"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| İslami Bir Ekonomik Temel Olarak "Ganimet" / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Her toplum belli bir ekonomik temelde gelişmek zorundadır. Siyaseti belirleyen de zaten ekonomik temeldir. Özel mülkiyetin ortaya çıkması ile birlikte degeri üreten ve üretilen degeri, her hangi bir katkı saglamadan tüketen sınıflar olarak bir ayrışma ortaya çıkar. Bu ayrışma sınıfsal oldugu kadar da toplumsal olarak da kendini gösterir. Bir taraftan üreten toplumlar ve devletler, diger taraftan üretmeden degere sahip olmaya çalışan talancı toplumlar. Bu ayrım toplumların yer aldıgı, üzerinde yaşadıgı cografi yapıyla da ilgilidir. Tarıma müsait olmayan toplumlar göçebe olarak yer degiştirerek, bir taraftan yanlarında kendilerini besleyecek hayvanlarını da birlikte götürürlerken diger taraftan da rastladıkları üretici toplulukların ürünlerine el koymaya çalışırlar, ta ki yerleşik hale gelinceye kadar. İslamiyet’ten önceki Arap kabilelerinin de yaşam süreci bu şekildeydi. Özelikle Kuzey de yer alan kabileler ganimet ve talanı bir yaşam biçimi olarak gören göçebe, hayvan yetiştiren bir görünümdeydiler. Ganimet ve savaş bir yaşam biçimiydi. Övünç kaynagı idi. İslamiyetin ilk çıkışında Mekke döneminde ganimet ile ilgili herhangi bir söz göremiyoruz. Çünkü bu dönem barış dönemidir ve Muhammed henüz savaş başlatacak siyasi ve askeri güce sahip degildir. Ayrıca o dönemdeki tek tanrılı dinlerin anlayışına göre ganimet haramdır. Eski Yahudi anlayışına göre Yasanın Tekrarı blümünde ganimetten şöyle bahsedilir : 12-13 Tanrınız RAB`bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını ve, `Haydi, bilmediğiniz başka ilahlara tapalım diyerek kentlerinde yaşayan halkı saptırdıklarını duyarsanız, 14 araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa, 15 o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz. 16 Yağmalanan malların tümünü toplayıp meydanın ortasına yığın. Kenti ve malları Tanrınız RAB`be tümüyle yakmalık sunu olarak yakın. Kent sonsuza dek yıkıntı halinde bırakılacak. Yeniden onarılmayacak. 17 Yok edilecek mallardan hiçbir şey almayın. Böylece RAB`bin kızgın öfkesi yatışacak ve RAB atalarınıza içtiği ant uyarınca size acıyacak, sevecenlik gösterecek, sizi çoğaltacaktır. Gene devlet dini olmadan önceki Hiristiyanlıkta İsa’nın sözleri ile savaşa karşı çıkılır ve barıştan bahsedilir. Ancak hem İsa dininde hem de Musa dininde bu konuyla çelişen ayetler de vardır. Ancak Muhammedin yetiştigi dönemdeki ortamda tek tanrılı dinlere inananların ganimete pek parlak bakmadıkları anlaşılıyor. O zamanki Kuzey Arabistanda Hiristiyanlık ile Sabilik’in karışımından oluşan bir din vardı, Rukus dini. Muhammed de ilk etapta ögretisini tek tanrıya inananlara yöneltmeye çalışmıştı. İbn Hişam Es Süretün Nebevi’ nin aktardıgına göre Muhammed kavminin reisi olan Adiy'e Müslüman olmasını söylüyor. Adiy ise kendinin bir dine mensup oldugunu söylüyor. Bunun üzerine Muhammed " Sen Rukus dininin mensubu degil misin, kavminin reisi olarak ganimetin 1/4 ünü almıyor musun, oysaki senin dininde ganimet yasaklanmıştır diyor " Gene Muhammed “ganimetin eski dinlerde helal olmadıgını , İslam ümmetinin zayıflıgından ve acziyetinden dolayı helal kılındıgını” ifade etmiştir. (Beyhaki ,Süne) İslam öncesi dönemde ganimet şu şekilde paylaşılıyordu. Komutanın Safi