"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Galat-ı meşhurlarımız/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Onay bekleyen Yazar Adayı Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 31
| "Galat-ı meşhur, lugat-ı fasih hükmündedir." şeklinde , Osmanlıca bir deyim var. Özellikle genç neslin anlamakta zorluk çekeceklerini düşündüğüm için birkaç satır açıklama yapayım: Galat-ı meşhur ; dilde yaygın olarak yanlış kullanıldığı halde, yanlışlığı önemsenmeden kullanılmaya devam edilen söz,deyim ya da terim anlamına gelmektedir. Yaygın yanlış. Deyimin devamındaki "lugat-ı fasih" ise "doğru söz" demektir. Deyim bu hali ile "dilde yaygın olarak yapılan bu yanlışları düzeltmek yerine, doğru kabul etmek gerekir" ana fikrini savunmaktadır. Türk Dili'ne sevdalı, onun gelişip serpilmesi, bir sanat, edebiyat, bilim dili halini alması için elinden geleni yapan biri olarak bu " hatalı kabul " ü asla benimsemedim. Çünkü;dilin gelişmesi, onun doğru kullanılması ile mümkündür. Aksi halde; bir matematik işlemi gibi şaşmaz mantığı, bu mantıktan doğma değişmez kuralları olan güzel dilimiz, bir kaos ortamında, keyfilik, anarşi ve yozlaşmaya terk edilmiş olunur. Türk Ulusu'nun en değerli ortak paydalarından biri olan "Ses Bayrağı" mızı yüksekte tutmak, Türk Ulusu'nu yüksekte tutmakla aynı anlama gelmektedir. İşte bu temel düşünceden yola çıkarak, dilimizin doğru kullanılmasına yeterli özeni göstermeyen arkadaşlarımın yazılarına eleştiriler yapacağım,bu konuda bana hiç kimse darılmasın, gücenmesin… Şimdi "galat-ı meşhur" larımızın bir kısmına birlikte göz atalım mı? Türk geleneksel anlayışı içerisinde çok önemli bir yer tutan "Kutlu" varlıklarımız "başımızın tacı" sevgili annelerimizin, bizleri insan sırasına karıştırmak uğruna katlandıkları özkeylikleri, emekleri, sevgileri takdir etmek için kullandığımız bir deyim var: Ana gibi yar olmaz,Bağdat gibi diyar olmaz. Büyük bir saygı ve sevgi içerdiği için, hiç irdelemeden kullandığımız bu deyimin orijinali "Ane gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz." şeklindedir ve bizim anlatmak istediğimizden başka bir şey anlatmaktadır. Şöyle ki: Ane, Bağdat yakınlarındaki derin bir yar (uçurum) adıdır. Bu bilgi, deyimde anlatılan şeyin ne olduğunu da açıkça ortaya koyar. Ben; sevgili anneme minnet tezahürü olarak bu deyimi değil,"Ağlarsa anam ağlar,gerisi yalan ağlar" deyimini kullanırım... Türkçemizde bunun gibi yaygın biçimde yanlış kullanılan başka deyimler de var. Hemen aklıma gelen birkaçını daha paylaşmak isterim. İnce eleyip sık dokumak: Sık dokumak açıktır, anlarız, ama ince elemek ne demektir? Dikkat edilirse elemek eylemi ile dokumak eylemi arasında bir anlam bağlantısı da yoktur. Deyimin doğrusu "İnce eğirip sık dokumak" şeklindedir. Su küçüğün,söz büyüğün: Su ile söz arasında anlam bağı yoktur. Deyimin doğru biçimi "Sus küçüğün,söz büyüğün." şeklindedir. Ateş olsa cürmü kadar yer yakar: Cürüm Arapça bir söz olup "suç,kabahat" anlamlarına gelir. Deyim içinde geçen aslında "cirim" sözüdür. Arapça "hacim, kaplanılan alan vs" gibi anlamlara gelir. Deyimin doğru biçimi:Ateş olsa cirmi (hacmi,büyüklüğü) kadar yer yakar! Yine deyim türünden bir örnek: Kelli felli Bu deyimin orijinal hali "Kerli ferli" dir. Arapça "ker" kuvvet, kudret anlamlarına gelir. Yine Arapça "fer" ise güç,erk, iktidar vb anlamlarına kullanılan bir söz. Bu Arapça deyimi hiç kullanmamak daha doğru. Onun yerine "güçlü kuvvetli" desek kıyamet mi kopar? Bir örnek de "zarf" türünden: "eninde sonunda." Burada "en" sözü ile "son" sözü arasında anlam bağı yok. Zarfın doğru kullanımı "önünde sonunda" olmalıdır. Kuşkusuz örnekler bu kadar değildir. Arkadaşlarımız bildiklerini paylaşırlarsa çok sevinirim. Doğru kullanılan bir TÜRKÇE ile yanlış anlatmalara son verilecek güzel günlere… Sağlıcakla kalınız... Şaman TÜRKSOY |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|