt düzenlenenlere öğrencilerin büyük katılım göstermesidir. Sık sık böyle partilere giden bir öğrenci sizce kendisini hayatın bunalımından biraz olsun atmak amacında mıdır? Yoksa o öğrencinin hoş vakit geçirme anlayışı haline mi gelmiştir partilere katılmak? Bu noktada partilere katılım sıklığı ve zamanı değerlendirmede önemli bir etken haline gelmiş oluyor. Her konu için olduğu gibi bu konuda da çok çeşitli değerlendirme kıstasları vardır, olmak zorunda zaten. Yoksa olaylar basite indirgenmiş olur. Ama bu kıstasların sayısını oldukça artırmak kendi yanlış hareketlerimizin ve sorumluluklarımızın üzerini örtmeye, onları görmezlikten gelmeye çalışmak anlamına gelecektir. Bu yüzden ikisi arasındaki çizgiyi doğru ayarlamak ve olabildiğince bu "özel durumların" sayısını azaltmak yerinde bir davranış olabilir. Saygılar. __________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..." |
|
| #7 | ||
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,235
| Alıntı:
![]() __________________
"Gazi'nin yoksul kondularından aktık öfkeyle sokaklara Kurtuluşumuzun bayrakları dalgalandı barikatlarda..." | |
|
| #8 | ||
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,797
| Alıntı:
Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil öyle değil mi? Yani anlayacağınız belirli, doğru eğlence anlayışı bulmak imkansız herkes nasıl rahatsa öyle şekil alıyor bu gibi durumlar.. Biz anacak altında yatan sosyolojik ve ekonomik kaygıların ne olduğu yönünde bir tartışma yaratabiliriz, gidenleri, sevişmek için ilişki kuranları ki bundan doğal ne olabilir orasıda ayrı bir konu cıstak cıstak dinleyenleri etiketleyemeyiz..__________________
"Bütün kadınlar lezbiyendir, bazılarının bundan haberi yoktur yalnızca" Anja Meulenbelt | |
|
| #9 | ||
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| Alıntı:
Sn.esitlik anladığım kadarıyla burda bir eğlenme kalıbı çıkarma derdinde değil.Elbetteki kimse kimseyi beğenmek zorunda değil ama şu durumdan gittikce daha çok rahatsız olmaya başladım "tamam özgürsün istediğini yap ama benden uzakta naparsan yap yaptıklarınada saygı duyuyorum hadi yoluna".Bu tarz bir yaklaşım hem insanlığı kötü ve acımasız bir yalnızlığa hem de-bütün sol degilerinde sıklıkca rastlıyacağımız- "toplumsal çürüme" kavramına götürür. Sanırım Sn.esitlik olayın daha çok bu boyutunda.Kimseyi gittiği partilerden çıkardığını,okuması için gönderilen başka şehirlerden alıp,(çok büyük ihtimalle)kendi halinde ve ortalama bir gelire sahip ve çocuğuna göndereceği parayı geceleri düşünen(-ki çocuğu aynı gece o parayı yiyor olacak)anasının babasının yanına koymamıştır.Bu yapmayı istemediğinden mi yoksa aşırıya kaçacağını düşündüğünden mi yada sizin dediğiniz gibi "kimse kimseyi beğenmek zorunda değil"düşüncesini kendisine düstur edinip "bana ne kim neyaparsa yapsın"özgürlük anlayışından mı,şimdilik bunu bilemiyoruz.En kısa zamanda cevaplarını bekliyoruz. Ama böyle bir konuyu açma duyarlılığını gösterdiğine göre ilk seçenek daha ön plana çıkıyor. Aslında sizin cevabınız oldukca politik,biz(en azından ben)bu konunun Cıstak Cıstak dinleyenleri etiketlemek ve forumcak onlara bir şey yakıştırmak amacında açıldığını düşünmedik.Sizinde dediğiniz gibi sosyolojik ve ekonomik kaygılarını tartışmak için düşündük.Ama ben böyle yazdım ya siz hemen ucu açık cevabınızla "zaten ben öyle demedim ki" diyip beni arkadan vuracaksınız. Çünkü;nedense forumun genel havasında bir "ben böyle demedimcilik"var.Politik cevabınızdan devam etmek gerekirse de,sizinde çok iyi anladığınız ama nedense burda (çok kaba tabirle)aptala yattığınız duruma geliyoruz.Sevişmek için ilişki kuranlar kısmına.Burda-en azından bu konuda-tek gecelik ilişkilerin doğallığı değilde böyle bir durumun toplumsal anlamdaki sonuçlarına bakmamız gerekecek,çünkü yukarda bahsettiğimiz anne-baba kızlarının tek gecelik bir adamla yatmasını istemiyor olabilirler.Peki Sn.esitlik bu konuyu açtı ama hiç bir eve girip sevişen bir cifte "nooluyor burda"diyip oğlanın kulaklarından çekip,kızı da gene aynı aile teslim etmişliği varmıdır.Bunu da öğreneceğiz. Kaldı ki Sn.eşitliğin de sevişmenin doğal bir olgu olduğunu düşündüğüne inanmak istiyorum,bizim sorunumuz tek-gecelikler.Ki böyle bir durum köpekler için doğal olabilir ama insanlar için sevişmek çeşitli duygusal anlamlar içerir,eğer okadar doğalsa bizde sokakta çıplak gezelim tuttuğum senin tutamadığım arkadaşın mantığıyla devam edelim. (bu kısım hoş olmadı gibi)Şimdi sizin,arkanıza aldığınız politik yazınızla,gelecek olan cevabınızı bekliyor olacağım ama şunu unutmayınız ki burda sizi hedef almadım çok genel şeyler yazmaya çalıştım.Ama ben gene de kalkanlarımı kaldırıyor ve Namık Kemal'in (hepsini hatırlayamadığım için googladan arayıp bulduğum)sözleriyle son vermek istiyorum, "Felek,bütün esbab-ı cefasını toplasın gelsin; Dönersem kahpeyim, millet yolunda bir azimetten..." En içten sevgilerim ve saygılarımla efendim. __________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... | |
|
| #10 | ||
Diğer Sanatlar ![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 721
| Alıntı:
__________________
Eskiden iğrençlik kural değildi,arasıra rastlanan ürkütücü bir şeydi.... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Komünizmin 'aile' anlayışı | V.T.Retci | Siyasi İdeolojiler | 19 | 19-12-07 12:46 |
| İslamda namus anlayışı | sulh | Arşiv | 63 | 07-08-07 16:44 |
| Ak Parti'nin İslam Anlayışı? | sulh | Türkiye Siyaseti | 26 | 31-07-07 09:46 |
| Türkiye'de ulus anlayışı... | flager45 | Türkiye Siyaseti | 71 | 01-03-07 22:06 |