denilen ve ganimetten istedigi şeyi seçip alma hakkı vardı. Muhammed bunu devam ettirmiş ve safi yi islamiyette de almıştır. Ganimetin 3/4 ü paylaşılıyordu, 1/4 ü komutanın oluyordu. İslamiyet bunu 1/5 e indirmiştir. Ancak ganimet almayı yasak eden dinler de vardı. İslamiyette ganimet şu şekilde tanımlanmıştır: Gayri müslimlerin mallarından güç kullanarak, savaşma sırasında ele geçirilen şeyler ( İbn Teymiyye ). Ve bu anlam çerçevesinin içine düşmanın kadın ve çocukları, toprakları ve taşınır, taşınmaz malları da girer. İslam ekonomisinin ana gelir kalemi olmuştur. Elde edilen ganimet esas olarak muhacirlere veriliyor ve onların ekonomik durumları düzeltiliyordu. Müslüman olması umulan ve Müslüman olmadıgı takdirde, İslam için tehlike arz eden kimselerin düşmanlıgını kırmak için müellefe-i kulup denilen grupta yer alanlara ganimetten pay veriliyordu.( İbn Sad ) Muhammed 12 sene Mekke’de kimsenin ciddiye alınmadıgı bir kimseydi. Siyasi gücü bırakın, Mekke içinde alay edilen bir kişi konumundaydı. İlk planlar boşa çıkmıştı. Fakat istedigi fırsat ayagına geldi ve Medine’deki Yahudi Arap çekişmesi sayesinde Medine’ye göç ederek siyasi güç kazandı.( Medine olayı ayrı bir yazıda işlenecektir ) Şimdi yeni devleti kurmak için para ve paranın saglayacagı güç gerekiyordu. Bu parayı saglamanın tek yolu ise savaş ve savaş sonucu elde edilen ganimetler olacaktı. saygılarımla |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Adiy b.Hatem Müslüman olmak için Muhammed'in huzuruna geldiginde yoksulluk karşısında şaşkınlıga ugramıştı. Muhammed “öyle bir zaman gelecek ki ülke bolluktan taşacak” demişti, Adiy bütün bunların gerçekleştigini ve ganimetler sayesinde, müthiş bir bollugun yaşandıgını ifade etmektedir. (Buhari Sahih 3/1316) Müslümanların Kureyş'ten aldıgı ilk ganimet komutanlıgını Abdullah b. Cahş'ın yaptıgı 8-12 askerden oluşan bir birligin Bedir Savaşından iki ay kadar önce bir Kureyş Ticaret Kervanından ele geçirilen ganimettir. Cahş ganimetin 1/5 ini peygambere ayırarak gerisini taksim etmişti. İslam tarhinde humusu ( 1/5 i ) ayrılan ilk ganimet bu olmuştur. Peygamber ganimetleri bekletmiştir, Bedir ganimetlerinin hükmünü açıklayan ayet : Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir."( enfal 69 ) gelince de taksim eder.İbn Hişam'a göre Muhammed'in ganimetleri almamasının sebebi olayın haram aylardan biri olan Recep ayında gerçekleşmesidir. Bu olay sonucu Mekkeliler müslümanlar aleyhine propoganda yaparlar ve bakara 217 inerek sorunu çözer. Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır. İlk esas ganimet Bedir savaşında alınıyor. Muhammed Bedir'e çıkmadan evvel ashabına Kureyş'in 1000 deveden oluşan bir ticaret filosuyla Şam'a dönmekte oldugunu, bu kervanı ele geçirirlerse bol miktarda ganimet alabileceklerini söylemiş ve ashabı teşvik etmişti.Bunun üzerine silahlarını alan sahabe derhal hazırlandı. (İbn Seyyidinnas) Bedir savaşının dönüş zamanında her bir asker bir veya iki deveye sahip olarak ve elbisesi olmayanların giyinmiş ve tok olarak yurda döndükleri anlatılıyor. (Ebu Davud) Görüldügü gibi İslamiyet ve Muhammed her ne kadar cenneti öbür dünyada vaat etmişse de taraftarlarına bu dünyada elde edebilecegi cenneti de saglamaya ugraşıyordu. Nitekim ganimet paylaşımı ve mal,para hırsı Muhammed’in taraftarlarında ne Allah korkusu bırakıyordu ne de peygamber korkusu. Baglılıkları tamamen çıkar üzerineydi ve İslamiyet sadece bu birlige uydurulmuş ideolojik bir kılıftı. İslam Ordusu içerisinde paralı asker olarak çarpışan diger din mensupları da yer alıyordu ve Muhammed bunlara ganimetten belli bir ücret veriyordu. (Tırmızi 4/127) Diger dinlere mensup olanların hala eski dinlerini muhafaza ettikleri halde Kur’ana inanarak savaştıklarını, herhalde aklı başında hiç kimse iddia edemeyecektir. Tüm bu birligin tek bir ana amacı vardı, savaş ve savaşın sonucu elde edebilecekleri ganimet. Elbette ganimetin paylaşımı sırasında ya da gecikmesi sırasında her şey olabiliyor ve kavgalar ortaya çıkabiliyordu. Bedir savaşı esnasında kırmızı bir kumaş kaybolur ve bunu Muhammedin aldıgı iddia edilir. Bunun üzerine Ali İmran 161 ayeti gelir : Hiç bir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. Bedir savaşında Muhammed kim düşman öldürürse ona pay var demişti. Gençler hemen savaşa tutuştular, yaşlılar da Muhammed’in yanında kaldılar. Savaş sona erince gençler ganimetin kendilerinin oldugunu söylediler, yaşlılar da ganimette hak iddia ettiler bunun üzerine hemen enfal 1 ayeti geldi : Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve Resûlündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin." bundan sonra ganimet eşit olarak dagıtıldı.İlk ayette bütün tasarruf hakkı Muhammed’indir, sonra bu 1/5 e iner, daha sonra da 1/5 in beşte birini alır.Ancak Peygamberin safi hakkı, yani ganimetten istedigini seçme hakkı, alma hakkı vardı. Safiyye bint Huyey'i böyle almıştı. Aslında peygamberin payı üç adetti. Safi, ganimetin beşte biri ve sıradan askere düşen pay kadar bir pay. (Serahsi) İslam öncesi dönemde her askerin aldıgı ganimet kendisinin oluyordu ve bunun 1/4 ünü komutana veriyordu. Rivayetlere göre İslam öncesi dönemde ganimetler din mensuplarına haram kılınmıştı, fakat Bedir savaşı sırasında Müslümanlar hemen ganimetlere saldırdılar, bunun üzerine enfal ayetleri geldi : Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (söz vermesi) olmasaydı, aldıklarınıza karşılık size gerçekten büyük bir azab dokunurdu. (68) Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (69) saygılarımla |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Ganimet ile ilgli hadisler işe şöyledir : "Allah kendi yolunda cihad etmek için yola çıkana şu garantiyi verdi. Kim benim yolumda, bana inanarak, peygamberlerini tasdik ederek çıkarsa, onu cennete sokmayı, ya da çıktıgı evine birçok sevaplar veya ganimetler elde ederek döndürmeyi garanti verdim." Resullullah ın sabah namazından önceki iki rekat namaz için acele etmesiyle, elde ettigi ganimeti taksim konusundki acelesini başka hiçbir şekilde görmedim." Muhammede Allahın verdigi beş şey arasında ganimetlerin helal kılınması da vardır.Hadis şöyledir : Bu gece benden önce hiç kimseye verilmeyen beş şey bana verilmiştir. Benden öncekiler ( nebiler ) kendi kavmlerine gönderilmişken ben tüm insanlara gönderildim. Düşmanımla aramdaki mesafe bir aylık mesafe olsa bile düşmanımın kalbine korku dolar, bu surette yardım olundum. Ganimetler bana helal kılındı, ben ganimetleri yerim, benden öncekiler ganimet yemeyi büyük günah sayar ve yakarlardı. Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı, namaz nerde bana ulaşırsa teyemmüm eder namazı kılarım, benden öncekiler bunu günah sayarlar ve kiliselerinde ya da sinagoglarında namaz kılarlardı. Beşincisi şudur ki bana iste denildi-her peygamber istedigini yaptı, ben istegimi kıyamet gününe erteledim, bu sizin ve Allah'tan başka ilah olmadıgına şahitlik eden kimseler içindir. " Ahmet b Hambel Ebu Davud’un naklettigine göre bir askeri birlik baskın yapacakları yere vardıklarında içlerinden biri insanları uyarıyor ve şahadet getirin canınızı kurtarın diyor. Bunun üzerine hepsi Müslüman oluyorlar . Diger askerler ganimeti bize haram ettin diye arkadaşlarına çıkışıyor. Bedir savaşına katılan Kays b. Muharris ve Hubeyb b. Yesaf'a Muhammed neden savaşa katıldıklarını sordugunda ganimet için demişlerdir. (Vakıdi, Megazi 1/46) Her ne kadar lafızda Allah için cihad yapıldıgı söylense ve bu bir kutsal örtünün altına gizlenmeye çalışılsa da tarih ve yaşananlar tüm savaşların ana nedeninin ganimet oldugunu bize göstermektedir. Nitekim ganimet hırsı ve mal kaygısı çogu zaman cennetlik sahabelere Allah korkusunu ve Muhammed sevgisini de unutturmaktadır. Uhud savaşı sırasında bozulan düşmanı takip eden Müslümanlar ganimete dalarlar ve başlangıçta galip oldukları savaşı kaybederler, Muhammed de yaralanır. (İbn Seyyidinnas) Huneyn savaşı dönüşü yol alırlarken bedeviler ısrarla ganimetin taksimini talep ediyorlardı. Öyleki bir ara Resul ü bir semure agacına dogru sıkıştırdılar ve ribasını kaptılar. Bunun üzerine durup şöyle dedi : Ribamı verin, şu taşlar sayısınca koyun olsa ben gene de onu aranızda taksim ederdim. Ve sonra görürdünüz ki ben ne cimriyim, ne yalancıyım, ne de korkagım. (Buhari 3/1308) Buhari’nin bu sahih hadisinden gördügümüz kadarıyla ganimetin taksimini geciktirdigi için askerleri Muhammed’i iter kakarlar. Başka ravilerin anlattıgına göre de elbisesi çalıya takılır ve Muhammed bir çalılıga sıkıştırılır. Bunun sonucunda da ganimeti hemen paylaştırmak zorunda kalır. Şimdi bu gerçekler karşısında bu askerlerin Allah ve Muhammed aşkıyla savaştıgını söylemek mümkün müdür. Ganimet dürtüsü öyle bir dürtüdür ki elde edilmeden bile paylaşımı yapılabilmekte ve bu da askerleri daha azimli savaşmaya itmektedir. Muhammed Huneyn savaşı sırasında ordu dagılmaya yüz tuttugu zaman askerlere hitaben " düşman askeri öldüren kimseye, delil getirdigi takdirde o askerin eşyasını ve mallarını verecegini " bildiriyor.Neticede ordu toparlanıyor ve savaş kazanılıyor ( müslim Sahih 3/1370. ) Sahabeden Ebu Talha 20 düşman askeri öldürüyor ve mallarını alıyor. ( Ebu Davud ) Üstelik bu ganimetlerden de 1/5 (humus ) alınmıyor. Düşman askeri öldürmenin delilinin de askerin kulagı, burnu ya da kılcı, zırhı gibi önemli bir eşyası olacagı açıktır. Bunun da Allah’ın elçisinin yöntemleri konusunda bize fikir veriyor olması gerektir. saygılarımla |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| İslam devleti kuruldugu zaman ise geçmişte fakir olanların zengin oldugunu, zenginlerin ise servetlerine servet kattıklarını görmemiz hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Sahabeden Ebu Katade, Huneyn savaşında, öldürdügü bir askerin eşyalarını almıştı. Bu eşyalar arasında bir de zırh vardı. Zırhı satan Ebu Katade bu parayla bir hurma bahçesi almıştı. Ebu Katade bu malın İslam döneminde elde ettigi ilk mal oldugunu söylemişti. (Buhari 3/1144 ) Ganimetler bir yerde toplanıyor, bir süre bekletiliyor ve ondan sonra taksim ediliyor.Ganimetin 1/5 i ayrılıyor , kalan 4/5 askerler arasında eşit taksim ediliyor. 1/5 ise şöyle paylaştırılıyor. Allah ve resulü, akrabalar, yetimler, yoksullar, yolcular. Ömer zamanında Allah ve resulü, ile akrabalar payı kaldırılıyor. İbn Hazm a göre enfal 41 ganimetin son halini belirtir ve kimsenin bunu kaldırmaya yetkisi yoktur : Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri, muhakkak Allah'ın, Resûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur. Eğer Allah'a, hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği günde (Bedir'de) kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün). Allah, her şeye güç yetirendir. Peygamberin akrabaları olan Haşimogulları ile Abdulmuttalipogulları bu beşte birin içinden bir pay alıyorlardı. Zekat onlara haramdı. Bu ganimet payını dagıtmak için bir de devlet memuru tayin edilmişti. Ebubekir ve Ömer zamanında bu görevi Ali yürütür. Daha sonra Ömer peygamber ailesini bu haktan yoksun bırakır.Beşte birin beşte biri ise, fakirler, miskinler ve yolculara dagıtılıyor. Fakirler dilenmesi meşru olmayan, miskinler dilenebilecek kimselerdir. Muhammed’in geçmişinde çektiklerinden ders aldıgı ve bu konuda adil davranmaya çalışarak yoksulları korumaya çalıştıgı anlaşılıyor. Ganimetten çalmak çok büyük günah ve çalan taksim anına kadar ganimetten çaldıgını getirmezse cehenneme gidiyor. Her ne kadar ayetler inse de ganimet konusunda esas tasarruf hakkı gene de Muhammed’indi. Muhammed ganimetleri farklı şekillerde de kullanmış ve devletini geliştirmek için bundan faydalanmıştır. Muhammed Hayber kuşatmasında Hayber Yahudilerinin askeri müttefiki olan Fezare ogullarına Yahudilere askeri destek vermekten vazgeçmeleri halinde elde edilecek ganimetin bir kısmını kendilerine vermeyi teklif ediyor. Fezareogulları kabul etmiyorlar Hayberin fethinden sonra ise ganimetten pay istiyorlar, Muhammed de kabul etmiyor. Vakidi, (Megazi 2/676) Muhammed, Hevazin kabilesi lideri Malik b.Avf kendisine geldigi ve Müslüman oldugu takdirde, ganimet olarak alınan bütün mallarının kendisine verilecegini, buna ilaveten 100 deve de bahşiş verilecegini vaat etmişti. Bunu duyan Malik Müslüman oldu. Ve Muhammedi öven birde şiir söyledi. (Zehebi Tarhu-l İslam) Muhammed Huneyn savaşı sırasında elde edilen bol miktarda ganimetten müellefei kulub diye isimlendirilen Mekkenin üst düzey şahsiyetlerine 100 er deve olarak vermişti. Bunlar : Ebu Süfyan, Safvan b. Ümeyye, Fezari olan Uyeyne b. Hısn, Temimi olan Akra b. Habis ve Amr b. el-Eyhem, Alkabe b. Ulase idiler.Yani rüşvet veriyordu. Sülemi olan Abbas b. Mirdas adlı şaire 40 deve verilmişti. O da Muhammedi kötülemeye başladı, Muhammed onu çagırarak hisesini 100 deveye çıkardı, o da her yerde Muhammed i övmeye başladı. (Vakıdi, Megazi 2/946) Muhammedin Mekke nin ileri gelenlerine fazla pay vermesi üzerine Ensar üyeleri " Artık Resullullah bizi bıraktı da kendi kavmine ve aşiretine ihsan etmeye başladı " derler. Bunun üzerine Muhammed onları ikna eder. (Müslim 2/738 ) Varlıklı olanlara bol miktarda mal verilip Cuayl gibi yoksul olanlara bir şey verilmemesi kimsenin dikkatinden kaçmamıştı. Bunun üzerine peygamber " Yemin ederim ki Cuayl, yeryüzü dolusu Uyeyne ve Akra gibilerinden daha hayırlıdır. Ancak ben Müslüman olmaları için bu ikisinin kalbini kazanmaya çalıştım " demiştir. (İbn Hacer). Görüldügi gibi her yerde oldugu gibi para parayı çekiyor ve Allah’ın ordusunda bile varlıklılar daha varlıklı oluyorlar, yoksullar ise buldukları ile yetiniyorlar. Sınıflar mücadelesinin yasaları aman , din, Allah, peygamber tanımıyor. saygılarımla |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Muhammed atlı askerlere daha çok pay veriyor.Böylece Bedir savaşı sırasında % 1 olan at mevcudu Tebük seferinde % 35 e çıkıyor. (İbn Seyyidinnas) Savaşa piyade olarak katılan biri, bir pay alırken, atı ile katılan 3 pay alıyor. At 2 pay, adam 1 pay alıyor.Ömer ise bunu da kaldırıyor ve ata bir , sahibine bir hisse veryor. At sahibinden degerli degildir diyor.Ebu Hanife atları insandan degerli tutmam demiştir. Atları insandan degerli kılan zihniyet esirleri ve kadınları hiç adamdan bile saymıyor. Köleligi kaldırdıgı söylenen, iddia edilen İslamiyetin peygamberi bir tarlaya bedel olarak kölesni vermekten çekinmemiştir. Medinede hanım sahabiden Ümmü Enes peygambere geçimi için bir hurma bahçesi veriyor, o da karşılıgında cariyesi Ümmü Eymen'i ona bedel olarak veriyor. (Müslim Sahih 3/1391) İslamda esirlerde ganimettir ve dört şekilde davranılır : öldürülür, köle yapılır, fidye karşılıgı serbest bırakılır ve bedelsiz serbest bırakılır. Tırmıziye göre Cebrail esirler konusunda Muhammede iki seçenek sunar. İsterse öldürebilir ya da fidye karşılıgı serbest bırakabilir. Bu da Allah’ın meleginin peygambere vahy ettigi yöntem oluyor. Esir kadınlarla ( cariye ) hamile iseler cinsel ilişki kurmak hamileligin bitimine kadar yasak, sonra serbest. Esir kadınlar hamile olmadıkları takdirde ırz ve namuslarını koruma şansına sahip degiller. Üstelik bu olay Allah’ın takdiri olarak sunuluyor. “Rasululah ile Beni Mustalik gazvesine çıkmıştık. Kadın esireler ele geçirdik. Eşlerimizden uzak kalmak bize agır geldi, kadınlara karşı arzu duyduk, azil yapmayı istedik ve Ona sorduk : O, bunu yapmanızda bir beis yoktur. Allah'ın takdir ettigi şeyler elbet olacaktır dedi.” (Buhari Nikah 49) Mekke’li esirleri ise genel olarak fidye karşılıgı serbest bırakmayı tercih ediyorlar. Fidye tarifesi ise şu şekilde : Zenginlerden 4000 dirhem, orta direkten 2-3000 dirhem, garibanlardan 1000 dirhem. (İbn Seyyidinnas). Para her türlü deger yargısının üzernde yer alıyor, nitekim para mevzuu bahis olunca bizim cennetlik İslam askerlerimiz peygamberlerini bile dinlemiyorlar. Peygamber ise onları ikna edebilmek için gene para dagıtma sözü vermek zorunda kalıyor : “Hevazinli esirlerin serbest bırakılması gündeme gelmişti, peygamber serbest bırakılmasını istedi fakat çogu bırakmadı, bunun üzerine elde edilecek ilk ganimetten 6 şar deve vaat etti. 6000 esir bir anda serbest kaldı.” Sahabeler 6 şar deve sözünü almadan peygamber buyruguna uymayı reddediyorlar. Muhammed de otoritesini ancak para/mal vaat ederek tesis edebilyor. Muhammed bazen fidye almış olsa bile esirler konusunda saglamcıdır ve elindeki kozu iyi bilir. Bedir savaşından evvelki ilk esir olayında Mekkeliler esir alınan iki kişinin fidyesini gönderirler, Muhammed bu esirleri serbest bırakmak için develerini aramak için giden iki sahabenin dönmesini bekler. Gelmeselerdi onları misilleme olarak öldürecekti. (İbn Seyyidinnas ) Ganimet ile İslamiyet ilişkisi Muhammed’den sonra daha da açıga çıkmakta ve uygulamada temel güdü oldugu belli olmaktadır. saygılarımla |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| Ebubekir zamanında ganimet daha kesin bir güdü olur. Usame ordusunu gönderirken Ebubekir komutan Amr b.el-As'a " Ben seni şimdi hem dünya hem de ahirette hayırlı olacak bir şeyle görevlendirmek istiyorum " demiştir. (Taberi ) Ebubekir den sefer izni alan Müsenna b. el-Harise Sevad da konakladıgında yanına iki kişi gelir. İki hedeften hangisinin işini önce btirelim diye sordugunda ikisi de Suku Hanafis derler. Orada Medain, Kisra, Sevad, Rabin, ve Kuzanlıların tacirleri toplanır. Müsenna da pazarın toplandıgı gün oraya hücum ederek bir çok ganimet almıştır. (Taberi) Ömer bir gün hutbe söylerken şöyle der : " Benim sizlere karşı vazifem, sizin gelir ve erzakınızı çogaltmam ve Allahın izniyle hakları, kale ve hudutları korumamdır. (Ebu Yusuf) Erzakın çogaltılması ise ganimetlerle olmaktaydı. Ömer Irak seferi için karar verdiginde halka çagrıda bulunmuş fakat kimse ciddiye almamıştı. Bunun üzerine Kisra ailesinin zenginligini vaat ederek onları teşvik etmiştir. Aynı uygulamayı Basra ve Kufe halkını savaşa teşvik için de yapmıştır. Numan b. Mukarın'i Basra ve Kufe halkını savaşa çagırması şartıyla savaştan elde edilecek ganimetten beşte biri çıktıktan sonra kalan 1/3 ünü kendisine verme sözü vermiştir. Ömer işin içine devletin bekası girince İbn Hişam’ın söyledigi İslamın ganimet esasının temeli olan ayeti nesh etmekten de çekinmemiştir. Ömer Irak fethi sırasında o zamana kadar olan teamüle aykırı olarak elde edilen toprakları dagıtmıyor ve bunu şöyle açıklıyor : “Belki bir zaman sonra savaşlardan elde edilecek ganmet az olabilir, onun için bu araziler sahiplerine bırakılacak ve onlardan düzenli vergi geliri alınacak.” (Ebu Yusuf) Gene Ömer Fars komutanı Mürzüban'ı öldüren Bera b. Malik'in bu öldürmeden eline geçmesi gereken 30.000 dinarın 6.000 dinarını alıp hazineye koyuyor. Muhammed’in payına düşen beşte biri ve ailesinin payına düşen beşte biri de kaldırdıgını yukarıda görmüştük. Osman döneminde bu iş daha da ayyuka çıkar, üstelik Kufe olaylarının olması ve sonucunda Osman’ın öldürülmesi tamamen ganimet ve taksimat sonuçludur. ( Bu konu da ayrıca işlenecektir ) Ali dönemi iç çatışmalarla geçen bir dönemdir. Aslında çıkar ilişksinin doruga çıktıgı ve en yogun çıkar çatışmalarının oldugu bir dönemdir. Talha ve Zubeyr’in Ali’ye birlikte hükmetme teklifi bile devlet yöneticisi olmakla elde edilecek ranta sahip olmaktan başka bir şey degildir. Sonuç olarak tüm bu söylediklerimizden sonra ilk dönem İslam ekonomisinin temelinin savaş ve ganimet oldugunu iddia etmek hiç de yanlış olmayacaktır. Bundan sonraki seyri içerisinde ise İslam devleti bu temeli haraç ve vergi ile ezilen uluslara dikte ettirerek geliştirme yoluna gidecektir. saygılarımla |
|
| #7 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Sayın Dilaver İslamı çarpıtmak için o kadar kendinizi zorlamanıza üzüldüm açıkçası...Hiç mi düşünmiyorsunuz? ? Tarih boyunca yapılan savaşların sonunda neler olmuş biliyor musun? Savaşların galipleri ile mağlupları savaştan sonra öpüşüp birbirlerinden özür dileyerek "haydi herkes evine" demişler, değil mi?Yazıyı okuyan da ganimet sadece müslümanların aldığı bir kazanımdır diye düşünecek. Allaha inanmıyor olabilirsiniz. Sosyolojiye "burnunuzu sokmadan" önce bari evrim teorisi nin temel kuramlarını öğrenin.. Öğreninki, hayata ve insana dair,(yanlış bile olsa) malumatınız olsun.. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 39
| sayın ozedonus sizin yazilanlardan hiç bir şey anlamadıgınız düşünüyorum, ya da bilinçli olarak çarpıttıgınızı. Bana sosyoloji dersi vermeye ugraşacagınıza ganimet dışı islam katılım motiflerinden örnek verin. Deyin ki şu savaşta, ( benim belirtiklerim arasından olsun) Müslümanlar Allah korkusu ile yola devam etmişlerdir. Ya da dediklerimi çürütün. Deyin ki Muhammed insanları para ve çıkar haricinde birleştirmiştir. Bunlara örnek verin. İslamı çarpıtmaktan ziyade benim tek yaptıgım şey İslami motifleri bir araya getirmek oldu. Tüm iletilerde benim yorumlarım çok azdır. Sorununuz var ise İslam ile hesaplaşacaksınız benimle degil. Ben yalancının yalancısıyım. ![]() saygılarımla |
|
| #9 | ||
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252
| Alıntı:
Savaşlarda güç dengesi diye bir şey var.Galip gelen her taraf savaşlardan sonra ganimet toplamıştır.Müslümanlar vakti zamanında kendilerini yurtlarından çıkaran ve her türlü engeli çıkaran düşmanı ekonomik olarak zayıflatmaya çalışmasının bu anlattıklarınız ile ne alakası var. Anlattılarınızı cevap vermeye değer görmüyorum.Çünkü son derece dönemin savaş hukuku ile ilgili tespitlerden ibaret.. Yazdıklarınıza bakanlar sizin inançlarının savcısı ve müslümanların da inanç mahkumu olduğunu sanacaktır. Biz müslümanlar sizin gibi ateistlerin bilmediği için bu konuları buraya yazdıklarını ve burada müslümanların cevabını öğrendikten sonra doğru görmek isteyeceklerini düşünmüyoruz.Onun için uzun uzadıya cevap verecek konu olmadığından cevapsız bırakıyoruz.Yukarıdaki ganimet olayında verdiğiniz örneklerin kaynak olarak doğru olup olmadığı bir tarafa, 7. yy arap toplumu hakkında ne kadar bilgisiz olduğunuzu ortaya çıkıyor. | |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,447
| sevgili dilaver, actiginiz konu ve verdiginiz bilgiler icin size tesekkür ederim; cok güzel, bilgi donanimli, verimli bir arastirma olmus. Kaynaklarini, zaten vermissiniz de. Ne zamandir bunu ben de yapmak istiyordum zaten. Hepmiz burada, asagi yukari bir bilgi alisverisi icin, bir seyler ögrenmek icin ve düsüncelerimizi paylasnmmak icin bulunmaktayiz. Siz verilerinizi sunmussunuz. Simdi önemli olan, diger arkadaslarin da bunlara gecerli argumanlar sunarak olayi aciklamalaridir. Kendi düsüncelerini, bilgilerini yazmalaridir. Ben burada, bu kadar önemli, ve kaynak gösterilerek verilen bigileri, carpitma diye gecistirmeye calisan insanlari anlamak söyle dursun; tam tersi, yapmis olduklari davranis ile bizim ne kadar hakli oldugumuzu ortaya koduklarinin farkinda olmadiklarini görüyorum. Cünkü cevabi olan bilgisiyle karsilik verir, gecistirme politikasina gerek duymaz. "Biz bunlari zamaninda baska yerlerde yazmistik" gibi söylemlerle olayi ört bas etmek dogrusu, tatmin edici ve aciklayici degildir. Kisinin emegine bu sekil cikislarla saygisizlik göstermek tasvip edilir bir sey degildir. Bu üslubun artik degismesi ümidiyle.... saygilar |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Marks gerçekte ne dedi? | YusufZamir | Siyasi İdeolojiler | 84 | 06-10-08 00:38 |
| Devrimci Yol | cnk | Siyasi İdeolojiler | 102 | 25-12-07 05:25 |
| Kemalizm | daees | Türkiye Siyaseti | 0 | 12-08-07 04:24 |
| Türk Milliyetçiliği | cengizfar | Siyasi İdeolojiler | 118 | 11-12-06 13:16 |
| Müzik Felsefesi (Sanat Felsefesi) | petricli | Arşiv | 4 | 28-06-05 12:18 |